(4721 S. K. m. 683, 725) (YİBK 05.07.1944 T. 1944/12 E. 1944/26 K.)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 29.09.2003 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali, tescil ve tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabul ve kısmen reddine dair verilen 30.03.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, Türk Medeni Kanununun 725. maddesine dayalı temliken tescil, 2. kademedeki istek ise, tazminat taleplerine ilişkindir.
Mahkemece davacının tescil davası kabul edilmiş, hükmü davacı ve davalı temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanununun 683. maddesi hükmünce bir şeye malik olan kimse o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Yasanın 719. maddesi hükmünce de çapa bağlı taşınmazın sınırları çap kapsamıyla belirlenir. Bilirkişinin düzenlediği 04.03.2005 günlü krokiden dava konusu taşınmaz bölümünün davalıya ait 250 parselin çap kapsamında kaldığı diğer bir deyişle davacının 275 parselinin nizalı yeri kapsamadığı sabittir. Çekişme konusu bölümün maliki olan davalı Türk Medeni Kanununun 683/2. maddesi uyarınca malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı haksız elatmanın önlenmesi davası açabilir. Davalı tarafından böyle bir davanın açılması davacıya karşı yasal hakkın kullanılması anlamına geleceğinden bu yerden davalı yararına davacının elatmasının önlenmesine karar verilmesi davacıya tazminat talep etme hakkı sağlamaz.
1-) Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davacının tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2-) Davalının temyiz itirazlarına gelince;
Gerçekten Türk Medeni Kanununun 725. maddesi durum ve koşulların haklı gösterdiği hallerde taşkın yapıyı iyiniyetle yapan kimseye uygun bir bedel karşılığında taşan kısım için mülkiyet devrini talep hakkı tanımıştır. Ancak bunun için tapuda kayıtlı özel mülkiyete konu taşınmaz üzerine temelli kalması kastıyla bir bina yapılması, binanın arzın ayrılmaz parçası niteliğini kazanması daha da önemlisi inşaatı kendi malzemesi ile yapan kişinin iyiniyetli olması, başka bir ifadeyle zeminin kendisine ait olduğu inancını taşıması veya 05.07.1944 tarih 12/26 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında değinilen şekli ile mülkiyetin ileride kendisine geçirileceği inancı ile hareket etmesi gerekir. Öte yandan, yasanın 725. maddesinin bina sahibine tanıdığı hak kişisel bir hak niteliğinde olduğundan binayı yapanın ve onun külli haleflerinin bu hakkı inşaat yapılırken taşınmazın maliki kim ise ona ya da onun külli haleflerinin karşı ileri sürmesi mümkündür.
Somut olayda ise; 275 parsel sayılı taşınmaz tapuda davacı tarafından 14.12.2000 tarihinde satın alınmıştır. Taşkın kısmın bulunduğu yapı ise bu tarihten önceki malikler tarafından yapılmıştır. Az yukarıda sözü edildiği üzere sonraki malik olan davacı satın aldığı yerin çap kapsamı dışında kalan bu yerle ilgili istemde bulunamaz. Mahkemece değinilen bu husus gözetilerek davanın reddi yerine yasaya uygun düşmeyen bazı nedenlerle istem hüküm altına alındığından karar bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. bent uyarınca hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıranlara iadesine, 15.01.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy