(1086 S. K. m. 162) (2004 S. K. m. 19, 51, 52, 54, 55, 56, 60, 62) (1412 S. K. m. 40)
Gün olarak tayin edilen müddetlerde sonuncu gün bir tatile tesadüf ederse, müddetin, tatili takip eden günde biteceği öteden beri kabul edilmiş ve bu hususta İcra ve İflas Kanunu'nun 19'uncu maddesi mesnet tutulmuş iken, ahiren bu kabil müddetlerin hesabında mezkur Kanun'un 56'ncı maddesi hükmünün esas ittihazıyla, son günü tatile rastlayan müddetin, tatilin hitamından sonra üç gün uzatılması lazım geleceği yolunda yeni bir ekseriyet hasıl olmuş olduğundan bahisle husule gelen işbu mübayenet ve ihtilafın "tevhidi içtihat" yoluyla halli lüzumu, Temyiz İcra ve İflas Dairesi Reisliği'nin 10.10.1942 tarih ve 738 sayılı yazısıyla istenilmesine mebni, ihtilafın mevzuunu teşkil eden ve zikri geçen yazı teksir olunarak, Umumi Heyet azasına tevzi edilmişti.
Müzakere için tayin olunan 24 Mayıs 944 tarihine rastlayan Çarşamba günü saat 9.30'da toplanan Umumi Heyet, Birinci Reis Halil Özyörük'ün başkanlığı altında müzakereye başlayarak, ihtilafın esasını teşkil eden noktalar hülasaten Birinci Reis tarafından izah edildikten sonra söz alan:
"İcra ve İflas Reisi Abdullah Aytemiz: Dairemiz'ce öteden beri son gün tatile tesadüf ederse, müddetin bir gün uzatılacağı esası mutlak surette kabul olunmuş iken, ahiren gün olarak tayin olunan müddetlerde son gün tatil veya talike gelirse üç gün uzatılacağı hakkında bir ekseriyet hasıl olmuş ve şu suretle tekevvün eden ihtilafın "tevhidi içtihat" suretiyle halli zaruri görülmüştür.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 19'uncu maddesinde, ay veya sene olarak tayin olunan müddetler ibaresinin virgül işaretiyle ayrılan ve son cümleye tekaddüm eden fıkrasında, "Sonuncu gün bir tatile tesadüf ederse, tatili takip eden günde biter" denilmektedir. Bu fıkra hükmü, mutlak yani gün olarak tayin olunan müddetlere de şamil olsaydı, tevali eden fıkralar gibi bir virgül ile değil, satırbaşı bir cümle halinde yazılırdı. Nitekim her iki müddete şamil olmak üzere "Müddet, son günün akşamı tatil saatinde bitmiş sayılır" cümlesi, müstakil ve satırbaşı olarak yazılmıştır. Eğer böyle olsaydı, bu cümlenin de bir virgül ile ayırt edilmesi iktiza ederdi. Bu madde aynen okunursa, mezkur cümlenin ay ve sene olarak tayin olunan müddetlere mahsus olduğu açıkça anlaşılır. Binaenaleyh, bu maddede, gün olarak tayin olunan müddetlerde son gün tatile rastgelirse ne kadar uzatılacağı hakkında bir kayıt bulunmadığına göre, İcra ve İflas Kanunu'nun 56'ncı maddesi mucibince müddet üç gün uzatılmış sayılır. Çünkü bu 56'ncı madde gayet sarihtir. Aynen okuyalım: "Tatiller ve takip talikleri esnasında müddetlerin cereyanı durmaz. Ve fakat, müddetin nihayeti bir tatil veya talik gününe tesadüf ederse, müddet tatil yahut talikin hitamından sonra üç gün daha uzatılır."
Gün olarak tayin olunan müddetler daha kısa olduğundan dolayıdır ki, vazıkanun bunda üç gün uzatılmayı kabul etmiştir. 19'uncu madde hususi, 56'ncı madde umumi hükümleri ihtiva etmekte olup, umumi hükümden, hususi hükümden maadası maksut olacağı, layetegayyer bir kaide icabıdır. Eğer 19'uncu madde ile gün olarak tayin olunan müddetler de son günün tatile tesadüf ettiği surette bir gün uzatılacağı kabul olunmak lazım gelirse, bu 56'ncı maddenin, "müddet tatile tesadüf ederse üç gün uzatılır" ibaresinin ihmali lazım gelir. İmali mümkün olan kelime ve cümlelerin ihmali cihetine gidelemez. nerede kaldı ki, Heyeti Teşria'dan geçen bir kanunun ibaresini kabili imal iken ihmal edelim. Muhterem bazı arkadaşlarımız, ecnebi şarihlerin şerhlerini işhat ederek bu 56'ncı maddeyi felce uğratmak istiyorlar.
O şarihler ki, asıl metne göre mütalaa yürütmüşler. Bizim kanun metnine bakarak şerh edecek olurlarsa, herhalde mütalaaları değişir. Hiçbir şarih, kanunun açık bir ibaresini tadil ve tahrif suretiyle şerh edemez. Binaenaleyh, 19'uncu maddenin ibaresinden, bir gün uzatılacağı hakkındaki fıkranın gün olarak tayin olunan müddetlere şümulü bulunmadığı ve bu gibi müddetlerin tatile rastgelirse, 56'ncı madde veçhile üç gün uzatılacağı kanaatindeyim.
O. Nuri Köni: Sayın Abdullah Aytemiz'in bütün mütalaalarına iştirak ediyorum, ancak 29 tarihli tercümenin esasında "bir gün"dür. Esbabı mucibesinde bir şey yoktur. 32'de her nasılsa üç gün olmuştur. Tevhidi içtihat kararıyla bu maddeyi ihmal edin derseniz öyle yaparız. İhmali de biraz muvafıktır.
Aziz Yeğer: İcra Kanunu'muzun 19 ve 56'ncı maddeleri arasında, müddetlerin uzatılması noktasında beliren içtihat ihtilafının halli için, önce bu maddelerin asıllarını tetkik etmek icap eder.
Bu maddeler üzerinde tetkikata başlamadan evvel, bunların ifadelerini iyi ve doğru anlamaya yaradığı için, Kanun'umuzun 51'inci maddesinin aslı olan İsviçre İcra Kanunu'nun 56'ncı maddesini gözden geçirmekliğimiz lazımdır.
İsviçre İcra Kanunu'nun 56'ncı maddesinde, başta tasrih olunan müstesna haller dışında,
1 - Sabahın saat sekizinden evvel, akşamın saat yedisinden sonraki zamanda,
2 - Pazar günlerinde ve devletçe tanınmış bayram günlerinde,
3 - Takip tatilleri (Betreibungsferien) esnasında yani Ostern (Hazreti İsa'nın tekrar dirilmesi) bayramından yedi gün evvel, yedi gün sonra; Pfingsten (Büyük Paskalya'dan sonra gelen ellinci gün), Veihnachten (Hazreti İsa'nın doğduğu 25 Kanunu evvel günü gecesi). Bu hükümler, poliçeler takibinde cari değildir.
4 - Borçluya karşı hukuki taliklere (Rechtsstillstand), (madde 57-62), yahut tereke takilikine (madde 295) müsaade olunduğunda,
İcra takip muamelelerinin yapılamayacağı yazılıdır.
Burada hemen söyleyelim ki:
1 - Takip tatilleri, resmi bayram tatilleri değildirler. (Yeğer şerhi, 31'inci madde, sahife 56). Bunlar ayrı şeylerdir. Maddede ayrı fıkralarda yazılı olması da bunu gösterir.
2 - Kantonal mahkeme tatilleri, İcra Kanunu'nda yazılı müddetlerin başlamasına ve cereyanına mani olmaz. İcrada mahkeme tatili yoktur. (Yeğer şerhi, 31'inci madde, sahife 56).
Bu maddenin mukabili olan bizim 51'inci maddemizde ise hülasa olarak tatil günlerinde ve talik hallerinde icra takip muamelelerinin yapılamayacağı bildirilmekte ve tatil günleri hakkında bize göre bir tafil ve tefrikte bulunulmamaktadır.
Yukarıda yazılı İsviçre Kanunu maddesinin 54 numaralı bendinde, icra taliklerini izah ve ifade etmek üzere gösterilen kanun maddelerinin sıra ile bizde mukabilleri 52,53,54,55,330'uncu maddelerdir. Bu maddelerin mütalaası ile icra taliklerinin neler olduğu anlaşılır.
Bu mütekaddim izahattan sonra, ihtilaf mevzuu olan bizim 19 uncu maddemizin aslı olan İsviçre İcra Kanunu'nun 31'inci maddesine geçiyorum. Müddetlerin başlama ve bitme zamanını bildiren bu madde, dört fıkrayı ihtiva eder. İhtilaf mevzuu ile ilgili olmayan birinci ve ikinci fıkralardan sonra üçüncü fıkrada ayniyle "Son gün bir Pazar'a veya devletçe tanınmış bir bayram gününe rastlarsa, müddet müteakip iş gününde biter" diye yazılıdır. Bu üçüncü fıkra, açık ifade ile bir gün uzatmanın ancak Pazar günleri ile devletçe tanınmış bayram günleri için olduğunu bildiriyor. Bu maddenin hüküm ve şümulune evvelce sözü geçen İsviçre Kanunu'nun 56'ncı maddesinin takip tatilleri (Dini bayram günleri) ve kanun ile muayyen sebeplere müstenit talikler dahil değildir.
İsviçre Kanunu'nun bu 31'inci maddesinin bizde mukabili olan 19'uncu maddenin ihtilaf mevzuu olan fıkrası ise (Sonuncu gün bir tatile tesadüf ederse, müddet, tatili takip eden günde biter" suretindedir. Bu fıkrada sadece "tatil" den bahis vardır. Bizde tatiller 2739 sayılı bir kanun ile muayyendir. Orada, ulusal ve genel tatiller arasında, Cumartesi günü saat on üçte başlamak üzere, Pazar hafta tatili günü de vardır. Şu halde, bu maddede gördüğümüz "tatil" kelimesinin delaleti, madde aslına ve kendisinin açık beyanına göre, bizde sözü geçen 2739 sayılı Kanun'da gösterilen tatil günleri olmak lazımdır.
Bundan sonra bizim 19'uncu maddemize mutaarız görünen 56'ncı maddemize geçiyorum. Bizdeki 56'ncı maddenin İsviçre kanununda mukabili 63'üncü maddedir. Bu maddenin tercümesi, "Takip tatilleri (Betreibungsferien) ve hukuki talikler (Rechtsstillstand), müddetin cereyanını durdurmazlar. Fakat bir müddetin sonu takip tatiline veya talik zamanına rastlarsa, müddet, tatil veya talik zamanının bitmesinden sonra üç gün uzatılır" suretindedir. Görülüyor ki, maddenin açık sözü, üç gün uzatmayı, yukarıda söylediğimiz veçhile, İsviçre'nin 56'ncı maddesinin üç ve dört numaralı bentlerinde yazılı takip tatilleri (dini bayram günleri) ile taliklere münhasır kılıyor. Bu uzatma, Pazar günleri ve devletçe tanınmış bayram günleri için değildir.
Bu maddenin bizde mukabili olan 56'ncı madde ise, "Tatiller ve takip talikleri esnasında müddetlerin cereyanı durmaz. Fakat müddetin sonu bir tatil veya talik gününe rastlarsa, müddet, tatil veya talikin hitamından sonra üç gün uzatılır" diye yazılır.
Buna göre, 19 ve 56'ncı maddelerimizin asılları olan İsviçre İcra Kanunu'nun 30 ve 63'üncü maddeleri arasında ihtilaf yoktur. Orada 31'inci maddenin açık beyanı veçhile, müddetin sonu Pazar veyahut devletçe tanınmış bayram günlerine rastlarsa bir gün uzatılır. Müddetin sonu takip tatilleri (dini bayram günleri) ile talik zamanlarına rastlarsa, 63'üncü madde hükmünce üç gün uzatılır. Orada tatiller, mahiyetleri itibariyle bir tefrike tabi tutulmuş, "şu nevi tatillerde müddet bir gün ve bu nevi tatillerde müddet üç gün uzatılsın" denmiştir. Bizde ise her iki maddemizde, asıllarındaki fark ve beyan gözetilmeksizin, mutlak surette bir "tatil" kelimesi kullanılmış ve bu sebeple de maddeler arasında ilk görüşte bir ahenksizlik zehabı yaratılmıştır. Yukarıda söylendi, bizde tatiller, hususi bir kanun ile muayyendir ve bunların müddetlere tesiri bakımından aralarında hiçbir fark ve ayrılık yoktur.
İcra takibi taliklerinde ve aslına göre keza takip tatillerinde (dini bayramlar), müddetin üç gün uzatılması, talik sebepleri gibi acılı ve müşkül hallerde ve takip tatillerini teşkil eden dini bayramlarda ve dua günlerinde borçluyu rahatsız ve tazyik etmemek gibi insani düşüncelerden ileri gelmektedir. Bir akrabanın ölümü ve çok ağır hastalık hallrinde ve bir mevkufa mümessil tayini için yapılan taliklerde müddetin uzatılmaması ve mutlak surette icra takibinin devamı, borçlunun menfaatlerinin korunmasını güçleştirir. Hele borçlunun ölümü ve muhitte bulaşıcı hastalıklar çıkması gibi talik hallerinde ise borçlunun menfaati hiç korunamaz. Böyle hallerde borçluyu hukuk kaybından korumak lazımdır ve müddet uzatılmalıdır.
Bizde de icra takibi taliklerinde, müddetin sonu bir tatile rastlarsa, aslında olduğu gibi müddet üç gün uzatılır (madde 56). Fakat bizde, aslında olduğu gibi, "takip tatilleri" mahiyetinde bir tatil günleri yoktur ve onun için 56'ncı maddedeki "tatil" kelimesini halde kullanacak yer de yoktur.
Biraz evvel arz ettiğim sebeple bizde doğan ihtilafın halli için mütalaamızı bildirir ve reylerimizi verirken, İsviçre İcra Kanunu'nun 63'üncü ve bir de 56'ncı maddesinin hudut ve şümulünü gözden geçirmekliğimiz vardır. Mesela, müddetin bir Pazar gününe rastlamasından dolayı üç gün uzatılmasını tensip ettiğimizde, Kanun'umuzun nerelerini ve hangi muamelelerini nerelere kadar sarsacağımızı evvelden bilmeliyiz ve ona göre kararımızı vermeliyiz. İcraya taalluk ettiği için, İcra Kanunu'nun pek çok maddeleri, tabii ve zaruri olarak müddetlidir. Onun için İsviçre İcra Kanunu'nun 63'üncü maddesinin tatbik sahası hakkında da maruzatta bulunacağım.
Bir kere, müddetlerin uzatılması, farksız olarak bütün müddetler hakkında kabul edilmiş değildir. Maddenin maksudu, borçluların lehine olmak üzere, takip tatilleri ve talikler hakkında bir uzatmadır. Münhasıran alacaklıların ve üçüncü şahısların lehine olan yerlerde, madde hiçbir suretle tatbik olunamaz. Takip tatilleri ile taliklerde müddetin uzatılması bakımından madde hükmünün tatbik olunamayacağı yerler, dört kaide ve çerçeve içinde toplanmıştır. Bunlar,
A - Alacaklının taleplerini yapmak için konmuş olan müddetler. Bu kabil müddetler uzatılamaz. Bunlar, esasta maddenin hudut ve şümulü dışındadır. Çünkü uzatmayı kabule hakim düşünceler burada yoktur. Bu maddeler sıra ile bizde 78, 101, 106, 143 fıkra 3, 148 fıkra 1, 155, 156, 164 (Alacaklı hakkında uzatılmaz, borçlu hakkında uzatılır) ve diğer, sadece alacaklı için tayin edilmiş müddetleri havi maddeler.
B - İcra memuru veyahut kanun tarafından alacaklılara ve üçüncü şahıslara ait olarak tayin olunan müddetler, Bu müddetlerin yazılı olduğu maddeler bizde 96 (Bu maddede alacaklıya verilen müddet uzatılmaz, borçlu hakkında uzatılır), 97 fıkra 1, 99, 101 fıkra 2, 3 (Bu müddetler alacaklı hakkında uzatılmaz, fakat borçlu hakkında uzatılır), 126, 128 (Bu müddet, hacizler hakkında uzatılmaz, fakat borçlu hakkında uzatılır), 118,130,142'dir.
C - İflas muamelelerinde kanun veya iflas memurları tarafından konulan müddetler.
D - Geriye doğru sayılan müddetler. Bizde 124,126'ncı maddeler.
Bundan sonra, bahsettiğimiz maddenin takip tatillerinde ve taliklerde borçlu lehine olarak uzatılmasını kabul ve iltizam ettiği diğer maddelerdeki müddetlerin beyanına geçiyorum. Bu hususta kaide olarak, icra memuru ve kanun tarafından borçlu için tayin olunan ve bunların gözetilmemesi borçlu hakkında muayyen hukuki neticeler doğuran bütün müddetler, taliklerde ve takip tatillerinde uzatılmak icap eder. Bunlar, bizdeki madde numaralarıyla şunlardır:
İİK 16'ncı madde: İcra muamelelerinin kanuna muhalif olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı yapılacak şikayet için konulan yedi günlük müddet. Bu maddenin tatbikatta hudut ve şümulü çok geniştir. Maddenin aslında bu müddet, on gün idi. Biz, icra takiplerine hız vermek için yediye indirdik. Şimdi bütün icra muamelelerinde yapılacak her türlü şikayetler için muayyen yedi günlük müddetin son günü bir pazara rastgelirse ve şayet kanuni tatillerde, bizim 56'ncı maddemize giderek üç günlük uzatmayı kabul edersek, şikayet müddetini on güne çıkarmış olacağız. Arz ettiğim bu madde, her müracaatta ve şikayette en önde tatbik yeri bulan bir maddedir. Önelidir.
Sonra 60'ıncı madde: İlamsız takiplerde yazılacak ödeme emirlerinde, borcun yedi gün içinde ödenmesi ve eğer bir itirazı varsa, borçlunun yine bu yedigün içinde bunu bildirmesi kendisine yazılır. Maddenin aslında, bu müddetler daha uzun idi. Biz bunları kısalttık. Bu madde, her takipte yer bulan önemli bir maddedir. Burada da kanuni tatillerde üç gün uzatmayı kabul ettiğimizde, her icra takibi için yazılacak ödeme emrinde muayyen müddetin son günü Pazar'a rastgelirse, bu müddet üç güne uzatılmış olacaktır. Bu halde bizim icra işlerinde iltizam ettiğimiz çabukluk nerede kalır?
Daha sonra 62'nci madde: İlamsız takipte itiraz etmek isteyen borçlu, bu itirazını ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde yapması lazımdır. Aslında bu müddet on gündü. Biz yedi gün olarak kabul ettik. Bu da tatbikatın önemli bir maddesidir. Bu maddeyi de talik ve takip tatilleri dışında kanuni tatiller hakkında da tatbik edersek, maddede yazılı müddeti her Pazar'a rastladıkça üç gün uzatmaklığımız icap edecektir.
Bundan sonra madde numaralarını sıralayacağım. Bunların ayrı ayrı münderecatına temas ederek maruzatta bulunmak çok uzun olacaktır. Bu maddelerin hepsi, icra takibi muamelelerinde hemen daima tatbik yeri olan mühim maddelerdir. Bunlar 65, 69, 72, 97 (Bu maddede borçluya verilen müddet uzatılır) 101, (Borçlu hakkında uzatılır, alacaklı hakkında değil), 111, 128 (Borçlu hakkında uzatılır, hacizler hakkında değil), 146, 164 (Borçlu hakkında) 168, 174, 177, 265, 269'uncu maddelerdir.
İhtilaf mevzuu olan maddelerin aslı ve tatbik yerleri ve şümulleri hakkında maruzatta bulundum. Şimdi fikrimi ve reyimi arz edeceğim.
19'uncu maddedeki "tatil" kelimesinin mana ve delaleti, aslının kasıt ve beyanına da uygun olarak, bizde hususi bir kanun ile kabul ve tayin edilmiş olan tatil günleri olmak lazımdır. Bu suretle Pazar günleri bu madde hükmüne dahil olur. Müddetin son günü bir Pazar'a veya kanunla muayyen diğer bir tatil gününe rastlarsa, müddet, tatili takip eden günde biter. Bu yolda bir kabul, tamamiyle madde maksuduna ve aslına uygun bir tatbik olur. Biz zaten temyiz müddetinin son gününün bir Pazar'a rastlaması sebebiyle bu müddetin bir gün mü veya üç gün mü uzayacağı hususunda ihtilafa düşerek huzurunuza gelmiş bulunuyoruz. Yukarıda üç günlük uzatmayı caiz ve lüzumlu kılan sebep ve mütalaayı arz ettim. İcra takibi taliklerinde üç günlük bir uzatmayı biz de 56'ncı madde ile kabul ediyoruz. Aslında olduğu veçhile, takip tatilleri gibi bir yortu ve dua günleri bizde yoktur ki, bu halde de uzatma olsun, diyelim. Takip tatilleri için düşünülen ve kabul olunan uzatma sebebi, diğer pazar ve resmi bayram günleri için kanunun aslında varit görülmemiş ve maddeler ona göre yazılmıştır. Maddelerin mana ve delaletini tayin ederken, aslındaki maksadı gözetmek ve bu hususta bir lüzum ve zaruret olup olmadığını araştırmak lazımdır. Bir müddetin son günü, takip tatilleri ve talikler haricinde Pazar'a veya kanuni tatil günlerine rastlandığında, bunun üç gün daha uzatılmasında hiçbir lüzum ve icap yoktur. Ama 56'ncı maddemizde "tatil" kelimesi de vardır. Buna ne mana vereceğiz, denirse, herhalde bunu mana ve delaletini, 19 uncu madde hükmüne girmesi lazım gelen tatilden başka bir tatil olmak üzere aramak icap eder. Eğer böyle bir tatilimiz varsa, maddeyi imal ve tatbik ederiz. Yoksa maddedeki "tatil" kelimesi, hali üzere tatbiksiz kalır.
Kanun'umuzun 19 ve 56'ncı maddeleri, aynı zamanda kabul olunarak yürürlüğe girmişlerdir. Bir kanunda aynı konu hakkında birbirine zıt iki hükmün kabulü veya birinin hükmünü bozmak üzere diğerinin konması, kanun vazıınca aslı düşünülemez. Bu halde, 19 ve 56'ncı maddelerdeki "tatil" kelimelerinin ayrı birer mana ve delaletleri olmak gerekir.
Yukarıda 19'uncu maddedeki "tatil" kelimesinden neleri anlamaklığımızın ve nelerin kastolunmasının doğru olacağını arz ettim. Bunun aksini farz edelim. 56'ncı maddedeki "tatil"den Pazar'ı ve kanun le muayyen diğer tatil günlerini anlayalım da üç gün uzatmayı kabul edelim. Bu halde, 19'uncu maddedeki tatilden neyi anlayacağız? Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'muzun 162'nci ve Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'muzun 40'ıncı maddeleri açıkça, "müddetlerin son günleri bir Pazar veya tatil günlerine rastlarsa, tatilin ertesi günü biteceğini" bildirirken, çabukluk isteğiyle İcra Kanunu'nun bütün maddelerinde müddetleri asıllarına göre kısaltılmış olmaklığımıza rağmen, icra muamelelerinde üç günlük bir uzatmayı kabul ile kanunlarımız arasında çok garip ve izahı müşkül bir tezat ve ahenksizliği niçin yaratalım? Buna nasıl bir lüzum ve zaruret vardır? Bu hal, bütün icra muamelelerini ve birbirine bağlı maddeleri alt ve üst eder.
Hülasa, 19'uncu maddedeki "tatil" bizde 2739 sayılı Kanun ile kabul etmiş olduğumuz tatillerdir. 56'ncı maddede yazılı "tatil", 19'uncu madde mevzuundan hariç kalan tatil olmak lazımdır. Bizde kanuni tatiller dışında diğer bir tatil olmadığına göre, maddenin tatbik sahası, sadece icra takibinin taliki hallerine ait ve münhasır kalır. Bu hususta maruzatım bundan ibarettir.
Şemsettin Temizer: İcra ve İflas Kanunu'nun 19 ve 51'inci maddelerinde yazılı "tatil" in delalet ettiği mefhum ile 56 ncı maddesinde geçen "tatil" mefhumu arasındaki farkı, Bay Aziz'in verdiği izahat belirtmeye kafi gelmiştir.
19 ve 51'inci maddelerde yazılı "tatil"den maksat, resmi tatillerdir. Cumartesi günü saat birden sonra ve Pazar günleri Cumhuriyet Bayramı ve saire gibi 27 Mayıs 1935 tarihli Kanun'da yazılı olanlarla resmi dairelerde çalışma saati haricinde olan zamanlardır. Bu iki maddede yazılı kanuni ve resmi tatil günlerinde ve zamanlarında, Kanun'da yazılı istisnalardan başka hiçbir muamele yapılamaz. Alacaklı veya borçlunun bir muamele yapması için tayin kılınmış olan müddetin son günü böyle bir tatil gününe tesadüf ederse, müddet, tatili takip eden günde biter. Bu, kanunun umumi hükmüdür.
56'ncı maddede yazılı olan "tatil"e gelince, bundan evvelki iki maddede yazılı resmi tatil manasına alırsak, o zaman kanunda gayri kabili telif bir tenakuzun vücudunu kabul etmek mecburiyetinde kalırız. Çünkü 19'uncu madde sarahatı veçhile, müddetin sonu böyle bir tatil gününe rastlarsa, bir gün uzatılarak, tatilin ertesi günü bitecektir. Halbuki, 56'ncı madde sarahatı dairesinde hareket edilirse, müddet, tatilin hitamından sonra üç gün uzatılacaktır.
Zahirdeki bu mübayenetin sebebi, mehazımız olan İsviçre Kanunu tercüme edilirken, aslındaki maddelerde istimal olunan ıstılahların ayrılığı ve İsviçre hususiyetinin alınmaması ve zuhul edilmiş bulunmasıdır.
Aslında 19'uncu maddedeki "resmi tatil"dir. 56'ncı maddedeki "tatil" ise gayri resmi yortu ve paskalya gibi tatillerdir. Memleketimizde ise böyle bir tatil bahis mevzuu olamaz. Bizde, malum olduğu üzere tatil günleri kanunen ve resmen tayin edilmiş olup, iki nevi tatil yoktur.
Şu halde bu üç maddenin tatbik mahallerini ve manalarını daha kolay anlamak için, maddelerin mütemmimi olan matlaplarına göz atmak lazımdır. 19'uncu maddenin matlabı "Müddetler-başlaması ve bitmesi" ve 51'inci madde matlabı ise "Tatiller ve takipler, Tatiller 1 -" Umumi borçlular hakkında", 56'ncı maddenin matlabı ise "Talikin müddetlere göre neticeleri" ibarelerini ihtiva etmektedir. Bu matlaplardan da anlıyoruz ki, gerek 19 ve gerek 51'inci maddeler umumi bir tarzdaki hükümleri ve 56'ncı madde ise borçlular hakkında muayyen bazı ahvalde tatbik edilecek hükmü ihtiva etmektedir. 52'den 55'inci maddede yazılı ahvalde, borçlu hakkında takip, talik ve tatil olunur. Mesela, kendisine ödeme emri tebliğ olunan bir borçlunun karısı, itiraz müddetinin hitam bulduğu gün ölmüş olursa, borçlu işbu 56'ncı madde hükmünden istifade eder. Yani, karısının ölümü dolayısıyla 52'nci madde mucibince ölüm günü ile beraber üç gün içinde aleyhte icra takibi talik olunacağı cihetle, itiraz müddetinin bitmesi, bu talik günü içine tesadüf ettiği takdirde itiraz müddeti talik müddetinin bittiği günden itibaren üç gün daha uzatılır. Kanun bunu, borçlunun yakın akrabasının ölümü dolayısıyla insani hislere riayet edilmesi lüzumundan dolayı kabul etmiştir. İsviçre'de bir de dini günlerde icra takibi talik olunmaktadır. Bugünlerde borçlu aleyhinde muamele yapılmamaktadır. Bu da dini hislere riayet olunması kastedilmesindendir. Yoksa, umumi ve resmi bir tatil dolayısıyla değildir. Şu halde bizim kanuni mevzuatımıza göre 56'ncı maddedeki "tatil" kelimesinin "talik" kelimesinin müradifi olarak kabul etmek ve "icranın tatil ve talik olunduğu günler" demek zaruri olur ve hakikate de muvafık olur. Abdullah Aytemiz'in anladığı gibi, 56'ncı maddedeki "tatil", 19 ve 51'inci maddelerdeki "resmi eyyamı tatile"dir, diye kabul edildiği takdirde, kanunda telif olunamaz tenakuz husule gelir.
Fevzi Bozer'in ileri sürdüğü tez, hiç de kabule şayan olamaz. 56'ncı madde, 19'uncu maddeyi neshetmiştir. Demek, İcra ve İflas Kanunu'nun sarahatı ve ahkamı, teselsül ve insicamı manidir. Yukarıdaki izahattan anlaşıldığı üzere, 56'ncı maddenin bahsettiği hüküm başka, 19'uncu maddenin vaz eylediği hüküm ise başkadır. Bu itibarla, İcra ve İflas Dairesi'nin şimdiye kadar devam eden içtihadı, pek doğrudur. Sonradan, bunun hilafına olan içtihadı, Kanun'un ruhuna ve maksadına aykırıdır.
Şefkati Özkutlu: Müddetler hakkında Borçlar Kanunu'nun da meşgul olduğu ve kaidelerini koyduğu hesapta, "bunlar orada başka, burada başka türlü" olamaz. 19'uncu maddede söylenen, 56'ncı maddedeki şeyler değildir. Müddetlerin son günü hafta tatiline tesadüf ederse, üç gün nasıl olsa kazanır. Bunun haricindeki mehilleri üç gün yapmak lazım geleceği de daha mantıki ve daha adilanedir.
Fevzi Bozer: 19'uncu maddede "bir gün uzatılır" denildiğine göre müddet ister ay, ister gün olarak tayin edilmiş olsun, bir gün uzatılmış olur. 56'ncı maddede "talik"ten bahsedilirken, "tatil"den bahsedilmiştir. Mehazımız olan İsviçre'de bunun sebebi vardır. Onlarda biri resmi, diğeri dini olarak iki türlü tatil vardır. Bizde öyle olmayınca, 56 ncı maddeyi Kurban ve Ramazan Bayramları'nda 19'uncu maddeyi de hükümetin kabul ettiği tatillerde tatbik etmek mümkün olmaz. Zaruri olarak 56'ncı maddeye göre müddet, üç gün uzatılmış olur.
Cevat Gücün: 56'ncı madde mevcut olup da 19'uncu madde olmasaydı, bendeniz yine eski kararların doğruluğuna kani olurdum. Aynı zamanda mütenakız hükümler sadır olmaz. Binaenaleyh, bizde bütün tatiller bir aradadır. "Yukarısı terk edilmiştir, ikincisiyle amel edelim" demeğe imkan yoktur.
Aziz Yeğer: Biz buraya "Pazar tatilleri" için geldik. "Bayramları" da müzakere edersek, vereceğim cevaplar başka türlü olacaktır.
Zahir Sencer: Aziz Yeğer'in buyurdukları şekilde hareket etmek en doğrudur.
O Nuri Köni: Aziz Yeğer'in mütalaaları kıymetli olmakla beraber, bir kanunumuz muvacehesinde yeri yoktur. Yortular hesaba katılmamıştır. İsviçre kanunu nazarında yeri olan mütalaaların Türk kanunu karşısında asla yeri yoktur.
Abdullah Aytemiz: Lisan bilmeyenler arasında bir fark vardır. Benim gibi lisan bilmeyenler, kanunun metnine göre mana verirler. Biz metinle mukayyetiz. Encümen'de bulunan zevatın şerhine de kıymet vermek lazımdır. Adliye Encümeni'nde aza bulunan iki zatın yazdıkları şerhte "tatil", umumi olarak kabul edilmiştir. Pazar olsun, dini bayramlar olsun, farkı yoktur. Bizde tatil birdir. Burada ne Pazar, ne de bayram maksut değildir. Maddeyi tağyir etmeksizin tatbik etmek lazım gelir.
Necati Ünlügil: Üç gün uzatılmasına hiçbir türlü cevaz olmadığı kanaatindeyim. 19'uncu maddedeki "tatil" sözünün 56'ncı maddedeki "tatil" sözü ile alakası olmamak lazımdır.
Şemsettin Temizer: 56'ncı madde, 19'uncu maddeye istinaden konmuş bir maddedir" demeleriyle neticede:
İcra ve İflas Kanunu'nda müddetlerin başlama ve bitme zamanlarını tayin eden 19'uncu maddede, müddetin "Sonuncu günü bir tatile tesadüf ederse, tatili taip eden günde biter" diye yazılı olan fıkra ile talikin müddetlere göre neticelerini bildiren 56'ncı maddede "Müddetin nihayeti bir tatil veya talik gününe tesadüf ederse müddet tatil veya talikin hitamından sonra üç gün daha uzatılır" suretinde olan fıkradaki "tatil" kelimeleri gerçi söz itibariyle birbirlerinin aynı iseler de, kullanıldıkları yerlere göre ayrı ayrı mehfumlara delalet etmektedirler. Bu kelimenin her iki maddede aynı mana ve mehfumda kullanılmış olduğunu kabul etmek, kanuna aynı konu etrafında birbirine zıt iki kaide ve hükmün konulabileceği neticesini verir ki, böyle bir ihtimalin kanun vazıınca asla düşünülemiyeceği, tereddüt olunmaz bir keyfiyettir. Sonra 56'ncı maddenin 19'uncu madde hükmünü iptal için konulmuş olmasını farz etmek de kanun vazıından beklenilmeyen bir mantıksızlık olur.
2739 sayılı Kanun ile bayram ve bütün tatil günleri tayin ve tadat olunmuştur.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 162'nci ve Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 40. maddelerinde, "müddet ve mehillerin hesabında müddetin veya mehilin son günü Pazar'a veya herhangi bir tatile rastlarsa, tatilin ertesi günü biteceği" yazılı bulunmuştur.
Usul kanunlarımızda umumi kaide olarak yer almış olan bu hüküm ve mevzua müvazi olmak üzere, İcra Kanunu'nun 19'uncu maddesi kabul olunduğunda ve bu suretle İcra Kanunu tatbikatına giren her türlü müddetlerin son günü, 2739 sayılı Kanun ile belli tatil günlerine rastlarsa, tatili takip eden günde bitmesinin istendiğinde hiç şüphe edilemez. İcra Kanunu'nda yazılı bütün müddetler, İcra işlerinde çabukluk temini için asıllarına göre oldukça kısaltılarak tayin edilmiş iken, usul kanunlarının kabul ettiği kaidelere aykırı olarak, son günü bir Pazar'a rastlayan müddetin üç gün daha uzatılması, ciddi bir lüzum ve zarurete istinat etmeyeceği gibi bu yolda bir tefsir de kanunun maksadına uymaz.
Sözü geçen İcra Kanunu maddelerinin İsviçre İcra ve İflas Kanunu'ndaki asıllarıyla yapılan mukayeselerinde dahi, 19'uncu maddedeki "tatil" kelimesiyle Pazar gününün ve kanun ile tayin olunmuş diğer bayram günlerinin ifade ve kastedildiği ve 56'ncı maddemizin aslı olan İsviçre İcra Kanunu'nun 63'üncü maddesindeki "takip tatiller" kelimesinin de kanuni bayram günlerinden başka ve ayrı olan diğer dini bayram günlerini müfit olduğu görülmüş ve aslına göre "dini bayram günleri"ni kasteden "takip tatilleri" kelimesinin, Kanunumuza sadece "tatil" kelimesiyle tercüme ve nakledildiği anlaşılıştır.
56'ncı maddedeki "tatil" kelimesinin delalet ettiği hakiki mefhum, bu suretle belli olunca, 19'uncu maddenin yukarıda beyan olunan hükmü de kendiliğinden anlaşılır bir hal alır.
Sonuç: Beyan olunan bu mütalaa ve mülahazalara mebni, son günü 2739 sayılı Kanun'da bildirilen tatillere rastlayan müddetlerinin İcra Kanunu'nun 19'uncu maddesi mucibince tatili takip eden günde biteceğine ve kanuni olmayan bir tatil düşünülmemiş ve bu kabil günler için ayrıca hüküm konmamış olduğu cihetle, son günü icra takibinin taliki zamanlarına tesadüf eden müddetlerin de 56'ncı madde hükmünce, talikin hitamından sonra üç gün daha uzatılması icap edeceğine, 24 Mayıs 1944 tarihinde, reylerin üçte ikisini geçen çoğunluğuyla karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy