(2004 S. K. m. 32) (YİBK. 11.12.1957 T. 1957/17 E. 1957/29K.)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mercii kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye 14.12.1982 tarihinde gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Temerrüt faizi borçlunun teserrüde düştüğü günden itibaren hesaplanır, alacağın muaccel olması ile borçlunun temerrütü ayrı şeylerdir. Diğer bir deyimle muaccel borcun borçlusu mutlaka mütemerrit sayılamaz. BK.'nun 101. 103. 104 maddeleri birlikte gözden geçerildiği zaman, borçlunun borcun muacceliyetinden sonra temerrüde düşebileceği anlaşılmakla beraber, asıl borcun yerine getirilmesi için belirli bir gün tayin edilmiş ise ancak, bu takdirde alacaklının ihtarının gerekli bulunduğu ortaya çıkmaktadır.
11.12.1957 tarih ve 1957/17-19 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında "senette vade olup da borç vadenin veya ihbar vuku bulup da tespit edilen günün hitamında ödenmediği ve alacaklı takip zaptında vadenin veya ihbarda tayin edilen günün hitamından itibaren, takip zaptında vade ve ihbar tarihlerinden bahsetmeyip de mutlak surette faiz talep edilir ise takip tarihinden itibaren faiz hesap edilmesi lazımdır." denilmektedir.
Olayda, davacı dava tarihinden itibaren faiz istemesine rağmen mahkeme alacağın bir kısmına dair hüküm kurmuş olmakla beraber faiz isteği hakkında olumlu veya olumsuz bir karar vermemiştir. İlama dayanak ve icra takibinin konusu teşkil eden bu alacak tutarının hüküm tarihinde muaccel hale geldiği kuşkusuzdur. Artık borçluya hükmolunmuş alacak miktarını ödemesi için ayrıca bir süre verilmesine binnetice ihtara gerek kalmamaktadır. Alacaklı her an talep hakkını haizdir. Borcun yerine getirilmesi için belli bir gün kararlaştırılmasına lüzum olmadığı ortaya çıktığına göre, 11.12.1957 tarih ve 1957,17-29 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı gibi, takip talepnamesine alacaklı hüküm tarihinden temerrüt faizi isteğini kaydetmiş olması karşısında, bu isteğe uygun şekilde icra takip tarihinden değil de hüküm tarihinden itibaren faiz hesap edilmesi yasal, İçtihadı Birleştirme Kararına uygundur. O halde mercii kararı onanmalıdır.
Sonuç: Açıklanan durum karşısında borçlu vekilinin yerinde görülemeyen temyiz itirazının reddiyle usul ve kanuna uygun mercii kararının İİK. 366. ve HYUK. 438. maddeleri uyarınca (ONANMASINA), 500 lira onama harcının temyiz edenden alınmasına,peşin harcın mahsubuna bakiye kalmadığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına 1.2.1983 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy