(1412 S. K. m. 326)
Dava: Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15/1/1945 gün ve 3/2 sayılı ve 26/4/1947 gün ve 41/65 sayılı kararları arasında hâsıl olan ihtilâın halli C. Başsavcılığının 21/6/1947 gün ve 1667 sayılı yazısiyle istenildiğinden İçtihadı Birleştirme Kurulunda inceleme yapıldığı sırada Yargıtay Dördüncü Ceza dairesi Başkanlığının 20/12/1949 günlü yazısında, Ceza Genel Kurulu ile dördüncü Ceza Dairesinden sâdır olan gün ve sayısı gösterilen ilâmlar arasında da bu husus ile ilgili mütenakız hükümlerin mevcut olmasından bahsile müzakerenin bu ilâmlarda gösterilen hususlara da teşmil istenilmiş ve tevdi olunup kurul üyelerine birer sureti tevzi edilmiş olan ilâmlar birer birer tetkik edilerek mübayenet olmamasından dolayı bir kısım ilâmların tefrik edilmesi kararlaştırıldıktan sonra yapılan incelemede;
Yukarıda dercolunan ilâmlarda tafsilâtı yazılı ihtikâr suçu hakkında; Ankara Millî Korunma Mahkemesinden; Millî Korunma Kanununun 59 uncu maddesinin birici fıkrasına tevfikan ağır para cezasına başka üç sene ağır hapis cezasiyle mahkûmiyet hakkında verilen hüküm; Üçüncü Ceza Dairesinden suça mevzu malın kıymeti ve fiilen vehamet derecesi bakımından mezkûr 59 uncu maddenin birinci fıkrasının tatbikında isabet bulunmamasından ve diğer bazı sebeplerde dolayı bozulmuş ve mahallî mahkemesinini, bu bozma kararına vâkı ısrar kararı Yargıtay Ceza Genel kurulunca da bozulmasına karar verilmiş olması üzerine bozma kararına uyularak mezkûr 59 uncu maddenin ikinci fıkrasına tevfikan bu fıkradaki üzere verilmiş olan bu ikinci hükmün evvelce bozmadan evvel 59 uncu maddenin ikinci fıkrasına tevfikan bu fıkradaki cezanın âzami haddi olan bir sene hapis cezasına ve saireye dair olmak üzere verilmiş olan bu ikinci hükmün evvelce bozmadan evvel 59 uncu madenin birinci fıkrasiyle asragi had üzerinden ceza tâyin edildiği haled bozmadan sonra mezkûr maddenin ikinci fıkrasındaki âzami had üzerinden ceza verilemsi müktesap hakkı ihlâl ettiği yolundaki C. Başsavcılığının talebi Üçüncü Ceza Dairesince reddedilmesinden naşi C. Başsavcılığından vâkı itiraz üzerine Ceza Genel Kurulunca; evvelce 59 uncu maddenin birinci fıkrasının asgari haddi ile ceza verildiği halde tâyin olunması müktesep hakkın ihlâli mahiyetinde bulunmasına binaen itirazname dairesinde bu hussun da bozma krarına ilâvesine karar verilmiş iken mümasili diğer işte Ceza Genel Kurulunca; C. Başsavcılığının vâkı itirazının reddine karar verilmek suretiyle bu kabîl fıkra tatbikatında müktesep hakkın ihlâl edilmiş sayılmayacağı esası kabul edilmiştir. (Ceza Genel Kurulu kararı: "7/4/1947 ve 243-41/65") Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 326 nıcı maddesinde: (Hüküm, yalnız mahkûm tarafından veya anın lehine C. Savcısı veya 291 yeniden verilen hüküm evvelki hüküm ile tâyin edilmiş olan cezadan daha ceza hükümlerini ihtiva eden fıkralarından her hangi birini tatbik ederken suçu ika ettiği zararı ve vehamet derecesini nazara almakla mükellef bulunmaktadır. Suçun işlenmesinden hâsıl olan zararı ağır görmüş olan bir yargıcın tatbik ettiği fıkradaki cezanın aşağı haddinden fazla ceza vermeyişi esasen o fıkradaki cezanın ağır olmasını gözönünde bulundurmuş olmasından ileri geldiğini kabul etmek lâzımdır. Kararı bozulan ve bozma kararına iptidaen uyan ve ısrar edip ve ısrar kararının bozulmasından dolayı uymak mecburiyetinde kalan mahkeme; hafif cezayı ihtiva eden fıkrayı tatbik ederken o fıkrada yazılı olan cezanın aşağı haddini hükmetmek mecburiyetinde değildir. Mahkemeler bu hususta ancak mezkûr 326 ncı madde hükmü takyit etmektedir. Bu madde hükmün göre hakkında ağır cezalı fıkra tatbik edilen sanık aleyhinde yeniden verilen hüküm, evvelki hüküm ile verilen cezadan ağır olmadıkça müktesep hakkın iclâli bahis mevzuu olamaz.
Ağır cezalı fıkrayı ibtidaen tatbik etmek suretiyle hâdisede teşdiden ceza vermiş olan mahkeme bozmadan sonra yeniden hafif cezalı fıkranın tatbikı sırasında bu fıkra yazılı asgari hadden tebaüt için ayrıca sebep gösterilmesine lüzum olup olmadığı halinin de, ihtilâfa konu olan hâdise ile ilgisi bulunmaması itibariyle bu hususun münakaşasına lüzum görülmemiştr.
Sonuç: Gerek umumi Ceza Kanununun ve gerek hususi ceza kanunarı meyaında bulunan Millî korunma Kanununun bir maddesinin muhtelif fıkralarındaki cezalardan ağır ceza hükmünü ihtiva eden fıkranın asgari haddiyle mahkûmiyetine karar verilmiş olan sanığın aleyhinde verilen hükmü temyiz etmesi üzerine hafif ceza hükmünü muhtevi fıkraya tevfikan ceza verilmesi hakkıdaki bozma kararına uyulduktan sonra Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 326 ncı maddesi sarahatı hükmünce, evvelce verilmi hüküm ile tâyin edilmiş olan cezadan ağır olmaak şartiyle bu fıkradaki cezanın âzami haddiyle ceza verilmesi müktesep hakkın ihlâli mahiyetinde olmadığına 8/2/1950 gününde çoklukla karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy