(6831 S. K. m. 31, 98)
6831 sayılı Orman Kanununun 98 inci maddesinin son cümlesinde yer alan tam tarife üzerinden iki misli bedeli tazminatın, yalnız satın alan veya bağışlamayı kabul edenden mi yoksa satan veya bağışlayanla birlikte her ikisinden mi alınması konusunda Yargıtay Üçüncü Ceza Dairesinin 14/12/1966 gün ve 19711/21106 sayılı ilamı arasında içtihat aykırılığı bulunduğu bildirilmiş ve İçtihadı birleştirme yoluyla bu aykırılığın giderilmesi istenilmiş, iş Yargıtay içtihadı Birleştirme Büyük Genel Kuruluna tevdi edilmiş olduğundan kurulca ilamlar arasında birbirini tutmazlık bulunduğuna oybirliği ile karar verildikten sonra gereği görüşüldü:
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29/4/1964 günlü ve 3/773340 sayılı ilamında; 6831 sayılı Yasa'nın 98 inci maddesinin. son cümlesinde (..., ve ayrıca alınmış olan ağaç, kereste veya tomruğun tam tarife üzerinden iki misli bedeli tazminat olarak alınır.) denilmektedir.
Buradaki (alınmış) sözü Orman İdaresinden kişisel ihtiyaç için alınmış olan ağaç anlamındadır ve alınan miktardan elden çıkarılan kısım için satan ve bunu bilerek satın alanlar misli tazminatla sorumludur. Ancak, satan, bu ağaçları çok az bir para karşılığı ihtiyacı için idareden almış olduğu fakat, buna karşılık satın alan üçüncü kişi ise daha fazla para vermiş olacağı için sorumluluk dereceleri aynı olamaz. Orman İdaresinden ihtiyacı için mal alıp da başkasına satan, daha fazla sorumludur.
Yasa koyucunun ormanları korumak ve ucuz tarife ile ancak gerçek ihtiyaç sahibi olanlara mal satmak amacı ile Orman Yasasının 31, ve 98 inci maddeleri hükümlerini koymuş bulunduğu göz önünde tutulursa, tazminatı yalnız durumu bilerek devralana değil, devredene de yüklemek yasa koyucunun amacına daha uygun düşeceği belirtilmiştir.
Yargıtay Üçüncü Ceza Dairesi'nin 14/12/1966 gün ve 19711/ 21106 sayılı ilamında ise; (sanığın zati ihtiyaç emvalini sattığı kabul edilmesine ve uygulamaya göre 6831 sayılı Kanunun 98 inci maddesinin son fıkrasına aykırı olarak tazminat ile ilzamı cihetine gidilmesi) nin kanuna aykırılığının kabulü suretiyle içtihat uyuşmazlığı doğmuştur.
3116 sayılı Orman Kanununun 104 üncü maddesinde (17, 18 ve 19 uncu madde hükümlerine göre zati ihtiyaçları için kendilerine verilen kerestelik ağaç veya mahrukatı başkasına satanlar, satılan şeyin miktarı nazarı itibaren alınarak 100 liraya kadar hafif para cezası ile cezalandırılır) hükmü konulmuş ve sözü geçen kanundan sonra yayımlanan 5653 sayılı Orman Yasasının 104 üncü maddesinde de (17, 18 ve 19 üncü maddeler hükümlerine göre köylülerin zati ihtiyaçları ile köy müşterek: ihtiyaçları için verilen kerestelik ağaç ve mahrukatı bu işte kullanmayanlar veya başkasına satanlar 50 liradan 200 liraya kadar hafif para cezası ile) cezalandırılacakları gösterilmiştir.
Yukarıda söz konusu edilen, iki kanunun 104 üncü maddelerindeki farklı hükümlerin :
A - Zati ihtiyaç emvalinin, köy müşterek ihtiyacı için de verilen emvali bu hususta kullanmamak,
B - Bu gibi emvali satanlara verilecek olan hafif para cezalarının aşağı ve yukarı sınırlarındaki yükseltilmeden ibarettir.
Nihayet halen yürürlükte bulunan 6831 sayılı Orman Kanununun 98 inci maddesinde (31, 32, 33 üncü maddeler hükümlerine göre, köylülerin zati ihtiyaçları ile köy müşterek ihtiyaçları, için verilen kereste, kerestelik ağacı veya tomruğu bu işte kullanmayıp da başkasına satanlar veya hibe edenler, veya bunları Orman İdaresinden izin almadan başka yerlere imal edilmek üzere götürenler 1 aya kadar hapis, 50 liraya kadar ağır para cezasıyla ve bunları bilerek alanlar 1 aydan 6 aya kadar hapis; ve 50 liradan 100 liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılırlar ve ayrıca alınmış olan ağaç, kereste veya tomruğun tam tarife üzerinden iki misli bedeli tazminat olarak) alınacağı hükmü sevk ve vazedilmiştir.
6831 sayılı Orman Kanununun 98 inci maddesinde, daha önceleri kabul ve yürürlüğe konulmuş bulunan gerek 3116, gerekse 5653 sayılı kanunların 104 üncü maddelerindeki hükümlerden çok farklı, genişletici, cezaların miktar ve nevileri bakımlarından değişik, ağırlaştırıcı hükümlere yer verilmiş olduğu görülmektedir. Nitekim :
a - Devlet ormanları içinde veya orman hudutlarına 10 kilometre mesafede bulunan köylülere köyde barınmalarına mahsus yapacakları ev, ahır, samanlık ve kullanacakları ziraat aletleri için onda bir tarife bedeli mukabilinde orman idaresinin uygun göreceği en yakın devlet ormanından verilen kereste, kerestelik ağaç, tomruk ile köy camii, köy yolu ve köprü gibi köylünün müşterek ihtiyaçları için tarife bedeli dahi ödenmeksizin tahammülü elverişli olan en yakın devlet ormanlarından verilen kerestelik ağaç ve tomrukları,
b - Ormanların bulundukları ve ormanlara bitişik kazalar içindeki muhtaç köylüler ile, hududu içinde devlet ormanı bulunan ve nüfusu 2500 defi aşağı olan kasabalarda oturanlara ev, samanlık ve ahır gibi zati ihtiyaçları için kesme, taşıma, masrafları ve tarife bedeli ödenmek şartıyla verilen, emvali,
c - Hariçten gelecek ve hükümetçe iskana tabi tutulacak göçmenlerle, hükümetçe memleket içinde bir yerden diğer bir yere nakledilecek ve topluca köy kuracak veya köylerde yerleştirilecek olanlara ve sarsıntısı, yangın, heyelan ve sel gibi sebepler yüzünden felakete uğrayan köylerde bu yüzden zarar gören muhtaç, köylülere verilen kerestelik ağaç veya tomrukları, bu işlerde kullanmayıp da başkasına satanlar veya hibe edenler yahut bunları orman idaresinden izin almadan imal edilmek üzere başka yerlere götürenler cezalandırılmıştır.
Sözü geçen madde ile aynı zamanda bu nitelikteki emvala bilerek alanlara da ceza tertip etmiştir. Zati ihtiyaç için verilen emvali satanlara, satın alanlardan daha az ceza tayin edildiği madde metninden anlaşılmaktadır. Bu. suretle, bu gibi emvale sahip. olanların, bunları satmalarına teşvik edici hareketlerin önlenmesi maksadı güdülmüştür.
Kanun koyucu 6831 sayılı Orman Kanununun 31, 31 ve 33 üncü maddelerinde olduğu gibi diğer maddelerindeki hükümlere göre daima köylüyü ve hassaten köye yakın veya köy içersinde sakin bulunan fakir, ihtiyaç sahibi olan köylüleri koruyucu hükümlere yer verildiği görülmektedir.
Orman idarelerince sürüm karşılığında veya tarife bedeli hiç ödenmeksizin ihtiyaç emvali verilmektedir.
6831 sayılı Orman Kanununun (98) inci maddeye aittir ki, hükümet teklifinde 100 üncü madde olarak gösterilmiştir, Sözü geçen maddenin Büyük Millet Meclisindeki görüşülmesi sırasında, madde numarası 98 ve hükümet tasarısındaki (verilmiş olanı) madde metninden çıkararak (alınmış olan) şeklinde değiştirilmiştir.
Yürürlükte olan, 6831 sayılı Kanunun (98) inci maddesinde gösterilen 31, 32 ve 33 üncü maddelerinde (.... kerestelik ağaç, tomruk ve yakacak ödün verilir -tomruk verebilir- tomruk veya kereste verilebilir) kelimelerine yer vermiş bulunan kanun, koyucunun 98 inci maddenin son cümlesindeki (.... ayrıca alınmış olan ......) kelimelerini kullanmış, bulunduğuna göre tazminatın zati ihtiyaç emvalinin verilenden değil emvali almış olandan hüküm altına alınması gerektiği yolunda anlaşılması lüzumuna işaret edilmek maksadına matuftur. Diğer bir deyişle orman emvalinin zati ihtiyaç sahiplerine; (verilir) denilmesine mukabil 98 inci maddenin son cümlesindeki (tazminata) ilişkin kısmında (alınmış olan) kelimelerini kullanmakla tazminatın zati ihtiyaç sahibinden bilerek almış bulunan; kişilerden alınmasını öngörmüş demektir.
6831 sayılı Orman kanununun 98 inci maddesi zati ihtiyaç sahibini ihtiyacında kullanmayıp da başkasına satanlar veya hibe edenler veya bunları orman idaresinden izin almadan başka yerlere imal edilmek üzere götürenleri cezalandırmıştır. Zati ihtiyaç sahibi emvali, orman idaresinden izin almadan başka yerlere imal edilmek üzere götürmüş olmasından: cezalandırmış ise de, bu gibi eylemde bulunandan (tazminat) alınmasına kanunun, 98 inci maddesinin son cümlesi müsait değildir. Zira ortada alan ve alınmış bir emval mevcut değildir. Bu bakımdan da tazminatın bu gibi emvali bilerek alandan, hibeyi kabul edenden alınması gerekmektedir.
Orman idarelerince tarife bedeli veya bedelsiz olarak verilmiş olan kimseler ki köylüler, orman içindeki köylü vatandaşlar olup bunlar çok fakir, geçim sahası dar olanlardır; Bunları kereste, tomruk ticaretiyle iştigal eden tüccarlar, müteahhitler sözü geçen emvalin, piyasa değeri çok yüksek olmasına rağmen ihtiyaç sahibi köylüden az bir bedel mukabili satın alacak ve bu suretle elimde zati ihtiyaç emvali kalmamış bulunan köylü ihtiyacını karşılamak İçin ormandan ağaç kesecek, daha başka suç işlemiş olacaktır ki, ormanların korunması amacı da yerine gelmemiş, bulunacaktır.
Zati ihtiyaç emvalini bilerek alan hibe, olarak kabul eden hapis ve ağır para cezasıyla cezalandırılmakla beraber ele geçirilen emvalin müsaderesi cihetine gidilmemiştir. Binaenaleyh; emvali elinde bulundurandan tam tarife üzerinden iki misli bedeli tazminatın alması adalet kurallarına uygun düşmektedir. Gerçekten maddenin yazılış tarzından ve alıcılarla, hibeyi kabul edenlere daha şiddetli ceza tertip olunmasından ve esasen dava konusu emval bunların elinde kalacağından tazminatın bunlar tarafından ödenmesinin murat edildiği sonucuna varılmaktadır.
Kanun koyucu zati ihtiyaç sahibinden de muayyen bir tazminat alınmasını öngörmüş olsaydı, sadece zati ihtiyaç sahibini cezalandırdığı 3116 ve 5653 sayılı Orman Kanunları'nın 104 üncü maddelerinde de yer vermiş olması icap ederdi. 6831 sayılı Orman Kanununun 112, 113 ve 114 üncü maddelerinde tazminat hükümleri mevcut olmakla beraber mezkur maddelerinde yer alan tazminattan farklı bir şekilde 98 inci maddenin son cümlesindeki (tam tarife üzerinden alınması tarzındaki özel hüküm ve adı geçen kanunun özel bir kanun oluşu muvacehesinde umumi hükümleri ihtiva eden ve uygulanan özel kanunda bir sarahat bulunmadığı ahvalde kabili tatbik bulunan Borçlar Kanununun genel hükümlerine gidilmesine hukuk kuralları müsait değildir.
Kanun hükümlerini, kanun Koyucunun amacına nazaran yorumlayarak uygulamak hukukun genel kurallarındandır. Bu itibarla da kanun koyucunun güttüğü amaç ve kanunun özel bir kanun ve özel hükümleri ihtiva etmesine, kanunun ruhuna göre uygulama yapılması gerekir.
Sonuç: 6831 sayılı Orman Kanununun 98 inci maddesinin son cümlesinin uygulanmasında tazminat sorumluluğunun satana veya bağışlayana camii bulunmadığını, alanı kapsadığına içtihat aykırılığının bu suretle giderilmesine, birinci oylamada üçte iki çoğunluk sağlanamadığından ikinci görüşme ve oylamada hazır bulunanların çoğunluğu ile 28/4/1969 gününde karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy