(2004 S. K. m. 365, 257, 265)
Dava: Emvali üzerine haczi ihtiyatî kararı istihsal ve tatbik edilmiş olan kimse tarafından borcu olmadığına dair açılan davanın kabulile yapılan muhakeme neticesinde verilen hükmün Ticaret Dairesince, haczin esasına itiraz mahiyetinde olmadığı ve esasa intikal edilmediği halde esasının tetkiki lehinde evvelce takarrür etmiş içtihat hilâfına bu kerer bu kabil davaların istima olunamayacağına dair yeni bir eksireyetin tahassül etmiş olması hasebile keyfiyetin tevhidi içtihat yolile halli lüzumu bu daire reisliğinin 10.11.1936 tarih ve 268 numaralı müzekkeresi ile bildirilmişti.
9.12.1936 gününde toplanan Heyeti Umumiyeye kırk zatın iştirak ettiği görüldükten ve müzakere nisabı tahakkuk ettikten sonra hadise bir kerer Birinci Reis İhsan Ezgü taraından izah edildikten sonra söz alan Şefkati; İcra ve İflâs Kanunu emrî kanundur. Haczi ihtiyatî faslı münderecatına göre ikisi sebepli ve ikisi sebepsiz haczi ihtiyatî konabilir. Borçlunun itirazı kanunda sayılan sebeplere istinat etmesi lâzımdır. bunun haricindeki itirazların reddine dair olan kararları biz doğru buluyoruz.
Hulûsi Demirelli; Alacağın istinat ettiği sebep başka, ihtiyatî haczin sebepleri başkadır. Ancak itiraz haczi ihtiyatînin vaz'ına mütedair olan iki sebebe istinat etmesi lâzımdır. Yoksa esasa giremez. Esasına girmişse biz bu endişe ile bunun (temyiz) kabiliyetini kabul ediyoruz.
Osman Nuri; Vazııkanun sebebi hacze karşı itirazı kabul etmiştir.
Reis Vehbi; Haczin sebebine olan itiraz kanunda müsarrahtır. Esasa itiraz edilbelmek iiçin alacaklının harekete gelmesine mi intizar edecek, yoksa kendisi re'sen hareket mi edecek? İcra Kanununda böyle bir kayıt yoktur. O halde ahkâmı umumiyeye yani hukuk usulüne gideceğiz. Usulümüz. herkesi dava ikame etmekte serbest bırakmıştır. Böyle olunca borçlunun alacaklının yapması lâzım gelen merasimi beklemesi maddi ve manevi zararı mucip olabilir.
Osman Nuri; Borçlu için bi zarar mutasavver değildir. Kanunî muaraza yoktur.
Hulûsi Demirelli; Fikirlerde uyanan endişe varit değildir. Bu gibi mecburiyetler alacaklılar için de varittir. Faslı tamamen okursak mesele tavazzuh eder. Takip hukkuna müteallik olan harczi ihtiyatînin kaldırılmasını istiyor. Borcun sebebini mevzuubahis edemez.
Reis Vehbi; Haczi ihtiyatî konduktan sonra borçlu mahkemeye veya icraya gelse de borcun ödendiğini iddia etse niçin tetkiki edilmesin? Alacaklıya tahmil edilen vezaifi de borçlu yapmış olur. Kanaatı kâmilen borçlular sebep ile beraber esas hakkında mahkemeye müracaat edemeyeceğine dair bir kayıt yoktur.
Sait; Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunundaki tedbiri ihtiyatî de vardır. Hiç bir vatandaşı mahkemeye gitmekten men edemeyiz.
Hulûsi Demirelli; Tedbiri ihtiyatî başka haczi ihtiyatî başkadır. Ve bu tfrik edilmiştir. İcra ve İflâs kanununa alınmakla takip hukukna aittir.
Cevat; Haczin sebebine itirazı kanun kabul etmiş ve tasrih etmiştir. Seri bir usulle işin halil istihdaf edilmiştir.
Vaktin gecikmesi hesabile müzakereye son verildi.
20.1.1937 gününde toplanan Heyeti Umumiyede hadise tekrar Birinci Reis tarafından izah edildikten sonra söz alan Şefkati; Kanunun teyit etmediği haklar ve mahkemede ve ne de icrada mevzuubahis olamaz. İcra bir usul kanunu olduğuna göre borçlu alacaklının karşısına ancak bu usuller dairesinde çıkabilir.
Kâzım; Dairenin takarrür etmiş bir içtihadı vardır. Mesele gayet basittir. Haczi sebepsiz olduğunu söyler. Alelekser de itirazlar şu şekildedir. Biz bborcu ödedik veya müruruzaman ve sair gibi sebeplerle haczi ihtiyatî vaz'ı sebeplerine itiraz ederler. Bu vaziyete göre bunlara böyle bir hak vermemek doğru olmasa gerektir. Borçlu olmadığını bilen borçlunun hareket hakkını nazara almmak nasıl olur?
Şefkati; İcra muamelesine karşı meni muaraza davası ancak borçtan kurtulma suretiyledir. Bunu fert eden kimse borcun temdit edildiğini söyleyebilir ve noterden musaddak bir senetle durdurabilir. Böyle bir kaideyi de biz koyamayız. Ancak Medeni Kanunda bu mümkündür.
Sait; Yetmiş birinci madde senedi resmîye karşıdır. Haczi ihtiyatî yalnız senedi resmi ile değildir. Ancak sebebe itiraz denilmiştir. Her suretle itiraz edilebilir.
Bu tahdit doğru değildir. Sebep kelimesi üzerine oynayarak borçluların hakkını iptal etmelim.
Birinci Reis, İcra ve İflâs Kanunundaki bu fasıl icranın bir mukaddimesidir. Haczi ihtiyatî vaz edilince dayine ya mahkemeye gideceksin veya icra takibinde bulunacaksın, diyor. Mahkemese gidince istediğini iddia eder. İcra takibinde bulunursa medyinun bir itiraz hakkı vardır. Ref'i itiraz kabul edilmezse mahkemeye d e gider. İcra safahatında esas deyne itiraz tariki kabul edilmemiştir. Men'i muazara başkadır. Bu ayrı bir safhadır. Sebebine itiraz eder. dendiğine göre bu fevkalâde bir itiraz yoludur. Men'i muaraza davası her halde yapar. Mâni yoktur. Bu da mevzuumudan hariçtir. Esasa itiraz için de yol vardır. İşte mahkemler, mücerret haczi ihtiyat3inin sebebine itiraza hak vermiş olan kanuun sarih hükmü karşısında esasına itiraz ederek icrayı durduramaz.
Osman Nuri; Mahkemeye giderse müdafaatını istediği gibi yapar. İcraya giderse medyinin hakkı itirazı vardır.
Haczi ihtiyatîlerde borcun esasına hakkı itirazı yoktur. Bunun aksi kabul edilirse mahkemelerce verilecek kararlarda tehiri icra kararı verilecektir. O takdirde kanunun istihdaf ettiği gaye nerede kalır? Aksini alırsak infazdan sonra bir karar çıkarki bu da nasıl telif edilebilir?
Sait; İtirazı ref edilirse borçtan kurtulma davası ikame edemez.
Şemseddin; Sebebine itiraz edilirse ne alâ, aksi takdirde itirazı reddedeceğiz.
Kâzım; Bu davaları ve işin mahiyetini birbirinden ayırmak lâzımdır. Malımı kaçırmıyorum, ikametgahım vardır, diye itiraz vaki olursa alacaklı itirazın ref'ini ister. Veya mahkemeye gider. Bunları yapmaz ve itirazı ref edilirse niçin borçlu borçtan kurtulma talebinde bulunması? Her iki suretle de yapılan haciz takipleri arasında fark yoktur. Borçlu sebebe itiraz etmedikçe men'i muaraza edemez, borçtan kurtulma davası ikame edemez, diyemeyiz.
Osman Nuri; Bu kanun bir küldür. İtirazın ref'ine karar erildiği takdirde ancak istirdat davası yapabilir. Ahkâmı umumiye eb'attır. Yakına gidelim.
Birinci Reis; İhtiyatî haciz bir başlangıçtır. Esasa itiraz edemez. Muvakkaten reddedilirse borçtan kurturla davasını açabilir. Medyunun hakkı müemmendir. Mahkemedeki itiraz mevzuubahistir.
Şefkati; İcraen vaki muarazanın meni talep edilmelidir. Ref'i itiraz kabul edilirse kat'idir. Yetmiş birinci madde haczi ihtiyatîde tatbik edilir. Kanunun gösterediği iki sebep haricinde bir şey söylenemez, demeleriyle müzakerenin kifayeti kabul edildi.
İhtilâfın mevzuu İcra ve İflâs Kanununun 265 inci maddesinde yazılı olduğu üzere kendisi dinlenmeden verilen ihtiyatî haciz kararının istinat ettiği sebee karşı itirazı havi olmayan ve fakat haciz kararı almış olan alacaklı aleyhine umumî hükümler dairesinde borcu olmadığına ve meselâ alacaklı yedindeki senedin kendisine ait bulunmadığına veya sahte olduğuna veya hile ve hata ve sair suretle istihsal olduğuna dair borçlu tarafından müstakillen ikame edilen davaların kabul ve istimaı caiz bulunup bulunmadığından ibaret olduğu anlaşılmıştır.
Muhalif reyde bulunanlar ihtiyâti haciz kararı üzerine borçlunun ancak 265 inci maddesinin hükümleri dairesinde 257 nici maddede yazılı haciz sebeplerine itiraza hakkı olup ayrıca umumî hükümler dairesinde böyle bir dava açmağa mezkûr kanunun dokuzuncu babı hükümlerinin müsait bulunmadığı ileri sürmektedirler.
2004 numaralı kanunun dokuzuncu babında ihtiyatî haczin sebepleri ve nasıl konacağı ve kararı alan alacaklının ne yolda harekete mecbur bulunduğu ve haczin nasıl kaldırılacağı ve bu sebeplerle ne zaman ve ne yolda itiraz edileceği hasr ve tasrih edilmiş olmakla borçlunun doğrudan doğruya ihtiyatî hacre müessir olacak teşebbüslerinin de bu hükümler dairesine münhasır olduğu şüphesizdir.
Ancak kendisine asılsız bir borçtan dolayı müdahale edildiğini gören borçlunun borcu olmadığına ve alacaklı yedinde bulunan senedin yukarda yazılı sebeplere binaen iptaline dair umumî hükümler dairesinde her zaman dava ikamesine hakkı mahfuz olup bu hakkını istimal edemeyeceğine dair kanunî bir mâni de blunmamışır.
Binaenaleyh ihtiyatî haczin sebebine itiraz eden borçlu İcra ve İflâs Kanununun bu babı hükümlerine tevfiki hareket etmeğe mecbur ve umumî hükümler dairesinde ve fakat ihtiyatî hacze ve takibe doğrudan doğruya müessir olmamak üzere dava ikame etmek hakkına da malik olduğuna ekseriyetle karar verildi.
Aza Şefkati Özkutlu: Bir intizamı amme kaidesi olan yetmiş birinci maddesinin istikraî hükmü, borçlunun İcra ve İflâs Kanununun çerçevesi haricine çıkarak alacaklı aleyhine açtığı meni muaraza veyahut borçtan kurtulma davaıs neticesinde istihsal eylemiş olduğu ilâmı da şümuylü dairesine alacak bir tefsire müsait olmadığı gibi intizamı ammeden olan usulî muamelelerde kıyas da cari olamıyacağı cihetle meni muaraza ilâ mının yetmiş birinci maddede zikrolunan senetlere kıyası suretiyle de infazı ve muameleye vaz'ı cihetine gidilemez. İşbu sebeplerden dolayı ittihaz olunna karar muhalifim.
Aza Y. K. Aslansan: İcra ve İflâs Kanununun 257 nci maddesinde yazıl ihtiy3ati haczin sbeplerine itiraz davasına alacağın istinat ettiği sebeplere itiraz olunamaz.
Mezkûr kanunun 265 inci maddesine tevfikan alacaklı dava açtığı veya takipte bulunduğu surette borçlu ancak bu zaman borcun sebeplerine mütedair bilcümle itirazlarını dermeyan eder.
İcra ve İflâs Kanunun derpiş etmediği bir tarzda umumî hükümler dairesinde ve fakat ihtiyatî hacze ve takibe müessir olmayacak bir davanın açılmasına amelî bir faide olmadığı gibi mezkûr kanunun prensiplerine de uygun bulunmadığı reyinde bulunarak işbu karara muhalifim.
Full & Egal Universal Law Academy