(3780 S. K. m. 57) (765 S. K. m. 2)
20.06.1946 da yürürlüğe giren 4945 sayılı kanunun 57 inci maddesindeki para cezalarının 5435 sayılı kanunun ikinci maddesi gereğince tezyide tabi olup olmadığı hakkında Beşinci Ceza Dairesinin 11.01.1955 ve 21.02.1956 tarih ve sırasiyle 104 ve 645 esas sayılı kararlariyle Ceza Heyeti Umumiyesinin 24.10.1955 tarih ve 87 sayılı kararı arasında husule gelen içtihat ihtilafının tevhidi içtihat yoluyla halli Beşinci Ceza Dairesi Reisliğinin 24.02.1956 tarih ve 55 sayılı yazısiyle istenilmesi üzerine 26.04.1956 da hukuk ve ceza kısımlarının içtimaile toplanan Tevhidi İçtihat Umumi Heyetinde tarih ve numaraları mezkur kararlar arasında mübayenetin mevcudiyeti tespit ve kabul edildikten sonra keyfiyet müzakere olundu:
İhtilafa mevzu teşkil eden yukarıda tarih ve numaraları yazılı kararlardan Beşinci Ceza Dairesine ait olanların esbabı mucibesinde 5435 sayılı kanunun paranın tedrici bir şekilde değerini kaybetmesi dolayisiyle cezadan maksut olan neticeleri teminen para cezalarının artırıldığı ve Milli Korunma Kanununun 4945 sayılı kanunla tadil olunan 57 nci maddesinde mevcut değişikliklerin günün iktisadi şart ve icaplarına göre para cezalarının ayarlanmasından ibaret olmayıp mezkur maddenin muhtelif fıkralarındaki yeni müeyyidelerin tanziminde suç teşkil eden fillerin mahiyetlerinin göz önünde tutulduğu ve eski hükümlere nazaran leh ve aleyhte farklı müeyyideler sevkolunduğu ve Milli Korunma Kanununun diğer haddelerinde mevzu para cezalarının 5435 sayılı kanunun şümulüne dahil olduğu halde yalnız 4945 numaralı kanunla muaddel 57 nci maddedeki para cezalarının tezyide tabi tutulmamasını gereklendiren hukuki bir mesnedin bulunmadığı esaslarına istinat olunmasına mukabil Ceza Heyeti Umumiyesine ait kararda 31.12.1945 gününe kadar yürürlüğe girmiş kanunlara taalluk eden 5435 sayılı kanunun ikinci maddesinin mezkur tarihten sonra 20.06.1946 da meriyete vazedilen 4945 numaralı kanunda yazılı para cezalarına teşmiline imkan bulunmadığı kabul edilmiştir.
5435 sayılı kanunun ikinci maddesi hükmiyle vergi ve resimlerin belli süreleri içinde ödenmemesinden dolayı tahsili lazım gelen vergi ve resim cezalariyle tazminat kabilinden olup mütezayit nispete tabi bulunan para cezaları hariç olmak üzere Büyük Millet Meclisinin kurulduğu tarihten önce yürürlüğe girmiş bulunan bütün kanun ve tüzüklerde yazılı olup da daha sonraki tarihlerde Büyük Millet Meclisince miktarına dokunulmamış olan para cezaları on ve Büyük Millet Meclisince kabul olunup da 31.12.1939 tarihine kadar yürürlüğe girmiş bulunan kanunlarda gösterilen para cezaları beş ve 01.01.1940 tarihinden 31.12.1945 gününe kadar meriyete girmiş bulunan kanunlarda mezkur para cezaları üç misline çıkarılmıştır.
5435 sayılı kanunun ikinci maddesinin metninden de anlaşıldığı üzere 31.12.1945 tarihine kadar yürürlüğe girmiş bulunan kanunlarda yazılı para cezaları tezyide tabi tutulmuş ve bu tarihten sonra neşir ve ısdar edilen kanunlarda mevzu para cezalarına bu hükmün teşmili mümkün bulunmamış olduğundan içtihat ihtilafına mevzu teşkil eden 4945 sayılı kanunun 57 nci maddesinde yazılı para cezalarının bu kanunun 20.06.1946 da meriyete girmesine nazaran misil artırmasına tabi tutulamayacağına 25.04.1956 tarihinde mevcudun üçte iki ekseriyetiyle karar verildi.
AYKIRI GÖRÜŞLER
H. Yücekök (5. C.D. Bşk.)
1 - 1949 senesinde yürürlüğe giren 5435 Sayılı Kanunun ikinci maddesi 31.12.1945 tarihine kadar yürürlüğe girmiş bulunan kanunlarda yazılı para cezalarını, Büyük Millet Meclisinin ilk kurulduğu tarihten önce yürürlüğe girmiş bulunan bütün kanun ve tüzüklerde yazılı olanları da şümulüne alarak üç devrede mütalaa etmek suretiyle tezyide tabi tutmuş olmak itibariyle umumi bir kanun hükmündedir. Bu umumi kanunun isabetli bir şekilde tatbiki için evvel emirde maksat ve gayesinin göz önünde tutulması icap eder. Kanunun gayesi paranın tedrici surette değerinin kaybetmesi dolayisiyle teyit kuvvetleri azalmış; olan para cezalarını vazedildikleri zamanlardaki kuvvei tezyidiyelerini tekrar iktisap edecek miktarlara çıkarmaya müteveccihtir. Büyük Millet Meclisi kurulmadan önce yürürlüğe girmiş, olan para cezalarını 1949 senesine kadar geçen uzun müddet içinde ikinci ve üçüncü devrelerde yürürlüğe giren para cezalarına nazaran değerlerinden daha fazla kaybetmiş olmaları dolayisiyle on misline çıkarmış olmasına mukabil ikinci ve üçüncü devrelerde yürürlüğe girmiş olan para cezalarını sırasiyle beş misline, üç misline çıkarmış olması kanunun gayesini açık şekilde göstermektedir.
2 - İkinci maddenin metninde para cezalarının daha sonraki tarihlerde Büyük Millet Meclisince miktarına dokunulmamış olmasına müteallik yer almış bulunan, kaydın kanunun yukarıda izah olunan maksat ve gayesine uygun bir şekilde anlaşılarak tatbik edilmesi zaruridir. Aksi takdirde kanunun gayesine aykırı tatbikata yol açılmış olur. Eğer para cezalarında yapılan değişiklikler paranın değerini kaybetmesiyle alakalı olmayarak mahza yürürlüğe girdiği sırada fiilin mahiyet ve derecesiyle mütenasip olmayacak şekilde fazla veya eksik tespit edilmiş olması dolayisiyle yapılmış ise, böyle bir değişiklik 5435 Sayılı Kanun gereğince bunların artırmaya tabi tutulmasına mani teşkil etmez, mani teşkil etmesi için yapılan değişikliğin kendi maksat ve gayesini daha önce tahakkuk ettirecek şekilde kendi zaviyesinden yapılmış bir değişiklik olması icap eder. Para cezasının miktarına dokunulmamış olmaya taalluk eden kaydı kanunun maksat ve gayesine uygun şekilde anlayarak tatbik etmenin ceza mevadında caiz olmayan şümullü bir tefsir veya kıyas teşkil ettiği ileri sürülemez. Hakim kanunun maksat ve gayesine nüfuz etmek ve bu maksat ve gayeye uygun bir şekilde kanunu anlayarak tatbik etmekte vazifelidir.
3 - İkinci madde para cezalarının daha sonraki tarihlerde Büyük Millet Meclisince miktarına dokunulmamış, olmasına taalluk eden kayda göre bir para cezasının yürürlüğe girdiği devre içinde miktarına dokunulmuş olmasının o devre için derpiş olunan misil artırmasına tabi olmasına mani teşkil etmiyeceği bedihidir. Misil artırmasında bir tenakus husule gelmek için tadilin müteakip devrede yapılması lazımdır. Üçüncü devre bittikten sonra yapılan tadilin ise artırmaya mutlak surette set çekeceğinde de tereddüt edilemez, bu suretle birinci devrede yürürlüğe girmiş olan bir para cezasının ikinci devrede miktarına dokunulmuş olursa bu para cezasının doğrudan doğruya ikinci devrede yürürlüğe girmiş olan para cezalarından bir farkı bahis mevzuu olamaz. Onlar gibi beş misline çıkarmak icap eder. Üçüncü devrede miktarına dokunulmuş olan para cezaları da o devre için kabul edilmiş olan üç misil artırmaya tabi tutulur. Üçüncü devrenin hitamından yani 31.12.1945 tarihinden sonra miktarına dokunulmuş olan bir para cezası ister birinci ister ikinci, ister üçüncü devrede yürürlüğe girmiş olsun 5435 Sayılı Kanunun şümulü haricinde kalır; çünkü kanun, üçüncü devrenin bittiği tarih olan 31.12.1945 tarihine kadar yürürlüğe girmiş olan para cezaları hakkında tetvin edilmiştir; ancak para cezalarında yapılmış olan bu değişikliklerin maksat ve gayesine uygun şekilde paranın değerini kaybetmiş olması dolayisiyle yürürlüğe girdikleri zamanlardaki kuvvei teyidiyelerini tekrar iktisap edecek miktarlara çıkarmaya matuf olması kanunun bel kemiğini teşkil eden esaslı noktadır.
11.08.1944. tarihinde yürürlüğe giren Milli Korunma Kanununun 57 nci maddesinin yedinci bendinde toptan ve perakende ticarette yapılan alım ve satım muamelelerinde fatura tanzim ve muhafaza etmemiş olmaları dolayisiyle satanlar, satın alanlar ve varsa mutavassıtlar hakkında mevzu bulunan 50 liradan 500 liraya kadar ağır para cezası 20.06.1946 tarihinde yürürlüğe giren 4945 Sayılı Kanunla değişikliğe tabi tutularak faturanın taalluk ettiği malın değeri kıstas tutulmak suretiyle üç fıkra halinde birbirinden farklı cezai müeyyideler konmuştur. 4648 Sayılı Kanunda 50 liradan 500 liraya kadar mevzu bulunan ağır para cezası birinci fıkrada 500 liradan 3000) liraya kadar çıkarılmış ve bununla da iktifa olunmayarak 15 günden bir seneye kadar hapis cezası da tayin edilmiştir. İkinci fıkrada suça mevzu olan faturanın taalluk ettiği malın hafif olması halinde bu cezalar yarıya indirilmiş üçüncü fıkrasında ise malın değerinin pek hafif olması veya suçun, ticari faaliyet ve kazançları mahdut olan küçük tacir ve esnaf tarafından işlenmesi hali derpiş olunarak yalnız on liradan yüz liraya kadar ağır para cezası konmakla iktifa edilmiştir. 57 nci madde II bentten müteşekkildir. İhtikar ve etiket fiilleriyle fatura mevzuunda diğer fiillere ait para cezalarını ihtiva ettiği halde bu maddenin yalnız bir bendinde mevzu bulunan ağır para cezasına hasren değişiklik yapılmış ve ceza hükümlerini ihtiva eden Milli Korunma Kanununun bütün diğer maddelerine de dokunulmamıştır. Kanun Vazu bir kanunda para cezalarının değerlerini kayıp etmiş olmaları dolayisiyle bunları ya umumi şekilde revizyona tabi tutar veya böyle bir işe hiç girişmez, para cezalarının yalnız bir fiile taalluk edeni hakkında ayarlama yapılıp üst tarafının eski miktarlariyle bırakılması halinde para cezalarında insicamsızlık husule geleceği cihetle Kanun Vazunın böyle bir vaziyet ihdas etmiyeceği tabiidir. Kaldı ki, toptan ve perakende ticarette tacirler arasında yapılan alım satım muamelelerinden fatura tanzimi ile muhafazası mecburiyeti bu muamelelerde ihtikar mevcut olup olmadığını kontrol maksadiyle vazedilmiştir. Faturaların şekilleri ve ihtiva edeceği malumat ayrıca tayin edilmiş ve fiyat murakabesine imkan vermiyecek şekilde düzenlenen faturalar hakkında da ceza hükümlerinin tatbik edileceği tasrih olunmuştur. Birbirleriyle bu kadar sıkı irtibatları bulunduğu halde 1946 senesinde 4943 Sayılı Kanunla ihtikar fiillerine ait para cezalarında da hiç bir değişiklik vukua getirilmiyerek yalnız tacirler arasındaki alım satım muamelelerinde kullanılması ve muhafazası mecburiyeti vazedilmiş bulunan faturalara ait para cezalarında değişiklik yapılmış olmasının sebebi nedir?
57 nci maddenin birinci bendinde ihtikar fiili için bin liradan üç bin liraya kadar ağır para cezasiyle üç yıldan on beş yıla kadar hapis cezası konmuştur. İkinci ve üçüncü bentlerinde ihtikar fiilinden doğan veya doğabilecek zarar malın yahut temin edilen menfaatin miktar ve mahiyetine göre hafif ise ceza beş yüz liradan iki bin beş yüz liraya kadar ağır para cezasiyle birlikte bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ve zarar pek hafif ise yüz liradan beş yüz liraya kadar ağır para cezası ve on beş günden iki aya kadar hapis cezasıdır. Dördüncü bendinde ihtikar fiili ticari faaliyetleri ve kazanları mahdut olan köy ve mahalle bakkalları ve buna mümasil küçük tacir ve esnaf tarafından işlenirse ceza yalnız on liradan yüz liraya kadar ağır para cezasından ibarettir.
1944 senesinde 4648 Sayılı Kanun ihtikar fiilleri hakkındaki cezaları vahamet dereceleriyle mütenasip şekilde ayarlıyarak vahameti mahsusayı haiz olanlar hakkında on bin liraya kadar ağır para cezasiyle on beş yıla karar hapis cezası koyduktan sonra tedrici şekilde yalnız on liradan yüz liraya kadar para cezasına inmiş olmasına mukabil ihtikar fiillerini murakabe bakımından tanzim ve muhafazasını mecburi kıldığı faturalar hakkında böyle bir ceza tasnifi yapmıyarak ihtikar fiilinin hacmi ne olursa olsun yalnız elli liradan beş yüz liraya kadar ağır para cezası koyması muhtacı ıslah bir noksan teşkil etmekte idi. 1946 senesinde yapılan tadil ile ihtikar cezalarına muvazi olarak fatura mevzuunda işlenen fiillerin mahiyetleri ve dereceleri itibariyle gösterdikleri farklar nazara alınarak ona göre birbirinden farklı cezalar vazedilmesi daha önce yapılmış olan hatanın ıslahına matuf olduğunda tereddüt edilemez. Bu tadilin 5435 Sayılı Kanunda derpiş olunan ayarlama ile alakalı olduğu hiç bir suretle ileri sürülemez. Birinci ve ikinci fıkralarda para cezalarının artırılmasıyla yetinilmiyerek evvelce mevcut olmayan hapis cezalarının da vazedilmesine mukabil üçüncü fıkradaki para cezasının mülga para cezasından daha aşağı bir hadde indirilmesi de paranın değerini kaybetmesi dolayisiyle bir ayarlama bahis mevzuu olmadığını gösterir. Ticari faaliyet ve kazançları, mahdut olan mahalle bakkaları ve buna mümasil seyyar satıcılar ve küçük tacirler arasında yapılan alım satım muamelelerinde işlenen ihtikar suçları 57 nci maddenin dördüncü bendiyle on liradan yüz liraya kadar ağır para cezasını müstelzim olduğu halde mülga bendde bu nevi basit ihtikar fiillerinin murakabesine mahsus faturalara da şamil olarak vazedilmiş bulunan elli liradan beş yüz liraya kadar ağır para cezasının Kanun Vazunın nisbetsiz bularak artırmaya değil bilakis indirmeye tabi tutması 5435 Sayılı Kanunla derpiş olunan ayarlama bahis mevzuu olmayacak şekilde esasında yanlış olarak tesis olunması yüzünden bazan fiili karşılamağa kafi gelmiyen bazan da lüzumundan fazla bir müeyyide teşkil eden bir para cezasının ıslahı maksadiyle hareket ettiğini teyit etmektedir. Yapılan tadilde paranın değerini kaybetmesi dolayisiyle bir ayarlama bahis mevzuu olsaydı Kanun Vazunın bu ayarlamayı 57 nci maddesinin bir bendine hasretmiyerek aynı maddede ihtikar ve etiket fiilleriyle faturaya taalluk eden diğer fiiller hakkındaki para cezalarına teşmil etmesi ve bununla da kalmıyarak Milli Korunma Kanununun diğer maddelerindeki para cezalarını aynı zaviyeden revizyona tabi tutması icap ederdi. Paranın kıymetinde vukua gelen tenakus aynı tarihte yürürlüğe girmiş olan para cezalarının hepsi üzerinde aynı tesiri gösterir ve onlara yürürlüğe girdikleri zamandaki teyit kuvvetlerini sağlamak için yapılacak ayarlamanın da hepsine şamil umumi bir mahiyette olması zaruridir. Bu ayarlamayı 5435 Sayılı Kanun, Milli Korunma Kanunundaki bütün para cezalarını şümulüne alarak yapmıştır. Daha Önce 4945 Sayılı Kanunla 1946 senesinde Milli Korunma Kanununun 57 nci maddesinin yalnız bir bendindeki para cezasına münhasır olarak yapılan değişikliğin bu cezaya ait hususi sebeplere dayandığı bütün vuzuhiyle meydandadır.
Milli Korunma Kanununun 57 nci maddesindeki para cezalarının 5435 Sayılı Kanuna tabi tutulmaması hakkında hiç bir hukuki mülahazaya istinat edilemez. Aksi takdirde 57 nci maddede tecziye edilen fiiller, diğer maddelerde tecziye olunan fiillere nazaran 5435 Sayılı Kanunun maksadına aykırı bir şekilde para cezası bakımından kuvvei teyidiyeden mahrum bir vaziyete sokulmuş olur. Milli Korunma Kanunundaki bütün para cezaları bir kül halinde 5435 Sayılı Kanunun şümulü içindedirler.
Ferruh Adalı (Üye)
Ceza tayin eden fıkra bir veçhile tadile uğramamış olması ve miktar bakımından tadile maruz kalmayan cezanın evvelki kanun hükmü dairesinde misil artırmasına tabi tutulacağı hükmünün dolayisiyle kabul edildiğini göstermesi ve takip, olunan gaye ve maksat itibariyle 5435 Sayılı kanunun ikinci maddesi hükmünce 4945 Sayılı Kanunun 57 nci maddesindeki para cezasının tezyide tabi olacağı kanaatındayım. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy