(765 S. K. m. 403, 404)
Dava: Ham afyonun uyuşturucu madde olmak itibariyle istimalinin ve bunun için temin edilmesini ve satışını ceza tehdidi altında bulunduran Ceza Kanunun 403, 404 üncü maddeleriyle ticaretinin serbest olduğunu kabul eden 3491 sayılı kanunun 6 ncı maddesi hükümlerinin telifinde Dördüncü Ceza dairesi kararları arasında doğan ayrılığın birleştirilmesi için toplanan İçtihat Birleştirme Kurulunda yapılan inceleme ve tartışmalar sonunda:
I - Mülga ve mevcut kanunlardan,
A - Uyuşturucu maddeler hakkındaki 1369 ve uyuşturucu maddeler inhisarı hakkındaki 2253 sayılı kanunların birinci maddelerinde sayılanlar arasında ham afyonun da zikir ve tadat edilmesinin,
B - 2108 sayılı kanunla iştirak etmemizle kanun kuvvetini alan Lahey ve Cenevre mukavelelerinden birincisinin birinci maddesinde (Akidler ham afyonunun istihsal ve tevziini murakebe için müessir kanunlar koyacaklardır), 20 nci maddesinde (Akidler ham afyonun istihsal, tevzi ve ihracı üzerinde müessir bir murakebe tesis edeceklerdir) denilmesinin,
C - Sevk esbabı mucibe lâyihasında (uyuşturucu maddeler inhisarının toprak mahsulleriyle tevhid edildiği) tasrih edilen 3491 sayılı kanun esas unsuru (Toksikomani tevlit etmek) olan 6 ncı maddesinde ham afyonun dâhil bulunmasının,
D - Mülga 1369 sayılı kanunun 14 üncü maddesinde birinci maddede (mezkur olduğu halde Ceza Kanunu'nun 403 üncü maddesine dahil olmayan cisimler hakkında da 403, 408 inci maddelerin uygulanılacağı) hakkındaki hükmünün birinci maddede mezkur olan ham afyona şamil olmasının
E - nihayet 4055 sayılı kanunun tadilinde 403 üncü maddenin fenin uyuşturuculuğu sabit olan bütün maddeleri içinde almasının,
Ham afyonun uyuşturuculuğunu kemaliyle tespit etmesinden sarfınazar,
II - Muhtelif kanunların esbabı mucibe layihalarından ve Meclis komisyonları mazbatalarından,
A - 2313 sayılı kanunun sevk gerekçesinde (Lahey mukavelesi, ham müstahzar ve tıbbi afyonu tarif ve tavsif ederek bunların tıbbi maksatlar dışında kullanılmasını men edecek murakebe tedbirleri ve ceza hükümleri vazına akidleri mecbur tutmaktadır.) denilmesinin,
Ham afyonun tıbbi maksatlar dışında kullanılmasının serbest bırakılmaması maksut olduğunu göstermesi,
B - Aynı gerekçenin biraz aşağısında (tiryakiler tarafından kullanılan afyonun mütahzar afyon olduğu) kabulüyle tiryakiler tarafından kullanılacak hale gelmiş olan ham afyonunun müstahzar gözüyle görüldüğünü ifade edilmesi ve tiryakiler tarafından kullanılan afyonun rutubete zail olmuş ham afyondan başka bir şey olmaması,
C - 2061 sayılı kanun hakkındaki Adalet komisyonu mazbatasında (ihraç maddelerimiz arasında önemli bir mevkii olan afyonun terkibatı itibariyle ticareti serbest bırakılmayıp beynelmilel sıkı bir tahdit ve kontrole tabi tutulması itibariyle ticaretinin kayıt ve zabıt altına alınması lüzumuna) dayanılmasının ham afyonun terkibatı itibariyle zararlı olduğunu kabule müncer olması,
D - 2253 sayılı kanunun sevk esbabı mucibesindeki (meşru şekiller altında bu istihsal maddemizin ticaret ve sürümünü temin) kaydın gayri meşru emellerle afyon ticaretinin tecviz edilmediğini göstermesi,
III - kimya laboratuarlarının bulunmadığı çağlarda olduğu gibi bugün dahi yurdun en uzak köşe ve bucaklarında hayvanlarda veya insanlarda sancı bahse konu olunca afyon yutturma ve içirmenin birinci deva olarak tanınmasının afyonun uyuşturuculuk vasfının herkesçe tanındığını göstermesi,
IV : A) Türk kodeksinde % 12 morfini havi afyonun tıbbi afyon olarak kabul edilmis ve mukabilinde Anadolu afyonunun daime bu nispetten fazla morfini muhtevi bulunması,
B) Fransız kodeksinde Cofficne Dorvault adlı eserinde dahi İzmir afyonu denilen Anadolu afyonunun tıbbi afyon olduğunun tasrih edilmesi,
Sebepleriyle kanunlardaki tıbbi afyonun hatta daha fazla nispette morfini ihtiva eden ham afyonu şümulüne alması,
Ve Adlî Tıp İşleri meclisinin 10/12/1933 günlü ve 1686 sayılı raporu da Türkiye afyonlarında ham ve tıbbi iye bir tefrika imkân olmadığının ve bilâkis morfin derecesi daha fazla olmak itibariyle ham afyonun morfin derecesi tadil edilmiş tıbbi afyondan daha müessir olduğunun tasrih edilmesi.
Ham afyonun uyuşturucu madde olduğunu ve 403 üncü maddenin 4055 sayılı kanunla konulan şeklinin tam manasıyla şümulüne girdiğini göstermektedir.
403 üncü maddenin 2275 sayılı kanunla konulan şeklinde ve 2313 sayılı kanunun 19 uncu maddesinde sayılı bütün cisimlerin sanat ve emek sarfiyle vücuda getirilmiş şeyler olması itibariyle İcra Vekilleri kurulunca (aynı mahiyette kabul edilecek maddeler) den ancak mümasili şeylerin ve bilhassa dış ülkelerden ithal edilen ilâçların ve 2253 sayılı kanunun birinci maddesinde İcra Vekilleri kurulunca inhisara tabi tutulacağı gösterilen benzer cisimlerden maddenin başında ham afyonun inhisara tabu olduğunun tasrih edilmesine binaen bunun dışında kalan şeylerin maksuz olduğunun anlaşılmasına binaen afyonunun 403 üncü ve müteakip maddelere girmesi için İcra Vekilleri Kurulunun bir kararına ihtiyaç olmadığı zahirdir.
Basit hak tecrübeleriyle, tahlil raporlariyle, muhtelif kanunların gerek gerekçeleri ve gerek metinleriyle uyuşturucu madde olduğu müsbit olmasına rağmen daha önceki bazı kanunlarda olduğu gibi en son 3491 sayılı kanunun 6. maddesinde dahi ham afyon ticaretinin serbest kabul edilmesinden uyuşturucu olarak kullanmak ve bunu temin etmek gibi gayri meşru kasıtlarla hareketinin iaha edildiği veya meşru ticarenin bilâ kayıt ve şart olduğu mânasını çıkarmak Lahey mukavelesinin 1 inci, 20 nci ve Cenevre mukavelesinin ikinci maddesiyle kabul ettiğimiz taahhütlere mukabil yurt içinde afyon tiryakiliğini tecviz sonucunu verir.
Sonuç: Bu mülahazalara binaen uyuşturucu madde olarak afyon kullanma yahut bu maksatla yanında bulundurmanın 404 üncü madde ve bunların dış ülkelerden izinsiz ithal etmenin kullanmak isteyenlere satmanın, onlara satmak üzere almanın ve yanında bulundurmanın bu iki zümreden birine vasıta olmanın mahsus bir yer tedarikiyle veya başka suretle halkın kullanmasını kolaylaştırmanın 403 üncü madde ve meşru ticaret kastiyle alındığı halde gayri meşru maksatla dış memleketlere kaçakçılığın 3491 sayılı kanunun 27 nci maddesiyle cezalandırılacağına ve navak işin içine gayri meşru emel veya kasıt karıştırılmamak şartıyla müstahsilden veya onlardan satın alan ticaret sahiplerinden satın almanın ve diğer tüccarlara satmanın serbest olduğuna ve hulâsaten alınıp satmadaki kasta göre sonunun mahiyetinin takdiri gerektiğine ve mamafih 403 üçüncü maddedeki (memleket içinde izinsiz satmak ve izinsiz satmak üzere almak) kaydının dayandığı 2108 sayılı kanuna merbut Lâhey mukavelesinin 1 ve 20 nci ve Cenevre mukavelesinin ikinci maddesi icabı dâhilinde merciinde bu ticareti yapanların alım ve satımlarının kontrole müsait kaidelere raptı suretiyle murakebe edilmesi zaruri olduğuna 18/5/1949 gününde (17) reye karşı (38) reyle ve üçte iki çoğunlukla karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy