(1086 S. K. m. 436) (YİBK. 07.10.1953 T. 1953/8 E. 1953/7 K.)
Dava: F. K. ile B. K. aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine Yalova Aile Mahkemesinden verilen 18.11.2008 gün ve 2/596 sayılı hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş ise de; yerel mahkemenin adli yardım talebinin kabulüne ilişkin kararının bulunmadığı, Yargıtay'ın da Adli yardım talebi hakkında olumlu olumsuz karar verme yetkisi olmadığından, tebligat giderleri eklenmediğinden duruşma isteminin reddine karar verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Karar: Davacı F. K. vekili, tarafların evliliklerinin devam ettiğini, vekil edeninin kendisine miras yoluyla kalan Ceylanpınar'daki taşınmazlarını satması için davalı eşine vekalet verdiğini, davalının taşınmazların satışını yaparak satış bedelini vekil edenine vermediğini, satın aldığı Yalova da ki 381 ada 141 parselde bulunan 7 ve 8 numaralı bağımsız bölümleri kendi adına tescil ettirdiğini, dava konusu dairelerin vekil edeninin parasından karşılandığını ileri sürerek tapu kayıtlarının iptaliyle vekil edeni adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı B. K. vekili, dava konusu dairelerin vekil edeninin birikimleri ile satın alındığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu bağımsız dairelerin satın alındıktan sonra davacıya devredileceğine ilişkin resmi taahhüdün bulunmadığı, davacının taşınmazların alımında katkısının kanıtlanması durumunda ancak katkı bedelini isteme hakkının olacağı tapunun iptali ile tescil isteğinde bulunamayacağı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmesi üzerine, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya arasında bulunan 27.6.1983 gün 5459 yevmiye sayılı ve 13.9.1991 gün 9897 yevmiye sayılı vekaletnamelerde davacı tarafından davalıya ilkinde Türkiye sınırlarında, ikincisinde ise Ceylanpınar ilçesi Muratlı (Saraççeşme) Köyü sınırlarında adına kayıtlı taşınmazlarını satmak üzere yetki verilmiştir. Başka anlatımla, söz konusu vekaletnamelerde davalıya sadece taşınmaz satma yetkisi verilip, davacı adına taşınmaz satın alma yetkisi verilmediğinden görülmekte olan dava vekalet görevinin kötüye kullanılması olarak nitelendirilemez. 7.10.1953 tarihli 8/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca; taşınmazların alımına katkıda bulunduğunu iddia eden davacı, bu katkısına dayanarak ayın (mülkiyet) talep edemez. Ancak, katkı payına ilişkin alacak isteğinde bulunabilir. Bu açıklamalar ışığında, tapu iptali ile tescil davasının yazılı gerekçeyle reddine karar verilmesinde usul ve kanuna aykırılık görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle yerel mahkeme hükmünü onanmasına ve aşağıda dökümü yazılı 14, 00 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 1, 60 TL'nin temyiz edenden alınmasına 26.05.2009 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Davacı, kendisine ait tapulu taşınmaz ile annesinden miras yoluyla gelen tapulu taşınmazların satışı için davalıya noterlikten düzenlenen vekaletnamelerle satış dahil birçok konuda yetki verdiğini, davalının vekaletnamelerdeki yetki dahilinde taşınmazları dava dışı üçüncü kişilere tapuda düzenlenen resmi sözleşmelerle temlik ettiğini, taşınmazların satış paralarıyla davaya konu Yalova, Bahçelievler Mahallesi, 17 pafta, 381 ada, 141 nolu parseldeki binanın 7 ve 8 nolu bağımsız bölümleri kendi adına satın aldığını, aslında davacı ve davalının evli olduklarını, davacının (kadın) ev hanımı, davalının (koca) öğretmen olduğunu açıklayarak öncelikle davalı adına olan tapu kayıtlarının iptali ve kendi adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalı yan, davacının ev kadını, kendisinin öğretmen olduğunu, dava konusu bağımsız bölümleri öğretmen maaşıyla satın alındığını; davacının iddia ettiği tapulu yerlerinin dava dışı H. Ç. isimli kişiye ipotekli bulunduğunu, davacının satış paralarıyla Altmışmilyar.-Liralık altın aldığını, davacının iyi niyetli olmadığını ve davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, gerekçe bölümünde
Davacı eşi tarafından davalıya 1983 ve 1991 tarihli vekaletnamelerle mirasen gelen taşınmazlarının satış yetkisi verildiği, bu yetki dahilinde Ceylanpınar'ındaki gayrimenkullerin satıldığı ve kendi adına davaya konu dairelerin satın alındığı görülmüş, dava konusu yerlerin doğrudan davalı adına kayıt edildiği, bu konularda taraflar arasında bir uyuşmazlık olmadığı, uyuşmazlığın dava konusu bağımsız bölümlerin, davacıya ait taşınmazların satışından elde edilen parayla mı? Yoksa davalının kendi birikimleriyle sağladığı para ile mi alındığı konusunda olup; davacının katkı bedelini ispatlaması halinde katkı bedelini isteyebileceği, davalı kocanın bir taahhüdünün bulunmadığı gerekçesiyle 07.10.1953 tarih ve 8/7 sayılı tevhidi içtihatında söz edilerek davanın reddine kararı verilmiştir.
Hüküm süresi içerisinde, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller tüm dosya kapsamından; davacı ve davalı 1975 yılında evlenmişlerdir. Halen evlidirler. Davacı eş (kadın) ev hanımıdır. Doğrudan para getiren sürekli bir işi yoktur. Davalı ise (koca) öğretmendir. Öğretmen maaşının miktarı bellidir. Eş anlatımla; davalı koca, öğretmen maaşıyla kendisi dahil toplam (7) nüfusun bakım-giyim-yiyecek-eğitim-sosyal harcamalar-ev kirası (lojmanda kalıyorsa lojman giderleri) v.s. giderlerini karşıladıktan sonra para biriktirmesi hayatın olağan akışına ters düşmektedir. Kaldı ki; davalı, bankadan otomobil kredisi kullandığını söylemiş olup, banka kesintileri, diğer harcamalara eklenince ve özellikle başka bir geliri olmayan kamu görevlisinin (davalının) davaya konu iki bağımsız bölümü aynı anda satın alması davacının iddiasını kuvvetlendirmektedir.
Bundan ayrı, Ceylanpınar Tapu Sicil Müdürlüğünün dosyada mevcut 21.12.1990 tarihli tapular kapsamlarından: 302 ada 1 nolu parsel 236.345 m² olarak ½ pay F. C. (davacı) ½ pay M. C. adına, 301 ada 1 parsel 244.353 m² olarak ½ pay F. C. (davacı), ½ pay M. C. adına, 269 ada 1 parsel 631.257 m² olarak ½ pay F. C., ½ pay M. C. adına tapuda kayıtlıdır. Tapu kayıtlarında ipotek v.s. yazılı değildir.
Hasımsız veraset belgesinden: F. K. (C.)in C. (babası) ve M.in tek mirasçısı olduğu anlaşılmaktadır.
Kızıltepe Noterliğinin 27.06.1983 gün ve 5459 yevmiye nolu düzenleme umumi vekaletnamesi fotokopisi dosyadadır. F. K.'nın (davacının): B. K.'ya ( davalıya) intikal yaptırmak, gayrimenkul satın olmak, gayrimenkul satmak, kiraya vermek, ipotek tesis etmek v.s. konularında tevkil yetkisi dahil vekil tayin ederek yetkilendirdiği ve bu vekaletnamenin halende geçerli olduğu (azil edilmediğinden) tartışmasızdır. Yine, Kızıltepe Noterliğinin 13.09.1991 gün ve 9897 yevmiye nolu vekaletnamesi dosyadadır. Düzenleme genel vekaletname şeklinde olup; içeriğinden: Ziraat Bankası Kızıltepe Şubesinden kredi almak, bununla ilgili sözleşme imzalamak, ahzu-kabza, Ceylanpınar İlçesi, Muratlı Köyündeki taşınmazları teminat vermek, banka lehine ipotek tesis ederek yetkisi yanında aynı köydeki taşınmazlarını dilediği bedele dilediğine satmak v.s. konusunda yetkilendirdiği belirlenmiştir.
Resmi akit tablosu fotokopileri dosyadadır. Akit tarihi: 20.01.1995, Satıcı: F. C. (K.) vekili C. K. (B. K. vekili) Alıcılar: B. Ç. ve üç arkadaşı olup; 301 ada 1 parseldeki hissesini 245.000.UUU.-TL'ye sattığı, yine aynı tarihli akitle 302 ada 1 nolu parseldeki F. K. payının vekil C.K. tarafından H. D. ve 4 arkadaşına 236.000.000.-TL'ye satıldığı saptanmıştır.
Davalı B. K.'nın C. K.'ı tevkilen vekil atadığına ilişkin Kızıltepe Noterliğinde düzenlenen 13.01.1995 gün ve 0682 yevmiye numaralı Düzenleme özel vekaletnamesi fotokopisi dosyada olup; yapılan incelemede 1 ve 2. sayfada B. K. (F. C. K. vekili)
T.C. Şanlıurfa İli, Ceylanpınar İlçesi hudutları dahilinde mevcut bilumum murislerinden irsen veya teselsülen intikali lazım gelen bilumum gayrimenkullerdeki miras hak ve hisselerimi adına intikal ettirmeğe v.s. yazılı olup; 3. sayfada Şanlıurfa İli, Ceylanpınar İlçesi, bilumum mahalle ve köyleri hudutları dahilinde mevcut bulunan sahibi ve hissedarı bulunduğum bilumum gayrimenkullerdeki miras hak ve hisselerimin tamamını veya dilediği kısımlarını, dilediği bedel ve şartlarla dilediğine satması v.s. konularında C. K.'ı vekil tayin ettim diyerek sözlerini bitirdiği vekil eden F. K. vekili B. K. müstenidat Kızıltepe Noterliğinin 27.06.1983 gün ve 5459 yevmiye nolu vekaletnamesi yazılıdır.
Görüldüğü üzere, satışa esas özel vekaletnamenin içeriğinden; davalı (B. K.) kendi murisinden kalan taşınmazların satışı için C. K.'ı özel vekil tayin etmiştir. Mustenidatında 1983 tarihli genel vekaletname yazılı ise de; genel vekaletnameyi veren F. C. halen sağ olup; B. K.'nın miras bırakanı değildir. Dolayısıyla, bu özel vekaletname ile F. C.'e ait taşınmazların satış yetkisi verilmemiştir. Yetkisiz vekil aracılığıyla yapılan satış yok hükmündedir. Vekilin, asile karşı hukuki ve cezai sorumluluğu da mevcuttur.
Davaya konu davacıya irsen intikal eden tapulu taşınmazlarının tapu idaresinde yetkisiz vekil aracılığıyla 20.01.1995 gününden 44 gün önce satın alınmış olması davacı taşınmazlarının geçerli olmayan resmi akit tablosundan önce bedellerinin kaparo ya da peşinen alındığı bilahare 13.01.1995 günü bir başkası (C. K.) tevkil yoluyla vekil edilerek, asıl vekilin bizzat kendisi değil de tevkil yoluyla atadığı; ancak, davacıya ait taşınmazların satışı yetkisi verilmeyen özel vekaletname ile tapuda satışlarının yapılmış olması davalının iyi veya kötü niyetininde araştırılmasını gerekli kılmaktadır.
Tüm bu bilgiler dosyada mevcut olup; yanların ve mahkemenin kabulündedir. Uyuşmazlık; somut olayda, olaya en uygun düşecek hukuki nitelemenin yapılmasından kaynaklanmaktadır.
İddianın içeriği, savunma, akit tabloları, tapu kayıtları, vekaletnameler incelendiğinde; olayda, vekalet görevinin kötüye kullanılması, yetkisiz vekil aracılığıyla yapılan satışın geçerli olup olmadığı, inançlı işleme dayalı olarak davalı adına olan kayıtların iptal edilip edilemeyeceği, gizli bağışın söz konusu olup olmadığı, davalının iyi idareden niyetli ya da kötü niyetli bulunup bulunmadığında odaklanmaktadır. Somut olayda, mahkemenin nitelemesinin aksine gizli bağış yoktur. Davacı, tevkilen atanan özel vekil aleyhine dava açmadığından, vekalet görevinin bu vekil aracılığıyla kötüye kullanılıp kullanılmadığının da incelenmesine gerek bulunmamaktadır. Olayda, asıl vekil davalı eş için vekaleten temsil görevinin kötüye kullanılması ve inançlı işleme dayalı olarak davalı adına tesis edilen tapuların iptal edilip edilemeyeceğinin araştırılması zorunludur. Bunun için, davalının vekaleten atandığı yıllardaki maaşının çalıştığı önceki ya da Mal Müdürlüğünden sorulması, birikimlerinin bankalardan ya da sonraki yakın tarihlerdeki araştırılması, kendisine ait olup ta taşınmaz mal aldığı tarihten tapudaki satışlarının araştırılması, davacının dava konusu taşınmazları satın aldığına ilişkin akit tablolarının Tapu Müdürlüğünden getirilmesi, bu alım ve satımlarla ilgili tarafların göstereceği tüm tanıklarının dinlenmesi, davalının iyi ve kötü niyetinin re'sen araştırılması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, maddi olay ve hukuki nitelemede yanılgıya düşülerek, özellikle dosyadaki yazılı kanıtlar yanlış değerlendirilerek (genel ve özel vekaletnameler, tapu kayıtları ve akit tabloları v.s.) yazılı olduğu biçimde karar verilmesi doğru olmamıştır. Davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün açıkladığım sebeplerle bozulması gerekirken olayla ilgili olmayan 07.10.1953 tarih ve 8/7 sayılı tevhidi içtihattan bahisle ve yazılan gerekçelerle yerel mahkemenin usul ve yasaya aykırı kararının onanması doğru olmamıştır düşüncesindeyim. Açıkladığım gerekçelerle Dairenin Sayın çoğunluğunun görüşlerine katılamıyorum. Mahal mahkemenin temyize konu bu kararının belirttiğim nedenlerle bozulması gerekir kanaatindeyim. 26.05.2009 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy