(743 S. K. m. 633, 643) (1086 S. K. m. 417, 418) (818 S. K. m. 41)
Kamulaştırma bedelinin arttırılmasına dair olan davalarda Belediyenin kamulaştırmadan feragati halinde hasım taraf vekilinin sepkeden mesaisine ve işin mahiyetine göre vekalet ücreti takdir olunması lazım geleceği hakkındaki dairenin müstekar içtihadı hilafına ahiren bu kabil davalarda avukatlık Ücret Tarifesi hükümlerine göre nisbi ücret takdiri lazım geleceği mutalaasiyle evvelki içtihattan rücu edilmiş olduğundan bahsile kararlar arasındaki mübayenetin içtihadı birleştirme kurulunca hal ve telifi Yargıtay Dördüncü Hukuk Dairesi Başkanlığının 16.02.1949 tarih ve 17 sayılı yazısiyle istenilmiş ve 31.03.1948 tarih ve 17/1578 ve 30.11.1948 tarih ve 8112/5091 sayılı kararları havi ilam örnekleri de birlikte gönderilmiş olmasına mebni uyuşmazlık konusunu teşkil eden mezkur yazı ve ilam örnekleri çoğaltılarak dağıtılmış ve 13.04.1949 tarihine rastlıyan Çarşamba günü saat 9.30 da müzakerenin başlıyacağı Genel Kurul Üyelerine bildirilmişti.
Bugün toplanan kurula (elliiki) zatın iştirakile ve müzakere nisabının tahakkuk ettiği anlaşılmakla Birinci Başkan Halil Özyörük'ün Başkanlığında müzakereye başlanarak uyuşmazlık konusu kağıtlar Birinci Başkan tarafından okunduktan ve olayı özeti anlatıldıktan sonra söz alan;
Dördüncü Hukuk Dairesi Başkanı Fevzi Bozer; Kamulaştırmadan feragat hüküm kesinleşinceye kadar caizdir yolundaki içtihadı birleştirme kararına tevfikan Belediye kamulaştırmadan feragat edince mahalli mahkemeleri feragata binaen bedelin arttrılması hakkındaki davanın reddine karar veriyor. Belediyenin feragati sebebiyle dava reddedilince davacı vekiline takdir olunacak vekalet ücretinin takdiri suretinde yani bu ücretin nisbi yahut maktu tarifeye göre takdir olunup olunmıyacağında intilaf olunmuştur. Dairemiz ilk önce bu ücretin mesbuk mesaiye ve işin mahiyet ve ehemmiyetine göre maktuan takdiri lazım geldiğine karar vermişti. Ahiren İstanbul mahkemesinden bu mevzuda gelen bir işte bu içtihadından dönmüş ve nisbi tarifenin uygulanması lazım geleceği kanaatim izhar etmiştir. Çünkü, Tarifenin onbirinci maddesinde (anlaşmazlık; Takas, Feragat, İkrar, Sulh, ilah. gibi sebeplerle davanın tahkikatına başlanmazdan evvel bertaraf edilirse avukat bu Tarifede yazılı ücretin üçte birini, tahkikat sırasında bertaraf edilirse yarısını, hüküm safhasında iken ihtilaf ortadan kalkarsa tamamını alır) denilmektedir.
Vakıa burada kamulaştırma bedelinden değil, kamulaştırmadan feragat olunmuştur. Fakat kamulaştırmadan feragat da, hiç şüphe yoktur ki, kamulaştırma bedeli hakkındaki anlaşmazlığı bertaraf edeceğinden Tarifenin onbirinci maddesi bu misillu feragatlara da şamil olur. Binaenaleyh bu maddeye göre ücret takdiri icap eder kanaatındayım.
Beşinci Hukuk Dairesi Başkanı Y. K. Arslansan; 3499 sayılı Avukatlık Kanununun 131 inci maddesi hükümlerince tanzim kılınmış olan Avukatlık Ücret Tarifesinin onbirinci maddesi davadan feragat halinde diğer tarafa hükmolunacak vekilin ücretinin takdir suret ve veçhini göstermektedir. Halbuki, ihtilaf konusu davadan feragat hali değil; mülk sahibi tarafından kamulaştırma bedelinin arttırılması hakkında açılan dava üzerine Yargıtay Genel Kurulunca içtihadı birleştirme yoluyla verilen 26/12/1947 tarihli karar dairesinde arttırılması istenilen bedel üzerinden Belediyenin kamulaştırılmasına karar alınan yeri almaktan vaz geçme yetkisini kullanma keyfiyetidir. Binaenaleyh Ücret Tarifesinin onbirinci maddesinde yazılı davadan feragat ile mülk sahibi tarafından arttırılması dava olunan kamulaştırma bedeli üzerinden Belediyenin almaktan vazgeçmesi ayrı ve gayrı olduğundan davadan feragata mahsus ve münhasır olan ücret Tarifenin onbirinci maddesi hükmü olaya teşmil edilerek uygulanamaz.
Kamulaştırma kararı alınan yerin mülk sahibi tarafından arttırılması istenilen kamulaştırma bedeli üzerinden Belediyece alınmasından vazgeçilme halinde umumi hükümler dairesinde de ücret lazım gelmez. Çünkü; Belediye takdir olunan kamulaştırma bedeli üzerinden almaktan vazgeçmeyip gelirinin yeterli olmaması sebebiyle mülk sahibi tarafından arttırılması istenilen kamulaştırma bedeli üzerinden 26/11/1947 tarihli karar ile kabul ve teyit olunan vaz geçme yetkisini kullanmaktadır ki, bu durumda umumi hükümler dairesinde de, vekillik ücreti icap etmez. Binaenaleyh ihtilaf konulu işte ne Ücret Tarifesi ne de umumi hükümler dairesinde vekillik ücreti takdir olunamaz.
Dördüncü Hukuk Dairesi Başkanı Fevzi Bozer; Ücrete müstehak olduğu muhakkaktır, onda şüphe ve tereddüde mahal yoktur.
İkinci Hukuk Dairesi Başkanı Himmet Berki; Belediyenin istimlakten feragati bahis konusudur. Tarifeye yazılan davadan feragattir, bunlar başka, başka şeylerdir ve hükümleri de ayrıdır. Vekalet ücreti lazım geleceğinde şüphe yoktur. Mülk sahibinin masraflar yapmasına ve vekil tutmasına istimlak eden daire sebebiyet vermiştir. İstimlakten feragat hakkı olsa dahi neticesine tahammül etmek lazımdır.
Esasen ücreti vekalet ve masarifin lüzumunda başlıca sebep haksızlıktır buna sebebiyet vermektedir, istimlakten feragat eden daire, vaktiyle düşünmesi icap ederdi. Ancak, tayin olunacak ücret nisbi mi, yoksa maktu mu? Olmalıdır, mesele budur. Dairenin vekalet ücreti takdirinde ihtilafı yok, ihtilaf maktu veya nisbi olmasındadır. Nisbi olamaz, çünkü; feragatla istimlak kalkmış. Ne müddeabih ne de mahkumunbih kalmıştır. Şu halde maktu ücret hükmetmek muvafık olur.
Vehbi Yekebaş; Davayı kaybeden tarafın kazanan tarafa ait masrafları ödemesi lazımdır. Burada kaybedilmiş bir dava yoktur. Böyledir amma bu zımnen kaybetmek mahiyetindedir. Siz bedeli arttırıyorsunuz, ben öyle ise almıyorum, demektir. Sayın A. Himmet Berkinin buyurdukları gibi ücreti vekaletin sebebi kısmen veya tamamen haksız bir hareket ile öbür tarafın tahammül etmek mecburiyetinde bırakıldığı masarif ve tevabiidir. Binaenaleyh bu ücreti ödemek zaruridir. Kaldı ki, bundan fazla olarak bedelin arttırılmış olacağı ne demektir. Belediye vaktiyle takdiri kıymet ederken mülk sahibinin hakkını tayinde zühul etmiştir; haksızlığıyla onu hakkını aramaya bunun için bazı masrafları ihtiyar etmeye mecbur eylemiştir, elbette bunu verecektir.
Birinci Başkan; Lüzumunda ihtilaf yoktur.
Üye Vehbi Yekebaş; O halde o naktaya sözüm yok, mahkeme masruf mesaiye göre maktuan ücreti vekalet takdir ve tayin etmelidir.
Üçüncü Hukuk Dairesi Başkanı Sabir Erbil; Belediyeye kamulaştırmadan vaz geçebilmek hakkı bahşolunmasaydı, mahkemece pek tabii olarak nisbi ücreti vekalet hükmolunacaktı. Feragat kati bir hükmün neticelerini tevlit eder. Binaenaleyh müddeabih ve mahkumunbih madem ki, paradır. Nisbi olarak tarifeye göre hükmolunmak gayet yerinde olur.
Ticaret Dairesi Başkanı Faiz Yörükoğlu; Hiç ücret lazım gelmiyeceği hususunun konuşulamıyacağı ileri sürüldü. Kanaatımca bu nokta hakkında konuşmayı hadisenin daha ziyade tenevvürü bakımından faydalı buluyorum. İstimlak meselesi yani istimlakten feragat edilebilip edilemiyeceği ve edildiği takdirde ne zaman vazgeçileceği hakkında yüksek tevhidi içtihat kurulu o mevzuu müzakere ederken diğer bir neticeye daha vardı o da, Belediye bir amme menfaatı mülahazasiyle yaptığı bir istimlakte bilahare amme menfaati mülahaza etmiyerek veyahut da bütçe darlığı ve tazyiki yönünden bu kararından vazgeçiyor. Bu yoldaki bir feragat alelade bir şahsın feragatından farklıdır. Bu noktayı iyi anlamak lazımdır. Bu feragatla mülk sahibi hakikaten mutazarrır olmuş olabilir.
Ezcümle mülkü istimlak tehdidi altında uzun müddet kaldığı cihetle bu yüzden uğradığı bir zarar mevzubahs olabilir. Bu halde mülk sahibinin tazminat davası hakkı vardır. Bunda tereddüt etmiyoruz. Binaenaleyh bence Belediyenin kanuni bir istinatla istimlakten feragati halinde ücret lazım gelmez, gelmesi halinde de maktu ücretin tesbiti daha muvafık olur.
Birinci Hukuk Dairesi Başkanı Şefkati Özkutlu; Feragat yalnız davacının yapabileceği bir usul muamelesi değildir. Dava edilen de iddiasından feragat edebilir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun doksandördüncü maddesinde söylenen feragat bu manada bir feragattir. Misal olarak borçtan kurtulma davasında dava edilen alacaklının neticeten iddiasından vazgeçmesi gösterilebilir. Burada da feragat kati hükmün neticelerini husule getirir. İstimlak bedeline itiraz da borçtan kurtulma davası gibi bir tespit davasıdır. Davacı Belediyece takdir olunan kıymetin değer baha miktarına yükseltilmesini, dava edilen de Belediyece takdir edilen kıymetin değer baha olarak kabul edilmesini yani bu kıymet üzerinden istimlake karar verilmesini istemektedir. İstimlak edenin dava edilen mevkiine geçirilmiş olması onun durumunu değiştirmez. Davacı bedelin arttırılması hakkında dava açmasaydı idare açacak, yine aynı netice hasıl olacaktı. Dava edilen idarenin feragati Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda sözü geçen feragat nevinden bir feragat olunca muhakeme masrafları ve vekil ücreti hakkında da sözü geçen kanunun doksandördüncü maddesinin uygulanması ve vekil ücretinin Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince tayin ve hükmolunması zaruridir. Sarfolunan mesaiye göre ücret takdiri yoluna gidilmek için hukuki bir sebep yoktur.
İkinci Hukuk Dairesi Başkanı Himmet Berki; Burada bahis mevzuu olan feragat Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun doksandördüncü maddesindeki feragat değildir. Oradaki feragat davadan veya defi davadan feragattir. Burada ne davadan ve ne de defi davadan feragat vardır. İstimlaki takarrür eden mülke takdir olunan bedelin azlığı tahakkuk ettikten ve mülk sahibinin haklı olduğu anlaşıldıktan sonra istimlakten vazgeçmek keyfiyetidir. Ücrete istihkak açıktır. Mesaii masrufe nazara alınarak maktuan takdir olunur. Dördüncü Hukuk Dairesi Başkanı Fevzi Bozer; Muhterem arkadaşlardan bazıları Belediyenin istimlakten feragati halinde davacı taraf vekiline hiç ücret lazım gelmiyeceği kanaatim izhar buyurdular. Ne dairemizin, ne de asliye mahkemelerinin kanaati böyle değildir. Filhakika Belediye istimlakten vazgeçmekle kanuni bir hakkını kullanmıştır. Fakat mülk sahibini davaya ve bu uğurda bir çok masraf ihtiyarına mecbur etmiştir.
Usulün doksandördüncü maddesinin açık sarahatına göre feragat eden Belediye mahkum olmuş gibi masarifi muhakemeyi ve o cümleden olan vekalet ücretini tediye ile mükelleftir. Binaenaleyh ücret lazım gelmez demek, bu maddenin pek açık sarahatına muhalif düşer. Zaten bu cihet bizce, ihtilaf ve tereddüdü mucip değildir.
Birinci Başkan; Burada bence talepten feragat bahis mevzuu değildir. Esas mesele davanın bertaraf edilmesidir. Dava mevzuu kalmamıştır. Mesele anlaşıldı, oylara başvuruyorum demeleriyle; Sonuçta:
Özel daire başkanlığının yazısı muhtevasına göre dairece kamulaştırma bedelinin arttırılması zımnında mülk sahibinin mahkemeye müracaatından sonra kamulaştırmadan feragat halinde vekalet ücreti takdiri lazım gelip gelmiyeceği hususunda bir ihtilaf olmayıp uyuşmazlık yalnız takdir olunacak ücretin nisbi veya maktu olması noktasına münhasırdır. Ancak, müzakere esnasında heyetten bazı zevat tarafından bu kabil hadiselerde esasen vekalet ücreti takdiri icap etmiyeceği mütalaası ileri sürülmüş ve binaenaleyh bu meselenin dahi halline zaruret hasıl olmuştur.
Masarifi muhakeme ve bu meyanda vekalet ücretinin haksız tarafa tahmilini emreden Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 417 inci maddesi, haksız olarak diğer tarafın zararına sebebiyet verilmesine ve esas itibariyle Borçlar Kanununun gerek kasten gerek ihmal ve teseyyüp yahut tedbirsizlikle haksız bir surette diğer kimseye bir zarar ika eden şahıs, o zararın tazminine mecburdur, diye yazılı hükümlerine istinat eder. Kamulaştırma muamelesine tevessül edip mülk sahibinin bedelin arttırılması talebiyle mahkemeye müracaatından sonra kamulaştırmaktan feragatla davayı neticesiz bırakan ve bu suretle mülk sahibini faydasız bir takım masraf ve külfet ihtiyarına sevkeden Belediyenin bu zarara tahammül etmesi lazım gelir.
Vekalet ücretinin nisbi veya maktu takdir edilmesi meselesine gelince; Kamulaştırmaktan vazgeçme, vekalet ücreti tarifesinin onbirinci bendinde zikri geçen feragat mahiyetinde olmamakla beraber hadisede bedel ve müddeabih tasavvuruna imkan kalmamış ve çünkü kamulaştırma ile güdülen esas muamele ve bunun zımnında bedel mevzuu ortadan kalkmıştır. Bu hale göre Tarifenin yirmibirinci bendi sarahati mucibince ücret, sarfedilen gayret ve işin ehemmiyet ve güçlüğüne göre takdir edilmek iktiza eder.
Netice özel dairenin müstekar içtihadının isabetli bulunduğuna 13.04.1949 tarihinde üçte iki çoğunlukla karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy