(1412 S. K. m. 237, 238)
Duruşma sırasında müddeiumuminin talebi üzerine veya mahkemece re'sen bazı şahitlerin celp ve istimal yeni delil ikamesi mahiyetinde olup olmadığı ve bu itibarla Harç Kanununun 52 inci maddesinin tatbiki iktiza edip etmediği hususlarında Temyiz Ceza Heyeti Umumiyesinin 13.6.938 tarih ve 288/250 sayılı ilamıyla Dördüncü Ceza Dairesinin 25.1.937 tarih ve 100/190 ve 11.12.937 tarih ve 2747/2772 numaralı kararları arasında ihtilaf görüldüğünden bahsile keyfiyetin tevhidi içtihat yolu ile halli C. Başmüddeiumumiliği Yüksek Memuriyetinin 20.9.938 tarih ve 3090 numaralı müzekkeresi ile istenilmesine mebni 25.9.940 tarihinde karar nisabı hasıl olamamasına binaen 9.10.940 tarihinde tekrar toplanan Heyeti Umumiyeye (53) zatın iştirak ettiği görüldükten ve müzakere nisabı tahakkuk ettikten ve mezkur müzekkere ile ihtilafın mevzuunu teşkil eden ilamlar okunduktan ve hadise bir kere de Birinci Reis İhsan Ezgü tarafından izah edildikten sonra söz alan;
Fuat; Harç resimdir. Kendisi tarafından ikame edilmemiştir. Müddeiumuminin ikame ettiği delilden dolayı maznun neden tam harç vermek mecburiyetinde kalsın?
İbrahim; Keşif ve ehlivukuf delil değildir. Bunu Heyeti Umumiyede de kabul ettik.
Halil İbrahim; Bunları usul kanunumuz halletmiştir. Duruşmaya başlandıktan sonra taraflar canibinden vukubulur. Müddeiumumi ve taraflar delil ikame eder.
Başmüddeiumumi; Delil müddeiumumi tarafından ikame edilebildiği gibi taraflardan da ikame edilir ve hatta mahkeme tarafından da ikame edilirse kabul ediliyor.
Dördüncü Ceza Dairei Aliyesi, müddeiumumînin talebiyle şahitler istima etmiştir. Hazırlık tahkikatıyla dinlenen bu şahitle yeni delil diye tam harç aldığı halde evvelce dinlenmiş olmaları hasebiyle yeni delil saymamıştır. Meselemiz, mahkeme tarafından re'sen şahit celbi halinde tam harç alınır mı alınamaz mı meselesidir. Dördüncü Ceza mübayin karar vermiştir ve müzakere edeceğimiz mesele de budur. Dördüncü Cezanın eski kararına göre tam, son içtihadına göre yarım harç alınır, diyorlar. Mahkeme asla tarafeyn olamaz. Mahkeme tenviri kanaat noktasından bunu yapmıştır. Delil ikamesi hiçbir vakit ıstılahatı hukukiyede mahkeme demek değildir.
Yusuf Kemal; Her ne suretle olursa olsun delil ikame edildiği takdirde tam harç alınmak lazım gelir.
Kazım; Hakikatin tezahürü için lüzum görürse hukuk usulüne göre harç yine taraflardan alınır.
Fuat Hulüsi: (re'sen) demek bila talep yaptı ve kimse istemeden yaptı demektir, ikamede talep mündemiçtir.
Başmüddeiumumi; Mahkemeleri taraflar meyanına ithal etmek tehlikelidir. Sulh mahkemelerine gelince, burada müddeiumumilerin vazifesi sulh hakimlerine verilmiştir. Evvela mahkemeler tarafından delil ikamesi caiz olup olmadığını anlamak için delilin ne olduğunu anlamak lazımdır. Delil nedir? Hukuk Usulü Muhakemesinde delilin ne demek olduğu yazılıdır. Delillerin ikamesi keyfiyeti mahkemeye bırakılmış bir keyfiyet değildir.
Yusuf Kemal; İhtilaf, Adliye Harç Tarifesi Kanununun 52 inci maddesinde kullanılan delil ikamesi tabirinin tayini mana ve şümulündedir. Delil ikamesi aslında kullanılan tabirin tam mukabili olup olmadığı noktasını aslından tekrar inceledim.
Delil ikamesi tabiri kanunun 52 inci maddesine tekabül eden Alman harç tarifesinin 64 üncü maddesinde kullanılan Beweis aufnahme, administration de la preuve tabirinin tam mukabilidir. Yalnız 64 üncü madde aynen tercüme edilmiş olmayıp ta medlulü itibariyle alınmış olsaydı ihtilafa saik olan cümle, Son tahkikat sırasında delil tetkikine girişilmemiş olduğu surette ifade edilebilir ve şu suretle ihtilafa meydan verilmemiş olurdu.
İmdi kazaî tefsir suretiyle halline lüzum hasıl olan delil ikamesi maksadı vasfı nazara alınmak suretiyle tefsiri iktiza eder. 52 inci maddede delil ikamesi tabiri taraflarca diye takyit olunmayarak mutlak olarak kullanılmıştır. İşbu maddeye tekabül eden Alman harç tarifesi 64 üncü maddesinde delil ikamesi mukabili kullanılan tabir de şümulü tazammun etmekte bulunmuştur. Bu itibarla işbu tabirden maksat yalnız tarafların ikame edecekleri delillere münhasır değildir. Mahkemece hakikatin meydana çıkarılması için re'sen verilen karara tevfikan ikame olunan bütün delillere şamildir.
Esasen delil ikamesine suçlunun fiili sebebiyet vermiş olmasına binaen son tahkikat sırasında her ne suretle olursa olsun delil ikame olunduğu surette tamam harç istifa olunmak lazım gelir.
Halil İbrahim; Yarım harç alınması, duruşmada delil ikame edilmeyen davanın daha kolay halledilmesi sebebiyledir. Mahkeme re'sen bir işin tetkikine de lüzum görürse bunu yapabilir ve bazı nevakısı ve hataları itmam etmesi delil ikamesidir. Hukukta bir hakim hiç bir delili kendiliğinden ikame edemez. Ciheti cezaiyede başkadır. Orada mevzubahis olan amme hukukudur.
Usulü cezaiyede ikame tabiri tetkik manasınadır. Mahkeme subut vasıtalarını tetkik eder. İkame ciheti cezaiyedeki manası budur. Bir vazukanun suçluyu kast ederek, delil ikame edip de mahkemeyi işgal etmesinden tam harç alınır, diyebilirmi? Buna imkan varmı?
Halil Hilmi; Delil ikamesi taraflar demektir. İkame kazai tefsir dediler. Halbuki ifade sarihtir. Adalet bir defa para ile tevzi edilmez, fakat Devlet yaptığı bazı kanunlarla bir resim alıyor. Mahkemenin re'sen yaptığı tahkikatı yeni delil ikamesi mahiyetinde telakki ederek taraflara tam harç yükletmek doğru değildir.
Vehbi; Esasen hukuki revabit ve muamelat esbabı bu alakalardan doğabilecek ihtilafların subut sebeplerini mebadide ihzar ve ihtilaf vukuunda kendileri ikame eylemek tabiî olduğuna göre hukuk davalarına herhangi bir şekilde müdahele ederek taraflardan olmak sıfatını iktisap etmemiş kimseler tarafından delil ikamesi (bir satır okunamadı) için uğraşacakları, ciheti cezaiyede sonradan delil ikame edileceği içindir ki kanun amme hukuku namına bu mektum karinelerin taharri ve tetkiki için hakime de bir salahiyet vermiştir. Bunu iyi anlamak ilk önce tabirlerin medlulünü tayine mütevakkıftır (Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 214 üncü maddesini okudular) Reisin mutlak bir salahiyeti vardır. Tarafların hakkı delil iradıdır. İkame mahkemeye aittir. Reisin bu salahiyetine binaen müddeiumumi ve taraflara kendi delillerini getirebilmek salahiyeti verilmiştir.
Akil; Delil ikamesi subut sebeplerinin tamamlanmasıdır.
Ulvi Mahkemeler delil ikame edemezler.
Cevat; Şahadet başka istişhat başkadır. Dinleyen hakim istişhat eder. Bir hakikate, usul ve adalete hizmet için ikamenin dava ile alakadar kimselerin ikame edeceği bürhanlardır, ikame hakimin önüne getirilip konulan şeylerdir. Kaldı ki bu resim vergidir. Vergiler istidlal ile tarh edilebilirmi?
Fahrettin; ikame tabirinin 60 küsur senelik manayı ıstılahisi ve tatbikiyesi vardır. Tarafeynin ikame ettiği delillere ikame deriz, hakimin re'sen yapacağını nazara almayız, demeleriyle:
Neticede;
İhtilaf, Adliye Harç Tarifesi Kanununun (52) inci maddesinde kullanılan delil ikamesi tabirinin tayini mana ve şümulünde olup iş bu maddedeki delil ikamesi tabirinin mutlak olarak kullanılmasına ve kanunun bu maddesine tekabül eden Alman Harç Tarifesi Kanununun (64) üncü maddesinde delil ikamesi mukabili kullanılan (Almanca: Bevveis aufnahme, Fransızca: Administration de la preuve) tabirin ifade eylediği hukukî manada aynı şümul bulunmasına ve Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 237 ve 238 inci maddeleri de mahkemece re'sen celp ve ihzarı emredilen şahit ve delillerin de delil ikamesi tabirinin şümulüne dahil olacağını sarahaten göstermekte olmasına binaen delil ikamesi tabirinden kast olunan mana tarafların irae ve ibraz edecekleri delillere münhasır olmayıp hadisenin tahkik ve tetkiki zımnında hakim ve mahkemece ikame olunan bütün delillere de şamil bulunmasına binaen son tahkikat sırasında her ne suretle olursa olsun bir delil arz ve istima olunduğu surette Adliye Harç Tarifesi Kanununun yukarıda zikri geçen (52) inci maddesi mucibince tam harç istifası iktiza edeceğine ekseriyetle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy