(743 S. K. m. 618)
Çiftçiyi topraklandırma hakkındaki 4753 sayılı Kanun'un sekizinci maddesinin (C) bendine tevfikan sahipsiz addiyle Hazine namına veya muhtaç çiftçiye tevzi edilerek çiftçi namına tescil edilen topraklar hakkında zilyetliğe müsteniden açılan davalar üzerine sözü geçen Kanun'un 9 uncu maddesi müeddasına göre müdahalenin Meni veya Tapu kaydının iptali cihetine gidilemezse de; Davacının toprak bedelini alabilmesi için zilyedliğinin bu dava zımnında tespiti lazım gelip gelmiyeceği hakkında Beşinci Hukuk Dairesi'nin 23.9.1949 tarih ve 48/46 numaralı ve 30.5.1953 tarih ve 3597/2710 numaralı ilamları arasında mübayenet husule gelmiş ve ayrıca sözü geçen dokuzuncu madde hükmüne göre toprak sahibine ödenecek bedelin umumi hükümler dairesinde mahkemece tahkik ve tesbiti suretiyle tahsiline dair verilen hüküm dairenin 28.1.1950 tarihli ilamiyle tasdik edilmiş ve yine toprağın muhtaç çiftçi namına tescilinden sonra açılacak davada husumetin yeni malikten başka Hazine'ye de tevcihi lazım geldiği 26.1.1950 tarihli ilamla kabul edilmişse de; bu iki husus hakkında da evvelki içtihadlar hilafına içtihat tehassül etmiş olduğu Beşinci Hukuk Dairesi'nin 23.9.1953 tarihli yazısiye bildirilmiş olmakla keyfiyet Tevhidi İçtihat Hukuk kısmı umumi heyetinde tetkik ve müzakere olunarak gereği düşünüldü:
Çiftçiyi topraklandırma hakkındaki 4753 sayılı Kanun'un sekizinci maddesinde, dağıtılacak arazi altı bendde gösterilmiştir. Sahibi bulunmadığından bahisle Hazine namına veya muhtaç çiftçiye dağıtılarak çiftçi namına tescil edilen topraklar hakkında Tapuya istinaden açılan Meni müdahale ve Tapu iptali hakkındaki davalarla, Hazine veya muhtaç çiftçi namına yapılan tescilden evvel zilyetliğe müsteniden açılan Meni müdahale davalarının mahkemece görülüp hükme bağlanacağı hususunda bir tereddüt ve ihtilaf bahis konusu değildir. Ancak sözü geçen Kanun'un dokuzuncu maddesinde, sahibi bulunmadığından dolayı Hazine adına tescil olunan sekizinci maddenin (C) bendinde yazılı arazinin on yıl içinde hükümle sahibi belli olduğu takdirde el koyma tarihindeki bedelinin kamulaştırmadaki esaslara göre belli edilerek Devletce ödeneceği gösterilmiştir. Bu madde hükmünce, toprağın tescilinden sonra zilyetliğe müsteniden müdahalenin Meni veya Tapunun iptali hakkındaki davanın dinlenmiyeceği hususunda daire ilamları arasında mütabakat mevcuttur.
İhtilaf, şu noktadan belirmektedir: Dairenin evvelki ilamına göre, dava konusu toprağın tescilinden sonra zilyetliğe müsteniden açılan davanın reddine dair verilen karar tasdik edildiği halde son ilamda, gerek Hazine ve gerek muhtaç çiftçi namına yapılan tescilin iptali istenemiyeceği, ancak dokuzuncu maddede yazılı olduğu üzere toprağın bedelini alabilmek için gayrimenkulün sahibi olduğu hakında hüküm alması lazım gelmesine ve bu husus için ayrıca dava açmak külfeti tahmil edilemiyeceğine göre davacının iddia ettiği zilyetliğin iktisap müddetini doldurup doldurmadığının bu davada tesbiti gerektiği beyan edilmektedir. Halbuki, toprağın tescilinden sonra, zilyetliğe dayanılarak müdahalenin Meni veya Tapunun iptali hakkında aynı müteallik istihkak davası dinlenemiyeceğine göre davacıya ait zilyetliğin iktisap müddetini doldurup doldurmadığı hususunun bu dava zımnında tahkiki cihetine gidilmesi yerinde görülmemiştir. Davacı bu davasını, toprağın sahibi olduğunun tesbiti hususuna hasretmedikçe davanın reddolunması ve toprağın sahibi olduğunun tesbiti hakkında ayrı talepde bulunması usul ve hükümlerine daha uygun görülmüştür.
İkinci ihtilaf da; Tapuda kayıtlı olmıyan bir toprağın Hazine veya muhtaç çiftçi namına tescilinden sonra, bu toprağın sahibi olduğuna dair alınan ilama istinaden Adalet Mahkemelerinde bedel davası açılıp açılamıyacağı hususuna taalluk etmektedir. Dairenin evvelki içtihadını gösteren ilamlarına göre, davacıya ait zilyetliğin ihtilalinden dolayı mahkemece bilirkişiye takdir ettirilen bedelin tahsiline karar verilmiş ve hüküm dairece tastik olunmuştur. 4753 sayılı Kanun'un dokuzuncu maddesinde (...bedelin kamulaştırmadaki esaslara göre belli edilerek Devletce ödeneceği) yazılı bulunmaktadır. Aynı Kanun'un yirmi birinci maddesine göre kamulaştırma bedeli, arazi vergisine matrah olan kıymet üzerinden tahakkuk ettirilmekte ve bu kıymete karşı Vergi Komisyonununa itiraz hakkı tanınmakta, kırkbeşinci maddesinde de taksitlere bağlanan bedelin ödenme sureti beyan edilmektedir. Bu hükümlere göre, bedelin tayin ve tespiti işi tdamamıyle idari bir mahiyet arzettiği cihetle bedel davasına mahkemelerce bakılamayacağı, bu hususta idari mercie müracaat gerektiği hakkındaki son içtihat kanuna uygun bulunmuştur.
Üçüncü ihtilaf da; Toprağın Hazinece muhtaç çiftçiye dağıtılıp namlarına tescilinden sonra açılacak davada, yeni malikten başka Hazine'ye de husumet tevcihi gerekip gerekmiyeceğinden doğmaktadır.
4753 sayılı Kanun'un elliüç, ellidört, elliyedi ve ellidokuzuncu maddelerinde, muhtaç çiftçiye dağıtılan toprakların borçlandırma yoliyle verilerek Ziraat Bankasına ipotek edilmek suretiyle çiftçi namına tescil edileceği, borç tamamıyla ödenmedikçe bu gayrimenkul üzerinde temliki hiç bir tasarrufta bulunulamayacağı, haczedilemeyeceği ve şartlarına riayet etmemesi halinde geri alınabilceği, 25 sene geçmedikce taksim ve şuyuun giderilmesi istenilemeyeceği hakkında hükümler bulunmakta olmasına istinaden, dairenin evvelki içtihadını gösteren ilamında, çiftçiye dağıtılıp namına tescil edilen toprakla Hazine''nin ilgisi kesilmediği, husumetin Hazine'ye de tevcihi gerektiği kabul edilmişse de, bu hükümler Hazine ile çiftçi arasındaki münasebeti tayin etmekte olup dava konusu olan toprak çiftçi namına tescil edilmiş olmasına göre husumetin Hazine'ye de tevcihine kanuni bir lüzum bulunmadığı ve sözü geçen 4753 sayılı Kanun'un 5618 sayılı kanunla değiştirilen otuz birinci maddesi hükmüne göre Tarım Vekaletinin davaya müdahale edebileceği yolundaki son içtihat yerinde görülmüştür.
Hazine veya muhtaç çiftçi namına tescil edilen toprak hakkında zilyet tarafından müdahalenin Meni veya Tapunun iptali hakkındaki dava dinlenemiyeceği cihetle bu yerin sahibi olduğunun tespiti için ayrıca dava açması lazım geldiğine, toprak bedeli hakkında Adalet Mahkemelerini dava açılmayıp idari mercilere müracaat olunabileceğine ve toprak namına tescil edilen çiftçi aleyhine açılan davada ayrıca Hazine'ye husumet tevcihi gerekmediğine birinci toplantıda üçte ikiyi geçen ekseriyetle karar verildi.
Karşı Oy Yazısı
Eski ve yeni ilamlarda bahis konusu davalar, zilyetliğe müsteniden müdahalenin Meni ve Tapunun iptali talebine mütedairdir. Aynı mahiyetteki ihtilafların her şeklinde davacıya ait zilyetliğin iktisap müddetini doldurup doldurmadığının önce tahkik ve tespiti zaruridir. Toprağın tescilinden sonra zilyetin, müdahalenin Meni ve Tapunun iptalini dava hakkı olmaması, toprak bedelini alabilmek için iddia ettiği zilyetliğin aynı davada tahkikine mani teşkil etmez. Bu davalarda dinlenmeye şayan olmıyan taleplerin de bulunması dinlenmesi lazımgelen zilyetlik iddiasına şamil olamaz. Zilyetlik iddiasını da ihtiva eden davanın reddinden sonra, aynı zilyetliğini ispat için yeni dava açmak külfetinin tahmili hem usul hükümlerinin hem de Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu'nun tatbiki ile ilgili davalar müstacel ve şifahi usule tabi olması itibariyle bu Kanun'un ruh ve gayesine aykırıdır.
4753 sayılı Kanun'un elliüç ve müteakip maddelerindeki hükümler, çiftçi namına tescil edilen toprakla Hazine'nin alakası kesilmediğini göstermektedir. Bu bakımdan çiftçi aleyhine açılan davanın Hazine'ye de teşmili lazımdır. Kararın bu kısımlarına bu sebeplerle muhalifiz. (¤¤)
Osman Yeter, İ.Öktem
Full & Egal Universal Law Academy