(1412 S. K. m. 407)
Tebligat ve dosya sevkleri için ödenen posta ücretlerinin hükümlülere tahmili kanunun zaruri olan muhakeme masraflarından madut olup olmadığı hakkında Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.2.1948 tarih ve 101/70 ve Dördüncü Ceza Dairesinin 3.4.1948 tarih ve 3667/3958 sayılı kararlarını havi ilamları arasında ihtilaf olduğundan bahsile keyfiyetin içtihadı birleştirme yoluyla halledilmesi Yargıtay C. Başsavcılığının 26.4.1948 tarih ve 901 sayılı yazısiyle istenilmesine mebni uyuşmazlık konusunu teşkil eden ilam örnekleri çoğaltılarak dağıtılmış ve 12.4.1950 tarihine rastlayan Çarşamba günü saat dokuz buçukta müzakerenin başlayacağı Genel Kurul Üyelerine bildirilmişti.
Bugün toplanan Kurula ellidört zatın iştirak ettiği görülüp müzakere nisabının tahakkuk ettiği anlaşılmakla Birinci Başkan Halil Özyörük'ün başkanlığında müzakereye başlanarak uyuşmazlık konusu kağıtlar Birinci Başkan tarafından okunduktan ve olayın özeti anlatıldıktan sonra söz alan;
Dördüncü Ceza Dairesi Başkanı Zahir Sencer: Posta ücreti neden ortaya çıktı. Adliye teşkilatı yapılalı beri hep posta ile evrakı adliye sevk ve irsal olunmakta idi, buna mukabil eskiden 500.000 lira posta masrafı Adalet Bakanlığı bütçesinden posta idaresine ödenmekte idi. Günün birinde sizin posta ile olan muameleniz fazladır. Bir milyon liraya çıkarın dediler, tecrübe edildi posta idaresi haklı çıktı.
Posta ile sevk eskiden de vardı, böyle olunca şimdi ne için sanıklar aleyhine posta masrafları hesap ediliyor. Eski ile yeni arasında ne fark vardır. Bizi aldatan bugünkü zahiri pullardır. Postayı bırakalım. 340 senesinden beri telgraflar doğrudan doğruya ücretlidir. Bunları biz neden nazara almıyorduk. 1947 senesine kadar aklımız başımızda değil miydi? Resmi taahhütlünün de masrafı mahsup edilebilirdi. Bugün mahsubu lazımdır diyoruz. Haydi lüzumunu kabul edelim. Fakat tatbikına imkan var mıdır? Bu gün yeni usulün üçüncü sene tecrübe devresindeyiz. Bu usulü belki ipka ederler, belki de resmi taahhütlü gidecektir, derlerse o zaman ne diyeceğiz? O zaman posta masrafından istisna mı edeceğiz? İmkansızlığın ikinci noktası Savcılık posta masrafı hesap etmediniz diyor. Beşyüz kuruş için 50 lira daha mı masraf edeceğiz. Yapılan posta masrafının hesap imkanı da yoktur. Hesap tutulamaz tatbikine imkan yoktur, Biz gelen bir dosyayı bir günde halledemeyeceğiz, Hakim bilmediği şeyi halledemez. Üçüncü imkansızlık en basitinden en ağırına kadar uğraştım tespit edemedim. 54 zarf odamdadır otuz dosya ayrılmış pulları yoktur. 24 adedinin pulları makasla oyulmuştur, Emir vereceğiz zarfları pullariyle gelecektir.
Dosya tetkik neticesinde hüküm tasdik edildi. Pulları sayıp hesap edecek kim vardır. Bugüne kadar bizim daireden gayri daireler posta masraflarının suçlular aleyhine hesaplanmasını kabul ediyorlar. Müddeiumumilikten posta masrafı hesap edilmiştir, deyince bozuyorlar mı? hesap edilmesi yolsuzdur. Müruruzaman uğratırız, imkansızlığın bariz numunesidir.
Bugünkü durumda bir çok müşklata göğüs geriyoruz. Tutulduk çalışacağız, rica ederim. ikinci Ceza Dairesine verilen hırsızlık işlerinde içtimalarda üç saat uğraşılır. Posta pullarının tespiti işi bundan da zordur. Adliyede yükseldikce zahmet zahmet üstünedir. Behemehal hesaplanacak denirse muhasip veriniz. Her türlü imkansızlıkla başbaşayız Biz hakimler metelik hesabından anlamayız. İmkansızlığın en kuvvetli safhası buradadır. Posta İdaresi makbuz vermez, müddeiumumilik makbuz veremez. Başkatibin keyfine kalacaktır. Ceza dosyalarını hukuka kıyas edemeyiz. Ceza davalarında bunun hesabını verecek yoktur. Hukukdaki posta masrafları davacının yaptığı masraflardır.
Harç Tarifesi Kanunu'nun niçin çıkarıldığını düşünürsek umarım ki, posta masraflarının nazara alınmaması hakkındaki noktai nazarımız mesnedini bulur. Masrafın bir kısmını postadan, bir kısmını harç tarifesinden almak doğru değildir. Çıkar bir yol varsa o da harcı artırmaktan ibarettir. Diğer daireler posta masrafına hükmediyorlar. Bana lütfen söylesinler. Dosyanın masrafını nasıl hesap ediyorlar. Temyiz Mahkemesi bunları tahtı hükme alacaktır, denirse bu işlerin altından hiç kalkılamaz.
Vehbi Yekebaş: Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununu hazırlama komisyonunda bulunduğum sırada bendeniz de oradaki arkadaşlarım gibi hukuk bakımından aynı tezi müdafaa etmiştim: İhkakı hak ve icrayı adalet devletin asli vazifesidir; fakat bunun manasını tayinde bendeniz madem ki, devlet amme vazifeleri arasında ve en başta bunu bizzat yapmak ıztırarındadır; O halde şöyle halletmek gerekir. Bu Teşkilatı Esasiye Kanunumuz temsil bakımından Adliyeyi Büyük Millet Meclisiyle müsavi tutmuştur. Kazai hakimiyet adliyeye aittir. O halde bu hizmetin masrafları da Devletin olmalıdır. Vakta tanzim olunan bir kanun ile devlet mahkum olanlardan tahsil edilmek üzere bir muhakeme masrafı tesis ve onun miktarını natık bir Harç Tarifesi tanzim eylemiştir; amma posta masrafları, masarıfı muhakeme meyanına girmez. Bunlar masarıfı muhabere ve masarıfı muameledir. İşte müzakeremizin mevzuunu teşkil eden bu posta ücretleri devletin aldığı umumi vergilerle ödenecek hizmetler içinde dahildir. Ayrıca masraf tahmiline lüzum yoktur.
Maahaza masarıfı muhakeme meyanına ithalinde ısrar olunursa harç mükellefiyetinin içine girer. Harç kafi gelmiyorsa artırıp yeni bir tarife yapsınlar. Ceza, hukuk gibi değildir. Mali ve maddi cepheden dosyadan posta ücretlerini tayin etmek de mümkün değildir.
Birinci Ceza Dairesi Başkanı S. Nafiz Akyollu: Dört sebebe istinat edildi, birinci sebep vaktiyle posta parasını hükümlüden almazdık, bugün ne için alıyoruz? İkinci olarak hesabında güçlük varılır, yapılamaz. Üçüncü olarak esas itibariyle devlet masraflarını karşılamak üzere harç alınıyor. Dördüncü olarak masarıfı muhakeme değildir, masarıfı muameledir, işi uzatır.
Şimdi cevaplarını arz ediyorum: Eskiden Devlet masrafları malum değildi. Bütçeye maktu bir şey konurdu. Maktu olarak vaktiyle konmuş olan 500.000 lira yerine bugün beş milyon lira sarf olunuyor. Malum olmayan bir şeyi almaya o zaman imkan yoktu. Posta ücreti bugün ödeniyor, miktar itibariyle taayyün ediyor. Tahsil imkanı kendiliğinden tahakkuk ediyor.
İmkansızlık güçlük de tasavvur edemiyorum. Dördüncü Ceza Dairesinden gayri dairelerin tatbikatı bunu gösteriyor. İçtima hesaplarındaki güçlük sebebiyle kanunun tatbikatını ihlal edebilir miyiz?
Harç Devlet masraflarını karşılamak için ise, bundan gayri keşif ve cürmü meşhut masraflarını neden alıyoruz? Masarıfı muhakeme değildir de nedir? . Masarifi muamele diye bir tabiri hukuki bilmiyorum. Kanunun metni mevzumuzu müşkülat tasavvuruna imkan vermiyecek şekilde vazıhdır. Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun tadilat projesinde bu noktai nazar daha açık bir surette tedvin edilmiş bir vaziyettedir. Demeleriyle: Sonuçta;
Ceza Genel Kuruluna intikal eden ihtilafın mevzuunu, ceza davalarında ödenen posta ücretlerinin mahkuma tahmil olunup olunmıyacağı meselesinin halli teşkil etmektedir. Dosya arasında bulunan ilam örneklerinden hususi dairece posta ücretlerinin Devlet dairelerinin münasebetinden doğmuş bir masraf olduğu kanaat ve içtihadiyle mahkuma tahmil edilemiyeceği yolunda bir içtihat tesis edildiği ve Ceza Genel Kurulunca da buna aykırı bir görüş takip edilmekte bulunduğu anlaşılmıştır.
Posta Kanununa ek 2721 sayılı kanunun bzı maddelerinin değiştirilmesine dair olan 5008 sayılı kanunla bunu takiben yürürlüğe giren 5584 sayılı Posta Kanununda resmi dairelerin posta işlerinin peşin ücret mukabili yapılacağı açıklanmak suretiyle ödenen ücret devlet dairelerinin münasebetinden doğma bir masraf olmaktan çıkarılmış ve bunun para karşılığı yapılan bir nakil işi olduğu esası kabul edilmiştir. Bununla beraber Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 407 nci maddesinde kamu davasının hazırlanması masrafları da dahil olmak üzere bütün masrafların mahkuma tahmil olunacağı yazılı bulunmasına göre davanın hazırlanması için gereken masrafların hükümlüye yükletilmesi kabul edilince, davanın sonuca erdirilinceye kadar istilzam eylediği diğer masrafların da bu hükme tabi olması zaruri bulunmaktadır.
Hukuk davalarında da posta ücretini tayin edilen zamanda mahkeme veznesine yatırmıyan mümeyyizin temyiz talebinden vaz geçmiş sayılacağına dair olan 24.12.1941 gün ve 32 sayılı içtihatları birleştirme kararı ve posta ücretini vermeyen mümeyyizin temyiz talebinden vaz geçmiş sayılması yetkisinin Yargıtaya değil mahalli mahkemesine ait olduğuna dair olan 5.1.1949 tarih ve 1 sayılı diğer bir tevhidi içtihat kararı vardır.
Bunlardan başka Devlet dairelerinden peşin ödenen keşif ücretleri ve hakim ve bilirkişi yevmiye ve yol paraları hatta hastane ücretleri gibi masrafların mahkumlara yükletilmesi bütün dairelerin müşterek içtihadiyle takarrür etmiş bulunduğu cihetle posta paralarının bu hükümden ayrılmasına hukukan ve kanunen bir sebep yoktur.
Bu sebeplere binaen Devlet daireleri müraselatının peşin posta ücretine tabi tutulması 5008 ve 5584 sayılı kanunlarla kabul edildiğine ve her dava için ödenen posta ücretleri tutarı, ancak bu kanunların yürürlüğe girmesi tarihinden itibaren hesap edilebilir bir hale gelmiş olduğuna ve hesapta zorluk bulunması yürürlükte olan bir kanunun tatbik olunmaması için sebep teşkil etmiyeceğine göre posta ücreti alınmaması hakkındaki eski tatbik şeklinin idamesi lazım geldiğinden ve tatbikte ve hesapta zorluk olduğundan bahsile dermeyan edilen itirazlarda da isabet bulunmamıştır.
Sonuç: Posta ücretlerinin kamu davasının istilzam ettiği masraflardan olması itibariyle Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 407 nci maddesinde yazılı muhakeme masraflarından madut bulunduğuna ve hükümlülere tahmili iktiza edeceğine 12.4.1950 tarihinde üçte iki çoğunlukla karar verildi.
AYKIRI GÖRÜŞ
Vehbi Yekebaş:
Adaleti temin ve tevzi etmek devlet vazifesinin üssülesasıdır. Vaziyet böyle olunca bu asli vazifenin amme namına ifası da kati bir zaruret teşkil etmek icap ederdi. Bu sebebe mebnidir ki, adalet meccanidir, düsturu bütün dünyada kabul edilmiş bir hukuk vecizesidir. Mücerret mülahazalar bu ulvi kaidenin isabetinde iştibahe yer vermez. Amma insanların teredditleri hakların bile suistimaline mani olamadığı için bu kabil kati düsturların da takyidine mecburiyet hasıl olmuştur. Bu takyitler o vecibelerin mahiyetine göre bazan maktu bir harç olur, bazan da muamelenin istilzam ettiği masrafın alakadara tahmiline taalluk eder.
Adalet tevzii meccani olunca bir harca tabi tutulamaz ve esasen bir amme hizmeti, bir devlet vazifesi olmak bakımından ise alakadarı bizzat devlettir. Masrafın ona yükletilmesi gerektir. Nitekim 5098, 5584 numaralı kanunlarda resmi dairelerin posta işlerinin peşin ücret mukabili yapılacağı hükmü de bunu kaldıran ve hilafına bir hüküm tesis eden değil bilakis bunu teyit eden bir sarahat mahiyetindedir. Ancak biraz evvel işaret ettiğim gibi insanların mütereddidi seciyelerle diğerlerini mahkeme kapılarında süründürmelerinin tahdidi için devlet mahkum olanlardan alınması muktazi bir harç tesis ve onun için bir tarife tanzim eylemiştir.
İşte adaletin meccaniliğini takyit eden tek bir - tabir caiz ise - mükellefiyet Eğer o mütereddidi suistimale bu birinci mania kafi gelmiyorsa teşrii kuvveti harcı artırır; yosa biz burada, şu veya bu mülahaza ile, o mükellefiyet zamimeler yapamayız; ve posta ücretini muhakeme masrafları arasına sokamayız reyindeyim.
Full & Egal Universal Law Academy