(818 S. K. m. 72)
Ödünç Para Verme Kanunu Murabaha Nizamnamesini ilga edip etmediği hususunda Temyiz Mahkemesi İcra ve İflas Dairesinin 28/3/938 tarih ve 1484/1658 ve 18/12/939 tarih ve 4097/5595 sayılı ilamları arasında hasıl olan içtihat ihtilafının halli Vakıflar Umum Müdürlüğü Vakıf Paralar Müdürlüğünün 21 teşrinisani 940 tarih ve 10617 sayılı yazısıyla istenilmesine mebni 3 mart 943 tarihinde toplanan Heyeti Umumiyeye kırk bir zatın iştirak ettiği görüldükten ve müzakere nisabı tahakkuk ettikten ve mezkur yazı ile ihtilafın mevzuunu teşkil eden ilamlar okunduktan ve hadise bir kerre de Birinci Reis İhsan Ezgü tarafından izah edildikten sonra söz alan:
Zahir Sencer: Emirleriniz veçhile kanunun ve tadilatınım mucip sebeplerini ve Meclis müzakerelerini tetkik ettim.
Meclis müzakerelerinde kanunun şumulünü gösterir sözler şunlardan ibarettir:
Büyük Millet Meclisi Zabıt Ceridesinin on altıncı cildinin 95 ve 96 inci sahifelerinde Muhtelit Encümen namına Raif:
Murabaha Nizamnamesi faiz miktarını yüzde dokuz olarak kabul ediyor. Ancak münferit muamelatı ticariyede faiz miktarı serbesttir. Bizim daha ziyade endişe ettiğimiz ve siyanet etmek istediğimiz köylüler ve rençberlerdir ki, onları da kanunlarımız himaye etmiştir.
Murabaha Nizamnamesinin, Hükümet teklifinde, mülga olduğu işaret edilmiştir. Muhtelit Encümen bu ciheti de müzakere etti. Kanunun sureti sevkinden ve hututu umumiyesinden şüphesiz mütalaa buyurulmuştur. Anlaşılıyor ki, yalnız ödünç para vermeyi sanat ittihaz etmiş olan adamlara mahsustur. Murabaha Nizamnamesinin hükmü her hangi bir adi muamelede cereyan edecektir. Bu kanunla o kanunun hükümleri ihmal (ikmal olmak lazımdır!) olunabileceği derpiş olunarak bu hüküm kaldırılmıştır.
Kanunlarımız tefecilerin şimdiye kadar bu şekilde hareket etmelerine mani tedbirler koymuştur. Vaziyet ne şekilde olabilir? Tefeci denilen adama yüzde dokuzdan fazla faiz takdir etmiş, onu da senede koymuşsa iş mahkemelere intikal ettiği zaman tabiatiyle yüzde dokuzdan fazlası tahsil edilmeyecektir. Ancak bu şekilde para veren adamlar faizi peşin almak suretiyle re'sülmale zam etmektedir. Bu fazlalığı isbat eder vesika gösterirlerse mahkeme kendilerine hak verir. Senede karşı ufak bir mektup, tahrirî bir mukaddime bulunursa şahit de isbat için kafi gelebilir. Yine böyle fazla faiz teklif eden adamın aleyhinde ansızın bir dava ikame edilip de bu adamın defterinde benden şu kadar faiz aldığı yazılıdır, denirse ve hakikat da bu ise bu da isbat için kafidir.
Ayni zabıt ceridesinin doksan altıncı sahifesinde İktisat Vekili Celal:
Elimizde bir Murabaha Nizamnamesi var ve bunun tarihi maziye doğru uzanmaktadır. O Murabaha Nizamnamesi faizi yüzde dokuzda tutamamıştır. Faiz bunun üstündedir.
Zabıt Ceridesinin yirmi beşinci cildinin doksan sekizinci sahifesinde iktisat Vekili Şakir Kesebir:
Teminatlı krediler için yüzde sekiz buçuk faizi normal bir had addettiğimiz halde açık kredi muamelelerinde, teminatsız muamelelerde, eski kanunda olduğu gibi yüzde on ikiye kadar müsaade etmek yolunu tercih etmiş oluyoruz.
Eski yüzde yirmi beşi burada yüzde sekiz buçuğa indirmiş oluyoruz, dedikleri gibi Şakir Kesebir tarafından yukarıdaki sözlerle müdafaa edilen tadilata ait iktisat Encümeni mazbatasında (Tefeciliğin men'i hususunda açılan mücadelede faiz haddi yüzde sekiz buçuk bulunmaktadır.) ve Adliye Encümeni mazbatasında da hülasaten (bu tadil esas kanunun birinci maddesinde izin almaya mecbur tutulanların mani olacakları hükmü tazammun edip yoksa,
A - Faiz yürütülecek ticari alış verişlerde,
B - Tefeci medlülüne girmeyen hususi ödünç para verme işlerinde faiz haddini umumi şekilde tahdit eden bir hüküm değildir) yolundaki izahları vardır.
Zikri geçen izahlar ve yazılardan şu neticeler çıkar:
A- Tefeci medlûlüne girmek için muaddel on dördüncü madde veçhile kanunun birinci maddesine göre izin almaya mecbur kimselerden olduğu halde şu veya bu mecburiyetlere riayet etmemek ve birinci maddeye göre izin almaya mecbur tutulmak için de ödünç para verme işleriyle meşgul olmak yani Muhtelit Encümen namına Mecliste müdafaa bulunan Raif'in dediği (Ödünç para vermeyi sanat ittihaz etmiş olmak) lazımdır.
B- İkraz mahiyetinde olmayan münferit ticari muamelelerde Muhtelit Encümen namına Raif'in dediği ve tadil hakkındaki Adliye Encümeni mazbatasında yazıldığı gibi faiz miktarı serbesttir.
C- İtiyat halini almayan münferit ikraz işlerinde tadil hakkındaki Adliye Encümeni mazbatasında denildiği gibi bu kanun değil Murabaha Nizamnamesi caridir. Keza ikraz eden ancak itiyat halini almamak şartıyla köylülere, rençperlere yapılan ikrazlarda da esas kanunun müdafaasında Muhtelit Encümen namına Raif'in dediği gibi bu kanun hükmü cari değildir.
D- Bu kanun bankaların ikraz işleriyle, ikrazı itiyat haline getiren kimselerin tüccara olsun, esnafa olsun, halka veya köylüye olsun yapacakları bütün ikraz (yani kredi) işlerine şamildir ve mukabilinde de bir memura, bir köylüye, bir esnafa Ahmet veya Mehmet'in yapacağı münferit ikraz muameleleri de Murabaha Nizamnamesine tabidir.
Bu son neticeyi istihraç etmekle yıllarca kafamda beslediğim bir kanaate Murabaha Nizamnamesinin mülga olduğu kanaatına veda zaruretiyle karşılaştığımı da sözlerime ilaveten arzedeyim.
Abdullah Aytemiz: Borçlar Kanununun yetmiş ikinci maddesinin son fıkrasında mukavele ile faiz meselesinde suistimalin men'i hukuku amme kanunlarına ait olduğu muharrer ve binaenaleyh amme kanunlarından sayılı bulunan Murabaha Nizamnamesinin kemakan meri kaldığı muhakkaktır. Ancak faizden para kazanmak için ödünç para verme işleriyle meşgul olanlar hakkındaki 2279 numaralı kanunun neşrinden sonra bu nizamname hükmü kül halinde mülga mı değil mi? Dairenin bu hususta yekdiğerine mübayin iki kararı vardır. Bunlardan ilk ve tek kalan kararda bu kanunun meriyetinden sonra Murabaha Nizamnamesinin tamamen mülga olduğu ve bundan sonrakilerinde de mülga olmayıp kısmen tadile uğramış bulunduğu esası kabul edilmiştir.
Murabaha Nizamnamesi umumi, 2279 numaralı kanun ise hususidir. Husus umumu ilga etmez, takyit eder. Umumi kanunun, hususi kanunla istisna edilen maddelerinden maadası meri olarak kalır. Mezkur 2279 sayılı kanunun bir maddesinde faiz miktarı yüzde on ikiye çıkarılmış ve daha sonra da çok görülerek yüzde sekiz buçuğa indirilmiştir.
Şu halde birinci maddesi sarahatına göre 2279 sayılı kanun ödünç para verme işleriyle uğraşan hakiki ve hükmî şahıslar, Murabaha Nizamnamesi ise bunların haricinde kalan kimseler hakkında kabili tatbiktir.
Murabaha Nizamnamesinin bundan başka faizin ana parasının bir mislini geçmemesi ve ikrazatta faizi mürekkep yürütülemeyeceği ve hesap kesildikten sonra fahiş faiz iddiası dinlenmeyeceği, gibi hükümleri de vardır ki, bunlar faizden para kazanmayı itiyat edenler hakkında da tatbik olunur. Hülasa 2279 sayılı kanun Murabaha Nizamnamesinin münhasıran faiz miktarına müteallik maddesini tadil etmiş ve diğer hükümleri lağv ve tadilden masun kalmış olduğu kanaatindeyim.
Y. Kemal Arslansan: 302 tarihli Murabaha Nizamnamesinin ihtiyaçları karşılayamaması hasebiyle memleketin iktisadi ihtiyaçlarını karşılamak üzere hazırlanan kanun layihasında ödünç para işleriyle meşgul hakiki ve hükmî şahısların ödünç para verdiklerinde alacakları faiz miktarı gösterilmiştir. Büyük Millet Meclisinde kanun layihasının müzakere zabıtlarından ve encümenlerin esbabı mucibe layihalarından ve kanun maddelerinden anlaşılacağı üzere Murabaha Nizamnamesinin tamamen kaldırıldığına dair bir hüküm mevcut değildir.
Ticaret işlerinde faiz hususi Ticaret Kanunu hükümleriyle halledilmiş olmasına göre ödünç para verme işleri hakkındaki 2279 sayılı işbu kanunun ticaret işlerine şümulü yoktur.
Binaenaleyh işbu kanun hükmü ödünç para verme işleriyle meşgul hakiki ve hükmî şahıslara müteallik ve faiz miktarına münhasır olup Murabaha Nizamnamesi tamamen ilga edilmemiştir. Bu itibarla Murabaha Nizamnamesinin 2279 sayılı kanun hükmüne mugayir olmayan hükümleri mer'idir, demeleriyle neticede:
Sonuç: Borçlar Kanununun yetmiş ikinci maddesinin son fıkrası mucibince amme kanunlarından madut ve hükmü tamamen mahfuz bulunan Murabaha Nizamnamesinin ödünç para verme işleriyle meşgul olanlar hakkındaki 2279 sayılı kanunun mer'iyete girmesiyle mülga olup olmadığı hususu ihtilafa esas ve mevzu teşkil etmektedir. Mezkur 2279 sayılı kanunun ödünç para verme işlerini itiyat eden hakiki ve hükmi şahıslar hakkında mabihüttatbik olacağı ve bunların muamelelerinde faiz miktarının yüzde on ikiye çıkarıldığı ve daha sonra sekiz buçuğa indirildiği bu kanunun birinci ve dokuzuncu ve anı muaddil 3399 sayılı kanunun birinci maddelerinde zikr ve tasrih olunmuş ve muahhar hususi kanunun mukaddem umumi kanunu büsbütün ilga etmeyip ancak takyit ve tashih edeceğinden yukarıda beyan olunduğu veçhile münhasıran bir zümre hakkındaki işbu hususi kanun umumi mahiyeti haiz Murabaha Nizamnamesinin yalnız faiz miktarına müteallik hükmünü tadil edip diğer maddeleri meriyetini olduğu gibi muhafaza etmekte bulunmuş ve binaenaleyh Murabaha Nizamnamesinin faiz miktarından maada yani faizin ana paralarının bir mislini geçmeyeceği ve bazı istisnalar hariç ikrazata faizi mürekkep yürütülemeyeceği ve hesap kesildikten sonra verilen fahiş faizlerin geri alınamayacağı gibi hükümleri tadilden masun kalmış olmasına binaen bahsi geçen 2279 ve 3399 numaralı kanunlarla Murabaha nizamnamesinin tamamı ilga edilmemiş ve ancak faiz miktarına mütedair hükmünün tadile uğramış olması lazım geldiğine karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy