(743 S. K. m. 2, 658, 659) (YİBK 14.02.1951 T. 1951/17 E. 1951/1 K. )
Dava: Taraflar arasındaki "şuf'a" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Aydın Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 18.12.1996 tarih ve 1995/287-1996/1859 sayılı kararın incelenmesi, davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 27.5.1997/3248-4900 sayılı ilamı ile; (... Dava şufalı payın iptal ve tescili istemine ilişkindir. Mahkeme istem gibi karar vermiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Şufalı payın ilişkin olduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken, bunlardan biri kendisinin tasarrufundaki yeri ve ona tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa satıcı, zamanında o yerde hak iddia etmeyen davacının, tapuda pay satışı şeklinde yapılan işlem nedeniyle şufa hakkını kullanması MK'nin 2. maddesinde yer alan objektif iyi niyet kuralı ile bağdaşmaz. Kötüye kullanılan bu hak kanunen himaye görmez. 14.2.1951 tarih ve 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca bu hususun davanın her aşamasında ileri sürülmesi, hatta mahkemenin kendiliğinden nazara alması gerekir. Savunmanın tevsii bu gibi durumlarda söz konusu değildir. Davanın bu bakımda reddi gerekir.
OLAYIMIZDA: 9.3.1995 tarihinde yapılan pay satışı için davacı 27.3.1995 tarihinde açmış olduğu iş bu dava ile şufalı payın iptali ile adına tescilini istemiştir. Davalı şufalı payın ilişkin bulunduğu taşınmazın paydaşları arasında eylemli olarak taksim edildiğini, şufa hakkının kullanılmasının iyi niyet kuralı ile bağdaşmayacağını, davanın reddini savunmuştur.
Dinlenen davacı ve davalı tanıklarının beyanlarından mahallinde yapılan keşiften ve tüm dosya kopsamından taşınmazın paydaşları arasında taksim edildiği davacı, davalının bayiinin "ve diğer paydaşların yerlerinin belli ve muayyen olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda şufa hakkının kullanılması BK'nin 2. maddesindeki iyi niyet kuralı ile bağdaşmayacağından davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olduğundan hükmün bozulması icap etmiştir....) gerekçesiyle bozularak, dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davalı vekili
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 11.03.1998 tarihinde, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy