(1918 S. K. m. 25, 39) (818 S. K. m. 116)
Dava: Hazine vekili (K.G.) tarafından verilen dilekçede; Devlet Denizyolları İdaresi'nin muhafaza ve mesuliyeti altında bekleme yerlerinde bulunan malların ziyaa uğramasından dolayı 1918 sayılı kanunun 39. maddesinin son fıkrasına istinaden İstanbul Gümrükler Başmüdürlüğü namına Devlet Denizyollarını istihlaf eden (D) Barkası aleyhine İstanbul Asliye Hukuk Mahkemelerine ikame olunan davalara ait olarak verilen hükümlerin temyizi üzerine Temyiz Mahkemesi Dördüncü Hukuk Dairesi 18.2.1954 ve 31.12.1953 tarihlerini ihtiva eden kararlarla Gümrük İdaresi'nin 1918 sayılı kanunun 39. maddesinin son fıkrasın müsteniden gümrük resmiyle beraber diğer resim ve vergileri ve zayi olan mal bedelini mezkûr bankadan talep ve dava etmeye hakkı olup olmadığı hususunda yekdiğerine aykırı içtihatta bulunmuş olduğundan bahisle içtihadı birleştirme suretiyle meselenin halli istenildiği gibi sözü geçen daire reisliğince 15.1.1955 tarihli daire kararının da iki evvelki karara mübayin bulunduğu beyanıyla tevhidi içtihada lüzum gösterildiğinden Tevhidi İçtihat Hukuk Kısmı Umumi Heyetince mevcut ilam suretleri okunup gerekli müzakere yapıldıktan sonra icabı düşünüldü:
Temyiz Mahkemesi Dördüncü Hukuk Dairesi'nce müttehaz 31.12.1953 günlü ve 7355/5568 sayılı kararla Gümrük İdaresi'nin 1918 sayılı kanunun 39. maddesi hükmünce gümrük resmiyle beraber diğer resim ve vergileri ve mal bedelini talep ve davaya hakkı olduğu yolnda içtihatta bulunularak mahalli mahkeme kararının nakzedildiği ve 18.2.1954 günlü ve 1315/810 sayılı kararla Gümrük İdaresi'nin gümrük resmiyle beraber istihlak resminin tazminini isteyebileceğine dair olan mümeyyezünbih hükmün onandığı ve 15.1.1955 günlü ve 416/176 sayılı kararla da zikredilen idarenin yalnız kendisine ait gümrük resminin tahsilini talep ve dava edebilip diğer resim ve vergilerle zayi olan mal bedelinin tazminini talebedemeyeceği gerekçesiyle mahalli mahkeme kararının bozulduğu ve şu suretle aynı meseleye mütaallik olan daire ilamlarının yekdiğerine mübayin kararları muhtevi olduğu anlaşılmıştır.
Meselede bahis konusu 1918 sayılı kanunun 39. maddesinin son fıkrasıda (Antrepolarda, bekleme yerlerinde tahmil ve tahliyede zayi olan veya değiştirilen mallar hakkında kaçak muamelesi tatbik olunur. Bu malların bedelleriyle resimlerinden taalluk eylediği müesseselerin hükmi şahısları malen mesuldürler.) denilmektedir. Böyle bir durumda zayi olan mallar hakkında kaçak muamelesinin tatbikı kanunen iktiza etmekte ise de malın müsaderesine imkân görülemeyen hallerde hapis cezasıyla kaçak eşyanın gümrüklenmeden piyasa değerinin iki katı ağır para cezası hükmolunacağı 1918 sayılı anunun 25. maddesinde tasrih edilmiş ayrıca mal bedelinin tazmin ettirileceğine dair bir hüküm vazolunmamıştır.
Sözü edilen 39. maddenin son fıkrası ise zayi olan hamule sahibine ait mal bedelinden dolayı ilgili müesseselerin Gümrük İdarei'ne mali mesuliyetlerinin vazıı kanun tarafından derpiş edildiğini istitlale müsait bir hükmü tazammun etmektedir.
Gümrük resminden başka ithal mallarından alınan diğer vergi ve resimlerin mezkûr 1918 sayılı kanunun 39. maddesinin son fıkrasına dayanılarak gümrüklerce alakalı müessese olan (D) bankasından mutalebe edilebilip edilemeyeceği keyfiyetine gelince; gümrük resmiyle beraber diğer resim ve vergilerin gümrüklerce tahsil olunacağı bu resim ve vergilere ait hususi kanunlarda musarrah bulunduğu gibi 5383 sayılı Gümrükler Kanunu'nun 153. maddesi (bu kanunda geçen gümrük vergisi veya vergi sözleri yalnız ithal gümrük vergisi ve vergiler sözü gümrük vergisiyle birlikte eşyadan gümrüklerce alınan bütün vergi ve resimler anlamında kullanılır) diye muharrer olup gümrük vergisinden başka diğer vergi ve resimlerin de gümrüklerce cibayet ve istifa olunacağı işbu 153. madde hükmüyle de teyit edilmiştir. Kanun vazıı ithal mallarından alınacak muhtelif daire ve müesseselere ait resim ve vergilerin bir elden tahsilindeki sühulet sebebiyle gümrük idaresine bu yolda bir salahiyet vermiştir.
Ancak böyle bir zıya halinde (D) bankasının mali mesuliyeti bakımından rıhtım resmini diğer resim ve vergilerden ayırmak icab eder. Çünkü 5842 sayılı kanunun 25. maddesi gümrük resminin tahsiline dair olan usullere tevfikan gümrük resmiyle birlikte rıhtım resminin gümrüklerce tahsil olunarak (D) bankasına verilmesini amir bulunması itibarıyla alacaklılık ve borçluluk sıfatları bir şahısta içtima edeceğinden Borçlar Kanunu'nun 116. maddesi hükmünce borç sakıt olmaktadır. Binaenaleyh Gümrük İadesi bu vaziyette rıhtım resmini (D) bankasından isteyemez.
Sonuç: (D) bankasının muhafaza ve mesuliyeti altında tahmil ve tahliyede ve bekleme yerlerinde ve antrepolarda malların zıyaa uğraması halinde Gümrük İdaresi'nin 1918 sayılı kanunun 39. maddesinin son fıkrasına istinatla (D) bankasından mal bedeliyle rıhtım resminin tazminini istemeye hakkı olmayıp diğer resim ve vergileri talep ve dava eylemek hakkını haiz olduğuna 13.4.1955 gününde ittifakla karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy