(1086 S. K. m. 417, 426) (YİBK. 05.02.1947 T. 1945/20 E. 1957/6 K.)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 9.7.2003 gününde verilen dilekçe ile inanç sözleşmesine dayalı tesbit, tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davalı Selma Başar yönünden davanın kabulüne, davalı Genco Başar aleyhindeki davanın reddine dair verilen 3.6.2005 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili ve davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Mahkemece dava kabul edilmiş hükmü taraflar temyiz etmiştir.
05.02.1947 tarih 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi inanç sözleşmesi ile inanç gösterilen kişi inanç gösteren namına yapılacak bir işlemden sonra taşınmazın mülkiyetini ona yani inanç gösterene geçirme yükümlülüğü altına girer. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.
İnanç sözleşmeleri yukarıda sözü edilen İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak yazılı delille kanıtlanabilir. Somut olayda, davacının dayandığı tarihsiz iki ayrı sözleşme bu nitelikte olduğundan dava yazılı delille kanıtlanmıştır.
1- Yerel mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler, yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine uygun olduğu gibi özellikle tarafların dava dışı Aykusan Kooperatifi ile süren ilişkilerinde kooperatife yapılması zorunlu ödemeler davalıların miras bırakanı Aydan Başar ya da mirasçıları tarafından yerine getirilmişse kanıtlanması koşuluyla paydan fazla yapılan ödemeler hakkında davacılar aleyhine ayrıca istirdat davası açılabileceğine göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2- HUMK. nun 417. maddesi gereğince yargılama masraflarının bu arada avukatlık ücretinin davada iki taraftan her birinin haklı çıkması oranına göre dağıtılması gerekir. Bu kavrama yargılama harçları da girer. Konusu parayla ölçülen davalarda avukatlık ücretinin tarifenin ilgili hükümleri uyarınca nisbi hesap ve takdiri zorunludur. Anılan yasanın 426 maddesi gereğince de yargılama masrafları hüküm yerinde gösterilmelidir. Mahkemece her ne kadar gerekçeli kararda harç ve davalılar yararına 4.960 000.000 TL.nin davacıdan alınmasına karar verilmiş ise de, bunun hangi hukuki nedenden kaynaklandığı hükümden anlaşılamamaktadır. Kaldı ki; dava kabul edildiğine göre vekille temsil olunan davacılar yararına avukatlık ücreti takdir edilmemesi az yukarıda sözü edilen HUMK. nun 417. maddesine aykırı olmuştur. Kararın bu nedenlerle bozulması gerekir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte yazılı nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir. 2 numaralı bentte yazılı nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 20.04.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy