(765 S. K. m. 39, 64, 65, 66, 67) (2503 S. K. m. 47, 48, 49) (1412 S. K. m. 5)
Bir duruşmada mahkum olan müteaddit suçlulara, en büyük cezaya mürettep harcın paylaştırılması suretiyle mi, yoksa her birinin suçunun derece ve mahiyetine göre ayrı ayrı harç takdiri yolunda mı harç tayini iktiza edeceği hususunda Temyiz Birinci Ceza Dairesinin 26.6.939 tarih ve 383/2030 ve İkinci Ceza Dairesinin 13.1.940 tarih ve 320/235 numaralı ilamları arasında ihtilaf mevcut olduğundan aradaki tezat ve mübayenetin tevhidi içtihat suretiyle halli lüzumu Temyiz Birinci Reisliğinin 31.1.940 tarih ve itiraz 35 numaralı müzekkeresiyle istenilmesine mebni 28.2.940 tarihinde karar nisabı hasıl olamamasına binaen 6.3.940 tarihinde tekrar toplanan Heyeti Umumiyeye (48) zatın iştirak ettiği görüldükten ve müzakere nisabı tahakkuk ettikten ve ihtilafın mevzuunu teşkil eden ilamlar okunduktan ve hadise bir kerre de Birinci Reis İhsan Ezgü tarafından izah edildikten sonra söz alan ;
Halil Özyörük ; İcra kılınan kaza vazifesi sebebiyle alınması kanun hükümleri iktizasından bulunan harç ve resmin mükellefi haksız kimseler olup matrahı da hükmolunan cezadır. Hiç şüphe yokki her hangi bir kanun tanzim edilirken takip edilen ana hatlar vardır. 2503 numaralı Harç Tarifesi Kanununda da bu ana hatlar, ihtiva eylediği umumi hükümlerden anlaşılabilir. Eski harç tarifesi maksadı tatminden uzak olduğu için yeni Ceza Muhakemeleri Usulü ve Ceza Kanunu nazara alınmak suretiyle bir harç tarifesi kanununun tanzimine lüzum hissedilerek işe başlanıldığı zaman prensip olarak bir adamın işlediği cürüm sebebiyle hakkında verilecek hüküm düşünülmüş ve bundan ne kadar harç alınması lazım geleceği esas olarak tesbit edilmiştir. Bundan sonra teferru eden diğer ahkam, melhuz ve mutasavver eşkali kanuniyeye nazaran derpiş edilmiş ve hepsi hakkında yine esaslar mevzuubahis olunarak hükümler tertip ve vaz'olunmuştur. 2503 numaralı Harç Tarifesi Kanununun ceza davalarına taalluk eden kısmı mütalaa buyrulduğu zaman görülür ki bu kısmın ilk maddesi olan 47 inci madde ile matrah tayin edildikten sonra 48 ve 49 uncu maddelerle diğer ahkamı cezaiyeye mürettep hükümler konulmuş ve bunu takip eden maddelerle de ceza ve usul kanunlarındaki insicam takip edilmiştir.Bugünkü ihtilafımızın sebebi 49 uncu maddedeki bir ceza davası cümlesinden maksut olan manadır. Yani bu cümle ile bir cürümde aslen veya fer'an alakadar olan kimselerin vaziyeti yani iştirak hali mi gözetildiğinin yoksa irtibat sebebiyle birleşen müteaddit davaların da bu mefhuma dahil olduğunun kast edilip edilmediğinin tayinidir. Filhakika Ceza Kanununun 39 uncu maddesinde bir ilam ile mahkum olan müteaddit kimselerin yalnız bir harçla mükellefiyeti ve aralarında teselsül hükmünün tatbiki yalnız iştirak haline hasredilmiş ve binaenaleyh irtibat sebebiyle birleşen davalar bundan hariç bırakılmışsa da Ceza Kanunundan muahhar olarak tatbik mevkiine konulan Harç Tarifesi Kanunu, şüphesiz hususiyet ifade ettiği için Ceza Kanununun harç ve masraflardan bahseden 39 uncu maddesi hükmünü artık nazara almağa mahal ve lüzum kalmamıştır. Harç Tarifesi Kanununda ise müteaddit suçluların birleşmesi halinde alınacak harçların taksim ve istifası ve aralarındaki teselsül hükümleri tesbit edildiği için bu kanun hükmüne tevfiki hareket zarureti vardır. 49 uncu maddedeki (bir ceza davası) sözünü tahlil ettiğimiz zaman mutlak olan bu cümleden yalnız iştirak halinin kast edilip irtibatın hariç bırakıldığına delalet edecek elimizde bir memsek bulunmaması ve irtibat halinde nasıl harç alınacağı hakkında da hükmü mahsus" mevcut olmaması sebebiyle cümlenin ıtlakı ifadesinden istifade ederek bunu iştirak ve irtibat hallerini dairei şümulüne alan bir hüküm olarak telakki etmek umumi hükümlere muvafık olur ve şüphesiz kanunun maksadı da budur.
Halil Hilmi; Sövme suçu ile diğer bir suçun arasında irtibat olmamasına göre bir harç alınacağını dairemiz kabul etmiyor. Birinci Ceza reisinin buyurdukları gibi davacıların taaddüdü halinde bir harç alıyoruz amma muzaaf alıyoruz. Duruşma meselesi mevzuubahis değildir. Suçlar taaddüt eder, bunlar arasında irtibat ve iştirak yok ise bir harç alınır, deyemeyiz.
Birinci Reis ; Davalar arasında irtibat yoksa tevhit edilmemek lazımdır. Birleştirilerek bir tek duruşma yapıldığına göre bir harç alınmak lazım gelir.
İbrahim Etem; Biz suçlarda irtibat arıyoruz. Birleştirilerek görülmesi asla esas olamaz. 49 uncu" maddeyi böyle tatbik ediyoruz. Hakaretlerde iştirak olamaz. Biz şimdiye kadar tatbikatı böyle yaptık. Ve mehakimi cezaiye de ayni tatbikatı yapmaktadır.
Necmeddin; İki kişi bana hakaret ederse birlikte, dava edebilirmiyim ? Katilden iştirakleriyle ve darbtan ayrı ayrı sevkedilmişlerdir ve katilden beraet ederlerse ne olacak ? Suçlarda haddi zatında irtibat varsa bir harç alınır, aksi takdirde ayrı ayrı harç alınır.
Akil; Hükümde müteaddit şahıslar varsa bir duruşma yapıldığına göre bir harç alınır, irtibat varmı yokmu aramağa lüzum yoktur. Hüküm nazara alınır, kaç kişi olursa olsun bir harç alınır.
Vehbi Yekebaş ; Kanunda her davadan ayrı harç alınır denildiğine göre bir davada müteaddit eşhas olsa da bir harç alınır. Vazukanun bu işte o kadar ileri gitmiştir ki ayrı ayrı görülen davalardan da içtimaen birleştirildiği takdirde bir harç aldığı vakidir. Görülen davadan harç alınmak lazımdır. Matrah davadır, suç değildir.
İbrahim ; Büyüklük küçüklük mevzuubahis değildir. Çünkü bir de 67 inci maddemiz vardır. Konacak prensip bizim elimizi kolumuzu bağlayabilir. Bay Ali Rızanın buyurdukları gibi bu işler hesap işi değil, kanun işi ve bu kanunu anlama işidir.
Ali Rıza ; Nisbi harçla maktu harcı ayrı ayrı mütalaa etmek lazımdır.
Başmüddeiumumi; Yalnız bir prensip arzedeceğim. Bu kanun davaya göre değil, verilecek cezaya göre harç tayinidir.İlam harcıdır. Bir mahkeme bir ilam verirse ister muhtelif şahıslar olsun, ister müteaddit suçlar olsun, bir ilam için müteaddit harç alınmaz. Davada ister irtibat olsun ister olmasın bir harç alınmak lazımdır.
Fuat; Amme hizmetini gören Devletin kurdukları müesseseler için adliye makanizmasını harekete getirenlerden alınacak vergidir. Yoksa bir kağıt masrafı değildir. İştirak dolayisiyle verilecek en büyük cezaya terettüp edecek harç ne ise diğerlerine de paylaştırılır. irtibat ve iştirak olmaksızın her biri müstakil bir suç mahiyetini izhar ediyorsa ayrı ayrı müstakil suç gibi alırız. 49 uncu maddeye verdiğimiz mana budur. Bizim tuttuğumuz mükellefiyet esasıdır. Harcın alınmasında müteaddit eşhas aleyhine ikame edilmiş davayı mı nazara alacağız, müteaddit eşhas hakkında ayrı ayrı suçlardan dolayı birlikte muhakemeleri yapılmış ise irtibatı arayacakmıyız, diyorlar. Birinci Ceza bunun aksine mütalaada bulunuyor.
Birinci Reis ; Bendenizce de hükümdür esas, eşhasın ve fiillerin teaddüdünün kıymeti yoktur.
İbrahim Etem ; Ceza Kanunu madde (39)
Madde: 39; aynen: (Mahkum muhakeme masraflarını çeker. Bir cürüm veya kabahattan dolayı mahkum olan şahıslar malların istirdadından ve uğratılan zararların tazmininden ve manevi zarar mukabili olarak takdir olunan tazminattan ve muhakeme masraflarının ödenmesinden birbirlerine kefil olarak mes'uldürler. Muhtelif cürüm ve kabahatlardan dolayı bir ilam ile mahkum olan bir kaç kişinin bir birine kefil olarak mesuliyetleri yalnız müştereken mahkumiyeti intaç eden fiile aittir). Bu maddenin şerhinde, (39 uncu madde muhakeme masraflarına müteallik hususi kaideleri ve işbu masraflarla malların istirdadına, zararların tazminine ve teaddi tazminata şamil olmak üzere umumi kaideleri ihtiva etmektedir. 39 uncu maddenin birinci kısmı muhakeme masraflarının tediyesinin ortada bir ceza mahkumiyeti bulunmasına mütevakkıf olduğunu göstermekte ve bu maddenin birinci fıkrası ise ayni suçtan dolayı mahkum olanlardan bahsetmek suretiyle biraz evvel zikrolunan mefhumu teyit eylemektedir. Muhakeme masraflarının ödenmesi mahkumiyet şartına muallak olduğuna göre müteaddit suçlardan dolayı ittiham edilip te bunlardan birinden beraeti halinde maznun ancak haklarında mahkumiyet kararı verilen suçlara ait olmak üzere Hazineye muhakeme masrafı namında bir şey vermeğe mecburdur. Mahkumlar müteaddit olduğu takdirde 39 uncu madde bunların arasında müteselsilen kefalet rabıtası tesis etmeli tedir. Müteselsilen kefalet (ayni suçtan) dolayı mahkum olanlar arasındadır. Bu kelimelerle kanun isnadın ayni olmasını değil, kendisinde cürmi kasıtların içtima eylediği fiilde birliği kast etmiştir. Bir davada müteaddit kimseler ayni neviden bir suçtan ve fakat (muhtelif fiillerden) dolayı muhakeme edilirse her birisi kendi fiiline taalluk eden masraflardan mes'ul tutulur. Hatta fiillerin irtibatı dolayisiyle (davanın birliği halinde bile) bu kaidenin istisnası yoktur. Fiili cürmide vahdet bulunduğu halde mahkumlardan her birine raci mesuliyetin eşkal ve derecesinin muhtelif olması, müteselsilen kefalet noktasından bir fark tevlit etmez. Bir kavgaya iştirak edenlerden bir kısmı kavga sırasında katilden diğeri ise elini maktule değdirmiş olmaksızın sırf kavgaya iştirak eylediğinden dolayı mahkum olmakla beraber yukarıda masarifi müteselsilen ödemek hususuna dair tafsil eylediğimiz esas tatbik olunmuştur. Ayni suçtan dolayı mahkum olanların müteselsil mesuliyeti, malların istirdadı, zararların tamiri ve nakdi tazminat hakkında da vardır. Masraf noktasından fiili cürminin vahdetine dair söylediklerimizi burada da tekrarlarız. Müteselsilen mes'uliyet fiili müşterekte cürmi kasıtlar birleşmiş ise ve birleştiği kadar varit olur.
İşte görülüyorki harç noktasından müşterek mesuliyet meselesinde daima ve daima ana kanunumuz olan Ceza Kanunu fiili cürmide vahdeti esas tutmuştur. Muhtelif fiillerden dolayı muhakeme edilen suçluların her birinin kendi fiiline taalluk eden masraftan, harçtan mes'ul olması esas bir kaidedir. Biz de sarih ile beraber diyoruz ki mücerret davanın birlikte görülmesi bu esasın bertaraf edilmesini icap ettirmez. İşte Harç Kanununun 49 uncu maddesini tefsir ederken bu esasın göz önünde tutulması lüzumuna Ceza Umum Heyeti ile birlikte ben de kaniim. Müşterek harcı müştereken işlenen fiil doğurur. Aranması lazım gelen fiili cürmide vahdettir. Suçlar arasında irtibat yok iken ayrı ayrı suçlara ait davaların tevhit edilmesi o fiilleri hasıl esas noktasından birbirine merbut kılamazsa harç noktasından da birbirine bağlayamaz. Bu bağı Ceza Kanununun 39 uncu maddesi ve usul kanununun hükümleri bize vazıhan göstermektedir. Netice; müşterek harcı ancak ve ancak müşterek fiiller doğurur. Bu işin başka şekilde hal ve tefsiri de mümkündür, olabilir. Fakat bu şekli hal ceza esaslarına uygun düşmez. Cürümde iştirak yok iken iştiraki cürüm kaidesinin harç noktasından tatbikini iltizam etmek diğer tazmini hususatta da bir kaideyi tatbik edememek gibi garip neticeler ile karşılaşılmış olur. Müşterek olmayan suçlardan müşterek harç alınsın, müstakil harç alınsın ilk nazarda bu esasi bir mesele gibi görülmüyor. Fakat işin ehemmiyet kesbetmesi kararımızı bir kaidei esasıye dahiline istinat ettirmemiş olmaktadır. Kanunen iştirak addedilen ef'al ve harekatın nevilerini Ceza Kanununun 64, 65, 66, 67 inci maddelerinde görürüz. Ceza nazariyatında ve kanunlarında (davada iştirak, suçta iştiraki icap ettirir, diye bir kaide yoktur). Bütün endişem bu kaidenin haricine çıkılmış olmasındadır.
Halil İbrahim ; Gerek Alman Harç Tarifesi Kanunundan alınsın, nereden alınırsa alınsın, tercüme olduğu hakkında elimizde bir memsek yoktur. Mevzuu ihtilafımız 49 uncu maddedir. Bizde madde mutlak olarak yazılmış ve o hüküm konulmuştur. Bir davada iştirak ya asli safha veya fer'i safhada veya irtibat dolayisiyle birleştirilmiş olur. Bunun haricinde birleşmek mefruz değildir. Biz elimizdeki kanunu tatbik etmekle mükellefiz, bunun haricine çıkamayız. Bir kanunu hususidir. Ceza Kanunundan da muahhardır. Harcın hükme telahuk edeceği hakkında sarahati kanuniye mevcut iken başka türlü tatbika imkan göremiyorum. Kanun matrahı tayin ettiğine göre bunun haricine çıkamayız.
Y. Kemal; Adliye Harç Tarifesi Kanun layihası hazırlanırken Hukuk Usulü Muhakemeleri ve Ceza Muhakemeleri Usulü ve İcra İflas Kanunlarımızın iktibas olunduğu mahal kanunlarına göre hukukta İsviçre'nin Nöşatel kantonu, cezada Alman ve icra ve iflasta İsviçre federal harç tarifeleri gözönünde bulundurulmuştur.
Kanun layihasında hukuk ve icra kısımlarında Nöşatel ve İsviçre federal harç tarifelerinden istifade olunmakla beraber mülga harç tarifesinden ve tatbikattan mülhem olarak esaslı hükümler konulduğu halde ceza kısmında Alman harç tarifesinden uzaklaşılmamak esası takip olunmuştur. Bu itibarla Harç Tarifesi Kanunumuzun 49 uncu maddesinin tayini manasında bu maddeye tekabül eden Alman harç tarifesinin altmış birinci maddesini nazara almak faideden hali olmaz.
Alman harç tarifesinin altmış birinci maddesi, "ayni bir ceza işinde müteaddit suçlu bulunduğu takdirde harç suçludan her birine verilmiş olan ceza miktariyle mütenasip surette kendilerine tahmil olunur" suretinde tercüme olunmak lazım gelirken, "ayni bir ceza işinde "bir ceza davası" ve "tahmil olunur" paylaştırılır" suretinde ifade olunması aslındaki manayı tamamen ifade edebilmek kastına makrun olup aslını tadil etmek derpiş edilmemiş olduğu mütalaasındayım. Binaenaleyh kanunumuzun 49 uncu maddesinin manası bu suretle anlaşıldığı takdirde ayni bir ceza işinde müteaddit suçlu olduğu takdirde her birine verilen ceza miktarı cem olunarak yekünuna göre harç hükmolunarak suçlulardan her biri hakkında işbu harcın suçlulardan her birine mahkum oldukları ceza miktariyle mütenasip olarak paylaştırılması ruhu kanuna daha uygun düşer. Yoksa ayni bir ceza işinde müteaddit suçlu bulunduğu surette ayrı ayrı hükmolunan cezalardan en ağır olan mahkumiyet harcı esas tutularak suçlulara mahkum oldukları ceza miktarında paylaştırılması 49 uncu madde hükmüne muvafık düşmez.
Necmettin Zahir ; Usul Kanununun 5 inci maddesi sarihtir. Katil suçlusunun yanında ufak bir mes'eleden bir lira para cezasına mahkum olmuş biri de vardır. Evet paylaştırmada kendisinden bir kuruş alınır, lehdedir. Fakat tahsile gelince katil suçlusu bu harcı ödeyemez. O takdirde bir liraya mahkum olandan altmış lira harç almak gibi bir garibe ile karşılaşırız.
Vehbi; Bay Yusuf Kemale evvela kendi namıma teşekkür ederim. Kanun aynen tercüme edilse idi ben de kendileriyle beraberdim. Fakat bu madde yanlış tercümeden ziyade tebdildir. Cürümlerde iştiraki mevzuubahis etmiştim. Çünkü garp memleketlerinde ağır ceza işlerinde jüri vardır. Biz kendi maddemize bir mana vermek mevkiindeyiz. Bay İbrahim'in buyurdukları Ceza Kanununun 39 uncu maddesinin hadisemizle alakası yoktur. Çünkü bu kanun italya kanunundan tercüme edilmiştir. Onun harç tarifesi başkadır. Bu madde harca taalluk eden bir madde değildir. Harç bir Vergidir, buna matrah arayacağız. Bu da hükümdür.
Kazım; Maddeyi tercüme ederken aynen mi yoksa tadilen mi aldık ? Tadil maksadiyle alınmadığı anlaşılıyor, (ayni ceza davası) metnini kabul edersek şerhi bizi tenvir eder.
Fuat Hulusi; Geçen celsedeki reyimden rücu ediyorum. Sebebi de tercümede, kasti bir fark olduğuna kani değilim. Mesele tahmil yerine paylaştırılır, denmiş olmasıdır. Bütün maksadın ceza mevzuatını ve nazariyatını nazara alarak 39 uncu maddenin haricine çıkamayız. Sırf dava denmiş olmasını kabul etmek için mesnedimiz zayıftır. Birleştirir demek bir arada muhakeme edilir, demektir. Makuliyet bundadır. Mutlakın makuliyete istinat etmesi lazımdır.
Halil İbrahim; Bir iddianame ile dava açıldığına göre nasıl tefrik yapılabilir ? Harçların takdirinde hükmedilecek ceza esas tutulur. Her ne şekilde birleştirilirse birleştirilsin bir davadır. 105 inci maddeye verdiğiniz mana ile bunun arasında fark yoktur, demeleriyle:
Neticede;
İştirak, irtibat ve teselsüle dair olan ahkamı cezaiyeye göre bir duruşmada bakılan iş, birleşmiş müteaddit davalara ve bu davalarda suçlu sanılan müteaddit kimselere taalluk edebileceği gibi bir davada irtibat sebebiyle birden ziyade ef'ali cürmiye ve bunların suçluları da bulunabileceği ve bu keyfiyetin amme davası ikamesinden evvel tahakkuku veya diğer tahkikat devrelerinde de vukuu mümkün olacağı cihetle 2503 numaralı Harç Tarifesi Kanununun 49 uncu maddesinde gösterilen bir ceza davası cümlesiyle iştirak ve irtibat hallerinden hangisinin maksut olduğunu tayin ve tefrike ibarenin ıtlakı ifadesi mani ve leh ve aleyhe hamli mümkün hallerde ise sarahat bulunmadıkça suçluların lehine olan hükmü mutlakı tercih kavaidi umumiye icabından olmasına ve Ceza Kanununun 39 uncu maddesinin ikinci fıkrasındaki teselsül hükmü iştirak haline maksur olmakla beraber bu kanundan sonra meriyet mevkiine giren ve münhasıran harçtan bahis bulunması itibariyle hususiyet ifade eden Harç Tarifesi Kanununun yukarıda zikri geçen 49 uncu maddesinde iştirak haline tahsis edilmeyerek irtibat halini dahi dairei şümulüne alan bir ifade tarzı ihtiyar edilmiş bulunmasına ve harç takdirinde ceza miktarının matrah sayılması 47 inci madde sarahati icabından olup 48 ve 49 uncu maddeler delaletiyle de bir hükümden yalnız bir harç alınması kanun vazunca muvafık görüldüğüne binaen ihtilafı mucip olan 49 uncu maddedeki bir ceza davası tabirinde irtibat ve iştirak hallerinin mündemiç bulunması itibariyle hükümde dahil muhtelif cezalardan en ağırına mürettep harcın mahkumiyetlerine karar verilmiş olan bütün suçlular arasında cezaları nisbetinde paylaştırılarak tahsili kanunun ruh ve maksadına muvafık olduğuna birinci toplanmada sülüsan ekseriyet hasıl olamadığından ikinci toplanmada mutlak ekseriyetle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy