(6762 S. K. m. 3)
Uhdesine ihale olunan hayvan rüsumu zımnında diğer eşhasla aktettiği hususî mukavele mucibince asıl mültezimin şüreka aleyhine ikame ettiği zarar ve ziyan davasından dolayı verilen hükmün temyizen tetkikinde Temyiz Mahkemesi Ticaret Dairesi ile Üçüncü Hukuk Dairesi arasında tahaddüs eden ihtilaf üzerine 14 Şubat 934 tarihine müsadif çarşamba günü içtima eden Heyeti Umumiyeye kırk üç zatın iştirak ettiği görüldükten ve müzakere nisabı tahakkuk ettikten sonra söz alan Ticaret Dairesi Reisi Kazım Beyefendi;
Ticaret Kanunu Ticarî maddeleri sarahaten göstermiştir. Hadisemize göre iltizam muamelesinin ticarî olduğuna dair bir kayıt yoktur. Belediyeye izafeten rüsumu cibayet eden mültezimin muamelesi hiç bir zaman ticarî olamadığı gibi badel ihale münakasaya iltihak eden diğer eşhasın asıl mültezimle iştiraki de mahiyeti muameleyi tağyir edemez.
Üçüncü Hukuk Reisi Sait Beyefendi: Ticaret Kanununun vaz'ından maksat bir kısım muamelatın süratle intacıdır. Hadisede hayvan rüsumunu iltizam eden tüccar hiç şüphe yoktur ki ticaret kastı ile bu işi almıştır. Bu babta Ticaret Kanununun on beş, yirmi ve yirmi dördüncü maddeleri sarahatına göre Ticaret Dairesi tarafından tetkiki lazım geldiği gibi zatı hadise teessüs eden şirketin zararu ziyanından tevellüt etmiş olmasına ve tarafların defterleri beyyineden madut olduğuna göre muamelatı adiyeden deyemeyiz.
Ziya Beyefendi: Adi şirketlerle ticarî şirketler arasındaki farkı tarife hacet yoktur. Borçlar Kanunu meseleyi esasından halletmiştir. Ticaret Kanununun tayin ettiği vasıfları haiz olmayan şirketler adi şirkettir. Mültezim belediyeyi istihlaf etmiştir. Ticaret Kanununa göre bir şirketin muamelei ticariye terası maksadiyle teşekkül etmesi şarttır. Belediye resminin tahsili ticarî muameleden olacağına dair kanunda ne sarahat ve ne de delalet yoktur. Hadise sermaye yoktürki ticarî mahiyet arz edebilsin. Tarafların sermayeleri kendi amelleridir.
Sait Beyefendi: Burada sermayei şirket olan mültezimin nakdi veya an'anevî itibarıdır. Teminat akçası vermeden iltizama iştirak edemez.
Yusuf Cemal Beyefendi: Mültezim belediyeyi istihlaf eder, dediler. Böyle bir istihlafın mevcut olabilmesi için belediyeden ücret almak suretiyle bu işi yapması lazımdır. Böyle bir şey olmayınca kastı ticaretle olmuştur. Bu akidînin gayesidir ve esasen Ticaret Kanununun heyeti umumiyesinden istinbat olunan netice kastı ticarettir.
Ziya Beyefendi: İtibardan maksat, belediyenin mültezimden kefalet alması değildir. İtibar, alemi ticarette tanınmış bir zatın itibarî değeri bir kaç kişinin aralarında aktettiği şirketin itibarıdır. Bu, Ticaret Kanununda yeni bir mevzu ve bir kayıttır.
Kazım Beyefendi: Sermayeden bahsediliyor. Adi bir şirkette de sermaye mevzuubahistir ve bir şirkete sermaye koymak o şirketin ticarî olmasını icap ettirmez.
Sait Beyefendi: Bizim demek istediğimiz mültezimle şerikler arasındaki muameledir ve bu muamele de noktai nazarımıza göre ticarîdir, demeleriyle müzakerenin kifayeti kabul edilerek reye vaz olundukta:
Rüsumu cibayet eden mültezimin sıfatı belediyeyi istihlaftan ibaret olmakla muamelesi ticarî olamayacağına ve bu maksatla teşekkül eden şirketlerde de Ticaret Kanununun tayin ettiği vasıflar mevcut olmamasına göre hadisenin tetkiki Üçüncü Hukuk Dairei Aliyesinin vazifesi dahilinde olduğu cihetle evrakın dairei müşarünileyhaya tevdiine ekseriyetle karar verildi.
AYKIRI GÖRÜŞ
Aza Şevket Bey: İltizam muamelesi iltizam eden şahıs için bir ticaretten başka şey olamaz. Karara muhalifim. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy