(3467 S. K. m. 7)
Fen Memuru M. N. Belkaya tarafından Temyiz Mahkemesi Birinci Reisliğine verilmiş olan 27.2.1953 günlü dilekçede P.T.T. idaresi hesabına teknik okulda okumakta iken sınıfta kalmaları üzerine idare ile ilişikleri kesilen ve sonradan kendi hesaplarına okumaya devam edip okuldan çıktıktan sonra idarede vazife alan kimselere karşı idarece kendileri için yapılan okul masraflarının tazmini isteğiyle açılan davalar sonunda Temyiz Mahkemesi Dördüncü Hukuk Dairesi'nce verilen kararların birisinde davanın reddi lazım geleceği, diğerinde ise kabulü gerekeceği esasının benimsenmiş olduğu ileri sürülerek bu birbirini tutmazlığın, içtihadı birleştirme yoluyla giderilmesi istenmiştir.
Temyiz Mahkemesi Dördüncü Hukuk Dairesi Reisliği'nin Birinci Reisliğe yazdığı 4.5.1953 günlü yazısında dairenin iki kararı arasında birbirini tutmazlık bulunduğu fakat davanın kabulü esasına dayanan kararın kanuna uygun olduğunun düşünüldüğü bildirilmiştir.
Temyiz Mahkemesi İçtihadı Birleştirme Hukuk Kısmı Umumi Heyetince Dördüncü Hukuk Dairesi'nin 13.3.1952 günlü ve 1964/1403 sayılı kararı ile 28.6.1952 günlü ve 4387/3346 sayılı kararı arasında birbirini tutmazlık bulduğuna ittifakla karar verildikten sonra esas hakkında yapılan görüşme sonunda, aşağıda yazılı sebeplerden dolayı idare ile ilişiği kesilen öğrencinin fen memuru olarak idarede çalışmasına rağmen teknik okulda yapılan masrafları tazmin ile mükellef tutulacağı neticesine varılmıştır.
Öğrencilerle idare arasındaki hukuki münasebet, idarenin öğrencinin teknik okulda okuma masraflarını ödemesi ve öğrencinin de okulu bitirdikten sonra belli müddet idarede çalışması mecburiyetini taraflara yükleten bir akittir ki, bu akdin esas hükümleri, 3467 Sayılı kanun ile tanzim olunmuştur. Bu kanunun 7 inci maddesinde (Birinci maddede yazılı okul ve müesseselerde devlet hesabına tahsil veya stajda iken sıhhi sebeplerden başka her hangi bir sebeple tahsil ve stajlarını terk edenler veya tahsil ve stajlarına velaketçe nihayet verilenler veyahut inzibati sebepler dolayısıyla devlet hesabına okumak hakkından mahrum edilenler, devletin kendileri için yaptığı masraflara mukabil dördüncü maddede yazılı esaslara göre tahakkuk ettirilecek tazminatı ödemeye mecburdurlar) denilmektedir. Sınıfta kalan öğrencinin okumasına idarece son verilmesi, mevzuat hükümleriyle kabul edilmiştir ve idare, sınıfta kalan öğrencilerin ilişiğini bu hükümlere dayanarak kesmiştir. O halde bu kanun maddesindeki tazminat ödeme mükellefiyeti. Öğrencilerin sınıfta kalmış olmaları sebebiyle idare hesabına okumalarına son verilmesi anında doğmuş bulunmaktadır. Doğmuş olan bir alacağın ortadan kalkması; ödeme, takas, alacaktan vazgeçme gibi kanunun gösterdiği sebeplerden birisinin meydana gelmesiyle mümkündür. Bu hadisenin hususiyeti bakımdan idarenin davalının çalışmasını mecburi hizmete karşılık bir çalışma olarak kabul etmesi yani doğmuş olan tazminat hakkından vazgeçmesi hali düşünülebilir. Şurası belirtilmelidir ki, idare ile ilişiği kesilmiş olan kimsenin kendi hesabına teknik okulu bitirdikten sonra her hangi bir yurttaş gibi idarede vazife almış olması, idarenin tazminattan vazgeçmiş sayılmasını gerektirmez. Zira onun herhangi bir yurttaş gibi idareden vazife isteyip, vazife almasında ona idarede çalışan her hangi bir yurttaşa yükletilenden fazla bir mükellefiyet yükletilmesi söz konusu olamaz. Hâlbuki mecburi hizmete karşılık olacak çalışan bir kimsenin diğerlerinden farklı olarak belli bir müddet çalışmak külfetini de üzerine almış ve bu irade ile ve diğer tarafın çalışmanın bu vasfını kabulü sebebiyle çalışmış olması iş hayatındaki telakkiler uyarınca şarttır ve ancak bu şekilde çalışma halindedir ki, idare, kendi lehine doğan tazminat alacağından vazgeçmiş sayılabilir. Uyuşmazlık konusu olan kararlara esas teşkil eden davalardaki davalıların idarede çalışmalarının teknik okuldaki okumaları dolayısıyla olan mecburi hizmetlerine karşılık bir çalışma sayılmasını, tayinleri sırasında veya sonra, davacıdan istemiş ve davacının salahiyetli makamlarınca bu isteğin kabul edilmiş bulunduğunu gösteren bir yazı mevcut değildir.
Mecburi hizmet mükellefi aleyhine tazminat borcu doğduktan sonra mükellefin kendi hesabına okumasını bitirerek mecburi hizmet taahhüt ettiği yerde iş alması halinde bu çalışmasının mecburi hizmet sayılmasının mümkün olmadığı, astsubay ve subay okullarında tazminatı gerektiren sebeplerle çıkarılan öğrencilerin sonradan her nasılsa astsubay veya subay olarak orduya katılmaları halinde kendilerinden tazminat alınmamasını sağlamak üzere 6742 sayılı kanunun kabulüne ihtiyaç hissedilmiş olmasından dahi anlaşılmaktadır. Netice :
Salahiyetli makamın tazminat mükellefine verilen vazifenin mecburi hizmete karşılık olmasına rıza göstererek tazminattan vazgeçmiş olması hali hariç, kendisi için okuma, masrafı ödemiş bulunan idare veya müessese ile akde veya kanuna aykırı hareketi sebebiyle İlişiği kesilmesi sonunda tazminat ödemesi gereken kimsenin kendi hesabına teknik okulu bitirdikten sonra alacaklı idare ve müessesede mecburi hizmetinin ilişkin olduğu neviden bir işe alınması halindeki çalışmasının mecburi hizmetine karşılık sayılmayacağına ve tazminat borcunu ortadan kaldıramayacağına ve bu itibarla Dördüncü Hukuk Dairesi'nin P.T.T. idaresine karşı eski öğrencinin tazminat ile mesuliyeti esasına dayanan kararının kanuna uygun olduğuna 10.04.1957 günündeki birinci toplantıda yedi muhalif reye karşı 36 reyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy