(4721 S. K. m. 1024) (YİBK 03.02.1943 T. 1942/7 E. 1943/8 K.)
Dava: Taraflar arasında genel kadastro ile oluşan tapunun, tapu kaydına dayanarak açılan iptali davası sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak tetkiki istenilmekle; duruşma için belirli edilen tarih ve saatte temyiz eden davacı A. O. geldi. Aleyhine temyiz istenilen taraftan gelen olmadı. Gelen tarafın yüzüne karşı duruşmaya başlandı. Sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. Süresi içerisinde inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. Gereği görüşüldü:
Karar: Yargıtay bozma ilamında özetle; Öncelikle, davacı tarafın tutunduğu tapu kaydının bütün tesis, tedavül ve haritaları ile birlikte getirtilmesi, davacı tapusunun revizyon gördüğü 117 ada 7 parselle ilgili kadastro tutanağı ile kadastro sonucu oluşan tapu kaydının onaylı örnekleri getirtilerek mahallinde daha önce dinlenen yerel bilirkişi ve tanıkların katılımı ile yeniden keşif yapılmak ve tapu kaydı ile varsa krokilerinin dava konusu 111 ada 27 parsel s. taşınmaz ile dava dışı 117 ada 7 parsel s. taşınmaza ve davacıya satışta bulunan ve tanık olarak dinlenen H. Y.'ın satışını yaptığını bildirdiği yerlere uygulanması suretiyle kaydın bu taşınmazlardan hangisine uyduğunun saptanması, kaydın başka parsele revizyon görmüş olmasının davalı taşınmaza uymadığının kabulüne yeterli olmadığının dikkate alınması, bilirkişilerce bilinemeyen sınırlar olduğunda tanıkların bilgisine başvurulması, kaydın, taşınmaza uyduğunun belirlenmesi durumunda davalı F.'nın iktisabının kötü niyetli olup olmadığının, satıcı M. V.'un F.'nın babası olduğu da dikkate alınarak araştırılıp değerlendirilmesi ve bundan sonra bütün deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacının tutunduğu tapu kaydının çekişmeli taşınmaza uyduğu ancak kadastro tespitinden sonra taşınmazı satın alan davalının kötü niyetli olduğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır. Bütün dosya kapsamına göre mahkemenin de kabulünde olduğu gibi, davacı tarafın tutunduğu tapu kaydının çekişmeli taşınmazı kapsadığı, ayrıca davalı tarafın tutunduğu 14.4.1973 günlü harici senedin de çekişmeli taşınmaza ilişkin bulunduğu açıktır. Uyuşmazlık davalının 4721 s. Türk Medeni Kanunu'nun 1024. maddesi uyarınca yolsuz tescili bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi olup olmadığı ve aynı Kanunun 1023. maddesi gereğince iyiniyetli sayılıp sayılamayacağı noktasında toplanmaktadır. 03.02.1943 gün 1942/7 E. 1943/8 K. s. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararı uyarınca, davalının yolsuz tescili bilerek iktisapta bulunduğunu ispat külfeti davacıya ilişkin bulunmaktadır. Davacının, yolsuz tescilin bilindiğini veya davalının yolsuz tescili bilebilecek halde olduğunu kanıtlaması halinde ise 4721 s. Türk Medeni Kanunu'nun 1024. maddesi hükmünden hareketle, iyiniyetli olduğunu ispat külfeti davalı tarafa geçecektir. Somut olayda davalı tanıkları, çekişmeli taşınmazın, öncesi D. Y.'a aitken 14.04.1973 günlü harici senetle davalının babası M. V.'a satıldığını, M. V. tarafından da kadastro tespitinin kesinleşmesinden sonra kızı olan davalıya satıldığını, taşınmaz üzerindeki zilyetliğin de bu biçimde el değiştirdiğini ve davacının nizalı taşınmazda zilyet olmadığını, davacıya zeminde farklı bir taşınmazın satılıp teslim edildiğini söylemektedirler. Mahkemece, davacıya fiilen zeminde satıldığı söylenen taşınmazın yeri fen bilirkişisine tespit ettirilmemiş ve haritasında gösterilmemiştir. Davacının çekişmeli taşınmazın bulunduğu köyde oturmadığı ve eylemli olarak zilyet ve tasarruf etmediği hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Ne var ki, davacı tanığı, davacının zeminde de fiilen çekişmeli taşınmazı teslim aldığını söylemektedir. Mahkemece tanık ve bilirkişi sözleri arasındaki bu çelişki giderilmemiştir. Sair taraftan 14.04.1973 günlü senette temlik edilen taşınmazın yüzölçümü 125 m² olarak gösterilmiştir. Çekişmeli taşınmazın yüzölçümü ise 285,49 m²'dir. Davacı tarafından çekişmeli taşınmazla ilgili olarak ilk kez 27.12.1993 gününde kadastro tespit maliki M. V. aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde tapu iptal ve tescil davası açılmış; ancak, davanın açıldığı tarihten önce taşınmazın el değiştirmiş bulunduğunun anlaşılması üzerine dava, mahkemenin 25.02.1999 gün ve 1993/574 E. 1999/72 K. s. ilamıyla husumetin yanlış yöneltilmiş olması sebebiyle reddedilmiştir. Davacının sözü edilen ilk davayı açtığı gün 27.12.1993, davalı F. K.'in taşınmazı babası M. V.'dan satın aldığı gün ise 15.11.1993 tarihidir. Bu halde davalının, senette yazılı miktar dışında kalan bölüm yönünden iyiniyetli sayılıp sayılamayacağının tartışılmaması doğru olmadığı gibi davalının satın aldığı gün ile ilk davanın açıldığı tarihin birbirine çok yakın olması, bir dava açılmadan önce ilgili tarafların bu konu üzerinde görüşmelerinin hayatın olağan akışına uygun bulunması karşısında davalının babası olan eski malik ile davacı arasında böyle bir görüşmenin gerçekleşip gerçekleşmediğinin taraf tanıklarından sorulmaması ve böyle bir diyalog varlığı halinde ispat külfetinin davalıya geçeceği dikkate alınarak davalının, bu şartlar altında iyiniyetli sayılıp sayılamayacağının tartışılmaması da doğru değildir. Hal böyle olunca doğru sonuca varabilmek için, dava konusu taşınmaz ile davacıya eylemli olarak zeminde teslim edildiği iddia edilen taşınmazlar başında yeniden keşif yapılması, fen bilirkişisinden düzenleyeceği haritada, zeminde eylemli olarak davacıya teslim edildiği iddia edilen taşınmazın da işaretlenmesi istenilmeli, taraf tanıkları ile bilirkişi beyanları arasında, davacıya tapuda satış yapılırken zeminde eylemli olarak neresinin gösterildiği ve zilyetliğin devredilip devredilmediği hususlarında meydana gelen çelişki, tanıklar yüzleştirilmek suretiyle giderilmeli, bundan sonra toplanmış ve toplanacak bütün deliller birlikte değerlendirilerek davalının çekişmeli taşınmaza ait harici senette yazılı 125 metrekarelik miktar dışında ya da taşınmazın tamamında iyiniyetli alıcı sayılıp sayılamayacağı tartışılmalı, davalının babası olan önceki malik M. V.'un, 27.12.1993 gününde açılan ilk dava ve davalının taşınmazı satın aldığı 15.11.1993 tarihi öncesinde davacının çekişmeli taşınmaz üzerinde hak talebi olduğunu bildiğinin anlaşılması halinde ispat külfetinin davalıya geçeceği düşünülmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Eksik inceleme ve araştırmayla hüküm tesis edilemez. Davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu sebeplerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 23.02.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy