(818 S. K. m. 41, 55) (1086 S. K. m. 38) (YİBK 27.03.1957 T. 1957/1 E. 1957/3 K.)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir Asliye 5. Hukuk Mahkemesince, davalı Demtaş İnş.Turz.Mak.San.Tic.Ltd.Şti. hakkındaki dava atiye bırakılmış bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, davalı İZSU Genel Müdürlüğü ve davalı Admak Mak. Soğ. Demir Taah. San. Tic. Ltd. Şti. hakkındaki davanın husumet yönünden reddine, davalı Sistem Yapı A.Ş ve davalı Davut Aslan hakkındaki davanın kabulüne dair verilen 30.6.2005 gün ve 2002/666 E, 2005/262 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili ile davalılardan Davut Aslan vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 17.4.2006 gün ve 2006/1280 E. 2006/1156 K. sayılı ilamı ile;
(... 1- İddia ve savunmaya, mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre, dava niteliği ve içeriği itibariyle haksız eylemden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Saptanan dava niteliği dikkate alınarak iddia ve savunmanın kıymetlendirilmesi yönünden bilgilerine başvurulan ve hükme dayanak yapılan uzman bilirkişi raporunun niteliği, içeriği ile dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin hüküm yerinde gösterilen gerekçelere göre davacı Türk Telekomünikasyon A.Ş.'nin sair, davalı Davut Aslan'ın tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
2- Davacı Türk Telekomünikasyon A.Ş.'nin İz-su Genel Müdürlüğüne yöneltilen davanın husumet nedeni ile reddine ilişkin hükme yönelen temyiz itirazlarına gelince;
Davacı taraf ile adı geçen davalı İz-su Genel Müdürlüğü arasında akdedilen sözleşmenin 13. maddesi hükmünde adı geçen davalının kontrol ve denetim yetkisinin devam ettiği açıklanmıştır. Hal böyle olunca meydana gelecek zararlardan davalıların zincirleme sorumlu olacağı kuşkusuzdur. Hal böyle olunca, adı geçen davalı İz-Su Genel Müdürlüğüne yöneltilen davanın da esası hakkında hüküm kurulması gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek adı geçen davalı İz-Su Genel Müdürlüğüne yöneltilen davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi isabetsizdir...),
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: 1- Davalı Davut Aslan vekilinin önceki hükme yönelik temyiz itirazları Özel Dairece reddedilmek suretiyle hakkındaki karar kesinleştiğinden, direnme kararını temyiz etmekte hukuki yararı bulunmamaktadır. Bu nedenle, davalı Davut Aslan vekilinin temyiz dilekçesinin reddi gerekir.
2- Davacı Türk Telekomünikasyon A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Dava, haksız eylemden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili; davalılardan Demtaş İnş. Turz. Mak. San. Tic. Ltd. Şti.'nde çalışmakta olan davalı Davut Aslan'ın, İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin kanalizasyon borusu döşeme işleri sırasında, diğer davalı ADMAK Makine Soğutma Demir Taahhüt Sanayi Ticaret Ltd. Şti.'ne ait bulunan kepçe ile müvekkilinin tesis ve kablolarına zarar verdiğini; İzmir Büyük Kanal Projesini gerçekleştiren davalı yüklenici Sistem Yapı A.Ş.'nin taşeronu olan Demtaş İnş. Turz. Mak. San. Tic. Ltd. Şti'nin hukuki sorumluluğunun, işi yapanın ve adam çalıştıranın sorumluluğu olduğunu ileri sürerek, meydana gelen hasar nedeniyle 1.576.435.756 TL tazminatın 29.09.2001 hasar tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş; aşamalarda, davalı Demtaş İnş. Turz. Mak. San. Tic. Ltd. Şti aleyhine açtıkları davayı atiye bıraktıklarını beyan ve imza etmiştir.
Davalı İzmir Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (İZSU) vekili; zararın, yüklenici Sistem Yapı A.Ş'nin çalışmaları sırasında meydana geldiğini, müvekkili ile yüklenici arasında imzalanan sözleşmenin 17-18. ve Teknik Şartnamenin 2A-22. maddelerine göre, yüklenicinin imalat sırasında zarar verdiği yer altı tesislerini eski durumuna getirmediği takdirde zararı tazmin etmeyi üstlendiğini, bu itibarla davanın husumet ve esastan reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı Sistem Yapı İnşaat ve Ticaret A.Ş vekili; yüklenici firma olan müvekkilinin, işin bir bölümünü diğer davalı Demtaş İnşaat Turizm Mak. San. Tic. Ltd. Şti'ne taşeron olarak devrettiğini, adı geçen Şirket tarafından yapılan hafriyat sırasında davacının kablolarında hasar oluştuğundan, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini cevaben bildirmiştir.
Davalı Davut Aslan; dava konusu olayda her hangi bir ihmal ve kusuru bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini cevaben bildirmiş, diğer davalı Admak Makine Soğutma Demir Taahhüt Sanayi Ticaret Ltd. Şti.'ni temsilen duruşmaya katılan olmamıştır.
Mahkemenin, davalı İZSU'nun Arap deresi Güney Kesimi kuşaklama inşaat işini ihale ettiği Sistem Yapı A.Ş ile imzaladığı sözleşmenin 16/3. maddesinde, yüklenicinin işin ifası sırasında 3. şahıslara verdiği her türlü zarar ve ziyandan sorumlu olduğuna dair hüküm bulunduğu ve bu meyanda yükleniciye gerekli uyarıyı yapmış olması nedeniyle İZSU Genel Müdürlüğünün olayda sorumluluğunun bulunmadığı anlaşıldığından adı geçen davalıya husumet yöneltilemeyeceği; hasarın, yüklenici Sistem Yapı A.Ş.'nin hafriyat işini taşeron olarak verdiği Demtaş Ltd. Şti.'nin çalışmaları sırasında diğer davalı Davut Aslan tarafından meydana getirilmiş olması nedeniyle, Admak Makine Soğutma Demir Taahhüt Sanayi Ticaret Ltd. Şti.'nin de davada sıfatı bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle, Hakkındaki dava atiye bırakılan Demtaş İnşaat Turizm Mak. San. Tic. Ltd. Şti. yönünden karar verilmesine yer olmadığına, davalılar İZSU Genel Müdürlüğü ve Admak Makine Soğutma Demir Taahhüt Sanayi Ticaret Ltd. Şti. yönünden davanın husumet nedeniyle reddine, davalılar Sistem Yapı A.Ş ve Davut Aslan yönünden davanın kabulü ile 1.576.435.756 TL tazminatın 29.09.2001 olay tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline dair verdiği karar, Özel Dairece yukarıda yazılı gerekçeyle bozulmuş; Yerel Mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Davalı İzmir Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından, Arap Deresi Güney Kısmı Kuşaklama Kanalı İnşaatı işi davalılardan Sistem Yapı İnşaat ve Tic. A.Ş.'ne ihale edilmiş olup; sözü edilen taraflar arasında 18.05.2001 tarihinde Arap Deresi Güney Kesimi Kuşaklama Kanalı İnşaatı İhalesi Sözleşmesi imzalanmış ve davalı Şirkete 23.05.2001 tarihinde yer teslimi yapılmıştır. Anılan Sözleşmenin Yüklenicinin denetimi başlığı altında düzenlenen 13.1. maddesinde; Yüklenici, Sözleşme gereği yükümlülük ve görevlerinin gereği gibi yerine getirilmesini sağlamak amacıyla, işlerin yürütülmesi esnasında gereken bütün denetim ve kontrol hizmetlerini yerine getirecek ve bunlara işveren gerekli gördüğü sürece devam edecek ve bunun için işverenin onaylayacağı yetkili bir temsilci atayacaktır. Bu yetkili temsilci, Yüklenici adına, tüm talimatları işverenden alacaktır. İşveren bahsi geçen temsilciye verdiği onayı geri aldığı takdirde Yüklenici, mümkün olan en kısa süre içerisinde, başka bir temsilci atayacaktır hükmü öngörülmüştür.
Davacı Türk Telekomünikasyon A.Ş, Arap Deresi Güney Kısmı Kuşaklama Kanalı İnşaatı sırasında tesis ve kablolarına zarar verildiğini ileri sürerek, yukarıda anılan sözleşmenin tarafları İzmir Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü ve Yüklenici Sistem Yapı İnşaat ve Tic. A.Ş. ile, olay sırasında iş makinesini kullanan Davut Aslan ve iş makinesi sahibi Admak Makine Soğutma Demir Taahhüt Sanayi Ticaret Ltd. Şti. aleyhine, haksız eylemden kaynaklanan zararın tazmini istemiyle görülmekte olan davayı açmıştır.
Açıklanan maddi olgu, bozma ve direnme kararlarının kapsamları itibariyle uyuşmazlık; davacının tesis ve kablolarına verilen zararın tazmininden, davalı İzmir Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün, yüklenici ve hasara neden olan kişi ile birlikte zincirleme sorumluluğunun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Bilindiği üzere, kişilerin sözleşme dışı sorumluluğunda kural olarak kusur sorumluluğu esastır (BK. m.41); ne var ki, yasa koyucu değişik sebeplerle kusursuz sorumluluk (objektif sorumluluk) hallerini de kabul etmiştir. Bu nedenle sözleşme dışı sorumluluktan söz edebilmek için, kişinin kusura dayanan bir sorumluluğunun veya kusuru olmasa dahi yasadan doğma bir sorumluluğunun bulunması zorunludur.
Olayımızda, zararlı sonucu oluşturan kazı çalışmasında davalı İzmir Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün sorumluluğunu gerektirecek bir kusurunun bulunduğu ne ileri sürülmüş ve ne de kanıtlanmıştır. Bu nedenle olayda kusursuz sorumluluk hallerinin bulunup bulunmadığı üzerinde durulmalıdır.
Borçlar Kanununun İstihdam edenlerin mes'uliyeti başlığı altında düzenlenen 55. maddesinde, Başkalarını istihdam eden kimse, maiyetinde istihdam ettiği kimselerin ve amelesinin hizmetlerini ifa ettikleri esnada yaptıkları zarardan mes'uldür hükmü öngörülmüştür.
Yine, 27.3.1957 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararına göre; Borçlar Kanununun 55. maddesi gereğince adam kullananın sorumlu tutulabilmesi için, kendisinin kusuru şart olmadığı gibi, kullandığı adamın dahi kusuru kanuni şartlardan değildir.
Bu noktada, Borçlar Kanununun 55. maddesinde düzenlenen adam çalıştıranın sorumluluğu için, somut olayda adam çalıştırma ilişkisi ile çalıştırılanın hizmetini yerine getirirken hukuka aykırı bir eylemle zarar vermesi unsurlarının gerçekleşmesi zorunludur.
Adam çalıştırma ilişkisinden söz edebilmek için; bir kimsenin, kendisine bağımlı durumda olan başka bir kişinin hizmetinden, kendi amaçları için yararlanması söz konusu olmalıdır. Başkasının hizmetinden yararlanma, çoğu zaman bir hizmet sözleşmesine dayanır. Vekalet ve eser gibi sözleşmelerde ise, vekil veya yüklenici iş sahibine bağımlı durumda değildir. Adam çalıştırma ilişkisi için çalıştırılanın, çalıştıranın buyruğu altında olması, onun gözetiminde işi yapması ve onun talimatıyla bağlı bulunması gerekir. Özellikle eser sözleşmelerinde, yüklenici kendi hesabına ve kendi sorumluluğu altında çalışır; iş sahibine bağımlı durumda değildir.
Ne var ki yüklenici, iş sahibinin gözetimi altında ve onun talimatına uyarak çalışıyorsa, bu durumda Borçlar Kanununun 55. maddesi anlamında çalıştırılan niteliğini taşıdığı her türlü duraksamadan uzaktır.
Davaya konu olayda İzmir Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü, Arap Deresi Güney Kısmı Kuşaklama Kanalı İnşaatı işini ihaleye çıkarmış, bunun sonucu olarak davalı yüklenici Sistem Yapı İnşaat ve Tic. A.Ş. ile sözleşme yapılmıştır. Yüklenici, kuşaklama kanalı inşaatı işini yerine getirirken davacıya ait tesis ve kablolara zarar verilmiştir.
Dosyaya celbedilen sözleşmenin bir bütün olarak değerlendirilmesinde, zarara neden olan iş yüklenici tarafından ifa edilmekte ise de, işin davalı/işveren İzmir Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğüne ait bulunduğu ve özellikle sözleşmenin yukarıda açıklanan 13. maddesine göre, denetim ve gözetimi yerine getirecek olan temsilcinin tüm talimatları işverenden alacağına dair hüküm bulunması karşısında; davalı İzmir Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün adam çalıştıran konumunda olduğu, onun gözetimi altında ve talimatına uyarak çalışan yüklenicinin de Borçlar Kanununun 55. maddesi anlamında çalıştırılan niteliğini taşıdığı anlaşılmaktadır.
Bir başka ifadeyle; işverenin yükleniciyi denetim ve kontrol yetkisi devam ettiğinden, yüklenicinin kullandığı adamların haksız eylemi sonucu üçüncü kişilere verdikleri zarardan, yüklenici ile birlikte işveren de zincirleme sorumludur.
Sözleşmenin, direnme kararında sözü edilen 17.2 nci maddesinde, işin ifası sırasında sebep olacağı her türlü zarar ve hasardan yüklenicinin sorumlu olacağı kararlaştırılmış ise de; sözleşmenin nispiliği gereği bu şart, tarafların iç ilişkisine ait olup, zarar gören üçüncü kişi/davacıyı bağlamayacaktır.
O halde, davacının tesis ve kablolarına verilen zarardan, yüklenici ve hasara neden olan kişi ile birlikte davalı/işveren İzmir Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün de zincirleme sorumluluğu bulunduğu gözetilerek; adı geçen davalıya husumet düşeceği kabul edilmek suretiyle, işin esasına girilip, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
Hal böyle olunca; Yerel Mahkemece, aynı yöne işaret eden ve Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyularak, davalı İzmir Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğüne yöneltilen davanın esası hakkında hüküm kurulması gerekirken, yanılgılı gerekçeyle anılan davalı yönünden davanın pasif husumet nedeniyle reddine dair verilen önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda birinci bentte gösterilen nedenle, direnme hükmünü temyiz etmekte hukuki yararı bulunmayan davalı Davut Aslan'ın temyiz dilekçesinin REDDİNE; ikinci bentte açıklanan gerekçeyle davacı Türk Telekomünikasyon A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının anılan bentte ve Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harçlarının geri verilmesine, 30.05.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy