(2709 S. K. m. 38) (1412 S. K. m. 291, 326) (3167 S. K. m. 16) (765 S. K. m. 11, 59) (1136 S. K. m. 164) (YİBK. 18.11.1936 T. 1936/26 E. 1936/35 K.)
Dava: 3167 sayılı Yasa'ya aykırı davranmak suçundan sanık Yusuf Kurt'un yapılan yargılanması sonucunda hükümlülüğüne ilişkin Antalya/Kale Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 09.09.2003 tarih ve 2002/8 esas 2003/181 karar sayılı hükmün süresi içerisinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığının bozma isteyen tebliğnamesi ile 19.10.2004 tarihinde daireye gönderilmekle incelenip gereği düşünüldü.
Karar: Bozma üzerine yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- CMUK'un 326/son maddesi gereğince, hükmün sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet Savcısı ya da aynı Yasa'nın 291. maddesinde gösterilen kimseler tarafından temyiz edilmesi halinde lehe bozma üzerine yeniden kurulan hükümle belirlenen cezanın ve sonucun önceki hükümle belirlenen cezadan ve sonuçtan daha ağır olmaması zorunludur.
3167 sayılı Yasa'nın 16/1. maddesi ile karşılıksız çek keşide etme suçunu işleyen sanıklar hakkında hapis cezası öngörülmekte iken 10.03.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4814 sayılı Yasa'nın 14. maddesi anılan maddede değişiklik yapılarak, karşılıksız çek keşide etme suçunu işleyen sanıkların çek bedeli kadar ağır para cezası ile cezalandırılmasına karar verileceği hüküm altına alınmıştır.
18.03.1936 tarih ve 26/35 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince, cürüm cezaları kendi arasında, kabahat cezaları da kendi arasında 11. maddede gösterilen sıraya göre şiddet farkı arzettiğinden, TCK'nın 11. maddesinin bir önceki bendindeki ceza kendisinden sonra gelen ceza ve cezalardan daha ağırdır.
Bu açıklamalar ışığında, incelenen dosya içeriği itibariyle; sanığın, 3167 sayılı Yasa'nın 16/1, TCK'nın 59/2. maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 1 yıl çek hesabı açmaktan ve çek keşide etmekten yasaklanmasına ilişkin 04.04.2000 tarih ve 1999/228 esas, 2000/99 sayılı kararın, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 11.12.2001 gün ve 2001/15613 esas, 2001/25741 karar sayılı ilamıyla 4709 sayılı Kanunun 15. maddesi ile değiştirilen Anayasa'nın 38. maddesinin son fıkrası karşısında yasal düzenlemenin ne olacağının belirlenmesi açısından acilen uyum yasalarının çıkartılması zorunluluğu da nazara alınarak sonucun beklenmesi ve buna göre yeniden takdir ve değerlendirme yapılarak uygulama yapılmasında zorunluluk bulunduğundan bahisle bozulması üzerine bozma ilamına uyularak sanığın, 4814 sayılı Yasa ile değişik 3167 sayılı Yasa'nın 16/1-3. maddesi gereğince çek bedeli tutarı olan 1.000.000.000.TL. ağır para cezası ile cezalandırılmasına karar verilirken, hakkında TCK'nın 59. maddesinin uygulanmadığının anlaşılması karşısında; CMUK'un 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakkın cezanın türü ve miktarı yönünden olup, sanık lehine bozmadan sonra tayin edilen ağır para cezasının, önceki hükümde tayin edilen hapis cezasından daha ağır nitelikte olmadığı nazara alınarak, suça konu olayda CMUK'un 326/son maddesinin uygulama koşullarının bulunmamakla birlikte; sanık hakkında TCK'nın 59. maddesinin uygulanmama gerekçesinin aynı Yasa'nın 29. maddesi gereğince karar yerinde gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2- 4814 sayılı Kanun'la değişik 3167 sayılı Kanun'un 16/3. maddesinde öngörülmediği halde, sanığın çek keşide etmekten yasaklanmasına karar verilmesi,
3-1136 sayılı Avukatlık Yasa'sının 4667 sayılı Yasa'nın 77. maddesi ile değişik 164/son maddesi hükmünün yorumlanmasında hataya düşülerek, vekalet ücretinin katılan yerine katılan vekili adına hükmedilmesi,
Sonuç: Yasaya aykırı sanık vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün istem gibi BOZULMASINA; 10.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy