(1412 S. K. m. 191, 197) (765 S. K. m. 464)
Dava: İşlenmiş bir suç için yapılması icap eden tahkikatın mahiyet ve safahatiyle her tahkik sonunda verilecek kararları gösteren usul hükümlerinden ilk tahkikat yapılmış bir işte ne gibi kararlar verilebileceğine mütedair olan 191. madde hükmünün münhasıran ilk tahkikat bittikten ve muayyen usuli merasimin ifasından sonra itithazı muktazi kararlara ait bulunduğu bu maddeye takaddüm eden 190 ve anı takip eyleyen diğer maddeler ahkamından müsteban olduğuna ve zikri geçen usulün 191. maddesinde yazılı kararların hasir ve tahdidi mahiyette olamayacağı yine usulün 352. maddesinde yazılı halin tahakkukunda davanın ve 173. maddedeki sebeplerden dolayı talepnamenin reddine sorgu hakimliğince karar verilmesi iktiza edeceğine ait bulunan sarahatla müeyyet bulunmasından başka son tahkikatın hitamını müteakip ne gibi kararlar verilmesi mümkün olduğunu tayin eden usulün 253. maddesinde, ilk tahkikat üzerine itiraz edebilecek kararlardan bahis bulunan 191. maddede sayılı lüzum, men'i muhakeme ve duruşmanın tatilinden başka bir de davanın düşmesine karar verilebileceği ilaveten tasrih edildiğine ve son tahkikat sırasında Ceza Kanunu'nun 96 ve müteakip maddelerinde gösterildiği üzere amme davasının düşmesini mucip olan vefat, müruruzaman ve af gibi hallerin vukuu ile amme davasının düşmesine karar verildiği halde ilk tahkikatta vefat eden suçlu hakkında Ceza Kanunu hükümleri ihmal edilerek usulün 191. maddesinde yazılı kararlardan mutlaka birine tedahül ettirileceği mülahazasıyla men'i muhakeme kararı verilmesi icap edeceği hakkındaki noktai nazarın son tahkikat ile ilk tahkikat arasında bu bakımdan bir fark bulunmadığı için nazari kaideler ve Ceza Kanunu hükümleriyle de telifi mümkün olamayacağına ve ilk tahkikat bittikten sonra toplanan delillerin kifayeti ve suçluya isnat kabiliyetini tayin eden ve usulün 197. maddesinde bahsolunan maddi yani fili sebepler ile işlenen suçun Ceza Kanunu hükümleri yönünden cürmi mahiyetinin tespitine taalluk eden ve hukuki sebepler mefhumu ile ifade olunan hususatın tetkiki mevzuu bahis olabileceğine göre bu ahval haricinde kalan ve kanunen hüküm ve mahiyetleri tayin edilmiş bulunan diğer esbap ve hadisatı ve bu cümleden olarak amme davasının düşmesini mucip halleri hukuki sebepler tabiri içine ithal ederek heyeti umumiyesini bu mefhum ile beyanda isabet bulunmadığına ve tecilde erkeğin kusuriyle boşanma vuku bulduğu takdirde tahkikata bırakıldığı noktadan devam edilmesi icap ederken men'i muhakemede hazırlık tahkikatı yapılarak toplanacak delillerin yeniden amme davasının açılmasına kifayeti görüldükten sonra men'i muhakeme kararının ortadan kaldırılması kabil olabileceği cihetle tecil ile men'i muhakeme arasında kanuni neticeler cihetinden de mümaselet mevcut bulunmadığına binaen Ceza Kanunu'nun 434. maddesindeki sarahatın ihmaliyle tecil yerine men'i muhakeme kararı verilmesi lazım geleceğine ait kararda isabet bulunmadığından bu kabil ahvalde kanunu tabir ve beyanı veçhile tecil kararı verilmesi kanunun ruh ve maksadına muvafık olduğuna çoğunlukla karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy