(1086 S. K. m. 516) (YİBK 13.05.1964 T. 1964/1 E. 1964/3 K.)
Dava: Arasındaki davadan dolayı Hakem Kurulu'nca verilen 28.02.2004 gün ve 2003/2 esas sayılı kararın Ankara Asliye 2. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 2004/67 D.İş sayılı müzekkere ile Dairemize gönderilmiş olmakla, kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, taraflar arasında imzalanan 25.01.2002 tarihli sözleşme uyarınca, davacının, müvekkili şirketçe verilen mali müşavirlik hizmeti karşılığında (32.698.000.000) TL asgari ücret ödemeyi taahhüt ettiğini, müvekkili şirketin üstlendiği tüm işleri bitirmesine rağmen davalının kısmi ödeme yaptığını ileri sürerek, ödenmeyen (28.618.000.000) TL ücret alacağının temerrüt tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, belirtilen işin (4.080.000.000) TL'na yapılacağının davacı şirket yetkilisi Ertan Candoğan ile sözlü olarak kararlaştırılması sonucunda 25.01.2002 tarihli sözleşmenin imzalandığını, ödemelerin de bir yıl boyunca bu meblağ üzerinden aylık taksitlerle yapıldığını, davacının ileri sürdüğü meblağ kadar alacağı olsaydı toplam 12 adet faturayı iddia ettiği meblağ üzerinden düzenleyeceğini savunarak talebin reddini istemiştir.
Hakem heyeti tarafından, toplanan kanıtlara dayanılarak, davacının sözleşme kapsamında her ay düzenli olarak KDV hariç (340.000.000) TL sonuçta yıllık toplam (4.080.000.000) TL fatura düzenlediği ve bedellerini de davalıdan tahsil ettiği, defter kayıtlarına göre de tarafların birbirlerinden borç ve alacaklarının bulunmadığı, kaldı ki yeminli mali müşavir olan davacının davalı şirket mali tablolarını inceleyerek doğru olduğunu belirtip onayladıktan sonra kayıtlarda gözükmeyen şekilde alacaklı olduğunu iddia etmesinin 3568 sayılı Kanun'a aykırı düştüğü ve ücretini alamadığı dönem için sözleşmenin 5.3. maddesindeki işi bırakma hakkını kullanmayıp eksik aldığını belirttiği ücretleri hiçbir itirazi kayıt olmadan almaya devam etmesinin, sözleşmenin ücret maddesinin gerçeği yansıtmadığını ve sonradan doldurulduğunu gösterdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasında imzalanan 25.01.2002 tarihli yeminli mali müşavirlik, denetim ve tasdik sözleşmesine dayalı alacağın tahsili istemine ilişkin olup uyuşmazlık, anılan sözleşmenin 7. maddesi uyarınca hakem kurulu tarafından karara bağlanmıştır.
Taraflar arasındaki sözleşmede önceden tahkim ücreti tayin ve tespit edilemediği gibi, taraflarca sonradan kararlaştırılmış bir hakem ücreti de bulunmamaktadır. Hakem heyetince buna rağmen hakem ücreti belirlenmiştir. Oysa 13.05.1964 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da açıklandığı üzere hakemler, ücretlerini kendileri tayin edemezler. Aksinin kabulü bir kimsenin kişisel alacağı hakkında kendi işinin hakimi olamayacağı ve hüküm veremeyeceği kuralının ihlali sonucunu doğurur. Hakemin kendi emeğinin karşılığı için hakim durumuna girerek hüküm vermesi, hakemin tarafsızlığı kuralı ile bağdaşmaz. Yine anılan içtihadı birleştirme kararına göre, hakem ücretinin mahkemece tespit ve tayini iktiza eder. Bu durum karşısında hakem heyetinin, sözü edilen içtihada aykırı olarak kendi ücretlerini tayin ve tespit etmeleri doğru olmamış ve hakem kararının bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hakem kararının BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.03.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy