(1632 S. K. m. 135)
Askerlerin işledikleri rüşvet almak suçlarına müteallik tahkikat ve muhakemenin terhislerinden sonra dahi askeri kazaya tabi olup olmadığı hususunda Ceza Umum Heyetinin 27.11.1939 tarih ve 219/214 ve 22.4.1940 tarih ve 66/72 sayılı ilamları arasında hasıl olan içtihat ihtilafının tevhidi için Adliye Vekilliğinin 31.3.1942 tarih ve 599/389 sayılı yazısıyla gönderilen ilam suretleri teksir ve tevzi olunarak 29.3.1944 tarihine müsadif çarşamba günü Birinci Reis Halil Özyörük'ün Reisliği altında toplanan Heyeti Umumiyede keyfiyet müzakereye konulması üzerine Birinci Reis tarafından mübayenet izah edildikten sonra söz alan:
Dördüncü Ceza Reisi Zahir Sencer: 1939 senesindeki karar münferittir. Ondan sonraki kararlara göre umumî mahkemelere aittir.
Vehbi Yekebaş: Bendenize göre askerin asker bulunduğu zaman rüşvet alması askerî bir suçtur. Usuldeki istisnayı buraya teşmil edemeyiz. Askeri Ceza Kanunu bu suçu metnine almış olmasına göre bu artık askeri suçtur. O halde askeri mahkemelere aittir.
Üçüncü Ceza Reisi İ. Ertem: İlk ve son kararlarımıza hakim olan zihniyet, (Askeri Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun ikinci maddesini okudular.) Askerî suç olup olmadığını anlamak lazımdır.
135 inci maddesinde Türk Ceza Kanununun tatbik edileceğini söylüyor ve bu suretle rüşvet alanların cezasını kendisi tayin ediyor. 135 inci maddeye verilecek mana işi halleder. Askeri Ceza Kanununa girmiş bir maddedir.
Ticaret Reisi F.H. Demirelli: Askerî mahkemeler istisnai mahkemelerdir. Onların vazifesi tahdididir ve böyle anlamak lazımdır. Usulün altıncı maddesini okudular. Ruhu mesele askerî bir cürümle münasebettar olmasıdır. Muhtacı tetkik olacaktır. Askeri cürüm bizzat askerlik vazifesiyle alakalı bir cürümdür. Ormanı beklemek askerî vazife değildir. Orman Koruma Teşkilat Kanununun on sekizinci maddesi de bunları askerî cürüm saymamıştır. Ancak vazifeli kılmıştır. Haddi zatında askerî vazife değildir, amma askeri usule tabi olsun demiştir. Heyeti Umumiyenin ikinci kararı doğrudur.
Akil Aksöz: Askerin sarhoşluğu askerî bir vazife olmadığı halde Askerî Ceza Kanunu ile tecziye edilir. Binaenaleyh rüşvet meselesinde de böyle olmak, askerî mercii kabul etmek lazımdır. Umumî Heyetin 39 senesindeki kararı doğrudur.
Vehbi Yekebaş: Bendeniz de istisnayı tahdit etmeğe taraftarım. Bir işin umumi bir kaza merciinden alınarak hususî bir kazaya tabi tutulması bir sarahata mevkuftur. Çünkü Teşkilatı Esasiye Kanunu mucibince asıl olarak kaza işleri adli mahkemelere mevdudur. Aksi de tıpkı bunun gibi bir nassa muhtaçtır ki bir misalini Askeri Muhakeme Usulünün askeri cürüm ünde buluyoruz. O halde şimdi bizim için ihtilafın halli bu askeri cürüm ün mefhumunu tayin etmektir. Vakıa bunu nazari olarak bizzat askerî mahiyeti haiz olan cürüm manasında tayin eylemek arzusuna delalet eder bazı mütalaalar ileri sürüldü, amma bu müşkülümüzü kat'i olarak halle medar olmaz. Çünkü o zaman da bizzat askeri mahiyeti haiz suç ne demektir, diye ikinci bir münakaşaya ihtiyaç hasıl alacak. Buna meydan kalmamak üzere Askeri Ceza Kanununun bir hükme raptettiği cürümleri askerî addetmek bu ihtilafın halli için en kat'i bir kıstas olur sanırım. Askeri Ceza Kanununun tayin ettiği bu hüküm ister doğrudan doğruya tayin edilsin, ister umumî Ceza Kanunundaki cezanın tayin edileceğini beyan suretinde olsun, farketmez. Çünkü mesela askerî cürümlere iştirak şekilleri de umumî Ceza Kanununun iştirak kaidelerine mütedair hükümlerle tayin edilir. O halde bir şerik terhis edilirse Umumi mahkemelere mi sevkolunacak. Bu şüphesiz doğru olmaz. Askerî Ceza Kanununun 135 inci maddesinin sarahatı olmasaydı askerlerin rüşvet alması meşruiyet mi iktisap edecekti. O da hayır! Elbette Umumi Ceza Kanununa göre cürüm teşekkül edecek ve takip olunacaktı. O halde 135 inci maddenin atfı bunu asker. cürümler arasına almak kastına matuf addedilmek gerektir ve netice olarak da bu suç asker. suçtur.
İ. Hakkı Kutengin: Askerî Ceza Kanunu ehemmiyetli suçlardan dolayı kendisi madde koymuştur. Binaenaleyh bir askerin silah çalması ile bir askerin halı çalması arasında fark vardır. Binaenaleyh Ceza Kanununa eklediği maddeler umumi mahkemelere aittir.
Zahir Sencer: Burada nazara alacağımız askeri bir suç olup olmadığıdır.
Fahreddin Karaoğlan: Askeri Ceza Kanununun birinci ve ikinci ve Askeri Ceza Usulünün ikinci ve altıncı maddelerinin sarih hükümlerine göre umumî mahkemelere ait olacağından Birinci Reis ve F. Hulusi Demirellinin noktai nazarına iştirak ettiğini söyledi.
Birinci Reis: (Hadiseye taalluk eden 3157 sayılı kanunun birinci ve on sekizinci maddeleriyle 1858 sayılı kanunun on dokuzuncu maddesi okunduktan sonra) Asıl askerlik vazifesi başkadır. Buradaki vazife başkadır. Binaenaleyh hadisemizi ilgileyen suçluların muhakemesi umumi mahkemelerde görülmek lazımdır, dedikten sonra reye vaz edilerek neticede:
Askeri şahıslardan her hangi birinin Türk Ceza Kanununun üçüncü babının üçüncü faslında yazılı suçlardan (yani rüşvet cürümlerinden) birini işlemesi halinde o fasıldaki cezalarla cezalandırılacağı Askerî Ceza Kanununun 135 inci maddesinde gösterilmiş olmasına ve her ne kadar askeri şahısların münhasıran Türk Ceza Kanunun yazılı cezaları müstelzim fiillerinden askerlik hizmet ve vazifelerine taalluk edenlerin muhakemesinin askeri mahkemelerde yapılacağı Askeri Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun birinci maddesinin iki numaralı bendinde yazılı ise de bu hüküm ile askerlik sıfatının yani askeri şahsı askeri mahkemeye bağlıyan alakanın devam etmekte bulunması hali gözönünde tutulmuş olup bu sıfat ve alakanın terhis ve veya başka bir sebeple zail olması takdirinde işlenilen suç askeri bir cürüm ile münasebetli olmadıkça ciheti askeriyece takibata başlanılmış olsa bile artık askeri mahkemelerin salahiyeti kalmayacağı ayni kanunun birinci maddesinin B bendiyle dördüncü ve hassaten altıncı maddesinden anlaşılmakta olmasına ve Askeri Ceza Kanunu yalnız kendisinin ölüm, ağır hapis ve hapis cezalarıyla cezalandırmış olduğu cürümlerin askeri cürüm olduğunu ilk maddesinde tesbit etmiş olup buna mukabil askeri şahısların (askeri olmayan suçları için) Türk Ceza Kanunu hükümlerinin tatbik olunacağını ikinci maddesinde beyan etmek suretiyle o şahısların münhasıran Türk Ceza Kanunu hükümlerini ilgilendiren suçlarının askeri cürüm olmadığını açıkça göstermiş bulunmasına göre 1841 numaralı Gümrük Muhafaza ve 3157 numaralı Orman Koruma Teşkilatı kanunlariyle müteşekkil askeri kıt'alara mensup erler tarafından muhafaza ve koruma hizmetleri esnasında işlenilmiş olup yukarıki sarahatlar hükmünce askeri cürüm sayılması mümkün olmıyan ve her hangi askeri bir cürüm ile münasebetleri de anlaşılamıyan rüşvet almak cürmünden dolayı o kanunların on dokuzuncu ve on sekizinci maddeleri delaletiyle Askeri Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun ikinci ve yedinci maddelerine tevfikan askerlik sıfat ve hizmetlerinin devamı müddetince askeri mahkemelere ait bulunan muhakemelerinin terhislerinden sonra ayni kanunun altıncı maddesine tevfikan umumi mahkemelerde icrası lazım geleceğine 29.03.1944 tarihinde altı muhalif reye karşı kırk sekiz reye baliğ sülüsan çoğunluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy