(765 S. K. m. 108, 441, 443) (743 S. K. m. 23)
Kocasının evli olmayan bir kadınla zina yapmasına önceden müsaade eden karının zina fiilinden dolayı şikayetinin geçerli olup olmadığı bu muvafakat ve müsaadenin şikayet hakkının ortadan kaldırıp kaldırmayacağı hususunda Beşinci ve Dördüncü Ceza Daireleri ilamları arasında içtihat aykırılığı bulunduğu ileri sürülmüş, ilamda ve Daire Başkanlarının mütalaaları Birinci Başkan tarafından Ceza Bölümü İçtihadı Birleştirme Kuruluna tevdi edilmiş olmakla 2.5.1966 Pazartesi günü saat 14,30 da oturum açıldı. Yeter toplantı sayısının bulunduğu görüldü. Beşinci Ceza Dairesi Başkanı Naci Benli tarafından ilamlar okunarak olay açıklandı.
Bu hususta Ceza Genel Kurulunun 11.1.1949 tarihli ve 4/39-45 sayılı ilamında beliren bir içtihadı da bulunduğu haber verildi. Bu ilamın aslı getirildi, incelendi, işin Büyük Heyette görüşülmesi teklifi ileri sürüldü. Bu teklif oya konuldu, neticede işin İçtihadı Birleştirme Büyük Heyetinde görüşülmesine ve bahsi geçen Ceza Genel Kurulu ilamı dahi çoğaltılarak Büyük Heyet Üyelerine dağıtılmak üzere dosyanın Birinci Başkanlık kalemine tevdiine 02.05.1966 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
AYKIRI GÖRÜŞ
S. Ayanoğlu, N. Erdoğan, A. F. S. Selçuk:
Toplanmış bulunan Ceza Kısmı İçtihadı Birleştirme Kurulunda bakılması oyundayız.
23.5.1966 günlü oturum
Kocasının, başkasiyle evli olmayan bir kadınla karı koca gibi yaşamak suretiyle zina etmesine; önceden rıza göstermiş olan karının, zina fiilinin vukuundan sonra ve kanuni süre içerisinde şikayet etmesi halinde zina suçunun kanuni unsurlariyle teşekkül edip etmiyeceği hakkında Yargıtay Beşinci Ceza Dairesinin 19.10.1965 gün ve 965/3149 esas ve 3169 sayılı ilamiyle 26.10.1965 gün ve 965/2154 esas ve 3289 karar sayılı ve 17.11.1965 gün, 965/3054 esas ve 3533 karar sayılı ilamları ve ayrıca Yargıtay Dördüncü Ceza Dairesinin 11.3.1960 gün ve 623 esas ve 2837 karar sayılı ilamiyle Ceza Genel Kurulunun 10.1.1949 gün ve 4/299-39 esas ve 45 karar sayılı ilamı arasında içtihat ihtilafları tahaddüs ettiğinden işbu mübayin içtihatların tevhidi içtihat yoluyla halli lüzumuna dair Yargıtay Beşinci Ceza Dairesi Başkanlığının 3.5.1966 gün ve 149 sayılı yazısı üzerine Birinci Başkanlıkça mezkur ilam suretlerini muhtevi dosyanın havale edilmesine binaen Tevhidi İçtihat Büyük Heyetinde keyfiyet müzakere ve ilamlar arasındaki ihtilaf ve mübayenetlerin mevcudiyeti oybirliği ile tespit olunduktan sonra işin esası görüşülüp konuşuldu:
Zina fiilinden dolayı ceza kovuşturmasının yapılması için Türk Ceza Kanununun 443 üncü maddesine göre şikayetin mevcudiyeti şarttır. Tahkikatın her safhasında şikayetten vazgeçilmesi mümkün olduğu gibi 444 üncü madde sarahatınca şikayete bağlı diğer suçlardan farklı olarak hükmün infazı sırasında da vukubulan vazgeçme cezanın çektirilmesine manidir. Bu suretle zina fiili şikayetin yapılmasıyla ve devamı müddetince suç mahiyetini taşır, şikayetin hiç yapılmaması halinde ahlaka mugayir bir fiil vasfında kalır. Bu itibarla fiilin başlamasından önce tarafların aralarında yaptıkları sözlü veya yazılı anlaşma ile geleceğe ait karşılıklı dava hakkından vazgeçme ceza hukuku bakımından bir sonuç doğuramayacağı gibi zina olayına karının önceden muvafakatını belirten davranış tarzı da şikayet hakkını ortadan kaldıramaz. Cezayı icap ettiren bir olaydan şikayet etmek hakkı şahsiyet ilgili medeni haklardandır. Medeni Kanunun 23 üncü maddesi uyarınca bir kimse medeni haklardan ve onları kullanmaktan kısmen olsun vazgeçemez. Türk Ceza Kanununda karının veya kocanın zinasına diğer eşin evvelce muvafakat etmiş olması hali şikayet hakkını önleyecek bir olay olarak kabul edilmiştir. Bundan başka zina fiilinin başlamasından evvel kadının kocasının evli olmıyan bir kadınla zinasına rıza gösterdiğine ve bu rızanın her türlü baskıdan uzak bulunduğuna yer vermek, kadının sosyal durumu ile bağdaşamaz. Bu itibarla kadının kocasının zinasına önceden muvafakat etmiş olması veya muvafakatını belli edecek şekilde davranmış bulunması Türk Ceza Kanununun 108 inci maddesinde yazılı 6 aylık süre içinde şikayet hakkını kullanmasına engel olamaz.
Sonuç: Kocasının, başkasiyle evli olmayan bir kadınla zina yapmasına önceden müsaade veya muvafakat eden bir kadının fiilin işlenmesinden sonra Türk Ceza Kanununun 108 inci maddesindeki süre içinde vuku bulan şikayetinin geçerli bulunduğuna üçte ikiyi aşan çoğunlukla 23.05.1966 gününde karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy