(765 S. K. m. 571, 572, 573)
Türk Ceza Kanununun 572 inci maddesinin ikinci fıkrası mucibince sarhoşlukta, itiyattan dolayı ceza tayin edilebilmesi için, evvelki mahkumiyetlerin, sözü geçen maddenin birinci fıkrası mucibince mevsuf sarhoşluk sebebiyle verilmiş olması lazım gelip gelmediği veya mutlak surette sarhoşluktan mahkumiyetin kafi bulunup bulunmadığı hakkında Ceza Genel Kurulunun 09.01.1933 tarih ve 2/101-7 ve 08.07.1946 tarih ve 182/122 sayılı kararları arasında hadis olan içtihat ihtilafının birleştirilmesi Birinci Başkanlık makamının 23.09.1946 tarihli yazısıyla istenmesi üzerine uyuşmazlık konusunu teşkil eden ilam örnekleri çoğaltılırak 02.04.1947 tarihine rastlayan Çarşamba günü saat 9.30 da müzakerenin başlayacağı Genel Kurul Üyelerine bildirmişti.
Bugün toplanan Kurula elli zatın iştirak ettiği görüldükten ve müzakere nisabı tahakkuk ettikten sonra Birinci Başkan Halil Özyörük'ün Başkanlığında müzakereye başlanarak uyuşmazlık konusu kağıtlar Birinci Başkan tarafından okunduktan sonra ve olayın özeti anlatıldıktan sonra söz alan:
Dördüncü Ceza Dairesi Başkanı Zahir Sencer:Bu konu daha ziyade İkinci Ceza Dairesini ilgilendirmekde ise de dairemizde, irtibat dolayısıyla asliyede görülen sarhoşluk suçlarıyle az çok meşgul olduğundan, bilahara esaslı söz ve mütalaa hakkını haiz olan Sayın Bay Selim Nafiz'i, dinlemek üzere dairemizin görüşünü arz edeceğim.
A - 571 ve 572 nci maddelerde unsurlar ayrıdır. Birincide, rahatı bozmak ve rezalet çıkarmak, unsur değildir. Bunların muhtemel olması unsurdur; diğerinde ise, bunlar unsurdur. Binaenaleyh iki madde unsurları itibariyle aynı suç sayılamaz.
B - 572 nci madde 571 inci maddedeki sarhoşluğun vasıflısı olarak kabul edilse idi bu 572 nci maddenin birinci fıkrası, ayrı madde halinde yazılmaz; 571 inci maddenin ikinci fıkrası halinde tedvin olunurdu.
C - 572 nci maddenin birinci fıkrasının (yukarki maddede yazılı, surette sarhoş olup da) diye başlaması, sarhoşluğun tarifini tekrarlamamak maksadına dayandığından bu kayda istinatla unsurları ayrı olan iki suçun aynı olduğunu kabul edemeyiz.
D - 572 nci maddenin itiyaddan bahis ikinci fıkrasına mana verebilmek için, itiyadı tarif eden üçüncü fıkrasındaki fiile mana vermek lazımdır.
Sarhoşluk, sahibinin bilerek yapacağı bir fiil ve hareket değil; ölmek, bayılmak gibi sahibine arız olan bir haldir. "Falan kişi, bayıldı" deyince onun fail sıfatıyle bir iş yaptığı değil, gramer bakımından mefulü sıfatiyle bir hale uğradığını söylemiş oluruz. Binaenaleyh, üçüncü fıkradaki (aynı fiili) aynı işi değil, aynı suçu demektir.
Fiil, kelimesinin suç manasına kullanıldığının bir çok emsalini ezcümle; Ceza Kanununun 53, 54, 55 inci maddeleriyle usulün 257 nci maddelerinde görürüz.
Üçüncü fıkradaki (aynı fiili) tabirinin (aynı suçu) ifade ettiği neticesine varılınca, iki maddedeki suçların unsur bakımından ayrı olması itibariyle ikinci fıkrayı birinci; fıkradaki suça hasretmek zorundayız. Ayrı madde olan 571 deki suça teşmil edemeyiz.
Kanunda teşmili kabul edilseydi ya 571 ve 572 nci maddeleri bir madde halinde yazılır veya 571 inci madde ile 572 inci maddenin birinci fıkrası bir madde ve 572 nci maddenin ikinci, üçüncü fıkralarıyle 573 üncü madde de ikinci bir madde halinde yazılır ve şekli hazırı ile her halde 571/2 nci maddede 571 ve 572/1 inci maddelere göre ayrı ayrı ceza tayin olunurdu.
E - Kanunun şekli hazırı itibariyle 571 inci maddedeki sarhoşluğun itiyadı, yine adiyen 571 inci madde ile cezalandırır ve ancak iptila halini alırsa, 572 nci maddedeki itiyat ile birleşerek aynı hükme tabi tutulur.
572 nci maddedeki itiyat, kanunda fazla bir ceza ile tecziye edildikten sonra muhalif reyde bulunacak arkadaşların, daha ağır bir hüküm olduğunu iddia edecekleri, 573 üncü maddeye tabi tutulmasında bir mantıksızlık yoktur; çünkü 573 üncü madde ceza değil, sarhoşluğu iptila derecesine götüren kimselerin tedavisi için bir tedbir gözetmektedir.
F - İçtihat birleştirilmesine yol açan içtihat ayrılığı, dairelerin kararlarında değil. Ceza Genel Kurulu kararlarındadır.
2.11.1945 günlü ve 10393/9937 günlü ilamında olduğu gibi Dördüncü Ceza Dairesi itiyadı ağır bir mükerrir saymaktadır. Genel Kurul iptila ve itiyadın tekerrür müddeti içinde olabileceğini 01.07.1946 günlü 175/105 itiraz sayılı ilamında kabul etmekle aynı içtihadı teyit etmiştir.
Zikredilen kararında bir hafta sonra 08.07.1946 günlü ve 182/122 itiraz sayılı ilamında, itiyadın 571 inci maddeye de şamil olacağını kabul etmekle Genel Kurul, kanununun neşrinden beri müstekar olan içtihadından dönmüştür.
Bu dönüş, mehazla yapılan mukayese bakımındandır. Halbuki sarhoşluk, maddeleri itibariyle kanunumuz mehazdan ayrılmıştır ve bu itibarla İtalya cezacılarının noktai nazarları bizde yer bulamaz. Biz, İtalyan kanun ve şerhlerinden ayrı olarak kanunumuzu inceleyip, bir karar vermek mecburiyetindeyiz ve kanunumuzun hususiyetine göre verilmesi gereken karar müstekar içtihadı teyit yolunda olmak gerektir.
İkinci Ceza Başkanı Selim Nafiz Akyollu: Bizim ceza kanunumuz sarhoşluğun suç teşkil etmesi halini 571 ve 572 nci maddelerde göstermiştir.
Bu maddelerin mütalaasından anlaşılacağı üzere kanunumuz birbirinden ayrı iki nevi sarhoşluk hali mütalaa etmiştir. Adi ve mevsuf, adi sarhoşluk Ceza Kanununun 561 nci maddesinde gösterildiği gibi "umumi veya umumun girebileceği yerlerde halkın rahatını bozacak veya rezalet çıkartacak surette ve aşikar bir halde sarhoş olarak yakalanmaktan" ibarettir.
Mevsuf sarhoşluk ise, 572 nci maddede gösterilmiştir. Burada 571 inci madde gibi sarhoş olmakla beraber, başkasına tecavüzde ve umumun istirahatını selbedenler bulunmak şarttır. 572 nci maddede ayrıca sarhoşluğun itiyat derecesine vardırılmasından da bahsedilmiş ve bu halde failin doksan günden aşağı olmamak üzere hafif hapis ile mahkum edileceği gösterilmiştir. Maddede ayrıca itiyat halinin tarifi vardır; ve iki defa mahkum olduktan sonra aynı fiili tekrar işleyenlerin; o fiili itiyat etmiş sayılacağı yazılıdır.
İhtilafın mevzuunu 572 inci maddede yazılan itiyat halinin bu maddeye ait ve münhasır bir vasfın müşeddede olup olmadığı ve 571 inci maddede sarhoşlara da bu vasfın teşmili suretiyle ceza hükmolunup olunamayacağı teşkil etmektir.
Son fikre göre 571 ile 572 maddelerde ayrılık yoktur. Bu iki madde birbirinin temadi ve teselsülünden ibarettir. Binaenaleyh 572 nci maddedeki itiyat hali her iki madde hükmünü ihlal edenler hakkında kabili tatbiktir.
Dairemiz hemen kuruluş tarihinden itibaren bu fikrin hilafına kararlar vermiş ve 572 nci maddede bahsedilen itiyat halinin yalnız 572 nci maddedeki hale maksuren tatbik olunacağı hakkındaki içtihadını daima muhafaza etmiştir.
Dairemizin bu noktai nazarı arzedeceğim dört esaslı sebebe istinat etmektedir.
1 - Bizim Ceza Kanunumuzun tedvininde teknik bakımdan kabul ettiğimiz usul, 572 nci maddedeki sarahatına ahar bir maddeye teşmiline manidir. Filhakika bizim ceza kanunumuzda bir çok maddeler arasında müşterek olan hükümlerin ayrı maddelerle ve ayrı sarahatlarla gösterilmesi usul ittihaz edilmiştir. Gelişi güzel kanunumuzdan misaller alayım; şimdi bahsettiğimiz 571 inci maddeye tekaddüm eden 570 inci maddede bazı maddeler arasında müşterek bir hükümden bahsedilmiştir. Bu maddenin başında; "yukarıdaki maddelerde beyan olunan kabahatlar" diyerek müşterek hükümlerin hangi maddelere ait olduğu açıkça gösteriliyor. Kanunun her yerinde bu teknik caridir. Yine bir misal; 525 inci maddede "Bu babın birinci ve ikinci fasıllarında gösterilen cürümler için tayin olunan cezaların müddetlerine muadil bir müddet emniyeti umumiyeti cezası verilir" diyor; yine ceza kanunumuzun onuncu babının yedinci faslında (522 ila 524 üncü maddelerinde) geçen fasıllar arasında müşterek hükümler gösteriliyor. Ceza Kanunumuzun hemen her kısmında bu teknik, bu usul tatbik edilmiştir. Binaenaleyh Ceza Kanunumuzun kabul ettiği teknik bakımdan işi ele aldığımızda görürüz ki, kanun sarhoşluğu adi ve mevsuf olarak ikiye ayırdıktan sonra, itiyat halini, bunlardan yalnız birinde tasrih etmiş ve bu hükmün diğer maddeye de teşmil edileceği tekniğine rağmen bu sarahatın konulmaması, itiyat halinin, yalnız 572 nci madde çerçevesinde mütalaa edildiğinin sarih bir delilidir.
İkinci bir sebep, hadiseyi başka şekilde mütalaa, ceza esaslarına da uymaz; çünkü ceza hükümleri sarih olmak icap eder. Tahmin ve istidlal ve kıyas tarikıyle kimseye ceza verilemez. Bunun için Ceza Kanunumuzun fatihasını teşkil eden ilk maddesinde (Kanunun sarih olarak suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez, kanunda yazılı cezalardan başka bir ceza ile kimse cezalandırılamaz) denilmektedir. Binaenaleyh 572 nci maddede yazılı bir hükmün 571 inci maddeye teşmili için sarahat ister vazıh ve kesin hükümler gerekir. Maddede yazılı sarhoşluk tabirinin bu maddenin dışına çıkırılabilmesi istidlal ve kıyas tarikıyle şahsi mülahazalarla ceza tesisi manasına gelir, ceza esaslarına uymaz.
Ayrıca 572 nci maddede bizim noktai nazarımızı teyit eden karineler vardır. Maddede itiyat hali tarif olunurken "iki defa mahkum olduktan sonra aynı fiili tekrar işleyenler o fiili itiyat etmiş sayılır denilmektedir. Malum olduğu üzere fiil tabiri kanuni bir ıstılahtır yani suçun muhtelif anasırını gösteren bir fiili cürmi demektir. Kanun iki nevi sarhoşluk halini yukarıda arzettiğim gibi iki fiil halinde mütalaa ettikten sonra, itiyat halinde yalnız bir fiilin icrasından bahsetmek suretiyle yalnız 572 nci maddedeki sarhoşluk halini göz önünde tuttuğuna bir telmihde bulunmuştur.
Sonra en mühim bir sebep olmak üzere itiyat halinin icabettiği ceza miktarını yüksek heyetinizin takdirlerine arz edeceğim. Kanunumuzun sarhoşluk hakkında koyduğu hükümler İtalyan Ceza Kanunundaki hükümlere uymamaktadır, italya ceza kanununda yalnız 571 inci maddeye uyar şekilde bir sarhoşluktan bahsedilmekte ve itiyat halinde yalnız bir aya kadar hafif hapis cezası mevzu bulunmaktadır.
İtalyan Ceza Kanununda pek haklı olarak itiyat hali tarif edilmemiş ve bunun takdiri hakime bırakılmıştır. Şu halde İtalyan Kanununda bir nevi sarhoşluk vardır ve cezası para cezasından ibarettir; itiyat halinde bir günden bir aya kadar hafif hapis cezası hükmolunur. Bizde mevzu sarhoşluğun cezası on güne kadar hafif hapis veya onbeş lira hafif para cezası. Biz ise, adi sarhoşluk maddeten itiyat halini çıkarmışız, çıkarmışız amma cezayı da haliyle bırakmamışız. İtalya Kanununda itiyat hali için mevzu cezaya takrip etmişiz, yani para cezasına, ayrıca hapis cezası ilave etmişiz. Sonra ayrıca bir madde ile mevsuf bir sarhoşluk hali kabul ederek itiyat halini bu maddede de zikretmişiz. Mevsuf sarhoşluk hakkındaki cezanın bir günden başlamak üzere iki ay, itiyat halinde ise, ceza bilkülliye artıyor. Doksan günden iki seneye kadar çıkıyor.
Sonra itiyat halini italya Kanunu Hakimin takdirine bıraktığı halde, bizde bu faal tarif edilmiştir, iki defa mahkum olduktan sonra aynı fiili tekrar işleyenler, o fiili itiyat etmiş sayılır denilmiştir. Ceza hükümlerinin infaz edilmiş olması bile şart ittihaz edilmemiştir; ve bilhassa bu mahkumiyetlerin ne kadar müddet içinde verilmesi lazım geldiği hakkında da bir hüküm konulmamıştır. Filhakika, biz içtihat tesisi suretiyle tekerrürde olduğu gibi beş seneden evvel işlenen suçları hesaba katmıyoruz amma, maddenin yazılışı mutlak, bununla beraber bizim telakkimiz veçhile beş senelik müddeti hesaba katsak dahi maddenin gayri kabili inkar bir vehameti var. Mesela: beş sene evvel sarhoşluktan mahkum bir adam, iki sene evvel de aynı fiilden mahkum olmuşsa, bugün işlediği yeni sarhoşluktan dolayı fiili itiyat edinmiş addiyle en aşağı üç ay hafif hapse mahkum olacak ve hakim takdir ederse ceza iki seneye kadar çıkacaktır.
Şimdi bu kadar ağır olan bir cezanın her iki maddede gösterilen sarhoşluğa şumulünü kabul etmek adil ve insafla ne dereceye kadar kabili telif olur, bunun takdirini heyeti kirama terkederim.
Netice; dairemizin anladığı şudur: Vazu Kanun sarhoşluğu, bililtizam ikiye bölmüştür. Adi sarhoşlukta İtalyan Kanunundaki ceza yalnız para cezası olduğu halde, bizim kanunumuzda bu cezayi İtalyan Kanununun itiyat halinde sarhoşluğa verdiği ceza derecesine çıkarmış ve ayrıca mütecaviz sarhoşluk şeklinde mevsuf bir sarhoşluk kabul ederek bunun itiyadını bilhassa kanunda yazılı olduğu gibi, ağır bir surette cezalandırmıştır. O kadar ağır ki, fail defatla mükerrir olsa bu kadar ağır bir cezaya çarptırılamaz; çünkü tekerrür sebebiyle zammı lazım gelen miktar tekerrüre esas olan suçun cezasından ağır olamaz.
Sonra - yukarıda arzettiğim veçhile - 572 nci maddedeki itiyat tarifi hakiki itiyadı tarif etmekten çok uzaktır, itiyat, bu fiili itiyat etmeyenleri de içine alacak şekilde tarif edilmiştir. Tarif şudur; sarhoşluktan iki defa mahkum olduktan sonra o fiili, tekrar işleyenler itiyat edinmiş sayılır denilmiştir.
Arz ettiğim gibi bu tarifde mahkumiyetlerin infaz edilmiş olması bile şart ittihaz edilmemiştir. Bu iki mahkumiyetin ne kadar müddet içinde yapılması lazım geldiği hakkında hiç bir hüküm yoktur. Filhakika biz "beş sene içinde olması lazım gelir" şeklinde bir içtihat tesis ettik, amma kanunda bu hususda bir hüküm yok. Kanunun ibaresine göre on sene evvel sarhoşluktan iki defa mahkum olmuş veya bizim içtihadımız veçhile daha lehde olmak üzere beş sene evvel iki defa mahkum olmuş bir şahıs, bugün yine sarhoş olursa, itiyat halinin sübutundan dolayı doksan günden aşağı olmıyan bir ceza ile cezalandırılacakdır. Şimdi düşünülmesi lazım, gelen nokta budur. Vicdanen böyle bir adamın itiyadına kani olabilirmiyiz. Buna rağmen kanunun sarahati hakkında naçar bu hükmü tatbik zaruretindeyiz; ancak bu kadar ağır olan bir hükmü sarahat bulunmadan yalnız tahmin ve istidlal ve kıyas ve mülahaza ile madde dışına çıkarırsak, netice itibariyle hareketi nefsine zulmetmekten ibaret olan bir şahıs kanunun kasdetmediği çok ağır bir cezaya çarpmış olur; ve belki bu şahıs hakikaten feci bir vaziyete ve sarhoşluğu itiyat haline sevketmiş içtihatlarımızı tesis ederken suç ile ceza arasında nisbi adile teessüsü gerektiğini de düşünmemiş oluruz. Bunun için -diyoruz ki- Vazu Kanunun itiyat halini 572 nci maddeye hasretmesi kastı varittir, itiyat hali 1572 nci maddeye münhasırdır; bu madde dışına çıkarılamaz. Takdir yüksek heyetinize aittir.
Cevdet Baybura: Sayın Selim Nafiz Akyollu'nun fikirleriyle tamamen mutabıkım ;ancak kanunda sakatlık var. Bu sakatlığı kaldırabilirsek çok iyi olur. İtiyadı 572 nci maddeye hasredersek 573 deki iptilayı nasıl bulacağız.
İkinci Ceza Dairesi Başkanı S. N. Akyollu: (573 üncü maddeyi okudu) bu maddedeki itiyat 572 nci maddedeki halin itiyadıdır. 571 inci maddeye teşmil edilemez. Evinde sabahdan akşama kadar içen bir adam hakkında "itiyadı vardır bir hastanede tedavisi lazımdır" deyemeyiz. Yalnız mütecaviz olan sarhoşlar kasdolunmuştur. Bunun haricinde kimseye zararı olmıyan, fenaliği nefislerine olanları aci bir akibete maruz bırakmaktan içtinap ederiz. dedi.
Cevdet Baybura: 571 inci maddede tayin olunan sarhoşluğu iki, üç ve dört kere yapanları hastaneye götürmeğe imkan olmayacaktır dedi.
Dördüncü Hukuk Dairesi Başkanı Fevzi Bozer: Aksi reyi iltizam ettiğim için mütalaamı arz etmek lüzumunu hissediyorum. Ceza Kanunun 571 ve 572 nci maddeleri sarhoşluk hallerinden bahseder. 572 nci maddenin iki ve üçüncü fıkralarında da itiyatten bahsolunmaktadır. Bu maddedeki itiyat halinin 571 inci maddedeki sarhoşluğa şumulü olup olmadığına gelince: Filhakika; Sayın Selim Nafız Akyollu'nun buyurdukları gibi 572 nci maddenin ikinci fıkrasındaki itiyat halinin yalnız o maddeye maksur olması lazımgelir; meğerki aksine bir karine ola, o vakit 571 inci maddeye de şamil olur. Burada muhtelif karineler vardır. Bir kere mevzu birdir; her iki maddede sarhoşluktan bahsedilmektedir; ikincisi 572 inci maddede (yukarıki maddede) denilmekle 571 inci maddeye de atfedilmiştir.
Arz ettiğim bu karineler binaen 572 nci maddedeki itiyat halinin 571 inci maddeye de şamil olacağı fikrindeyim.
İkinci Ceza Dairesi Başkanı S. N. Akyollu: "571 inci madde ile 572 inci madde bir maddedir" buyurdular. Teknik bakımdan böyle mülahazaya imkan yoktur. İkiye ayırmakda bir kastı mahsus vardır. Birisi adi, diğer mevsuf sarhoşluktur. Maddedeki sakatlık muhtelif anlamları tevlit etmiş ve ihtilafa müncer olup bizi buraya getirmiştir dedi.
C.Başsavcısı Kazım Berker: Türk Ceza Kanununun "72 nci maddesinin itiyada dair olan fıkrasının uygulanmasında Başsavcılık makamı da tereddütler geçirmiştir. Nitekim 571 inci maddeye temas eden sarhoşluğu itiyaddan dolayı verilmiş olan doksan günlük mahkumiyet kararlarının ikinci ceza dairesince bozulması üzerine mahkemece verilen ısrar kararının evvelce makamımızca tasdiki istenmiş ve Ceza Genel Kurulu tebliğnamede yazılı mütalaayı varit görmüyerek ısrar kararını bozmuş ve bu surette 572 nci maddenin ikinci fıkrasının tatbik edilebilmesi için 571 inci maddedeki değil 572 nci maddedeki suçun itiyadı lazım geleceğini teyit etmiştir. Elbette bu kararın hilafına olarak, itiyat tabirinin mutlak olduğundan bahsile reddedilmişdir. Görülüyor ki, Başsavcılık makamı tereddüdler geçirmekde haklı imiş. Bugün esaslı bir içtihat tesis olunacak ve bu da kanun hüküm ve kuvvetinde olacaktır. Bunun için konu üzerinde durulmak yersiz olmayacakdır. Kanun yapma tekniği bakımından 572 nci maddenin ikinci fıkrasının 571 inci maddeye tatbik olunamayacağı şüphesizdir. Adı geçen fıkrayı müşterek fıkra olarak mütalaaya ilmen de imkan yoktur. İtiyat fıkrasını her iki maddeye teşmili ceza tayini bahsinde de adaletsizliğe ve müsavatsızlığa sebebiyet verir.
Arz ettiğim sebeplerden dolayı itiyat fıkrasının mutlak olarak kabulü ile 571 inci maddeye tatbik etmek doğru olamayacağı ve nitekim şimdiye kadar teessüs etmiş olan müstekar bir içtihat da 29.07.1946 tarihli tek bir kararla bozulmuştur. İtiyat hükmünün yalnız 572 nci maddeye hasrı mütalaasındayım dedi.
Hususi Daire Başkanı H. Yücekök: Sarhoşluk fiiliyle suç değildir. Şeraiti ile suç olur. 572 nci maddede munzam şartı vardır. 571 ve 572 nci maddelerin şartları kanunda yazılıdır. 572 nci madde muhtevası 571 inci maddeden daha ağırdır. Zimmet suçunu kanun tayin etmiş ihtilası da şeraiti ile göstermiştir.
Bu suçlar mahiyetleri itibariyle birbirinden ayrıdır. 572 nci madde ağır şartları cami olduğu halde, daha az ve basit şartları ihtiva eden 571 inci madde hakkında tatbik olunamaz. Müstakil madde konmadığına göre 571 inci madde 572 nci maddede derpiş olunmaktadır denemez; bunu diyebilmek için sarahat lazımdır; teşmil edilemez, 573 üncü madde müstakil bir maddedir. Marazi şekilde olanlar, iptila derecesini bulanlar hakkında tedbir düşünülmüştür. Binaenaleyh Sayın Selim Nafiz Akyollu ve Başsavcıyı teyiden 572 nci maddeyi kendi nefsine kasretmek mecburiyetindeyiz dedi.
İcra ve İflas Dairesi Başkanı Abdullah Aytemiz: Ceza Kanununun 571 inci ve müteakip maddeleri kül halinde bir madde hükmündedir. Kanun vazu maddenin çok uzun olacağını düşünerek iki madde halinde tedvine zaruret görmüştür. 572 nci maddenin başında "yukarıki maddede gösterilen surette sarhoş olup da" denildiğine göre evvelki maddeyi de içine almış ve şu suretle iki madde mütedahil bulunmuştur. Böyle olunca, her iki, maddenin fıkraları şiddet derecesine göre tertiplenmiş ve sarhoşluğun derece ve vasfına göre cezayı artırıcı fıkralar sıralanmıştır ve bundan sonra da satır başı olarak itiyada müteallik fıkra yazılmıştır. Şu halde, itiyat fıkrasının her iki maddeye şamil ve müşterek olması lazım gelir: Bay Cevdet Baybura'nın gösterdiği 573 üncü madde bunu müeyyittir. İtiyat olmayınca iptila tasavvur olunmaz. 571 inci maddeye şamil olmadığını kabul edersek. bu 573 üncü maddenin imali mümkün olmaz.
Birinci Başkan Sayın Selim Nafiz Akyollu: Çok güzel bir delil verdiler. İtalyanca aslında adi sarhoşluktan bahsedildikten sonra, o maddede itiyattan da bahsediliyor. Biz Türk Ceza Kanununa bunu alırken adi sarhoşlukla, mevsuf sarhoşluğu birleştirmiş ve her ikisi için bir itiyat halini kabul ederek bir ceza tayin etmişiz. Biz kendimize göre esas itibariyle sarhoşluğu çok kötü gördüğümüz için hem cezaları artırmış ve hem de itiyadı her ikisine hasr ve teşmil etmişiz. Bir kanun vazu sarhoşluğun cezasını İtalyancadaki aslında mevcut cezadan daha fazla cezaya tabi tuttuğu halde, adi sarhoşluğun itiyadını kabul etmemek için hiç bir makul sebep gösterilemez. Sonra itiyattan bahsile fıkrada mutlak olarak sarhoşluk denilmektedir. Mutlak kemaline masrufdur. Mücerret sarhoşluğu kasdetmiştir. İtiyat halinde cezanın şiddetinden bahsediyorlar. Bence, çok doğru bir harekettir. Başkasının rahatı ve huzurunu bozacak şekilde aleni ve umumi sarhoşluk edenlerin hareketi müstehakkı ceza görülmüştür. Alt tarafdaki maddeyi okuyalım: (Eğer itiyat, iptila derecesine gelmiş ise salahı tıbben tebeyyün edinceye kadar bir hastanede alıkonur.)
573 üncü maddede iptiladan bahsederken, "itiyadı iptila derecesine vardıran" diyor. Burada kanun vazunın maksadı 572 nci maddenin birinci fıkrasındaki rezaletli sarhoşluğu menetmek midir? Yoksa binefsihi sarhoşluğu iptila derecesine getiren kimseyi ıslah etmeği mi düşünmüştür? Sayın Cevdet Baybura'nın mütalaaları çok doğrudur, itiyat 572 nci maddeye aittir, denirse iptila nasıl olur.
Sayın Fevzi Bozer'in buyurdukları 572 nci madde ilk fıkrasında 571 inci maddeyi kendi muhtevasına alıyor ve bunu cezayı artırmakda sebebi müşeddede olan başkasına taarruzu, bir unsur halinde oluyor. Muarızlarımıza şunu sormak icabediyor;
Hastanede tedavi edilecek olan kimsenin iptilası mı giderilecek; yoksa 572 nci maddenin ilk fıkrasında gösterilen halin itiyat derecesini açıp, iptila derecesi mi maksurdur. Şu halde, hastanede tedavi edilecek, halka tecavüz demek oluyor ki, bu netice varit olamaz. Demeleriyle: Oylara başvurularak: Sonuçta;
Ceza Kanununun 571 inci maddesinde: Cezayı müstelzim olan adi sarhoşluk, 572 nci maddenin birinci fıkrasında mevsuf sarhoşluk ve ikinci fıkrasında itiyat hali ve 573 üncü maddesinde de iptila hali tayin ve tespit edilmiştir.
572 nci madde metninin "yukarıda gösterilen surette sarhoş olup da" diye başlaması, bu maddenin 571 inci maddeye bağlı bulunduğunu göstermektedir, iki maddenin bu suretle birbiriyle ilgili olmalarına ve 572 nci maddenin ikinci fıkrasında mutlak surette "sarhoşluğu itiyat derecesine vardıranlar..." denmesine ve hasr ve tahdidi tazammun eden başkaca bir kaydı ihtiva etmemesine göre, kanunun göz önünde bulundurduğu itiyat hali 572 nci maddenin birinci fıkrasında söylenen mevsuf sarhoşluğa münhasır olmayıp adi sarhoşluğa da şamildir.
İtiyat halini, yalnız mevsuf sarhoşlukla tahdit etmek kanunun maksat ve gayesine münafi olduğu gibi; itiyadın iptila derecesine varmasından bahseden 573 üncü maddenin tatbik kabiliyetini de ortadan kaldırır; çünkü kanunun gerek şiddetle cezalandırmak İstediği gerek ıslahını kasdeylediği hal sarhoş olarak başkasına tecavüz etmek veya umumun istirahatını bozmak itiyat ve iptilası olmayıp, mutlak surette cezayı müstelzim olan sarhoşluktaki itiyat ve iptila halidir.
Binaenaleyh 572 nci maddenin ikinci fıkrası mucibince sarhoşlukta itiyattan dolayı ceza tayini İçin evvelki mahkumiyetlerin, mezkur maddenin birinci fıkrasını müstenit bulunmalarının meşrut olmadığına ve 571 ve 572 nci maddeler gereğince iki defa mahkum olduktan sonra aynı fiili tekrar işleyenler hakkında itiyat hükmünün tatbiki icabedeceğine üçte ikiyi geçen çoklukla 02.04.1947 tarihinde karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy