(4263 S. K. m. 1)
Hatay'da Mehmet Şamil Güney vekili avukat Ahmet Rıza Ayrılmaz tarafından Temyiz Mahkemesi Birinci Reisliğine verilen 8.5.1953 tarihli dilekçede Hatayın ilhakından evvel Eytam Sandığı'na yatırılan altınların aynen veya dava tarihindeki piyasa rayici üzerinden tahsiline dair Hatay Asliye Hukuk Hakimliğine müvekkilleri namına Hazine aleyhine açılan davalara müteallik mezkur Hakimlikten sadır olan 9.11.1949 tarih ve 947 sayılı ilamla 11.2.1952 tarih ve 59 sayılı ve yine 15.2.1951 tarih ve 81 sayılı ilamların temyizen yapılan tetkikatı neticesinde; Mevzuubahis altınların 4263 sayılı Kanun hükmünce bir altın 925 kuruş hesabiyle mi, yoksa dava tarihindeki piyasa rayici üzerinden mi? evrakı naktiye olarak bedellerinin tahsiline karar verilmesi iktiza edeceği hakkında Temyiz Dördüncü Hukuk Dairesinden muta 2680/3555 ve 2681/3554 sayılı 20.6.1951 tarihlerini havi ilamlarla 3116/3590 sayı ve 15.7.1952 tarihli ilamın mübayin kararları ihtiva eylediğinden bahisle zikrolunan kararlardaki içtihat aykırılığının tevhidi içtihat suretiyle izalesi talep edilmiş olduğundan sözü geçen ilamlar, İçtihadı Birleştirme Hukuk Kısmı Umumi Heyetince okunup filhakika mezkur ilamların ihtiva ettiği Temyiz kararları arasında aynı mesele hakkında mübayenet mevcut olduğu anlaşıldıktan sonra keyfiyet müzakere olundu :
Tevhidi içtihat suretiyle Hukuk Umumi Heyetince halli iktiza eden mesele, Eytam Sandıklarına Hatayın ilhakından evvel yatırılan Türk altınlarının hak sahipleri tarafından aynen altın olarak tahsili talep edilmeyip bedelen tahsili dava edilirse 4263 sayılı Kanun hükmünce bir altın 925 kuruş üzerinden mi, yoksa dava tarihindeki piyasa rayici üzerinden mi? evrakı nakdiye olarak bedelinin tahsili lazım geleceği hususuna matuf bulunmaktadır.
4263 sayılı Kanunda aynen 23.7.1939 tarihinden evvel bugünkü Hatay Vilayeti hududu dahilinde mevzuu Türk altın lirası olarak vukubulan akitlerde aktin harfiyyen icrası (Aynen ödemek) kelimesi veya buna muadil sair tabirler ile şart edilmiş olsa bile borçlu borcunu vadenin hululünde aynen altın olarak veya bir altın 925 kuruş hesabiyle Türk evrakı nakdiyesiyle ödeyebilir denilmektedir. Bahsedilen kanunun akti münasebetten doğan alacaklara taallluk ettiği sarahatı ibaresinden anlaşılmaktadır.
Meselede ise tahsili talep ve dava edilen alacak Şeriyye Mahkemesi tarafından müteveffaya ait terekenin tahriri münasebetiyle velayeti ammeye müsteniden vaktiyle Eytam Sandıkları'na sağır yetimler namına yatırılmış olan altınlara taalluk eylemektedir. Vakıa bu paralar Eytam Sandıkları'nda nemalandırılmakta ve hak sahiplerinin rüşüt sinnine vusulünde kendilerine verilmekte idiyse de bu muamele serbest rıza ile yapılmış bir akti tazammun edemeyeceğinden meselede 4263 sayılı Kanunun tatbik yeri bulunmadığı aşikardır.
Netice; Hatay'ın ilhakından evvel sagir veya sair kasırlar namına tereke tahriri sırasında Eytam Sandıklarına yatırılmış olan Türk altınlarının hak sahipleri tarafından aynen tahsili talep ve dava edilmeyip de bedelinin tahsili istenildiği takdirde 4263 sayılı Kanun hükmünce bir altının 925 kuruş hesabiyle Türk evrakı nakdiyesi olarak tahsiline hüküm edilmeyip muayyen vade mevcut olmamasına göre bu altınların dava tarihindeki piyasa rayici üzerinden evrakı nakdiye olarak tahsiline karar verilmesi iktiza edeceğine mevcudun ittifakiyle 20.06.1956 tarihinde karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy