(743 S. K. m. 497, 535, 536, 537, 538, 539, 541) (YİBK. 07.12.1955 T. 1955/17 E. 1955/26 K.) (YHGK. 13.02.1991 T. 1990/2-648 E. 1991/65 K.)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Sulh Hukuk Mahkemesi vasiyetnameyi tesellüm ettiği tarihten itibaren nihayet bir ay içinde açar. Vasiyetname açılırken malum olan mirasçılar davet edilir (M.K. 536). Vasiyetnamenin açılışını müteakip yararlarına vasiyet yapılmış veya mirasçı tayin edilmiş olanlardan her birine, ne vasiyet edildiğine dair yazıların resmi bir sureti, müracaatları beklenmeden, tebliğ olunur. (M.M. 537). Lehlerine teberru yapılan kimselerin ve mirasçıların adresleri belli değilse vasiyetten ilanen haberdar edilirler. Vasiyetnamede mirasçı nasbedilmiş olup da hakları itiraza uğramayanlara istekleri halinde Mirasçılık Sıfatları Hakkında resmi bir Belge verilir. (M.K. 538). Sulh Hakimi vasiyetnamenin kendisine tevdiini müteakip kanuni mirasçıların emvale muvakkaten vaziyet etmelerine müsaade yahut resmen idaresini emreder. (M.K. 535). Kendilerine muayyen bir şey vasiyet edilen kimse bu vasiyeti ifa ile mükellef olan varsa ona, yoksa kanuni ve mansup mirasçılara karşı muayyen şeyin teslimini dava etme hakkına sahiptirler. (M.K. 541). Kanuni mirasçılar, zilyetlik hükümlerine tevfikan mansup mirasçıların hisselerini teslime mecburdurlar. (M.K. 539).
Görüldüğü gibi Sulh Hakiminin görevi vasiyetnameyi açarak, ilgililere tebliğ etmek, mansup mirasçı varsa isteği halinde ona bir mirasçılık belgesi vermek ve terekeye dahil mallara kanuni mirasçıların muvakkaten el koymalarına müsaade etmek yahut resmi idareyi emretmekten ibarettir. Şunu da belirtmek gerekir ki Sulh Hakiminden vasiyetin tenfizi istemi bir aynı hakkın geçirilmesi isteği niteliğinde değildir. Bu halde Sulh Hakiminin görevi sadece vasiyeti açıp itiraza uğramadığını tespitten ibarettir. (HGK. 13.02.1991 tarihli 1990/2-648 991/65 sayılı kararı). Diğer yandan vasiyetle mirasçı nasb edilmemiş, muayyen mal vasiyeti yapılmıştır. Bu durumda musaleyh gerekirse Medeni Kanunun 541. maddesine göre genel hükümler dahilinde dava açabilir.
Diğer yandan vasiyeti tenfiz memuru ancak, vasiyetname ile muris tarafından tayin olunabilir. (M.K. mad. 497 ve 07.12.1955 tarihli 17/26 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı) Sulh Hakiminin vasiyete tenfiz memurunun tayin etme yetki ve görevi yoktur.
Hakimin bu görevi aşarak vasiyetnamenin aynen tenfizine tenfiz memuru olarak H.Ü.'nün tayin edilmesine biçiminde eda emri taşıyan, karar vermesi doğru değildir.
Sonuç: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere kanun yararına BOZULMASINA oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy