(1086 S. K. m. 423)
Dava: Ceza Mahkemelerince hükmolunan ve miktarı yirmi beş lirayı geçmeyen manevî tazminatlardan dolayı harç alınıp alınamayacağı hususunda Dördüncü Ceza Dairesinin 11.6.1936 gün ve 326/5337 numaralı ilâmile İkinci Ceza Dairesinin 25.11.1936 gün ve 662/1258 numaralı ilâmı arasında hâsıl olan içtihat ihtilâfının halli başmüddeiumumîlik makamının 25.11.1936 gün ve 4829 numaralı müzekkeresiyle talep edilmesi üzerine 3.2.1937 de toplanan Heyeti Umumiyede ilâmlar okunduktan sonra söz alan:
Reis Osman Remzi; Alınan haç masarifi muhakemedir. Hangi mahkemede duruşma yapılmışsa o mahkemenin hükümlerine göre alınır. Ciheti cezaiyede görülen bir hukuk davasından harç alınmaz demek kanunun sarih ibaresine muhaliftir. Ceza mahkemesinde yapılan masraf mukabilidir. Esası hukuk mahkemesinde görülecek iken cezada görülmüş olması halinde hukuk almazdı, biz de almayız demek doğru değildir. Harç Kanununun bircni maddesi umumî bir hükmü ihtiva eder. Cezada yirmi lira dava edilmiş, yirmi lira da hükmedilmiş ise yirmi lira üzerinden harç alacağız. Cezadaki harçlarla hukuktaki harçlar mahiyeten de farklıdır.
Birinci Reis; Harç masarifi muhakeme değildir. Tazminat davası bir hukuk davasıdır. Üçüncü Cezadaki işler başkadır. O bize gelmemiştir. Teminatı maneviye mevzuubahistir.
Yusuf Kemal; Harç tarifesi yapılırken hukukta Nöşatel, cezada Alman harç tarifesi nazara alınmıştır. 2500 kuruştan fazla dava ikame edilip yirmidört lira hükmedilirse bundan harç alınır. Mahkûmunbihten harç alınmak lâzımdır.
İbrahim Etem; Harç tarifesi kanununun altmış yedinci maddesinde (şahsî hukuk ve tazminat kabilinden olan para cezalarına dair verilen hükümlerde hukk mahkemlerinde alınan nisbî harç alınır) denmektedir. bu maddede (para cezalarına dair olan davalarda) denmemiş olmasına göre hüküm esa tuulmuştur. şu halde, ğere hüküm 2500 kuruşu geçmiş ise hukuk mahkemelerinde alınan nisbî harç alınmak lâzmdır. Altmış yedinci madde on dokuzuncu maddeye atıf yaparken hükmü esas tutmuş olunca nisbî harcın tayini sırasında ceza davalarında istenilen taminat ve tazminat kabilinden olan para cezası miktarına değil, hüküm altına alınan miktara bakmak lâzımdır.
Bu noktai nazardaki isabet tazminat kabilinden olan para cezalarında dahi bariz bir surette görünmektedir. Meselâ, bir tünün kaçakçılığı davası ikame edilmiş, bu tütünlerden 800 kilo istimale gayri salih görülmüş ve bu cihetten suçlu beraat etmiş, diğer dört kilodan mahkûm edilmiş olsa bu suçludan nisbî harç alınmamak lâzımdır. Nerde kaldı ki 1918 numaralı kanunun muaddel elli altıncı maddesi hükmüne göre re'sen para cezalarının hükme alınmasına cevaz verilmiştir. bu kabil hallerde ve davadan fazla hükme alınan tazminat kabilinden para cezalarında davaya bakılmayarak hükmün esas tutulması lüzumu pek aşikârdır. (Tazminat için) davayı ve (tazminat kabilinden olan para cezaları için) hükmü esas tutmak ve bir maddedeki hükme ayrı ayrı esaslar dairesinde mana vermekte isabet olamaz. Tazminat kabilinden olan para cezalarının tazminat davaları ile karıştırılmamasını bazı arkadaşlarımız yazıyordular. Halbuki bunlar birbirinden ayrılamaz. Biz bu müzakerede yalnız ceza davalarındaki tazminat hükümlerinden ne esas dairesinde nisbî harç alınmasını k abul edersek tazminat kabilinden olan para cezalarında da o esası takip etmekliğimiz icap eder. Bu cihet müzakeremizin mevzuuna dahildir. Birlikte müzakere edilerek her ikisinde de hükmün esas tutulması icap ettiği kanaatındayım.
Sonuç: Ceza mahkemelerinden para cezasına ve hürriyeti bağlayıcı bir cezaya dair verilen hükümler ile birlikte şahsi hukuka ve tazminata da hükmedildiği takdirde ceza harçlarından başka hukuk mahkemelerinde alınan nisbî arç alınacağı 2503 numaralı kanunda yazılı olmasına mebnî hukuku amme davalarile birlite ikame olunan tazminat davalarının miktarı iki bin beş yüz kuruşu tecavüz ettiği takdirde tazminata dair verilen hükümden mikatrına göre ayrıca nisbî harç alınması ve müddeabih (2500) kuruştan fazla değilse hükmolunacak tazminat için başkaca nisbî harç alınmaması lâzım geleceği evvelki oturumda sülüsan ekseriyet hâsıl olamadığından bu oturumda mevcudun mutlak ekseriyetiyle kararlıştırılmıştır.
Vehbi Yekebaş; Harç Tarifesi Kanununun altmış yedinci maddesinde, "şahsî hukuka ve tazminat kabilinden olan para cezalarına dair verilen hükümlerde ... nisbî harç" alınacağı gösterilmiş olmasına ve bu suretle harç hükme tahsisi edilmiş bulunmasına göre bu umumî hüküm mukabelesinde kanunun meselâ elli sekizinci maddesinde olduğu veçh üzerine hususî bir istisnası mevcut bulunmadıkça dava miktarı harç tayininde memsek olamayacağı reyindeyim.
Full & Egal Universal Law Academy