( 743 S. K. m. 2, 658, 659) (20.6.1951, 1951/13 E., 1951/5 K. YİBK)
Dava: Taraflar arasındaki "şuf'a" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Seferihisar Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 29.11.1994 gün ve 1993/279 Esas, 1994/360 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2.5.1995 gün ve 2658-4616 sayılı ilamı:
(.... 1- Dosya kapsamına , toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçelere, hak düşürücü sürenin geçirildiğinin davalı tarafça kanıtlanamamış olmasına, akdin tarafı bulunan davalının bedelde muvazaa iddiasında bulunamayacağına göre, aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Şuf'alı payın ilişkide olduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak takrsim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin tasarrufundaki yeri ve ona tekabül eden payı bir üçoüncü şahsa satarsa, satıcı yapılan işlem nedeniyle şuf'a hakkını kullanması M.K.'nun 2. maddesinde yer alan objektif iyiniyet kuralı ile bağdaşmaz. Kötü ye kullanılan bu hak kanunen himaye görmez. 14.2.1951 gün ve 17/1 sayılı İçtihadı birleştirmne Kararı uyarınca bu hususun davanın her aşamasında ileri sürülmesi, hatta mahkemenin kendiğilinden nazara alması gerekir. Savunmanın tevsii bu gibi durumlarda söz konusu değildir. Davanın bu bakımdan reddi gerekir.
Olayımızda; Şuf'alı payın ilişkin olduğu taşınmaz üzerinde tek katlı 2 daire bulunduğu, bir Dairesi'nin davacı, diğer dairenin ise satıcı tarafça kullanılmakta iken davalıya satıldığı her ikisinin paylarının eşit bulunduğu, dairelerin girişlerinin, elektrik ve su saatlerinin ayrı olduğu mahallinde yapılan keşif ve dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Mahkeme de bu olguyu aynen kabul entmiş; Ancak bina dışında kalan bahçenin bölünmediğinden bahisle taksimin varlığını kabul etmemiştir.
Taşınmazın tapuda arsa niteliği ile kayıtlı ve kullanımın binaya ilişkin olması kalan arsa kısmının başka şekilde kullanılmasının söz konusu olmaması karşısında eylemli ve harici taksim ve kullanımın varlığını kabul etmek gerekir. bu durumda yukarıda açıklanan nedenle şuf'a hakkı kullanılması M.K.'nun 2. madde gereğince iyiniyetle bağşdaşmayacağnıdan davanın reddi gerekirken yazılı şekilde kabulü Usul ve Kanuna aykırıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresind etemyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, şuf'a hakkının tanınması istemine ilişkindir.
20.6.1951 gün 13/5 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararında vurgulandığı üzere, şuf'a (önalım) hakkı, taşınmaz mülkiyetininyasadan doğan daratımlarından (takyitlerinden) biridir. Yasal önalım hakkı yenilik doğuran ayni bir hak olup paydaşa, bir payın 3. bir kişiye satılması durumunda, alıcıya neye mal olmuş ise o miktar ile, belirli süre içerisinde, satın alma yetksiini verir.
Yine ifade edilmelidir ki, mülkiyet hakkının özel hukuk takyitleri arasında yer alan şuf'a hakkının tanınması ile paylı mülkiyete tabi olan taşınmaz mallarda, paydaşlar arasındaki müşterek kullanılmaya yabancıların sokulmasının önlenmesi amaçlanmıştır. bu nedenle de şuf'a konusu taşınmaz, paydaşlar arasında haricen eylemli olarak taksim ile müşterek kullanım ortadan kalkmışsa, tapudaki paydaşlığa dayanılarak şuf'a hakkının kullanılamayacağı da devamlılık kazanmış yargısal kararlar gereğidir.
Somut olayda, şuf'a konusu taşınmaz üzerinde ikiye bölünmüş 94.5 m2 yüzölçümünde tek katlı bir ev ve 591 m2 miktarında bir bahçe bulunmaktadır. Ancak iki ayrı bölüm halinde kullanılmakta olagelen evin bir bölümünde banyo, diğer bölümünde mutfak bulunmaktadır. Yakın akrabalar arasında bu kullanımın devamı bir sakınca yaratmayabilirse de 3. bir şahıs ile kullanımın sürdürülmesinin mümkün olmadığı aşikardır.
Bu itibarla, yerel mahkemenin paylı mülkiyet üzere olan taşınmazda, paydaşlar arasında haricen gerçekleştirilen fiili bir taksimin mevcut olmadığına değinen direnmesi yerindedir. Ancak işin esası ile ilgili temyiz itirazları Özel Dairesince incelenmemiştir. Hal böyle olunca, yerel mahkeme direnmesi yerinde ise de, işin esasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya, Özel Dairesine gönderilmelidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle yerel mahkemenin şuf'a konusu taşınmaz malda paydaşlar arasında fiili kullanma ile oluşan bir taksimin bulunmadığına değinen direnmesi yerinde ise de, işin esasına yöneltilen temyiz itirazları incelenmek üzere, dosyanın 6. Hukuk Dairesine gönderilmesine, oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy