(743 S. K. m. 643)
Dava: 2510 sayılı kanun mucibince idarece temlik olunan gayrimenkuller hakkında ikame edilecek olan ayın davalarının temlik tarihinden itibaren bir sene geçtikten sonra artık açılamayacağına ve müstehikleri tarafından ancak Hazine aleyhine vaziyet tarihindeki rayiç üzerinden bedel davası açılabileceğine dair olan 3667 sayılı kanunun üçüncü maddesinde bahis mevzuu olan rayiç bedeli gayrimenkulü idarece ahara temlik olunan şahsın Hazine'den tahsilini talep ettiği zaman bu bedelin temerrüt faizinin haksız fiillere kıyasen vazı'ıyet tarihinden itibaren istenilmesi icab ettiğine mütedair Dördüncü Hukuk Dairesi'nin 293/1500 sayı ve 27.2.1951 tarihli ve Hukuk Umumi Heyeti'nin 68/121 sayı ve 16.11.1949 tarihli ilamlarıyla usulen yapılacak ihtar üzerine ancak temerrüt faizinin işlemesi lazım geldiğine mütaallik Hukuk Umumi Heyeti'nin 11.2.1953 tarih ve 13/123-14 sayılı ilamı arasında içtihat ihtilafı mevcut bulunduğu iddia edilmesi üzerine Başriyasetçe Tevhidi İçtihat Umumi Heyetine işin tetkikı havale olunmuştur.
Yukarda zikri geçen ilamlar arasında içtihat ihtilafı bulunduğu umumi heyetçe ittifakla kabul olunduktan sonra esasın müzakeresine geçilmiştir.
Gayrimenkul üzerinde bir şahıs lehine teessüs etmiş bulunan mülkiyet hakkının malikın rızası hilafına zeval bulabilme hali Medeni Kanunun 643. maddesiyle tanzim olunmuştur.
3667 sayılı kanunun üçüncü maddesi Medeni Kanundaki bu husustaki umumi kaidenin bir istisnasını teşkil etmekte ve bu kanun ile vaz'ıyet tarihinden itibaren bir sene sonra malikın mülkiyet hakkı yerine gayrimenkulün o tarihteki rayiç bedelinin kaim olması usulü konulmaktadır. Zikri geçen kanun ile tesis edilen istisna mülkiyet hakkına hasredilmiş ve malikın diğer haklarına teşmil olunmamıştır.
2510 sayılı kanuna tevfikan gayrimenkulü idarece ahara temlik olunan bir şahıs vaz'ıyet tarihinden itibaren bir sene içinde dava açarsa malını istirdad edebildiği gibi gayrimenkulünün işgalinden mütevellit zararının tazmini de isteyebilir. Bunlar müstakil birer dava mevzuu teşkil eden haklardır. Bahis mevzuu istisnai hüküm mülkiyet hakkının zevali haline münhasır olduğu cihetle gayrimenkulünün işgalinden dolayı malikin duçar olduğu zararı tazmin ettirmek hakkına sari olmadığının kabulü muvafık olur. Gayrimenkulünden istifade edememek suretiyle umumi hükümlere tevfikan doğmuş bulunan ve temadi eden zararını malikın tazmin ettirmek hakkı baki olunca aynın yerine kaim olan gayrimenkulün vaz'ıyet tarihindeki rayiç bedelinin kendisine ödenmemiş olmasından dolayı duçar olduğu zararı malik Hazine'den isteyebilir. 3667 sayılı kanun vaz'ıyet tarihinden bir sene sonra Hazine'ye malike gayrimenkulünün rayiç bedelini ödemek mükellefiyetini tahmil etmiş bulunmaktadır. Bu mükellefiyet haksız fiil mahiyetinde olmayıp zikri geçen kanundan doğan bir borçtur. Vaz'ıyet tarihinden itibaren bir sene içinde ika ettiği zararı da ödeyerek ayrıca mütemerrit hale konulmasına lüzum olmadan her zaman malını sahibine iade ile mükellef bulunan Hazine'nin bu mükellefiyeti hasbelkanun rayiç bedeli inkılap edince o tarihten itibaren bedeli eda hususundaki kanuni vecibesini ifa etmemiş bulunan Hazine'nin mütemerrit bulunduğunun kabulü lazım gelir.
Sonuç: 3667 sayılı kanun gereğince Hazinece bir gayrmenkulün malikına bu kanunda tespit edilen bedelinin ödenmesi iktiza eden hallerde Hazinece bedeli ödeme müküllefiyetinin doğduğu tarihten itibaren temerrüt faizinin işlemeye başladığının kabulü icabettiğine birinci müzekerede müzakereye iştirak edenlerin sülüsan ekseriyetiyle 9.5.1956 tarihinde karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy