(2613 S. K. m. 27) (743 S. K. m. 633, 645, 910) (6830 S. K. m. 17, 18, 19)
Dava: Kadastro sınırlandırılması yapılırken herhangi bir nedenle kimin malı olduğu gösterilmemiş taşınmazların sonradan kamulaştırılması üzerine yer parasına hak ediş yönünden mülkiyetin kime ait olduğunun tespiti uyuşmazlıklarının incelenmesinde asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu konusunda, Yargıtay Yedinci Hukuk Dairesinin 10/7/1967 gün ve 2529/5155 ve 4/3/1968 gün ve 7843/1466 sayılı kararları ile kadastro mahkemesinin görevli olduğu konusundaki. 27/11/1964 gün ve 7634/7111, 22/2/1965 gün ve 5/1034 sayılı kararları arasında düşünce aykırılığı bulunduğu ilgili vekilinin 11/11/1968 günlü yazısında ileri sürülmesi, gerekti belgelerle dairesi, yazısı eklenerek gönderilmesi üzerine, 1221 sayılı Yasanın 8 inci maddesi uyarınca toplanan içtihadı Birleştirme Hukuk Bölümü Genel Kurulunda, kararlar arasında düşünce aykırılığı bulunduğu 25 e karşı, 28 oyla kararlaştırıldıktan sonra işin esası incelendi ve gereği konuşulup tartışıldı:
Karar: Uyuşmazlık; 2613 sayılı Yasa uyarınca, kadastro sınırlandırılması yapılırken, herhangi bir nedenle kimin malı olduğu gösterilmiş olmayan taşınmazın sonradan kamulaştırılması sonunda, mülkiyetin ve kamulaştırma parasının kime ait olacağı konusundaki davaları çözümleme görevinin kadastro veya asliye mahkemesine ait olacağındadır. 2613 sayılı Yasanın 27 inci maddesinde, kadastro mahkemelerinin, (ilanda yazılı yerlerde taşınmaz mallara ilişkin kadastroyu ve yazımı ilgilendiren her türlü uyuşmazlıkları) çözümleyeceği esası benimsenmiştir. O halde, sorunun çözümlenmesi için her şeyden önce, (kamulaştırılan ve kamulaştırma parasının kime ait olduğu çekişme konusu olan taşınmazın malikinin belli edilmesi görevinin (kadastroyu ve yazımını ilgilendiren) bir uyuşmazlık olup olmadığı araştırılmalıdır. Gerçekten, kadastro sınırlandırması Medeni Yasanın 645 ve 910 uncu maddeleri ile Tapu Sicil Tüzüğünün 4 üncü maddesinde belirtildiği üzere, taşınmaz mallar üzerindeki hakların durumlarını, sınırlarını, plan ve toprak üzerine konulan işaretlerle belli etmek için yapılır. Kadastro planıyla toprak üzerindeki mülkiyet ve diğer hakların kime ait olacağı belirli duruma girer. Taşınmazın toprak üzerindeki sınırı belirmiş, fakat üzerindeki hak sahibi kişiler henüz belirmemiş iken, bir üçüncü kişi, kamu tüzel kişisi, yasanın kendisine tanıdığı yetkiye uygun tek taraflı bir irade açıklaması ile malı kamulaştırmıştır. Usulünce tamamlanan kamulaştırma işlemi malikin iradesi aranmaksızın mülkiyeti kamulaştıran idareye geçirir. Medeni Yasanın 633 üncü maddesi bu esası benimsemiştir. O halde, kamulaştırma işlemi, malik kim olursa olsun kural olanak ayın hakkım sona erdiren işlemlerdendir. 6830 sayılı Yasanın 17, 18 ve 19 uncu maddeleri taşınmazın mülkiyeti konuşmada üçüncü kişiler arasındaki uyuşmazlıkların kamulaştırma işlemine etkisi olmayacağını açıklamıştır. Böylece, kadastro sınırlandırmasının iki amacından biri, toprak ve plan üzerinde sınırların belli edilmesi tamamlanılmış ve ötekisi bu yer üzerindeki hak sahibi, malik, kamulaştırma işlemiyle belirmiş olmakla kadastro işlemi sona ermiş olur. Bunun dışında kalan kamulaştırma parasının kime ait olacağı sorunu, 2613 sayılı Yasanın 27 inci maddesinde öngörülen (kadastroyu ve yazımını ilgilendiren) bir sorun olma niteliğini kaydeder. Sorun, idarenin malvarlığına giren taşınmaz karşılığında ödenmesi gereken değerin, paranın kime ödeneceğine ilişkin bulunduğundan bu nitelikteki uyuşmazlıkları usul hükümleri uyarınca görevli asliye ve sulh mahkemeleri çözümlemelidir.
Sonuç: 2613 sayılı Yasa uyarınca kadastro sınırlandırılması yapılırken herhangi bir nedenle kimin malı olduğu gösterilmiş olmayan taşınmazın, sonradan kamulaştırılması ile kamulaştırma parasının kime alt olacağı konusundaki davaları çözümlemeye uyuşmazlığın ilişkin bulunduğu tutara göre asliye veya sulh hukuk mahkemelerinin görevli olduğuna, ilk toplantıda 21/5/1969 günü oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy