(743 S. K. m. 639)
Dava: Ankara Barosu avukatlarından (A.H.G.) Temyiz Mahkemesi Birinci Reisliği'ne verdiği 5.4.1953 tarihli istidasınad Birinci Hukuk Dairesi'nin 4.10.1948 tarih, 1948/6264 E. 4586 K. sayılı ilamında Tapu Sicilinde kayıtıl maliki hayatta olan bir gayrimenkulde iktisabi müruruzaman cereyan etmeyeceği mütalaa edildiği halde, aynı dairenin 14.4.1951 tarih, 1950/3694 E. 2008 K. sayılı ilamında, bunun hilafının kabul olunduğunu, böylece Birinci Hukuk Dairesi'nin bu iki kararı arasında mübayenet bulunduğunu ileri sürerek bu mübayenetin tevhidi içtihat yoluyla hallini istemiş olmakla keyfiyet Tevhidi İçtihat Hukuk Kısmı umumi Heyetince müzakere edilerek aşağıdaki neticeye varılmıştır.
Karar: Birinci Hukuk Dairesi'nin bahis mevzu kararlarının tetkikinde de görüleceği üzere 4.10.1948 tarih ve 1948/6264 E. 4586 K. sayılı karara Medeni Kanunun fevkalade müruruzamana müteallik 639. maddesinin ikinci fıkrası mesnet teşkil etmektedir. Mezkur maddenin sarih hükmünden de anlaşılacağı veçhile tapuda kayıtlı maliki hayatta oan bir gayrimenkulün mülkiyetinin müruruzaman tariki ile iktisabına imkân yoktur. 4.10.1948 tarihli kararda da buna işaret edilmektedir.
14.4.1951 tarih, 1950/3694 E. 2008 K. sayılı karara gelince, bunda, Medeni Kanunun yürürlüğe girmesinden önce, 7 Ramazan 1274 tarihli Arazi Kanunu'nun yirminci maddesi hükmüne uygun olarak, davacının arazii memleketten olan ihtilaflı yerdeki zilyetliğini terk ettiği tespit olunarak, bu sebebe mebni, davanın istima kabiliyeti bulunmadığına işaret edilmektedir. Filhakika Arazi Kanunu'nun yirminci maddesi muayyen müddet zarfında mazeretsiz olarak arazisini tasarruf etmeyen ve mezkür müddet zarfında başkası tarafından bilanize tasarruf olunan arazi sahibnin davasının dinlenemeyeceğini kabul etmektedir.
Böylece Birinci Hukuk Dairesi'nin 4.10.1948 tarih, 1948/6264 E. 4586 K. sayılı kararı Medeni Kanunun 639. maddesine, 14.4.1951 tarih, 1950/3694 e. 2008 K. sayılı kararı ise 7 Ramazan 1274 tarihli Arazi Kanunu'nun yirminci maddesi hükmüne istinat ettirilmiş ve binnetice mümasil iki hadisede aynı kanun maddesine yekdiğerinden farklı bir mana verilmiş olması da mevzuu bahis bulunmamış olmakla mezkur kararlar arasında Tevhidi İçtihat yoluyla halli lazım gelen bir mübayenet bulunmadığına 22.6.1955 tarihli ilk içtimada ittifakla karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy