(1412 S. K. m. 18, 173, 308, 297)
Dava: Ceza mahkemelerinden verilen yetkisizlik kararlarının temyiz kabiliyeti bulunup bulunmadığı hakkında Yargıtay İkinci Ceza Dairesi'nin 16.12.1938 tarih ve 14194/14144 sayılı ilamı ile Dördüncü Ceza Dairesinin 29.11.1939 tarih ve 11230/2097 sayılı ilamı arasında hasıl olan aykırılığın tevhidi içtihat yoluyla halli C. Başsavcılığı'nın 4.1.1940 gün ve 23 sayılı tezkereleriyle istenilmesine mebni toplanan Tevhidi İçtihat Genel Kurulu'nda olay incelenerek:
SONUÇTA:
Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nda, mahkemelerin ceza davalarını görme yetkileri kamu faydaları ve selameti düşüncesiyle sıraya konarak tayin edilmiş ve böylece müşterek yetki sisteminin sakıncaları önlenmiş olmakla beraber yine başka başka mahkemelerce veya sorgu yargıçlarınca yetkisizlik kararı verilmiş olur ve bu kararlar aleyhine kanun yollarına başvurmak imkânı kalmamış bulunursa müşterek yüksek vazifeli mahkemenin davaya bakması icabeden mahkemeyi tayin edeceği 18. maddede yazılı bulunmaktadır. Bu maddede sorgu yargıçlarından başka mahkemelerin de yetkisizlik kararları aleyhine kaun yollarına başvurma imkânının kalmamış olması halinden bahsedilmesi mahkemelerce verilecek yetkisizlik kararlarının kesin olmadığını ve bu kararlar aleyhinde bir kanun yolunun varlığını açıkça göstermektedir.
Esasta soruşturma ve yargılama işlemlerinin yürüyüşüne önemli tesirler yapabilecek olan ve kamu fayda ve selametini ilgilendiren bir kararın kesinliğini kanun koyanın istediği düşünülemeyeceği gibi böyle bir düşünce de kanunun gözettiği ana prensibe uymaz. Nasıl ki, ilk tahkikata tabi olan işlerde sorgu yargıcının Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 173. maddesi uyarınca vereceği yetkisizlik kararına karşı savcının 176. madde gereğince başvurabileceği bir kanun yolu vardır. lk tahkikat sırasında verilecek böyle bir karar aleyhine başvurulacak bir kanun yolu gösterilip de doğrudan mahkemeye verilen bir iş hakkında mahkemenin vereceği yetkisizlik kararına karşı kanun yolunun gösterilmemiş olduğunu, yokluğunu farz ve kabul etmek yanlış ve bir kısım kanun hükümlerini ihmal olur.
Mahkemelerce verilen yetkisizlik kararlarına karşı kanunun gerçek kabul ettiği kanun yolunu tayinde kanunun 308. maddesinin önemli bir ifade ve delaleti vardır. Temyiz olunan bir hükmün ancak kanuna muhalif olması sebebinden dolayı bozulabileceği 307. madde de kaide olarak beyan olunduktan sonra kanuna muhalif haller 308. maddede sayılırken bunlar arasında mahkemenin kanuna aykırı olarak davaya bakmaya kendini görevli veya yetkili görmesi hali de yazılarak Yargıtay incelemelerinde kanuna aykırı olan görevlilik veya yetkililik kararlarının bozma sebebi olacağı gösterilmiş ve kanuna aykırı olan yetkisizlik kararlarına karşı esasta bir kanun yolunun bulunmadığı değil belki bu kabil yolsuzluğun düzeltme yerinin Yargıtay olmadığı bildirilmiştir.
İlk tahkikat yapılan işlerde yetkisizlik iddiasının ne vakte kadar ileri sürülebileceği ve bu iddianın nerede inceleneceği ve ilk tahkikatta yetkiyi tayin eden kararın son tahkikat noktasından daha yetkiyi belli etmiş olacağı kanunun diğer maddelerinde yazılı olduğu gibi ilk tahkikata tabi tutulmamış olan ceza davalarında mahkemelerce verilecek yetkisizlik kararlarına karşı gidilecek yolun itiraz yolu olduğu 297. maddenin açık hükümlerinden bulunur. Gerçi kanunun 298. maddesinde mahkeme kararları aleyhine itiraz edilemeyeceği yazılı ise de bunlar esas hükmün çıkmasıyla irtibatı olan ve onu hazırlayan kararlar olup bu karakterleri ile 297. madde konusu olan kararlardan ayrılırlar. 297. madde esas hükmün çıkmasıyla irtibatı olan ve onu hazırlayan kararlar olup bu karakterleri ile 297. madde konusu olan kararlardan ayrılırlar. 297. madde esas hükmün çıkmasıyla irtibatı olmayan ve ondan ayrı alabilen kararları şümul ve ihatasına alır ki, mahkemesinin vereceği bir yetkisizlik kararının bu mahiyeti itibarıyla aleyhine 297. madde uyarınca itiraz yoluna gidilebileceği tamamıyla belirir.
Duruşma sırasında suçluya isnadolunan suçun mahkemenin görevini geçtiği anlaşılırsa işin bir kararla vazifeli mahkemeye gönderileceği e bu kararın son tahkikatın açılmasına dair olan bir kararın bütün sonuçlarını getireceği ve bu karara karşı ancak 203. madde gereğince itiraz olunabileceği kanunumuzun 263. maddesinde yazılıdır. Madde bu hüküm ve beyanı ile mahkemelerden verilecek görevsizlik kararlarına karşı gidilecek kanun yolunu gösterir. Gerçi yetkisizlik ve görevsizlik kararları arasında mahiyetleri bakımından bir ayrılık varsa da hakimin davaya bakmaması noktasında birleşerek bu hususta özel bir ayrılık göstermediklerinden bunların tetkik mercileri arasında bir fark çıkarmamak ve belki bir benzerlik gözetmek gerektir.
Yetkisizlik kararlarına karşı başvurulacak kanun yolunun itiraz yolu olduğu kanun tasarısını hazırlayan komisyon tarafından tasarnın mucip sebepler kısmında açıklanmış olduğu gibi ilk tahkikata tabi omayan işlerde mahkemeerce verilecek yetkisizlik kararlarına karşı temyiz yoluna gidilemeyip 297. madde hükmü dairesinde itiraz olunabileceği kanunumuzun aslı olan Alman Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun şerh yazanların eserlerinde görülür ki, kanun hükümlerini yorumlamada bu tasarı ve şerhlerden faydalanmaktan uzak kalınamaz.
Yukarda beyan olunan mucip sebeplere göre Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 17. maddesinde bildirildiği veçhile mahkemenin vereceği yetkisizlik kararlarına karşı ilgililer tarafından 297. madde gereğince itiraz olunabileceğine 28.3.1946 gününde çoklukla karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy