(1683 S. K. m. 70)
Belediyeler ve bunlara bağlı müesseseler ve Belediye Bankası memurları tekaüt sandığı teşkiline dair olan 4085 sayılı kanunla emeklilik hakkı tanınan memur ve hizmetliler dışında kalan diğer aylık ücretli ve daimi memur ve hizmetlilerin de emeklilik haklarının tanınması hakkındaki 4923 sayılı kanunun yürürlüğe girdiği 1.6.1946 tarihinden sonra bu memurlara aldıkları aylık ücretten başka 1683 sayılı kanun gereğince tahsis edilmiş olan emekli aylıklarının da verilmesi ve bunlardan her iki aylığı da alanlar varsa tekaüt aylıklarının istirdadı lazım gelip gelmiyeceği hakkında Yargıtay Üçüncü Hukuk Dairesinin 20.3.1948 tarih ve 4173/3284 ve 26.4.1948 tarih ve 5947/4835 sayılı kararlarını havi ilamları arasında tahassül eden içtihat ihtilafının halli gerekli görülmesine mebni mezkur ilam örnekleri çoğaltılarak dağıtılmış ve 11.4.1951 tarihine rastlıyan Çarşamba günü saat 9.30 da müzakerenin başlıyacağı Genel Kurul Üyelerine bildirilmişti.
Bugün toplanan kurula (ellidört) zatın iştirak ettiği görülerek müzakere nisabının tahakkuk ettiği anlaşılmakla Birinci Başkan Fevzi Bozer'in Başkanlığında müzakereye başlanarak uyuşmazlık konusu kağıtlar okunduktan ve olayın özeti anlatıldıktan sonra söz alan;
Üçüncü Hukuk Dairesi Başkanı Atıf Onan; Efendim, dairemizin mütalaasını bildiren müzekkerede dahi izah edildiği veçhile hadise Belediye ve bunlara bağlı müesseselerde sicilde kayıtlı ve musaddak kadrolara dahil daimi vazife görenler için 4085 sayılı kanunla ve bunlar dışında kalan aylık ücretli ve daimi memur hizmetlerinin de 1.6.1946 Tarihinden itibaren yürürlüğe girmiş olan 4923 sayılı kanunla tekaüt hakkı tanınmıştır.
Belediyelerin tekaüt hakkı tanınan bu memurları evvelce 1683 sayılı kanunla tekaüt edilmiş kimselerden ise hem tekaüt aylıklarının hem de belediyelerde muayyen ücretlerini tamamen alıyorlardı. Fakat mali kanunlar hükmüne göre aylık ve daimi memur hizmetlilerine de tekaüt hakkı verildikten sonra 1683 sayılı kanunla bağlanmış olan tekaüt aylıklarının kesilmesi lazım geliyor. Çünkü, 3656 sayılı kanunun yirmidördüncü maddesinin dördüncü fıkrasında alelumum mütekaitlerden maaşlı bir hizmete tayin edilenlerin bu maaşlı hizmetlerde ücretle çalışsalar dahi tekaüt maaşlarının tamamen kesileceği yazılıdır. Bu hizmetlilerin durumları da bu fıkranın tatbikini gerektirir. Çünkü, kendileri tekaüde tabi bir vazifede çalışmaktadırlar.
Devlet Demir Yolları ücretli hizmetlilerine tekaüt hakkı tanındıkdan sonra bunların da 1683 sayılı kanunla muayyen tekaüt aylıklarının tamamı kesilmiştir. 4222 sayılı kanunun yirmibirinci maddesi de 1683 sayılı kanuna veya bundan evvelki hükümlere veya kanunla kurulu tekaüt sandıklarından tekaüt maaşı alanlar bu sandıklarla ilgili kurumlarda tekaüde esas bir hizmete alındıkları takdirde tekaüt maaşları kesilir denilmiştir. Denilmesine göre madde hükmü da daire noktai nazarını teyit etmektedir. Gerçi 4222 sayılı kanuna iktisadi devlet teşekkülleri memurları tekaüt sandığı ismi verilmiş ve kanunun birinci bölümü iktisadi Devlet Teşekküllerine münhasır bulunmuşsa da, yirmibirinci maddenin dahil bulunduğu ikinci bölümü mutlak surette kanunla kurulu bütün sandıklara ait olmakla Belediyelerin de kanunla kurulu olan sandıklarını dairei şümulüne alacağı ve bu maddenin am ve şamil bulduğu meydandadır. Bu hususta 906 numaralı kanunun tatbiki emrinde Devlet Şürasınca tahassül eden ihtilafın halline mütedair olarak ittihaz edilen kararda dahi bu yirmibirinci maddenin kanunla kurulu bütün emekli sandıklariyle ilgili kurumlarda tekaüde tabi hizmete alınanlara da şamil olduğu kabul edilmiştir. Bu itibarla 1683 sayılı kanunla tekaüt maaşı alanların Belediyelerin esas tekaüde tabi bir işinde daimi ücretli çalışanların (gündelikle çalışanlar hariç) tekaüt aylıklarının kesileceği ve bu gibiler arasında bu tekaüt aylıklarını alanlar varsa istirdadı lazım geleceği mutalaasındayım.
Üye Tahir Sebük; Tevhidi içtihada mevzu teşkil eden mesele şudur: Bir memur tekaüt olduktan sonra Belediyede bir vazifeye tayin edilmiş bu memur, Belediyedeki vazifesinden dolayı maaşını alırken bir taraftan da tekaüt maaşını alabilecek midir? Yargıtay Üçüncü Hukuk Dairesi bir kararında 4923 sayılı kanunun yürürlüğe girmesinden sonra memurun, memuriyette bulunduğu müddetce tekaüt maaşını alamayacağını ve diğer bir kararında da alabileceğini içtihat etmiştir. Daire Başkanlığından, Tevhidi İçtihat Genel Kurulu Yüksek Başkanlığına hitaben yazılan mütalaada bu kararlardan evvelkisinin, yani memurun tekaüt maaşı alamayacağı hakkındaki kararın isabetli olduğu belirtilmekte ve bu hususta 3656 sayılı kanunun yirmidördüncü maddesiyle 4222 sayılı kanunun yirmibirinci maddesine istinat olunmaktadır. Üçüncü Hukuk Dairei Aliyesi 4222 sayılı kanunun İktisadi Devlet Teşekkülleri tekaüt sandığı hakkında bir kanun olduğunu kabul etmekle beraber kanunun ikinci bölümünün am ve şamil olduğunu bilumum Devlet memurları hakkında tatbik kabiliyeti bulunduğunu beyan buyuruyor. Kanaatımca bu görüş tarzı isabetli değildir. İsminden de anlaşılacağı üzere kanun İktisadi Devlet Teşekkülleri hakkındadır. İktisadi Devlet Teşekkülleri memurlarının tekaütlük durumunu tanzim eden bir kanunun bilumum Devlet memurlarının tekaütlükleri hakkında hükümler koyması düşünülemez. Hakikatta 4222 sayılı kanunda işaret olunduğu gibi ani ve şamil hükümler mevcut değildir.
Devlet memuriyetlerinden tekaüt olanların iktisadi Devlet Teşekküllerinde vazife almaları ihtimalini derpiş eden kanunun bu hususta vazettiği hükümlerden, dairenin anladığı şekilde mana çıkarmak hatalı olur.
Şu halde 4222 sayılı kanunun hadise ile ilgisi yoktur. Bu kanun bertaraf edilince, ortada sadece 3656 sayılı kanun ve bu kanunun yirmidördüncü maddesi hükmü kalır. Bu yirmidördüncü madde üç hali derpiş etmiştir. Birincisi 1683 sayılı tekaüt kanunundan evvelki hükümlere göre tekaüt olup da Devlet dairelerinden birinde vazife alanların hali. Bu halde memurun tekaüt maaşı kesilmez. Sadece fevkalade tahsisatı kesilir. İkincisi 1683 sayılı kanuna göre tekaüt olup da, kanunda tayin olunan daire ve müesseselerden tahsisat veya ücret alanların durumu, bu takdirde 1683 sayılı kanunun yetmişinci maddesi mucibince tekaüt maaşının yalnız yarısı kesilir. Üçüncüsü ise ne 1683 sayılı kanuna göre tekaüt olanlardan maaşlı bir hizmete tayin edilenlerin durumu (bu maaşlı hizmetlerde ücretle çalışsalar dahi) dir ki, bu son halde tekaüt maaşı tamamen kesilir.
Yüksek Heyete sevkolunan kararlardan memurların durumunun bu hallerden hangisine girdiği anlaşılmalıdır. Daire kararları bu hususta müphemdir. Bu müphemiyet izale olunmadıkça da karar vermek kabil olmayacaktır. Maruzatım bundan ibarettir.
Birinci Hukuk Dairesi Başkanı Şefkati Özkutlu; Müzakeremizin mevzuuna müteallik kanunların tefsiri mahkememizin vazifesi haricinde amme hukukuna taalluk eden ve makabline şamil kanunlardır. Fakat hakkı müktesebi ihlal etmezler. 1930 tarihinde maaş alınmış olmasına göre müruruzaman definde bulunulmazsa geri alınır, yenmiş ise alınamaz. Belediye kanunu çıktığı vakit maaş alınamayacağını amir idise istirdat edilir. 1946 Tarihine kadar aldığı maaşlar istirdad edilmez.
Üye Bedri Köker; Memurlar maaşlı ve ücretli olarak iki kısma ayrılmış ve tekaütlük hakkı yalnız maaşlılar için tanınmış idi. Sonradan bu hak ücretlilere de teşmil edildi. Maaşlı memurun tekaütlüğünden sonra tekrar vazifeye alınması halinde bu gibi vazife maaşlı ise tekaüt maaşı kesilir ve tekrar teakütlüğünde hizmeti ahiresinden dolayı tekaüt maaşına zam yapılırdı.
Bugün tekaütlük hakkı ücretlilere de verilmiştir. Bundan dolayı maaşlı memurun tekaütlüğünden sonra tekrar vazife alması halinde tekaüt maaşının kesilmesindeki sebep ve illet ücretliler için de aynıdır. Memur ister ücretli ister maaşlı olsun tekaütlüğünden sonra yine tekaütlüğe esas teşkil eden, ister maaşlı ister ücretli bir vazifeye tayin edilince tekaüt maaşının verilmesine devam olunmıyarak hizmeti ahiresinden dolayı tekaüt maaşına zam yapılacaktır.
İktisadi Devlet Teşekkülleri tekaüt sandığı hakkındaki kanunun ikinci bölümündeki tamim bunun içindir.
Kanun ücretlilere de maaşlılarla olan farkı görmek için tekaütlük hakkı verirken bu iki sınıf memuru bir tutmak istemiş ve ücretlileri maaşlılar seviyesine çıkarırken onlara hem yeni vazifenin ücret ve maaşını vermek hem de tekaütlük maaşını vermeğe devam ederek daha imtiyazlı bir durum ihdas etmek istememiştir. Aksini düşünmek adalete de uygun olmaz.
Binaenaleyh daire başkanının mütalaasında da beirtildiği gibi emekli bir memurun tekaütlüğe esas teşkil eden ücretli bir kadroda vazife alması halinde tekaütlük maaşını artık almaması lazım gelir.
Birinci Başkan Fevzi Bozer; Belediye dairelerinde kadrosu esas itibariyle emekliye tabi bir vazifede ücretle çalışan memurların emekli aylıklarının kesilip kesilmiyeceği hususunda ihtilaf olunmuştur. Bu memurların 900 numaralı kanunun şümulüne giren şahıslardan olup olmadığına göre ihtilafın halli icap eder, şümulüne dahil ise emekli aylıklarının kesilmemesi lazım gelir. Dosyaların tetkikinden anlaşıldığına göre hadisede memurlar 900 sayılı kanunun şümulüne dahil kimselerden değildirler. O halde hadisede bu kanun hükmünün uygulanmasına cevaz olmayıp 3656, 4085, 4222 ve 4923 sayılı kanunların hükümlerine göre ihtilafın tetkik ve halli lazım gelir.
3656 sayılı kanunun yirmidördüncü maddesinde, alelumum mütekaitlerden maaşlı bir hizmete tayin edilenler, bu maaşlı hizmetlerde ücretle çalışsalar dahi tekaüt maaşlarını tamamen kesileceği yazılı bulunmuş, 1.11.1941 tarihinde yürürlüğe giren 4085 sayılı kanunla sicilde kayıtlı, tekaüde esas bir vazifede daimi iş gören Belediye memurları için bir tekaüt sandığı kurulmuş, 1.6.1946 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 4923 sayılı kanun ile de Belediyelerde çalıştırılan emekliler mutlak surette yani ister sicilde kayıtlı ve tekaüde esas bir vazifede, isterse diğer hizmetlerde bulunmuş olsunlar, gündelikle çalışanlar hariç olmak üzere cümlesine tekaüt hakkı tanınmış olduğundan 4222 sayılı kanunun yirmibirinci maddesi sarahatına göre bu gibi memurlara 1.6.1946 tarihinden itibaren emekli maaşının verilemeyeceği aşikardır. Davaların konusunu teşkil eden maaşların 1.6.1946 tarihinden sonraya taalluk etmesi hasebiyle bu memurlara emekli maaşlarının verilmemesi ve şayet verilmiş ise istirdadı lazım geleceği kanaatındayım. Takdir yüksek heyetinize aittir. Demeleriyle sonuçta;
3656 sayılı kanunun yirmidördüncü maddesinin üçüncü fıkrasında 1683 sayılı kanun ile tekaüt maaşı alanlardan umumi, mülhak ve hususi bütçelerden veya sermayesinin en az yarısı devlete ait olan müesseselerle memuriyet derece ve aylıkları kanunla tesbit edilmiş olan müesseselerden tahsisat ve ücret alanların tekaüt maaşlarının ne suretle verileceği gösterilmiş ve alttaki dördüncü fıkrasında da alelumum mütekaitlerden maaşlı bir hizmete tayin edilenlerin bu maaşlı hizmetlerde ücretle çalışsalar dahi tekaüt maaşlarının tamamen kesileceği yazılı bulunmuştur. Bu iki fıkradan birincisi yalnız ücret ve tahsisat alanlara ve ikincisi ise maaşlı yani esas tekaüte tabi bir vazifede çalışanlara aittir.
Maaşları, memuriyet derece ve aylıkları kanunen tesbit edilen ve hususi bir bütçe ile idare edilmekte bulunan Belediyeler memurlarının da bu ikinci fıkra hükmüne tabi tutulmaları lazım gelir. Sözü geçen yirmidördüncü maddenin umumiyet ifade eden üçüncü fıkrasının mutlak ve sarih hükmünden Belediyede çalışan emeklilerin hariç tutulmalarını ve bunlara diğer daire ve müesseselerde vazife alan emeklilerin fevkinde bir hak ve imtiyaz tanınmasını gerektirecek ortada bir sebep de yoktur. Nitekim 4222 saylı kanunun yirmibirinci maddesi dahi 1683 sayılı kanuna veya bunlardan evvelki hükümlere göre veya kanunla kurulu tekaüt sandıklarından tekaüt maaşı alanlar bu sandıklarla ilgili kurumlarda tekaüde esas bir hizmete alındıkları takdirde sandıklarla tekrar bilgilendirilmez ve tekaüt maaşları da buralarda hizmetleri devam ettiği müddetçe kendilerine verilmez denilmek suretiyle 3656 saylı kanunun yirmidördüncü maddesinin dördüncü fıkrası hükmünü takviye ve teyit etmiştir.
Gerçi 4222 sayılı kanuna İktisadi Devlet Teşekkülleri memurları tekaüt sandığı adı verilmiş ve kanunun birinci bölümü iktisad Devlet Teşekküllerine ait ve münhasır bulunmuş ise de; ikinci bölüm mutlak surette kanunla kurulu bütün emekli sandıklarını şumulüne almış ve Belediyenin kanunla kurulu tekaüde esas vazifelerinde çalışan emeklilerin bu şümul dışında bırakıldıklarını istidlal ve istihraca bu madde hükmü hiç bir suretle müsait bulunmamıştır.
Bu itibarla 1683 sayılı kanun mucibince emekli aylığı almakta olan emeklilerin Belediyelerin 4923 sayılı kanun ile emeklilik hakkı tanılan vazifelerinden birinde ücretle çalışsalar dahi kendilerine emekli aylıklarının verilmesi lazım gelmiyeceğine ve bu gibilerden aylık ücretle beraber ayrıca tekaüt maaşını da almış olanlardan tekaüt maaşlarının istirdadı lazım geleceğine kurul mevcudunun üçte ikisini geçen çoğunlukla 11.4.1951 tarihinde karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy