(765 S. K. m. 15, 343, 588) (YİBK 15.11.1933 T. 1933/40 E. 1933/11 K.) (YİBK 26.05.1937 T. 1935/45 E. 1937/17 K.)
Affın şümulünden hariç suçlardan dolayı hükmedilmiş bulunan ve hapse tahvilen infazı lazım gelen müebbet kürek cezalarının Türk Ceza Kanununun hükümleri karşısında ne suretle infaz edileceği hususunda Birinci Ceza Dairesi kararları arasında ihtilaf hasıl olduğundan keyfiyetin tevhidi içtihat yoliyle halli C. Başmüddeiumumiliği yüksek makamından talep edilmesi üzerine evvelce ekseriyet hasıl olamamasına mebni 9/6/937 gününde toplanan Heyeti Umumiyeye (48) zatın, iştirak ettiği görüldükten ve nisabı müzakere tahakkuk ettikten sonra söz alan:
Başmüddeiumumi Y. Nihat: Af Kanununun 7 inci maddesinde, (1274 tarihli mülga Ceza Kanunu mucibince müebbet küreğe mahkum olup Türk Ceza Kanununun 588 inci maddesiyle cezaları hapse çevrilen mahkumların cezaları on beş seneye indirilir) denmekte olmasına ve bu affın mahiyeti umumî ve kat'î mahiyette bulunmasına nazaran her ne suretle olursa olsun müebbet küreğe mahkum olup ta 588 inci madde mucibince cezaları hapse çevrilenlerin bu aftan istifadeleri lazım gelir.
Her ne kadar Af Kanununun 11 inci maddesinde ve (D) fıkrasında Türk Ceza Kanununun 271 inci maddesinde ve 449 uncu maddesinin (2) numaralı bendinde yazılı cürümlerden birile maznun ve mahkum olanların aftan istisnaları gösterilmekte ise de bu istisna 7 inci maddenin mutlak hükmünü takyit edemez. Çünkü: 1 7 inci madde mülga 1274 tarihli Ceza Kanununa ait, 11 inci madde Türk Ceza Kanununa ait 2 7 inci madde müebbet bir ceza hakkındadır. Halbuki 11 inci maddenin gösterdiği 449 uncu madde muvakkat bir ceza hakkındadır. 3 7 inci madde müebbet kürekten hapse tahvil edilmiş bir cezaya mütedairdir. Halbuki 449 uncu madde ağır cezaya mahsustur.
Bununla beraber vazukanunun maksadı alelumum hangi devre ait olursa olsun memur katline ait bir istisna iraesine matuf bulunmuş olsa idi bu istisnayı Türk Ceza Kanunu ibaresiyle takyit etmeksizin irtikap ve irtişada olduğu gibi mutlak surette devlet memurlarını katledenler gibi bir ibare ile bu gibi cürümleri aftan istisna eylemesini icap ederdi. Binaenaleyh aftan istisna Türk Ceza Kanunu ile mahkum olanlara münhasırdır ve mukayyettir. Af gibi bir meselede kanunun sarih hüküm ve kayıttan karşısında mahkumunaleyhlerin aleyhine bir tefsir ve içtihat ile hareket fikrimce muvafıkı adalet olamaz.
Bu mütalaa yalnız benim fikrim değildir. Hususî dairelerin ve Ceza Heyeti Umumiyesinin fikir ve mütalaası da bu merkezdedir. Nitekim Birinci Ceza Dairesi 14 teşrinievvel 933 tarihinde 456 ve 457 inci maddelerin aftan istifade edemeyeceğine karar vermiş iken bir hafta sonra tebdili içtihat ederek 22/teşrinisani/933 tarihinde (Tatbik olunan 456 ve 457 inci maddesi 2330 numaralı Af Kanunundan istisna edilmemesine ve ceza müddeti beş seneden yukarı olmasına mebni affa tabi olduğundan tetkikatı temyiziye icrasına mahal olmadığına) karar vermiştir.
Bununla beraber Türk Ceza Kanununun neşrinden evvel memura hakaretten T.C.K. nun 271 inci maddesi mucibince verilen hüküm ve ilam Dördüncü Ceza Dairesince 28/teşrinisani/933 tarih ve 10816 numaralı kararla 456 ve 457 inci maddelerin nazara alınmaması yüzünden bozulmuştur ki gerek 271 inci ve gerek 456 ve 457 inci maddelerin ayni mahiyette bir ceza olmadığını göstermektedir. Diğer taraftan yine Dördüncü Ceza Dairesi bu esası nazara alarak 456 ve 457 inci maddeler mucibince bekçiyi dövmek ve tahkir suçunun Af Kanununa tabi olduğuna karar verilmiş ve bu karara itiraz olunarak Ceza Umum Heyetince verilen karara gelince, serdettiğimiz itiraz Af Kanununun Ceza Kanununun 271 inci maddeyi aftan istisna etmesine ve esasen bu madde maddei asliye olmayıp 457 inci madde gibi 456 ıncı madde mucibince verilecek cezanın tezyidinden bahis bulunmasına ve maksadı kanun 271 inci maddede mevzuubahis olan suç olmasına ve 271 ve 449/2, 456 ve 457 inci maddelere şamil olan hadisenin sureti tatbiki 271 inci maddeden daha hafif bulunmasından münbais olmayıp 271 inci madde, maddenin dairei hükmünde bir suç teşkil eylemesine ve Birinci Ceza Dairesinin içtihadı da bu merkezde bulunmasına nazaran 2330 numaralı Af Kanununun tatbikinde isabet olmadığından bahsile vukubulan itirazımız üzerine Ceza Umum Heyetince, Af Kanununun 11 inci maddesinin (D) fıkrası mucibince yalnız 271 inci madde hükmü aftan istisna edilip 456 ve 457 inci maddelerde yazılı cürümler mutlak surette mezkur kanunun şümulüne dahil ve affa tabi olduğundan itirazımızın reddine 18/kanunuevvel/933 tarihinde karar verilmiştir.
Şimdi müesses olan bu kanaat ve içtihadın hadisemize dahi tatbikinde Af Kanununun 11 inci maddesi T.C.K. nun 449 uncu maddesini istisna eylemiş olup 1274 tarihli Ceza Kanununun affa dahil olduğuna ve çünkü istisnanın 1274 tarihli kanuna şamil olmadığına kail olmak lazım gelir. İşte kanun ve işte içtihat Rey heyeti celilenindir.
Halil İbrahim; Af Kanununun tatbikinden evvel toplanan bir komisyonda madde numarasiyle mukayyet kalınmaması takarrür etti. Ve biz ve diğer daireler de böyle tatbikata başladık. Bilahare Heyeti Umumiyeye gelince verilen bir karar üzerine madde numarası nazara alınmağa başlandı. Hadise müebbet kürek cezalarında 588 inci madde sarahatına rağmen yirmi sene mi yoksa beş sene olarak mı infaz edileceği müzakerenin merkezi sıkletini teşkil eder. Filhakika Başmüddeiumumînin buyurdukları gibi müzakere daha muvafık olacağı mütalaasındayım.
Selim Nafiz; Müebbet kürek cezaları da müebbet hapis olarak infaz edilirmi? Çünkü kanunda müddetçe muadelet esası kabul edilmiştir. Kendi noktai nazarıma göre bizim elimizde Ceza Kanunu ne gibi müddetlere tabi olduğu ve infazı hakkında mahsus kavaid koymuştur.
Hapis cezasının müntehası yirmi sene olarak kabul edilmiştir. İçtima halinde de (30) seneyi tecavüz etmeyeceğini tasrih etmiştir. Bugün suç işleyen adama yirmi sene vereceğiz. Senelerce evvel işlenen suçtan dolayı (bilkülliye ceza te'siri kalmayan) adama müebbet kürek cezası ve buna mukabil de müebbet hapis verilecektir. Bu kabili tasavvurmudur?
Maznun lehine olan 15 inci maddenin ilk şeklinin tatbiki lazımdır. O da azamî yirmi senedir.
Fahreddin; 588 inci madde kanunun mer'iyetinde kat'ileşmiş olan işleri tasrih etmiştir. Bunun haricinde kalanları Ceza Kanununun müddetçe muadelet esasının kabul edildiği 2330 numaralı kanun tayin ve tasrih etmiştir.
Vehbi Yekebaş; Yeni kanunda kürek merhumu nedir? Müddetçe teadül kendi telakkime göre cezalar muvakkat veya müebbet olduğuna göre teadül olunca muvakkattır. Müebbet kürek ve müebbet hapis diye bir ceza kabul etmiyorum. Çünkü Ceza Kanununda müebbet bir hapis yoktur. O halde mevkiimiz kazaî bir safhadan teşriî safhaya geçiyor. Müebbet kürek hapis şeklinde infaz edilir. O halde de hapsin azamisi olan (20) seneyi kabul etmek zaruretiyle karşılaşırız. Bu zaruret hasıl olunca ve müebbet küreğin manası böylece taayyün ettikten sonra beş seneye indirmeye imkan var mı, yani makabline teşmil edilirmi edilmezmi? Hapsin beş seneden fazla olacağını tasrih eden kayıtlar olunca fazla olması lazımdır. Yani beş sene esas olamaz.
Af Kanununun 7 inci maddesi 15 seneye indirmiştir. Fakat henüz hüküm verilmemiş işlerde de bunun tatbiki mümkün değildir.
Halil İbrahim; 588 inci madde şüphe yoktur ki kat'ileşen cezalara şamildir. Eski kanunda esbabı muhaffifei takdiriye dolayisiyle idamdan mübeddel olarak müebbet kürek cezası verilirdi. Ağır hapis hapisten ağırdır. Yirmi sene olarak konan kaideye istinat etmiyorlar. Beş sene ne için tatbik edilmiyor? Lütfen izah ederlermi?
Vehbi Yekebaş; Kanun hini neşrindeki şerait ne ile manasını tayin eder. O güne göre yirmi sene olarak mana veririz. Bilahare çıkan kanun eski kanunun manasını izahtır, bir sarahattir.
Halil İbrahim; Bir kanun, hadiseler üzerinde manasını tayin eder. Yoksa kanunun neşri zamanında mana tayin edilmez.
Vehbi Yekebaş; Kanunun hini neşrindeki şeraite göre hadise zuhur ettiği zaman mana veririz, demek istedim.
Birinci Reis; Müebbet kürekte de müddet vardır. Birinde kanun tayin etmiştir. Diğeri ölünceye kadardır. Bu da bir müddettir. 588 inci maddede istisna teşkil eden bir sarahat vardır. Küreğin mukabili yeni kanunda ağır hapistir.
Fuat Hulusi; Müebbeden mahkum ise ve bunun da hapsen infaz edileceğine ve hapsin müntehası da yirmi sene olduğuna göre yirmi sene deyemeyizmi? Maznunun lehine gitmek itibariyle hapsin müebbedi olmamak noktasından bunu te'lif etmek lazımdır.
Birinci Reis; Bir kısmımız yeni kanun yirmi seneden fazla hapsi kabul etmemiştir, müebbet kürek yirmi seneye tahvil edilsin. Ve bir kısmımız da 588 inci madde müebbeti de kabul etmiştir. Müebbet kürek müebbet hapse tahvil edilir, diyoruz. Mesele budur.
İbrahim Ertem; Eski 15 inci madde okundu. Kanundaki ibarenin kalkması evvelki kanunda müntehası tayin edilmeyen hallerdeki tereddüdü kaldırmak için yirmi sene kaydı konmuştur. Hadisede 588 inci madde ve Tatbikat Kanununun 17 inci maddesi sarihtir. Müebbet küreğe bir mana verilmiştir.
Vehbi Yekebaş; Ceza Kanununun ikinci maddesi eski kanunla yeni kanun maddeleri arasındaki farka şamildir, ister tatbikte ister infaz da tearuz etsin, hafifi nazara alınır, demeleriyle müzakerenin kifayeti kabul edilerek neticede:
Cereyan eden müzakere safahatına göre esasa geçmeden evvel, yaptığı vazifeden dolayı memur öldürüp de 1274 tarihli Ceza Kanunu mucibince müebbet kürek cezasına mahkum olanların 2330 numaralı Af Kanunu hükümlerinden istifade edip etmeyeceklerinin tetkik ve halli icap edeceği anlaşılmakla evvelemirde bu cihet müzakere olundu.
Her ne kadar 2330 numaralı Af Kanununun başlangıcında bu kanundan istifade şekilleri gösterilirken 1274 tarihli kanun ile müebbet kürek cezasiyle mahkum olanların cezaları da onbeş sene hapse indirilmek suretiyle af hükümlerinden istifade edecekleri musarrah bulunmuş ise de müteakip 11 inci maddenin (D) fıkrasında Ceza Kanununun 449 uncu maddesinin ikinci bendinde yazılı cürüm maznun ve mahkumlarının bu kanun hükümlerinden istifade edemeyecekleri yazılı olmasına ve bu fıkrada 449 uncu maddenin ikinci bendile maznun ve mahkum olanlardan bahsedilerek esasen mülga olan eski kanunun 174 üncü maddesinin 2 inci fıkrası mucibince maznun ve mahkum olanlar hakkında bir şey denilmemesi bu maddelerin mevzuunu teşkil eden suçun mahiyeten bir olmasından ileri geldiğine ve Af Kanununun 11 inci maddesinin (D) fıkrasının başlangıcında yalnız TCK. nun 271 inci maddesinde yazılı suçtan dolayı maznun ve mahkum olanların aftan istifade edemeyecekleri mezkur bulunduğu halde taalluk ettiği suçun bir olması itibariyle Ceza Kanununun 456 ve matufu 457 inci maddesile 449 uncu maddesinin ikinci bendile maznun ve mahkum olanların da aftan istifade edemeyecekleri daha evvel tevhidi içtihat suretiyle kararlaştırılmasına ve şu suretle de istisnanın tayininde madde numarasının değil, mevzuunun nazara alınması icap eylemesine göre memur öldürmekten dolayı 1274 tarihli Ceza Kanunu mucibince maznun ve mahkum olanların 2330 numaralı Af Kanununun 11 inci maddesinin (D) fıkrası mucibince aftan istifade edemeyeceklerine ekseriyetle karar verildikten sonra ihtilaf mevzuunu teşkil eden hususun müzakeresine girişilerek gereği düşünüldü:
Her nekadar T.C.K. nun 588 inci maddesinde bu kanunun mer'îyete girdiği tarihte kat'ileşen kürek cezalarının müddetçe muadil olmak üzere hapsen infaz olunacağı yazılı ise de mezkur kanunun kabul ettiği cezaları ve bunların infaz şekillerini gösteren ikinci babında ceza nevileri tefrik ve her birinin infaz suretleri açıkça tayin edildiği halde müebbet hapis namile bir cezadan bahsedilmemesine ve ayni kanunun muahharan iki defa tadil edilen 15 inci maddesinin ilk metninde her türlü istisna ve takyidden arî olarak hapsin yukarı haddi yirmi seneyi geçmeyen muvakkat bir ceza olduğu mezkur bulunmasına ve Ceza Kanununun cürüm ve cezaların içtimaından bahseden 7 inci babında da hapis cezasının diğer cezalarla içtimai halinde dahi muayyen bir haddi geçmemesi esası kabul olunmuş ve müebbet hapis namı altında bir cezanın diğer bir ceza ile içtimai ihtimali nazara alınmayarak hapsin muvakkat bir ceza olması esası teyit edilmiş bulunmasına ve kanunda yeri bulunmayan ve infaz şekli gösterilmeyen bir ceza ile hiç bir kimsenin cezalandırılamayacağına ve bundan maada Ceza Kanununun sözü geçen 588 inci maddesi yalnız bu kanunun mer'iyete girdiği tarihte kat'ileşen kürek cezalarının ne suretle infaz olunacağını göstermesi itibariyle henüz zan altında bulunanlar veya hükümleri kat'ileşmeyenler haklarında tatbik olunacak cezanın tayini için Ceza Kanununun ikinci maddesinin koyduğu esaslar dahilinde aleyhte ve lehte olan kanun hükümlerinin tefrik ve tayini icap etmesine ve halbuki müebbet kürek ve müebbet hapis cezalarının yeni kanunda yeri bulunmamak itibarile bu cezalarla halen mer'î kanunun 449 uncu maddesinin ikinci bendinde ayni suç için mevzu muvakkat ağır hapis cezasının mukayesesiyle lehte ve aleyhte olanın tayinine imkan bulunmamasına ve elde bu veçhile kanunî bir mikyas ve mi'yar bulunmaması hasebiyle mücerret hapis cezasının ağır hapis cezasından daha ağır bir ceza olmasından istidlalen ve lehte olduğu hesabile bütün hayatı müddetince uzayacak müebbet hapis cezasiyle mahkum edilmesi kanunun asla istihdaf etmediği bir tatbik şekline yol açacağına ve Ceza Kanununun 588 inci maddesinin 15 inci madde ile mukayyet olarak tatbiki halinde kat'ileşmiş ve kat'ileşmemiş müebbet kürek cezaları yirmi seneden fazla hapse tahvil edilemeyeceğinden bu mahzurlar mündefi olarak kanunun aradığı adalet esasları muhafaza edileceğine ve her ne kadar Ceza Kanununun bahsedilen 15 inci maddesi sonradan meriyete giren 2275 numaralı kanunla tadil ve hapis cezasının kanunda hilafı yazılı olmamak şartiyle yukarı haddi beş seneyi geçmeyen bir ceza olduğu kabul edilmiş ise de eski 15 inci maddede hiç bir istisna ve takyit bulunmamasına mukabil yeni maddede kanunda hilafı yazılı olmamak kaydi mevzu ve tatbiki ihtilaflı olan 588 inci maddede ise kürek cezalarının müddetçe muadil olmak üzere hapse tahvil olunacağı mezkur bulunmak itibariyle hadisede suçlu aleyhine olan bu maddenin tatbikine kanunen cevaz bulunmamasına ve 3038 numaralı kanunla tadil edilen ve halen mer'î olan 15 inci maddede hapis cezasının yukarı haddi hakkında istisna zikredilmeyerek bu cezanın ancak yirmi seneye kadar uzayacağı gösterilmesi de bu gibi mahkum ve maznunlar hakkında müebbet hapis cezası tatbikine mani bulunduğuna ve netice itibariyle 588 inci maddenin tatbikinde mezkur kanunun ikinci babında cezalar hakkında mevzu esas kaidelerin nazara alınarak madde medlul ve şümulünün ona göre tayini iktiza ettiğine göre affın şümulünden hariç olan memur öldürmek suçundan dolayı verilen müebbet kürek cezalarının yirmi sene hapis olarak çektirilmesi iktiza edeceğine ekseriyetle ve 2275 numaralı kanunla tadile uğrayan Ceza Kanununun 15 inci maddesine göre hapis cezasının onbeş sene olarak infazı icap edeceği hakkında tevhidi içtihadı icap eder bir ihtilaf bulunmamakla beraber kanunda hilafı yazılı olmamak sarahatını ihtiva eden mezkur maddenin yukarıda gösterildiği üzere lehte tatbikine imkan bulunmamasına ve esasen 2275 numaralı kanundan sonra mer'iyete giren 2330 numaralı kanunun 5 inci maddesinde Af Kanununun şümulüne dahil müebbet kürek cezalarının affın tatbiki suretiyle onbeş sene hapis olarak infaz edileceği yazılı bulunması da tarihi mukaddem olan 2275 numaralı kanunla muaddel Ceza Kanununun 15 inci maddesinden maznun lehine bir mana çıkarılamayacağını açıkça göstermesine göre halen ihtilaflı olmayan bu cihet hakkında karar ittihazına mahal olmadığına ittifakla karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy