(1580 S. K. m. 160) (Mezarlıklar Hakkındaki Tüz. m. 2)
Avukat N. Tamburoğlu ve Avukat Platon Hristidis müştereken verdikleri 14/12/1967 günlü dilekçe ile Yargıtay Birinci Hukuk Dairesinin 18/10/1955 gün ve E./955, E./5068, Sekizinci Hukuk Dairesinin 13/7/1961 gün ve E./961-3547, K./5299 Yedinci Hukuk Dairesinin 31/12/1959 gün Ve E./11045, K./14197 ve aynı, dairenin 10/4/1962 gün ve E. 4962/2775, K./3567 sayılı ilamları arasında içtihat aykırılığı bulunduğunu ileri sürerek içtihatların birleştirilmesini istemeleri üzerine bu hususta karar ittihazı için dosya Birinci Başkanlık tarafından kurulumuza tevdi edilmekle, Yargıtay içtihadı Birleştirme Hukuk Kısmı Genel Kurulunda gereği konuşulup görüşüldü:
Önce ilamlar arasında içtihadın birleştirilmesini gerektirecek şekilde uyuşmazlık olup olmadığı hususu müzakere edildi.
Birinci Hukuk Dairesinin 18/10/1955 gün ve E./955, K./5068 sayılı ilamında: (Dosyada sureti mevcut 12/Ağustos/1281 tarihli tahriratta ve 15/Cemazilahir/1284 tarihli iradeye nazaran ihtilaf mevzuu mezarlığın cemaate vakfedilmediği ve yine cemaat lehine ve yer üzerinde bir mülkiyet hakkı tesisi de bahis mevzuu olmadığı anlaşılmıştır. O tarihte Beyoğlu'nda kain Hıristiyan mezarlığına cenaze defninde mahzur olduğu idarece kabul edilip men olunduğundan defin işlerine dair umumi hizmetin ifa edilebilmesi için muayyen din erbabına devletçe yer irae olunmuştur. Bu bakımdan cemaat lehine ihtilaflı yer üzerinde mülkiyet hakkının doğduğunun kabulü caiz olamaz. Mezarlık mahalli umuma mahsus yerlerdendir, Bu kabil yerlerin tesis ve idamesi sıhhi sebeplerle amme müessesesine tahmil edilmiştir. Hıfzıssıhha Kanunun 212 inci maddesinde bu cihet tasrih edilmiş bulunmaktadır. .Türk tabiyetinde bulunan herkesin amme hizmetinden ayni şekilde istifade etmesi zaruridir. Belediyelere tahmil edilen bu kanuni mükellefiyetin yalnız Müslüman olan tebaaya hasredilmesine de imkan yoktur. Belediyeler Müslüman olmayan Türk tabiyetinde bulunan kimseler içinde mezarlık mahallesi tesis ve bunu idame ile mükelleftirler Tahmil edilen bu mükellefiyet dolayısıyla mezarlıkların belediyenin tasarrufu altında bulunduğunun kabulü icap eder. Mezarlık mahalleri mahiyetleri amme müessesatından idaresi zaruri görüldüğü cihetle ihtilaflı sahada mezarlıktan başka kısmın tefriki ile mezarlık mahalline münhasır olmak üzere belediyenin talebinin kabulü icap eder, davacı tarafın istinat ettiği vesika cemaate ihtilaflı mahal üzerinde bir mülkiyet hakkı bahşeder mahiyette o zaman yapılmış bir tasarrufa mütedair olmadığı nazara alınmadan yazılı şekilde karar, ittihazı yolsuz olduğundan temyiz itirazlarının yalnız bu bakımdan kabulü ile yukarıda yazılı sebeplerden dolayı temyiz olunan hükmün nakzına ............) ve Sekizinci Hukuk Dairesinin 13/7/1961 gün ve E. 961/3547, K./5299 sayılı ilamında: (956/71 sayılı dosya ile Beyoğlu Rum Ortodoks Cemaatine izafeden merkez idare heyeti tarafından belediye aleyhine açılan kayıt tashisi davasında: Nizalı gayrimenkulün müsbit vesaikle cemaate vakıf edilmediği ve cemaat lehine bu yer üzerinde bir mülkiyet hakkı tesisi de mevzubahis olmadığı, mezarlığa cenaze defninde mahzur idarece kabul edilip men olunduğu devletçe başka bir yer irae olunduğu, mezarlığın belediyeye ait bulunduğu tespit olunarak davanın reddine mütedair hüküm temyizen tasdik ve tashih talebi de reddedilmek suretiyle kesinleştiğine, işbu davada davacının istihat ettiği vesaik tetkik ve münakaşa konusu yapılmış bulunmasına davacı tarafından verilen 21/6/1960 tarihli dilekçede 2762 sayılı Vakıflar Kanununun neşrinden evvel Beyoğlu'nda kain kilise, mektep, mezarlık gibi Rum müesseseleri Beyoğlu Rum cemaatine mensup olup cemaat tarafından idare edilmekte iken Vakıflar Kanunu gereğince ayrı ayrı hükmi şahsiyet haline geldiği beyan edilmesine, 1580 sayılı Belediye Kanununun 160 ve Umumi Hıfzısıhha Kanununun 212 inci. maddelerine Temyiz Mahkemesi Yedinci Hukuk dairesinin 31/12/1959 tarihli kararından hadiseye tatbik veçhi bulunmadığına, şahit dinlenmesinin tesiri olmayacağına ve kararda yazılı sair mucip sebeplere göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile hükmün tasdikine .........) ve Yedinci Hukuk Dairesinin 31/12/1959 gün ve E./11405, K./14197 sayılı ilamında: (Dava konusu 100 ada 1 parsel numaralı 20251 metrekare miktarındaki gayrimenkul kadastroca tahdit edildiği sırada Hazine tarafından mübadil şahıslardan metruk, olduğu ve muhtelit mübadele komisyonunun 26 numaralı cetveline ithal edildiği ileri sürülmüş, davacı Rum Ortodoks Kilisesi tarafından Zilhicce 278 tarihli vakıf temessük kaydına istinatla işbu parselin öteden beri davacı cemaate ait mezarlık bulunduğu iddia edilmiş ve kadastro komisyonununca malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tahdidi yapılmıştır. Davacı kilise ikame ettiği davada temessük kaydı İstavri oğlu Mihal adına müesses bulunmuş ise de bunun namı müstear olduğunu, işbu gayrimenkulün 1328 senesinde defterhaneye verileri listeye dahil edildiğini, 100 seneye yakın bir zamandan beri mezarlık olarak kullanıldığını, mühtelit mübadele komisyonunun 107 numaralı kararıyla kiliseye ait tasarruf hakkının tanındığını ileri sürmüştür. Belediye tarafından ikame edilen davada nizalı parsel mezarlık olduğundan 1580 sayılı Belediye Kanununun 160 ıncı maddesi uyarınca belediyeye geçtiği iddia edilmiş, davacı kilise tarafından vaki muarazanın men'i ve gayrimenkulün belediye adına tahdidi istenmiştir. Davalı Hazine ise kilisenin davasına karşı nizalı parselin mübadil şahıstan metruk olduğunu ileri sürmüş, belediyenin davası üzerine bunun iddiasına iştirak etmiş ve binnetice belediye adına tahdidini talep eylemiştir. Mahallinde yapılan tetkikatta nizalı parselin mazbut duvarla mahdut olarak 100 seneden beri ve halen davacı kiliseye ait mezarlık halinde kullanıldığı tespit edilmiştir. Lozan Muahedesinin 42. maddesinde Türkiye Hükümetinin ekaliyetlere, havralara, mezarlıklara vesair müessesatı diniyeye her türlü himayeyi bahşeylemeyi taahhüt ettiği yazılıdır. Davacı kilisenin temsil ettiği cemaat işbu muahedenin derpiş ettiği ekaliyetlerden bulunmaktadır. Her ne kadar ekalliyet cemaatlerinin mümessilleri işbu 42. maddede derpiş edileni bir kısım haklardan feragat etmişlerse de işbu feragat (hukuku aile) ve (ahkamı şahsiye hakkında hususi hükümler vazına mütedair salahiyetlere, münhasır kalmıştır. Belediye Kanununun 160. maddesi ile metruk ve kimsesiz mezarlıklarla vakfa ait umuma mezarlıklar belediyelere devrolunmuştur. Nizalı gayrimenkul halen davalı kilise tarafından mezarlık olarak kullanıldığına göre bahsi geçen 160. maddede derpiş edilen metruk ve kimsesiz mezarlıklardan sayılamaz. Vakfa ait umumi, mezarlıklardan da madut değildir. 4.7.1931 tarihli kararname ile tasdik edilen belediye mezarlıkları nizamnamesinin 1. maddesi uyarınca vakfa ait tapulu ve tapusuz umumi mezarlıkların belediyeye intikal ettiği belirtilmiştir. Müteakip fıkraların mütalaasından dahi tasarrufu esasen vakfa ait umumi mezarlıkların belediyeye intikal ettiği tezahür eylemektedir. Aynı nizamnamenin 2. maddesinde tapu ile tasarruf olunan mezarlıklarla şahıslara ve ailelere ait hususi mezarların belediyeye devrolunmadığı yalnız ölü gömülmesi içini ruhsat verilmesinin belediyeye ait bulunduğu kayıtlıdır. Mevcudiyeti tanınmış ve gayrimenkul tasarrufuna ehil olan davacı kilisenin idaresinde müseccel temessük kaydıyla mütesarrıf bulunduğu ve halen kullanılmakta olan mezarlığı gerek mezarlık nizamnamesi ve gerek Belediye Kanunu uyarınca belediyeye devrolunan mezarlıklardan addetmeye imkan mevcut değildir. Aksine olarak nizamnamenin 2. maddesine devirden istisna, edildiği belirtilen mezarlık cümlesine dahil bulunmaktadır. Belediyenin işbu mezarlık üzerine yalnız murakabe salahiyeti mevcuttur, ölü gömülmesi için ruhsat verilmesi belediyeye aittir. Nitekim öteden beri ölü gömülme muamelesinin o şekilde cereyan ettiği dosyaya ibraz edilen ruhsatnamelerle, tespit edilmiştir. Bu itibarla davacı belediyenin diğer davacı kiliseye ait mezarlığın belediyeye devir edilen mezarlıklardan bulunduğu noktasına matuf iddia ve temyiz itirazı yerinde değildir. Temessük senedindeki, mutasarrıf adının namımüstear olduğu 1328 senesinde kilise tarafından defterhaneye verilen liste mündericatı ve 100 seneye yakın zamandan beri nizalı parselin davacı kiliseye ait mezarlık olarak kullanılmış bulunması ile tespit edilmiştir. Muhtelit mübadele komisyonunun 107 numaralı kararı ile o yolda işleme tabi tutulmuş olan tasarruf hakları tanınmıştır..) Ve Yedinci Hukuk Dairesinin 10/4/ 1962 gün ve E. 1962/2775, K./3567 sayılı ilamında: (Dava konusu (gayrimenkul kadastroca 1217 ada 1 parsel numarasıyla 19137,50 metrekare (mezarlık ve müştemilatı) olarak davalı İstanbul Belediyesi namına tahdit edilmiştir. Davacı Kurtuluş Aya Dimitri ve Aya Lefter ve Aya Tanaş Rum Ortodoks kiliseleri vakfı mütevelli heyeti vekili tarafından süresi içinde 6/1/1957 günlü arzuhali ile kadastro mahkemesine ikame olunan davada nizalı parselin davacı kişilerin vakfı olup Rum Ortodoks şahısların defnine mahsus kadim mezarlık bulunduğu, 200 seneyi mütecaviz zamandan beri bu yolda kullanıldığı, defatiri müdevverede kayıtlı olduğu, 16/Şubat/1328 günlü kanun hükümleri uyarınca Fener Rum Patrikhanesince mülga defterhane emaretine verilen listeye ithal edildiği muhtelit mübadele komisyonunun 107 numaralı kararının şümulü dahilinde kaldığı, ileri sürülmüş, işbu parselin davacı kiliseler vakfına ait mezarlık olarak kullanılmakta iken 1180 senesindeki zelzelede ihata duvarlarının, yıkılmış olduğu sadır olan fermana binaen mahallinde tatbikat yapıldığı bu duvarların yeniden yapılması münasip görüldüğü Şevval/1196 tarihli şeriye ilamında belirtilmiş ve 343 hesap 9 eski kapı numarasıyla vergide mezarlık olarak kayıtlı bulunduğu kadastro beyannamesi içindeki belgelerle tespit edilmiştir. Davalı belediye 1580 sayılı Belediye Kanununun 160. maddesi uyarınca belediyeye devredildiğini Belediye Kanununun, 15 inci maddesinin 3 numaralı bendi ile 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanununun 212 inci maddesi mezarlık tesis ve idamesinin belediyelerce temini mecburi bir amme hizmeti olduğunu bildirmiştir. Lozan Muahedesi 42 inci madde, 3 üncü fıkrasında (Türkiye Hükümeti ekalliyetlere ait kiliselere, havralara mezarlıklara vesair müessesatı diniyeye her türlü himayeyi bahşeylemeyi taahhüt eder) denilmiştir. Davacı kiliselerin temsil ettikleri ekalliyetlerin mümessileri işbu maddede derpiş edilen bir kısım haklardan feragat etmişlerse de bu feragat aile hukuku ile ahkamı şahsiye hakkında hususi hükümler konulmasına dair salahiyetlere münhasırdır. Belediye Kanununun 160 ıncı maddesi ile metruk ve kimsesiz mezarlıklar, vakfa ait umumi mezarlıklar belediyeye devredilmiştir. Nizalı gayrimenkul halen davacı kiliseler tarafından mezarlık olarak kullanılmakta olduğuna göre sözü geçen 160 ıncı maddede derpiş edilen metruk ve kimsesiz mezarlıklardan sayılamaz. Vakfa ait umumi mezarlıklardan da değildir. 4/7/1931 günlü kararname ile tasdik edilen belediye mezarlıkları nizamnamesinin 1 inci maddesinde vakfa ait tapulu ve tapusuz umumi mezarlıkların belediyeye intikal ettiği belirtilmiştir. Müteakip maddelerin mütalaasından dahi, tasarrufu esasen Vakıflar idaresine ait umumi mezarlıkların belediyeye intikal ettiği tezahür eylemektedir. Nizalı mezarlık ayni nizamnamenin 2 inci maddesiyle belediyeye devrolunmayan ve yalnız ölü gömülmesi için ruhsat verilmesi belediyeye ait mezarlıklar meyanına dahildir. Mevcudiyeti tanınmış ve gayrimenkul tasarrufuna ehil olan davacı kiliselerin 200 seneyi mütecaviz zamandan beri etrafı duvarla çevrili mezarlığı gerek. Belediyeye Kanunu ve gerekse mezarlıklar nizamnamesi uyarınca belediyeye devrolunan mezarlıklardan, addetmeye imkan bulunmamaktadır. Aksine olarak nizamnamenin 2 inci maddesiyle devirden istisna edilen mezarlıklar cümlesindendir. Belediyenin işbu mezarlık üzerinde Ölü gömülmesi için ruhsat vermek suretiyle murakabe yetkisi mevcuttur. Bu cihetler göz önünde tutularak tarafların iddia ve savunmaları dairesinde gereken tahkikat yapılmak, sonucu dairesinde bir karar verilmek gerekirken hiç bir tahkik işlemi yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, davacı kiliselerin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulüyle; hükmün bozulmasına .........). denilmiştir.
Genel kurul üyelerinden bir kısmı gerekçeleri arasında çelişiklik bulunması itibariyle ilamlar arasında içtihat uyuşmazlığı bulunduğunu ileri sürmüşlerse de çoğunluk ilamlarda sabit sayılan olaylar bakımından benimsenen sonuçlar içtihadı birleştirme konusu yapılamayacağı görüşüne varmış ve bu sebeple gerekçeler arasında içtihat aykırılığı olup olmadığı yönü üzerinden durulmaya mahal görmemiştir.
1931 tarihli belediye Mezarlıklar Tüzüğünün 2 inci maddesinde aynen (Belediyeye devrolunmayan fakat murakabesi ve ölü gömülmesi için ruhsat verilmesi belediyeye ait olan mezarlıklar üç kısımdır: 1 Tapu ile tasarruf olunan mezarlıklar, 2 Şahıslara ve ailelere ait ait hususi vakıf mezarlıklar, 3 Cami harimlerindeki mezarlıklar......) diye yazılıdır. Cami harimlerindeki mezarlıklar konumuz dışındadır. Bu hükmün bir ve ikinci bentleri ışığı altında dair ilamlarında kabul edilen olayları ve varılan sonuçları gözden geçirmek icap eder. Bir ve Sekizinci Hukuk Daireleri ilamına konu olan davada iki belgeye dayanılmıştır. Bu iki daire aynı esastan hareket ederek dayanılan belgelerin nizalı mezarlık üzerinde cemaate mülkiyet hakkı bahşetmediği ve sözü geçen belgelere nazaran mezarlığın cemaate vakfedildiğinin kabul edilemeyeceği sonucuna varılmıştır. Yedinci Hukuk Dairesinin iki ilamında ise dava konusu mezarlıkların cemaatin mülkiyetinde olduğu ve bu itibarla yukarıda sözü edilen nizamnamenin 2 inci maddesiyle devirden istisna edilen mezarlıklar cümlesinden bulunduğu kabul edilmiştir. O halde Birinci Hukuk ve Sekizinci Hukuk Daireleri ilamlarında cemaatlerin mülkiyet hakları sabit görülmemiş bu itibarla belediye mezarlıklar nizamnamesinden açıkça söz edilmemekle beraber nizalı mezarlığın bu nizamnamenin 1 inci maddesi gereğince belediyeye devrolunan mezarlıklar cümlesinden olduğu sonucuna varılmıştır. Daireler başka başka sonuca varırken mülkiyet hakkının sabit olup olmadığı görüşünden hareket etmişlerdir. Mülkiyet hakkının sabit olup olmaması olayı ilamlar arasında maddi vakıalar bakımından benzerlik bulunduğunu kabule engel olmaktadır, içtihadın birleştirilmesi yoluna gidebilmek için benzer olaylarda birbirine uymayan kararlar verilmiş olması gerektir. Olaylarda benzerlik olmayınca içtihadın birleştirilmesi yoluna gidilemez. Yukarıda açıklandığı üzere içtihadın birleştirilmesi isteğine konu edilen olaylarda benzerlik bulunmadığından işin esasına girilmemiştir.
Sonuç: Yukarıdan beli açıklanan sebeplerden dolayı Rum Ortodoks Cemaati tarafından ölü gömülmekte olan mezarlıkların aidiyeti konusunda Yargıtay 1, 7 ve 8 inci Hukuk Dairelerinin kararları arasında içtihadın birleştirilmesini gerektiren Uyuşmazlık bulunmadığına, 16.11.1968 tarihinde ilk toplantıda üçte ikiyi aşan oyçokluğuyla karar verildi.
AYKIRI GÖRÜŞLER
C. Memişoğlu, İ. Özkan:
Lüzumu var.
Kemal Reisoğlu:
İçtihat ihtilafı yok demek. Birinci ve Sekizinci Hukuk Dairesi kararlarının dayandığı hukuki esasların doğru ve bu arada Lozan Muahedenamesi'nin 42. maddesi gereğince cemaatlere imtiyaz tanındığının kabulü sonucunu verir, muhalifim. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy