2556 sayılı Hakimler Kanunu muvacehesinde sorgu hakim vekillerinin aza salahiyeti ile mahkeme heyetine iştirak ettirilmesi hususu Temyiz Birinci Ceza Dairesinin 26/2/937 tarih ve 1972/742 numaralı ve Temyiz Dördüncü Ceza Dairesinin 11/3/936 tarih ve 8626/2005 numaralı ilamlariyle bozma sebebi ittihaz edildiği halde mümasil bir hadisenin itirazen Ceza Umum Heyetince müzakeresi esnasında mezkur bozma sebeplerine aykırı nisabı ekseriyet hasıl olacağı anlaşılmakla keyfiyetin tevhidi içtihat yolile halli lüzumu Birinci Reislik makamının 1/7/937 tarih ve itiraz 274 numaralı müzekkeresiyle istenilmesine mebni 7/7/937 tarihinde toplanan Heyeti Umumiyeye (46) zatın iştirak ettiği görüldükten ve müzakere nisabı tahakkuk ettikten ve mezkur müzekkere ile ilamlar okunduktan ve hadise Birinci Reis İhsan Ezgü tarafından izah edildikten sonra söz alan;
Halil İbrahim; Aksini iddia edenler izah buyursunlar. Birinci Reis; Vekaletin tahriratını okudu.
Mecdi; 367 numaralı kanuna istinaden muvakkat salahiyeti kazaiye verilirdi.
Hakimlere vekalet edemez. Yeni Hakimler Kanunu mucibince sorgu hakimi vekili namı altında iki kısma ayrılmıştır.
Halil İbrahim; Harbi Umuminin doğurduğu mecburi vaziyet ve sebepler karşısında açıkta kalan hükkam ve memurini adliyeyi diğer adli vazifelerle işgal etmek ve işgal altında kalmış yerlere ait işleri diğer yerlerde gördürebilmek üzere o tarihlerde bir kanun neşredilmişti. 339 senesine kadar hükmü devam eden bu kanun o sene yeniden bir maddenin kanunla tekrar ve te'yit edildi ki bu kanunda yine (Adliye Vekaletine hakim, müddeiumumilerle müstantiklere asli vazifelerine ilaveten diğer vazifeleri gördürmeğe salahiyet) verilmiştir. Bu kanun hükmü on dört senedenberi bu halde devam ediyor. Ne Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ve tadilleri, ne de 2556 sayılı Hakimler Kanunu o bir maddelik kanun hükmünü ortadan kaldıramamıştır. Çünkü bu bir ihtiyaç ve zaruret icabıdır. Onun doğurduğu neticedir.
Bu bir maddelik kanunda kullanılan kelimeler, hakim, müddeiumumi ve müstantik kelimelerinden ibarettir. Ceza M.U.K. nu ile sorgu hakimi ünvanını alan müstantiğin ismi de bu kanunda değiştirilmemiştir. Çünkü kanun değişmedi. Ve şüphesiz müstantik kelimesi de ona tebaan kaldı.
Böylece Adliye Vekaletinden verilmiş kazai salahiyetlere istinaden bir çok yerlerin müstantikleri mahkeme heyetleri arasına girmiş ve bunlarla teşkil edilen heyetler tarafından layu'at hükümler verilmiştir. Müstantiklerden bazılarının yeni Hakimler Kanunile sorgu hakim vekili ünvanını almaları hiç kimsenin nazarı dikkatini celbetmedi. Ve kimse bununla meşgul olmadı. Fakat bundan iki üç ay mukaddem mülga meslek mektebi müdürü Sezai ismindeki zatın sahtekarlık yaparak verdiği şahadetnamelere istinaden müstantik tayin edilmiş olan kimselerden ikisinin hakimlikten ıskatına hakimler inzibat encümenince karar verilmesi üzerine iş itirazen Temyiz Encümenine intikal etmişti. Bu encümende yapılan ilk tetkikte bunların hakimlik sıfat ve salahiyetini haiz olmadıkları ileri sürülerek haklarında verilecek inzibati cezaların vekalet inzibat meclisine ait olduğuna ekseriyetle karar verilmişti. Adliye Vekaleti bu kararın tashihan tetkikini istedi. Temyiz Encümeni tashihi karar usulü cari olmadığından red etti. Bu iş böyle bittikten bir müddet sonra yine bu tarzda temyiz encümenine yeni bir iş geldi. İnzibat meclisinin bu kabil müstantiklerden ikisi hakkında inzibati ceza tayininin Vekalet inzibat komisyonuna ait olduğu esbabı mucibesiyle vazifesizlik hakkında verdiği kararına itiraz olunuyordu. Temyiz encümeni itirazen tetkik ettiği bu işi şu kararla bozdu. Bundan sonra gelen buna mümasil kararlar artık müstakar şekil alan ekseriyet karariyle bozulmaktadır.
Bugün heyeti celilelerini işgal eden sorgu hakim vekillerine ait ihtilafın idari cephesi bu şekilde hal tarzına iktiran etmiş bulunuyor.
Şimdi işin kazai seyr ve cephesine gelelim.
2556 sayılı yeni Hakimler Kanununun mer'iyet mevkiine konulduğu 1/kanunuevvel/934 tarihindenberi yani takriben ikibuçuk senedir Temyize gelen mukarreratta heyeti teşkil eden zevattan birinin sorgu hakimi veya vekili ünvanını haiz olup olmadığına bakılmaksızın zabıtta kazai salahiyetin yazılmış bulunduğu görülünce bu kayt ve malumat kafi görülerek hükmün diğer cihetleri tetkik olunmakta ve sorgu hakimi veya vekili imiş gibi bir sebeple bozma yapmağa hiç bir icap mülahaza edilmeksizin temyiz tetkikatı muttariden bu tarzda cereyan etmekte idi. Ahiren Büyük Millet Meclisinden geri alınan bir idam dosyası dairemize tevdi edildi. Bu dosya Başmüddeiumumilik makamından bir tashihi karar talebile bize veriliyordu. Tashih talebinin sebep ve illeti de şurası, 2556 sayılı Hakimler kanunile sorgu hakim vekili ismini alanlara hakimlik sıfatı verilemeyeceğinden bunların iştirakiyle teşekkül etmiş olan heyetler tarafından verilen hükümlerin keenlemyekün addi icap eylediği cihetle hükmün bozulması istenilmekte idi. Dairemiz dosyayı yeni baştan tetkik etti. Zabıtnamedeki bütün celselerde heyetin kaza salahiyetini haiz sorgu hakiminin iştirakiyle teşekkül ettiği yazılı olduğu gibi celse altlarında da kaza salahiyetini haiz sorgu hakimi ismi konarak imza atılmıştı. Tashih talebinde mevzubahis edilen sorgu hakim vekili diye bir ünvan ve imza göremediğimiz için bu talebi reddetmiştik. Başmüddeiumumilik makamı aliyesi bizim reddimiz üzerine Vekalete müracaat ederek mevzuubahis işte aza vekili olarak bulunan zatın sorgu hakim vekili ve (22) lira maaş almakta olduğunu müsbit vesikalar istihsal ve bunları raptederek Ceza Umum Heyetine itirazen müracaat etmişti. Ceza Umum Heyetinde biz kararımızda tamamen haklı olduğumuzu iddia ettik. Umum Heyet noktai nazarımıza iştirakle beraber Başmüddeiumumiliğin ahiren istihsal edip itiraznameye raptettiği vesikalarla işin asıl ihtilafı mucip olan noktası sorgu hakim vekillerinin mevzuubahis ünvana taalluk ettiği için esas mes'eleyi halletmek lazım geldiğine ekseriyetle karar vererek hadiseyi ve ihtilafı mucip hususu tetkik edip ekseriyetle vardığı netice tashihi karar talebinin varit olmadığı noktasında temerküz etmişti. Fakat iş tevhidi içtihat suretiyle halle iktiran etmek lazımdır, denerek buraya arzedildi. İşin halle muhtaç ve kararlar arasında ihtilaf olduğu takarrür ettiğine göre esasa ait noktai nazar ve mütalaamızı arzediyoruz.
Dairemiz 2556 sayılı Hakimler Kanunile ünvanları sorgu hakim vekilliğine inkılap etmiş olan bu kabil müstantiklerin kaza salahiyetlerinin mürtefi olmadığına kanidir. Bir kerre şu ciheti arz ve tesbit edeyim. Ödemiş Sorgu Hakimi olan Habib Şen ismindeki zat'a 933 senesinde Adliye Vekaletince ağır ceza ve asliye ceza mahkemelerinde bulunmak üzere kaza hakkı verilmiş ve bu zat bu hakka istinaden o tarihten bu güne kadar heyet arasında bulunmuştur. Şu ciheti tesbitten mukaddem 2556 sayılı yeni Hakimler Kanunu mer'iyet mevkiine konulduktan sonra Adliye Vekaletince bu zatın kaza salahiyetinin ref'edildiğine dair hiç bir karar alınmamış ve kendisine bu yolda bir tebligat yapılmamış olduğunu evvel be evvel arzetmek içindir. Bu husus müttefikunaleyhtir. Demek ki o hakkı vermiş olan makam bunu istirdada lüzum hissetmemiş ve bilakis idamesini muvafık ve musip görmüştür.
İkincisi: Bu zatın sorgu hakim vekili olduğunu ileri sürerek kaza salahiyeti kalmadığını iddia edenler şu noktaya ve sebebe istinat ediyorlar. Hakimler Kanununun muvakkat ikinci maddesinde, (Meslek Mektebinden mezun olup da bu kanunun mer'iyete girdiği tarihte (1452) sayılı Barem Kanununun 11 inci ve daha altındaki derecelerden yani 2500 kuruştan dün maaş alan müstantikler sorgu hakim vekili itibar olunur ve almakta bulundukları aylıkları alırlar. Üç sene zarfında muayyen kanunlardan imtihan verdikleri takdirde 11 inci derecedeki sorgu hakimliklerine tayin olunurlar ve bu kanunda gösterilen usul ve şartlara göre yalnız sorgu hakimliğine terfi edebilirler. İmtihanda kazanamayanlar hakkında 10 uncu madde hükmü tatbik olunur, yani üst üste muvaffakiyet hasıl olmazsa vazifeden affolunurlar.)
Görülüyorki muvakkat ikinci madde bu kabil kimselerin bu şartları haiz sorgu hakimlerinin bu meslekte devam ve terakki edebilmeleri için kendilerini bir imtihana tabi tutmuştur. Muvaffak olanların meslekte bakasına müsaade ediyor. Olamayanları çıkarıyor. Asıl hakimler de esasen böyle değilmidir. Malumu alileri olduğu üzere yeni Hakimler Kanununda teminatsız hakim sayılanlar (55) lira maaşa geçmek için muayyen imtihanı vermek mecburiyetindedirler. Veremeyenlerin bu muvaffakiyetsizliği iki defa tekerrür ederse vazifeden affolunurlar. Demekki vazııkanun gerek sorgu hakimlerini ve gerek asıl hakimleri ilk derece ve maaşlarda bir takım kuyut ve şurut mecburiyetlere tabi tutmuş, bunlardan muvaffak olanların devamına müsaade etmiştir. Sorgu hakimliği ile asıl hakimlik zaten bir birine karıştırılamayacağına ve bir mesleki mahsus olan mektepsiz sorgu hakimliğinden sulh hakimliğine geçmek imkansızlığına göre bu kuyut ve şurutun ve imtihan külfetinin bir adama verilen kaza salahiyetiyle ne münasebeti olabileceğini anlamak cidden güçtür. Bu mülahazanın aleyhinde bulunanların istinat ettikleri bir cihet daha vardır. Hakimlerin sınıf ve dereceleri 1 numaralı cetvelde sayılırken sorgu hakim vekilleri diye bir sınıf gösterilmemiştir. İşte bu da gösteriyorki bunlar hakim değillerdir. Halbuki istinat edilen muvakkat ikinci madde iyice tetkik buyuruluyorsa görülürki bu kabil sorgu hakimlerinin hakim vekili sayılmaları tamamen itibaridir ve lafzidir. Kanunun ibaresi aynen şudur: (maaş alan müstantikler sorgu hakim vekili itibar olunur) yani muvakkat bir zaman için böyle sayılır deniyor. Bu hüküm, bu sayılmak ve itibar sözü tamamen o hakimin şahsına aittir. Vazifesi ile kat'iyen alaka ve irtibatı mevcut değildir. Sorgu hakim vekili dediğimiz bu hakim yine ilk tahkikat hakimliğini ve karar hakimliği vazifesini yapmıyormu; tamamen ve bütün manasıyla ve Hakimler Kanununun müşterek hükümlere ait 117 inci maddesinde (vekiller asılların tabi olduğu hükümlere tabidir) denerek bunların her cihet'ten asıllara ait hükümlere tabi olduğu tasrih edilmiyormu ? Ne için bunların hakim vekili itibar edileceğine dair olan kanunun bir ibaresini bu hakimlerin sıfatı hakimiyetten dahi tecerrüt etmiş oldukları neticesine kadar is'al edebiliyoruz ? Hangi istidlal tarikiyle Hakimler Kanununun takip ettiği insicamlı hükümlerden ve muvakkat bir zamana münhasır olmak üzere sorgu hakim vekili itibar ettiği bu hakimleri yine eski vazifelerinde ipka ederek vazifelerinde zerre kadar bir eksiklik hissini verecek tebeddüle maruz bırakmamak hususunda gösterdiği itinadan anlaşılan ve çıkarılan netice ancak bu zevatın şahıslarına taalluk eden hususi bazı hükümlerden gayrı resmi vazifelerinde ve hakimlik sıfat ve salahiyetinde eski halin idam ettirildiğini anlamaktan ibarettir.
Hakimler Kanunu haddi zatında sorgu hakimliğinin ileri geçmesine müsaade etmediği bu kabil tahkikat hakimlerini asıl hakim sınıfında bulunanlarla mütenazır hükümlere tabi tutmuştur. Biraz evvel de arzettiğim veçhile bir hakim için (45) lira maaştan (55) lira maaşa geçebilmek için nasıl bir imtihan varsa (22) lira maaştan (25) liraya geçebilmek için de bir müstantiği imtihan kaydına tabi tutmağı muvafık görmüştür ve sonra da bir hükmü mahsus ile vekiller asılların tabi olduğu hükümlere tabidir diye vaziyetlerini tesbit etmiştir. Hulasa olarak arzedeyim:
1 - Yeni Hakimler Kanunu muvacehesinde bu kabil sorgu hakimlerine verilen Salahiyeti kazaiye ne azil ile ve ne de istirdat vesaire gibi muayyen sebeplerle zail olmadığı için devam eder.
2 - Yeni Hakimler Kanunu ile sorgu hakim vekili itibar olunan müstantikler halen ilk tahkikat hakimliğini ve buna zamimeten karar hakimliği vazifesini dahi ifa etmelerine göre kazai vazifelerinde hiçbir tebeddül vukua gelmemiştir.
3 - Hakimler Kanunu muvacehesinde bunlara verilen kaza salahiyetinin merfu bulunduğu hakkında hiçbir esaslı delil ve hüküm gösterilememektedir. Binaenaleyh sorgu hakim vekili ünvanı izafe edilen bu hakimlerin kaza salahiyetleri bakidir.
Nihayet Beyefendiler şu ciheti de kemali ehemmiyetle arzedeyimki: Sorgu hakim veya vekilleri dediğimiz bu zevatın kaffesi milli irade ile mansupturlar. Milli irade ile kendilerine kaza hakkı verilmiş ve bugün bu vaziyet değişmemiştir.
Vekaletin tezkeresini burada mevzuubahis etmek istemem.
Çünkü, Vekalet evvelce Temyiz encümenince bu kabil sorgu hakimleri hakkında inzibati kararlar verebilmesi Vekalet inzibat komisyonuna ait denildiği zaman evvela tashihi karar suretiyle bu kararın düzeltilmesini istemişti. Şimdiki mütalaa bunun tamamen nakızı oluyor.
Birinci Reis; İnzibati muamele ve cezalarda merci tayini sadedinde verilen kararlar bu hadisede mesnet olamaz. Eski Hakimler Kanununda meslek mektebinden mezun olanlar da diğer hakimlik sınıfına geçemezlerdi. Yeni kanun eski kanun hükmünü teyit etmiştir. Sorgu hakim vekilleri Hakimler Kanununda sınıf ve dereceleri gösterilen hakimler meyanında dahil ise münakaşaya lüzum yoktur. Değil ise mer'i kanunlarla hakkı kazaları merfu'dur.
Vehbi Yekebaş; Bendenizce bu iş iki noktadan mütalaa edilmelidir. Birinci Ceza Dairesinin verdiği kararı ve diğeri bu kararı mütalaa etmeyerek Heyeti Umumiye Hakimler Kanununa intikalen işi mütalaa etmek lazımdır.
Temyiz, tetkikatını evrak üzerine icra eder. Birinci Ceza kararını vermiş ve tashihi kararı da reddettikten sonra Heyeti Umumiyeye karşı yapılan itirazda bir vesika raptedilmesi meselenin tevhidi içtihat suretiyle münakaşasını mucip olamaz. Diğer turuku kanuniye ile bunu halletmek mümkündür. Bugün müstantiklik diye bir memuriyet yoktur, olmayınca bu vazifenin kimlere verildiğini tetkik edeceğiz. 3006 numaralı kanun salahiyeti tevsi etmiştir, bu vazifeyi sorgu hakimlerine ve vekillerine vermiştir.
Vekaletin idari mütalaası bizim kanunu onun gibi anlamamızı icap ettirmez. Bugünkü hakim vekili dünkü müstantiktir.
Fahrettin; Hakimler Kanunu müstantik kelimesini de kaldırmış değildir. Hakimlik sınıfında bulunan bu adamlara sen hakim değilsin demek doğru değildir. İnzibati muamelesi Vekalete gelirse diğer hususat ta mercii tayin içindir.
İbrahim Etem; Şimdiki esbabı mucibe bizim işimizi karıştırmıştır. Adliye Vekaleti bir tamimle bu salahiyetleri kaldırmadıkça Adliye Vekaletinin düşündüğünü düşünmüyoruz. İşte bu düşüncedir ki bu işi mürekkep kılmıştır. Sorgu hakimi diye vazife görenlere vaktiyle Adliye Vekaleti salahiyet vermiştir. Bu kanundur. Hakimler Kanunu meriyete girdikten sonra mukaddema verilen salahiyet ve hakkı kaza kendiliğinden merfu' olamaz. Vekil ile asıl hakkı kazada değil, takip hususundadır. Bahsimizin en mühim safhası mezkutunanh kalmak meselesidir.
Ferit; Sorgu hakim vekili sorgu hakimimidir ?
Tamamiyle sorgu hakimidir dediler, sorgu hakim vekili müddeiumumiye vekalet eden başkatipten farkı yoktur, sorgu hakimine vekildir.
Hulusi; Biri salahiyet kanunu, biri de Hakimler Kanununun maddeleridir. Taraflara te'minat vermek fikrini artırmak gibi mülahazaları da nazara almak lazımdır. Mevzuumuz bir idamdır. Maddelerin metnile medlullerini nazara almak lazımdır. Bir zaruret eseri olarak bir salahiyet kanunu çıkmıştır. Fakat bilahara ilga edilmiştir.
Bunların vaziyetleri murakabeye tabi idiler.
Hakimler Kanunu şahsi olarak hakim sayılmıyor. Vazifeten hakim sayılanlar arasında bir fark vardır. Sırf sorgu hakimine mevdu olan vazifeleri ifa edebilir. Bu zaruret tevsi edilemez. Bihakkın şüpheye mahal vardır.
Ağır Ceza Mahkemesinde vazife görecek adam bu değildir. Vekalet bu salahiyeti kalkmış farzediyor. Tamim için icap yoktur.
Bu salahiyet tahdit de edilmemiştir. Ruhu kanun budur.
Başmüddeiumumi; Hata Başmüddeimumiliğe aittir. Bu dosyayı Başmüddeiumumi görmemiştir. Mahallinin işarına binaen harekete geçmiştir. Ben muhtelefünfih mes'elelerde Başmüddeiumumiliğin mütalaalarını esbabı mucibe ile zikretmektedir. Evveldenberi ikinci temyizde de madde zikredilmezdi. Yüksek hakimlere madde gösterilmesi münafı olurdu. Biz tashihi kararımızda bunu zikretmişizdir. Bütün mes'uliyeti üzerine alan Başmüddeiumumilik bu suretle müracaat etmiştir. Buna da kani olmayarak mahallinden vesaik getirtmiştir.
Noksan heyetle karar verildiğini bildirmiş olan Başmüddeiumumilik yazısiyle muamele yapılmak lazım gelirdi. Sorgu hakim vekilleri hakim olmadığına dair daire kararları meydana iken ayrıca esbabı mucibe zikretmeğe tabii olarak şüphe yoktu.
Halil İbrahim; Heyeti Umumiyedeki ekseriyetle dairemiz kararı arasındaki tezadın halli için buraya geldik. Biz verdiğimiz kararlarda esasa intikal etmedik, bize vekaletten hakimin maaşını sor, diye bir vazife de tahmil edilemez. Çünkü elimizde bir ilam vardır.
Vehbi Yekebaş; Fuat Hulusi Beyin sözlerine cevap vereceğim. Bunların mürakabeye tabi olduklarını söylediler. Bunların dünkü ehliyetleri bu gün bu vazifeye devam etmeğe müsait değildir, dediler. Sorgu hakimi olarak, münferiden karar verebilirken mahkeme azası olarak müçtemian karar veremez, diyoruz. Bu doğru değildir. Bu vaziyet esasen bir zaruret olarak kabul edilmişti. Bizatihi caiz olmayan bir şeyi dünkü zaruretin neticesi olarak kabul ediyoruz. Bu günkü halile de bir tekamül değildir. Fakat kanunen müesses bir emrivakidir, demeleriyle reye konularak Heyetin üçte ikisinin ittifak edememesi hasebile 6/10/937 günü görüşülmek üzere bırakıldı.
Bugün heyete (46) zatın iştirak ettiği görüldükten sonra söz alan:
Başmüddeiumumi Yusuf Nihat; Sorgu hakimleri salahiyeti hakkında sorulan suallere cevap verilirken Birinci Ceza Dairesi takarrür etmiş içtihat yoktur, demiştir.
Bilahare Birinci Ceza Dairesi ile Dördüncü Ceza Dairesi arasında ihtilaf çıkmıştır. Hakimler Kanununda imtihana tabi tutulmuş. Bu yapılmadıkça hakim denemez, ancak vekillerin tahtı muhakemeye alınması halinde asıllar gibi muhakemesi görülür.
Nitekim stajiyerler hakimler sırasında hakkı kazayı haiz değillerdir. Mes'uliyete gelince tahkikat hakimleri gibi ceza görürler.
Vekaletin mahalline yazdığına göre Habibin heyete iştirak ettirilmemesi ve verilen kararlar hakkında da idareten bir şey yapılamayacağı merkezindedir.
Karşımızdaki ilam idam kararını haizdir. Sorgu hakim vekilinin hakim diye zuhulen imza etmesi Temyiz Mahkemesini takyit etmemelidir.
Hakkı kazasını tanımak idam kararı gibi bir hükümde noksan heyet kararının tekemmülünü kabul etmek gibi bir neticeyi Temyiz Mahkemesi kabul edemez, zannederim.
Vekalet bu salahiyeti nez'etmiştir.
Halil İbrahim; Başmüddeiumumi Bey söz söylemeselerdi biz de söylemezdik. Dördüncü Ceza Dairesi bir kararı ile bizim dairemizce bu hakimlerin bulunamayacağı yolunda bir karar verilmiştir. Dairemiz bu kararı zuhulen vermiştir. Bundan sonra otuza yakın kararımız vardır. Müstakar içtihat hakimler sınıfından sayılacağı merkezindedir.
Bir kanunla Adliye Vekaleti bunlara salahiyet verdi. Yeni Hakimler Kanunu mer'iyete konduğu zaman müstantiklere yeniden salahiyet verilip verilmediğini hiç düşünmedik. Bu salahiyet bundan sonra da yani üç sene devam ettirildikten sonra inzibat encümenine gelen bir iş sebebiyle hakim sınıfından sayılıp sayılamayacağı mes'elesi mevzuubahis oldu.
Vekaletin emriyle Temyiz Rüesa Encümenine yaptığı tashihi kararda tearuz ediyor. Kanunun ruhuna gelince:
Birinci Reis; Hal edeceğimiz mes'ele Hakimler Kanunu muvacehesinde bugün de hakim sınıfını haiz olup olmadıkları mes'elesidir. Vekaletin nez'ine lüzum yoktur. Sorgu hakimlik vazifesinden dolayı sorgu hakim vekilinin tahtı muhakemeye alınması halinde Hakimler Kanununa mı, yoksa Memurin Kanununamı tabidir? Encümen kararı da budur. Burada mevzuubahis olamaz. Dairenin sonradan takarrür etmiş içtihadı ile ilk kararı münakaşa edilecektir.
Vehbi Yekebaş; Sorgu hakim vekili namı verilen bunlar münferiden hareket ederler amma müçtemian hareket edemez, demek doğru değildir. Yirmi beş lira ve daha ziyade maaşı olanlar dünkü gibi bugün de müstantiktir. Eski hal devam ediyor. Vekalet yine bu salahiyeti nez'etmemiştir, demeleriyle neticede;
Mektebi hukuktan me'zun olmayan ve 1452 sayılı kanunun 11 inci ve daha altındaki derecelerden maaş olan müstantikler, 2556 sayılı kanunun muvakkat maddesinde sorgu hakim vekili sıfatiyle yalnız sorgu hakimliğinde ifayı vazife edebilecekleri tasrih edilerek hakimlik mesleğinin sınıf ve derece ve maaşlarını gösteren mezkur kanuna bağlı (1) numaralı cetvele alınmadıkları cihetle bazı mahkemelerin teşekkülünü te'minen bu gibi müstantiklerin asıl vazifelerine ilaveten (367) numaralı kanuna tevfikan mukaddema verilmiş olan kazai salahiyetler Hakimler Kanununun mer'iyete girdiği tasrihten itibaren merfu' olduğundan sorgu hakim vekillerinin hakimlere vekalet ve heyete iştirakleri kanunen caiz olmadığı birinci toplantıda ekseriyet olmadığından ikinci toplantıda mutlak ekseriyetle takarrür etmiştir.
AYKIRI GÖRÜŞLER:
Birinci Hukuk Reisi:
Hakimlere vekalet edebilir.
V. Yekebaş:
Meslek mektebi mezunları alelıtlak müstantik olup hakim salahiyetini haiz bulunmuş ve bunların vazifeleri yeni Hakimler Kanununda Sorgu hakimleri ve sorgu hakim vekillerine tevdi edilmiş olup sorgu hakim vekillerinin memuriyetlerinde devam ve terfileri için bir imtihana tabi tutulmaları bunların müstantikliklerine ve binaenaleyh hakimliklerine müessir olmamakla beraber kendilerinin mahkeme heyeti arasında bulunmaları nihayet müctemian kaza eylemeleri demek olup hakimlik ve karar hakimliği yapmak yani maznunu derdest, tevkif ve ikametgahını taharri eylemek ve son tahkikatı açmak ve maznunu suçlu olmak üzere mahkemeye sevk etmek salahiyetini münferiden haiz bulunan bu vekillerin bir mahkemeye iştirak ve müctemian hüküm ita eylemek suretiyle hata ihtimali daha az ve uzak olan hallerde kazaya ehliyetleri olamayacağı yolundaki içtihat kanunun metin ve maksadına münafi olacağından sorgu hakim vekillerinin heyete iştirak edemeyecekleri kararına muhalifim. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy