(743 S. K. m. 638)
Dava: 2613 sayılı Kadastro ve Tapu Tahriri Kanunu'nun 22. maddesinin (H) bendinde yazılı 10 senelik müddetin mebdeini tayin hususunda Temyiz Dördüncü Hukuk Dairesi'nin, 29.11.1943 tarih 3346/3453 sayılı ilamıyla aynı dairenin 16.5.1950 tarih 2932/1472 sayılı ilamları arasında içtihat ihtilafı bulunduğu Maliye Vekaletinin yazısına atfen Adliye Vekalatinin 17.6.1952 tarih 8428 sayılı yazısıyla ve ayrıca yukarda bahsi geçen 16.5.1950 tarihli ilam ile Temyiz Yedinici Hukuk Dairesi'nin 4.12.1953 tarih 6640/131 sayılı ve Birinci Hukuk Dairesi'nin 28.11.1952 tarih 4511/3517 sayılı ilamları arasında içtihat ihtilafı bulunduğu Ankara Altıncı Asliye Hukuk Hakimliği'nin 15.1.1955 tarih 65 sayılı yazısıyla bildirilmiş içtihat ihtilafının tevhidi içtihat yoluyla halli istenmiş olmakla Hukuk Kısmı Umumi Heyeti'nde keyfiyet müzakere olundu. Neticede:
Karar: 2613 sayılı Kadastro ve Tapu Tahriri Kanunu'nun 22. maddesinin (H) bendinde aynen (Yapılacak ilanlar ve tahkik üzerine sahibi bulunmayan gayrimenkuller devlet namına kaydolunur. Bu malların 10 seneye kadar hükmen müstehikki çıktığı takdirde namına kaydı tashih edilir ve satılmış ise bedeli verilir) diye yazılır.
Kadastroca bahsi geçen (H) bendine tevfikan Hazine adına tespit ve o şekilde tapuya tescil olunan ve bilahare Hazine'nin temliki ile ahara geçen gayrimenkulden dolayı bedelin tahsili için Hazine aleyhine açılan dava tescil tarihinden itibaren 10 sene geçtiği için asliye mahkemesince reddedilmiş Temyiz Dördüncü Hukuk Dairesi'nin 16.5.1950 tarihli ilamıyla (2613 numaralı kanunun 22. maddesinin (H) bendinde yazılı 10 senelik müddet, zikri geçen kanunun 25, 26. maddeleri mucibince, yapılacak ilanın iki aylık müddetinin sonundan itibaren başlaması icab ettiğine göre bu ilan müddetinin sona erdiği tarih tahkik edildikten sonra davalı Hazine'in müruruzaman def'i hakkında bir karar ittihazı icab ederken tapuya tescil tarihinin müddetin işlemesine mebde ittihazı yolsuz görüldüğünden) bozulmuştur.
Dördüncü Hukuk Dairesi'nin 29.11.1943 tarihli ilamında ise (Müruruzamanın ilan tarihinden değil gayrimenkulün Hazine namına tescil tarihinden başlayacağı ve hadisede bu tarihten dava tarihine kadar geçmiş olan müddetin müruruzaman haddine baliğ bulunmadığı) belirtilerek bedelin Hazine'den tahsili yolundaki hüküm tasdik olunmuştur. Birinci ve Yedinci Hukuk Daireleri ilamlarında asliye mahkemelerince müttehaz ve kayıt tashihi davalarının reddini mutazammın hükümler davanın nizalı gayrimenkulün Hazine adına tescili tarihinden itibaren 10 sene geçtikten sonra açılmış olması sebebiyle tasdik olunmuştur.
Kadastro muamelelerinde ilanlar ve sair merasim tescile tekaddüm edeceğine, tescil tarihinden itibaren 10 sene geçtikten sonra açılan bir dava hakkında ilan müddetinin sona erdiği tarihten itibaren de 10 sene evleviyetle geçmiş olacağına göre Dördüncü Hukuk Dairesi'nin 16.5.1950 tarihli ilamıyla sevk olunan bozma sebebinin ameli neticesi ilam mündericatından anlaşılamamakla beraber iş bu ilamın mucip sebebiyle diğer ilamların mucip sebepleri arasında bir içtihat ihtilafı bulunduğu kabul edilmiştir. Şöyle ki, iş bu ilamda 10 senelik müddete kadastroca yapılan ilanların bittiği tarih mebde ittihaz edildiği halde diğer ilamlarda Hazine adına tescil tarihi mebde olarak kabul olunmuştur.
Gayrimenkullerin hendes ve hukuki durumlarını doğru olarak tespit için 2613 sayılı kanun ve bu kanunun sureti tatbikını gösteren ve 5.12.1935 tarih 2/3542 sayılı kararname ile mer'iyete konulan nizamname birtakım eşkal ve merasim tayin eylemiştir. Kanunun 25 ve 26. maddelerinde derpiş olunan ilanlar iş bu merasimden bir kısmını teşkil eder. Bütün merasim yerine getirildikten sonra nizamnamenin 34. maddesi uyarınca Kadastro Komisyonu tarafından tapu kütükleri tanzim olunur. Gayrimenkuller bu kütüğe geçirilir, ihtilaflı olup da kadastro olunur. Gayrimenkuller bu kütüğe geçirilir, ihtilaflı olup da kadastro veya asliye mahkemesinde tetkik edilmekte olan gayrimenkullerin ihtilafın mahiyetine nazaran ya malik sütunu veya mülkiyetin gayrı ayni hak kısmı hariç bırakılarak ihtilaflı olmayan diğer cihetleri tescil olunur.
Bu suretle tescil anında hendesi ve hukuki durum hakkındaki kadastro işlemleri sona ermiş, sicil durumu katiyet ve aleniyet kesbetmiştir. Tescil zamanına kadar gayrimenkule su veya bu kimse üzerine kaydedilmiş nazarıyla bakılamaz. Bu itibarla (H) bendinde mevzuubahis olan (kaydolunur) tabirinden tescil keyfiyeti kastedilmiş buulnmaktadır. Nitekim aynı bendin ikinci fıkrasında bahsi geçen (Kaydı tashih edilir) ibaresiyle de sicil kaydı kastedilmiştir. Çünkü, tashih talebi ve hükmü ancak mevcut bir sicil kaydı muvacehesinde mevzuubahis olabilir. Bu itibarla (Bu malların 10 seneye kadar...) sözleriyle başlayan ikinci fıkrada yazılı 10 senenin mebdei buna hemen tekaddümeden fıkrada yazılı (kayıt) yani (tescil) tarihi olarak kabul edilmek icab eder. Esasen bu hüküm Medeni Kanunun 638. maddesinde mevzu kaide ile ahenk temini maksadıyla sevkedilmiş bulunmaktadır. 638. maddenin tatbikatında 10 senelik müddet sicil kaydı tarihinden hesaplandığı gibi (H) bendinde yazılı müddetin de Hazine adına tescil tarihinden itibaren hesaplanması lazım gelmektedir.
Sonuç: 2613 sayılı kanunun 22. maddesinin (H) bendinde yazılı 10 senelik müddetin nizalı gayrimenkulün Hazine adına tapuya tescil tarihinden başlaması lazım geldiğine 7.12.1955 tarihinde ekseriyetle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy