(1086 S. K. m. 288, 292, 293) (YİBK. 18.03.1942 T. 1941/37 E. 1942/6 K.)
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, 36 parsel sayılı taşınmazlarına davalının elatıp Balık Çiftliği kurduğunu ileri sürerek elatmanın önlenilmesi ve yıkım isteğinde bulunmuşlardır. Davalı, dava konusu taşınmazı 1995 yılında, İlyas B.'ten kiraladığını, kira sözleşmesinde lokantanın yapılması da bulunduğunu savunup, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalının dava konusu taşınmazı yasal olarak kiraladığı, bu nedenle kullandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili tarafından süresinde tetkik hakimi Hüseyin Ç.'in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacılar, kendilerine ait 36 parsel sayılı taşınmaza davalının elatıp Balık Çiftliği kurduğunu söyleyip, haksız elatmasının önlenilmesi ve yıkım istemişlerdir.
Davalı, taşınmazı 1995 yılında İlyas B.'ten kiraladığını, kiracı olduğunu savunup, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalının dava konusu taşınmazı yasal olarak kiraladığı, bu nedenle kullanmakta olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, özel yasa hükümleri saklı kalmak koşuluyla gerek taşınır gerekse taşınmaz mallara ilişkin kira sözleşmelerinin geçerli olması hiçbir biçim koşuluna bağlı değildir. Kira sözleşmeleri yazılı veya sözlü yapılabileceği gibi zımni (üstün kapalı) olarak vücuda getirilebilir. Yeter ki, taraflar kira sözleşmesinin esaslı unsurlarından anlaşmış olsunlar. Nitekim, bu kural 18.3.1942 tarih 37/6 Sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıkça vurgulanmıştır. Ne var ki; kira ilişkisi bir hukuki fiil (vakıa) değil bir hakkın doğumuna, değiştirilmesine veya ortadan kaldırılmasına neden olma niteliği itibariyle bir hukuki işlem (muamele) dir. Bu nedenle, HUMK'nun 288 maddesi uyarınca 1.1.1998 tarihinden itibaren 20.000.000 lirayı aşan (23.6.1996 gün ve 4166 sayılı yasaya göre) sözleşmeler hakkında tanık dinlenilebilmesine olanak yoktur; kira sözleşmesinin varlığı ancak yazılı delille ispat edilebilir. Hemen belirtilmelidir ki; sözü edilen miktar yıllık kira tutarına bakılarak belli edilir. Sözlü kira sözleşmesi kurulduğu yolundaki savunmanın ilgilisine (davalıya yada davalılara) yemin teklif etme hakkı verebileceği, ayrıca HUMK'nun 292 ve 293 maddelerinde değinilen ayrıcalıklarında gözetilmesinin gerekeceği kuşkusuzdur.
Somut olayda, davalının kiracılığının kabulü anlamında davacılara ait açık bir beyan ve kira parasının alındığına dair makbuz veya belge yoktur.
Hal böyle olunca, davanın kabulü gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile kiracılık savunmasına değer verilerek yazılı olduğu üzere karar verilmesi isabetsizdir. Davacıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 13.03.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy