(743 S. K. m. 639) (1515 S. K. m. 1) (09.02.1944, 1944/8 E., 1944/4 K. YİBK)
Dava: Davacı H. Bekir tarafından, davalı H. Mehmet ve arkadaşları aleyhine 13.12.1974 gününde verilen dilekçe ile 3 ve 92 parsel numaralı taşınmazların kadastro tahdidinin iptali istenmesi üzerine bozmaya uyularak yapılan duruşma sonunda; 3 parsel hakkındaki davanın reddine dair verilen 03.12.1979 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı halen bir bölümünün kanuni mirasçıların elinde bulunduğunu ileri sürdüğü 310 tarih ve 20 numaralı yoklama kaydına dayanarak 808 ada, 3 ve 92 parsel numaralı taşınmazların kadastro tahdidinin iptalini istemiştir.
Davalılar, davacının dayandığı kayıtta başka kişilerin de paydaş bulunması sebebiyle tek başına dava açamayacağını, kaydın dava konusu yere uymadığını ve hukuki değenini yitirdiğini savunmuşlardır.
Mahkeme, bozmadan önce tahdidin kesinleşmiş olması sebebiyle 92 parsel hakkındaki davayı görev yönünden, başlangıçta parselin tümü hakkında istekte bulunan davacının diğer paydaşların mirasçılarını davaya katmadığı gibi isteği payına hasrederek ıslah etmemesi yüzünden 3 numaralı parsel hakkındaki davayı da usul yönünden reddetmiş; davacının temyizi üzerine hüküm, 92 parsel hakkındaki davanın reddi değil tefriki, 3 numaralı parsel hakkında da ıslaha lüzum olmadan davanın yürütülmesi gerektiği belirtilerek bozulmuştur.
Bozmaya uyan ve tarafların talebi uyarınca 3 numaralı parsele hasren davaya bakan mahkeme, tapu kaydının dava edilen yere uymadığını; uysa bile davacının murisi olan 1/4 pay sahibi Nuri Efendi'nin 1310 tarihinde öldüğünü; davalı bayilerinin tapu malikleriyle akrabalığının bulunmadığını, davalıların dayandığı satış senedi ile vergi kaydının dava konusu yere uyduğunun ve dava tarihine kadar olan zilyetliğin 20 yılı aştığının anlaşıldığını, bu itibarla tapunun hukuki değerini yitirdiğini belirterek davanın reddine karar vermiştir.
Mahkemece tapu kaydının uygulanması ile ilgili inceleme ve soruşturma hüküm tesisine yeterli değildir. Tüm bilirkişi ve tanıklar davacının dayandığı kayıtta yazılı harman yeri, Ahmet Çavuş ve tarik sınırlarını kısmen veya tamamen göstermiş, ancak bunlar fen bilirkişileri tarafından düzenlenen krokilerde kontrole imkan verecek şekilde ayrıntılı olarak belirtilmediği gibi, batı sınırda davalının dayandığı satış senedinde yazılı A.'ın baba adının Ahmet Çavuş olduğunu bildiren Abbas'ın beyanı, bir kısım tanıkların 3 numaralı parsel ile birlikte 4, 74 ve 92 parsellerin de tapu kapsamı içinde kaldığını bildirmeleri ve fen bilirkişisinin 08.08.1979 günlü krokiye bağlı raporundaki tapu kaydının dava konusu yere uyduğu yolundaki görüşü ile aynı tarihli yazısındaki bu görüşün hataya müstenit bulunduğu, bilirkişi beyanına itibar edilmesi gerektiği şeklindeki gerekçesiz açıklama arasındaki çelişki üzerinde durulmamıştır.
O halde; davacı tapusu kapsamı içinde kaldığı ileri sürülen 4, 74 ve 92 parsellere revizyon gören dayanak kayıtlarla bunlara komşu parsellerin beyanname ve varsa dayanak kayıtları tesislerinden itibaren bütün tedavülleri ile getirtilerek çevreyi iyi bilen yaşlı ve tarafsız kimseler arasından seçilecek yerel bilirkişiler aracılığı ile zamine esaslı şekilde uygulanmalı, bunların bilemedikleri konularda tarafların gösterecekleri tanıklar yerinde dinlenmeli, bilirkişi ve tanıkların arazide gösterdikleri yer ve sınırlar bir fen bilirkişisi tarafından çizilecek ölçekli krokide işaretlenmeli ve böylece davacının dayandığı kaydın dava konusu parsele kısmen veya tamamen veyahut komşu parsellerden bir bölümümü içine alacak biçimde uyup uymadığı saptanmalı, tapu kaydının kapsamı hakkında gerekirse uzman bilirkişilerden de gerekçeli rapor alınmalıdır.
Mahkemece, bu şekilde inceleme ve uygulama yapılmadan davacı kaydının dava konusu yere ait olduğunun kesin olarak anlaşılamadığından söz edilerek sonuca varılmasına isabet görülmemiştir.
Mahkemenin tapu kaydının dava konusu yere uyduğu kabul edilse dahi tapunun hukuki değerini kaybettiğine dair görüşü de eksik incelemeye dayanmaktadır.
09.02.1944 gün ve 8/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi, tapuda kayıtlı olmasına rağmen resmi olmayan biçimde başkasının mülkiyetine geçmiş ve Medeni Kanunun yürürlüğü tarihine kadar belli bir süre malik sıfatıyla çekişmesiz aralıksız iyi niyetle tasarruf altında bulundurulmuş bir taşınmazın tapuya bağlanabileceği ve sözü edilen yolla pay iktisap edilebileceği 1515 sayılı Yasa gereğidir. Yine 18.04.1960 gün ve 15/7 sayılı İçtihadı birleştirme Kararı uyarınca, tapuya bağlı bir taşınmazın MK. nun 639. maddesi gereğince zilyedi adına tescil edilebilmesi için onun tamamına zilyet bulunmak gerekir. Tapuya bağlı bir taşınmazın bir parçasına zilyet bulunan kimse sadece o parçanın kendi adına tescilini isteyemez.
Yukarda belirtilen hususların gerçekleşip gerçekleşmediği tapu kaydının kapsamı belirlendikten sonra anlaşılabilir.
Tapu kaydının sadece 3 numaralı parsele uyduğu anlaşıldığı takdirde bunun tamamına zilyet bulunan Hacı Salih oğlu Mustafa ve Abbas ve onların fariğleri olan davalılar ister diğer paydaşlardan birinin mirasçısı olsun ister üçüncü kişi olsunlar yeterli zilyetlikle tapuda kayıtlı taşınmazın diğer paylarını veya tamamını iktisap edebileceklerine göre, tapunun ve olayımızda davacı murisi payının hukuki değerini yitirdiği kabul edilmelidir. Ancak, uygulama sonunda kaydın 3 numaralı parsel ile birlikte 4, 72 ve 94 parsellere veya bunların bir bölümüne de uyduğu anlaşılırsa MK. nun 639/2. maddesinden yararlanılamaz. Ancak, davalıların bayi M. ve A.'ın tapu malikleriyle bağlantısı olduğu anlaşıldığı takdirde MK. dan önce tüm paydaşlar arasında taksim yapılıp yapılmadığı da araştırılarak olayda 1515 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı tartışılmak ve neticesine göre bir hüküm kurulmak icap eder.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, yersiz alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 18.05.1981 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy