(1086 S. K. m. 494, 495, 497, 498, 499)
Boşanma davasının ikamesinden sonra istihsal ve ibraz edilen sulh teşebbüsünün akim kaldığına mütedair sulh hakimi kararı üzerine davaya devam olunup olunmayacağı hususunda Temyiz Mahkemesi ikinci Hukuk Dairesinin 9/2/1951 tarih ve 357/1068 3/1/1958 tarih ve 6805/74 ve Hukuk Umumi Heyetinin 9/4/1952 tarih ve 2/59/48 sayılı kararlarını havi ilamları arasında içtihat ihtilaf mm mevcudiyetinden bahisle aradaki tezat ve mübayenetin giderilmesi istenmiştir.
Bugün toplanan Tevhidi içtihat Büyük Heyetince; ilamlar arasında ihtilaf bulunduğu kararlaştırıldıktan sonra işin esasının müzakeresine geçildi :
Heyetten bazıları: Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 494. maddesindeki sarahat dairesinde boşanma davası açılmadan evvel hasmı sulh hakimi huzuruna davet ettirmesinin kafi ve lazım olduğunu bu husustaki sulh hakimliği kararının dava açıldıktan sonra verilmiş olmasının davanın devamına mani teşkil etmeyeceğini mütalaaten beyan etmişlerse de; mezkur maddede zikredilen davetten maksadın boşanma davası açılmadan önce sulh hakimi tarafından karı kocayı aralarında ihtilafı mucip olan mesele hakkında şifahen isticvap ederek onları sulh etmeye çalışmak ve bu suretle boşanma davası gibi aile için ağır bir vaziyet meydana gelmeden evvel imkanın müsaadesi nispetinde boşanmayı önlemek olduğu aşikar bulunduğundan:
Mezkur 494. madde hükmünce;
Boşanma davası açmak isteyen tarafın hasmını sulh hakimi huzuruna davet ettirip bu davetin faideli olmadığına veya akim kaldığına dair hakimlik kararı davadan evvel istihsal edilmiş olmadıkça boşanma davasının mesmu olamayacağına, 21.03.1960 tarihinde üçte ikiyi geçen ekseriyetle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy