(765 S. K. m. 13, 16, 17)
Yargıtay Birinci Ceza Dairesinin 14.12.1965 gün, 1965/2687-2673 ve 6 ncı Ceza Dairesinin 2.11.1965 gün, 1965/6701-6656 ve yine Altıncı Ceza Dairesinin 5.3.1968 gün 1965/1328-1283 sayılı ilamların da; şartla salıverilme kararının geri alınabilmesi için deneme müddeti içerisinde hükümlünün, sadece şahsi hürriyeti bağlayıcı cezayı mucip kasti bir cürümden dolayı ikinci suçu işlemesi değil; işlediği bu cürümden dolayı aynı müddet içinde mahkum edilip, bu hükmün de kesinleşmesi gerektiğine karar verilmiştir.
Yargıtay Beşinci Ceza Dairesinin 26.2.1969 tarih ve 1969/480 686 sayılı ilamında ise, şartla salıverilme kararının geri alınabilmesi için ikinci cürmün birinci cürme ait ceza müddeti (hükümde yazılı müddet) dolmadan işlenmiş olması yeter olup, ayrıca ikinci kasıtlı cürmün cezasının da bu süre içinde verilip kesinleşmesi şartlarının aranmasına lüzum olmadığına içtihat olunmak suretiyle, Birinci ve Altıncı Ceza Dairelerinin ilamları ile Beşinci Ceza Dairesinin görüşünü kapsayan ilam arasında farklı iki içtihat meydana geldiğinden bu uyuşmazlığın içtihadı birleştirme yoluyla çözümlenmesi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.5.1969 tarih ve 1671 sayılı yazısı ile istenmesi üzerine dosya Yüksek Birinci Başkanlıkça kurulumuza gönderilmekle toplanan İçtihadı Birleştirme Ceza Bölümü Genel Kurulunca ilamlar arasında içtihat ayrılığı bulunduğuna oybirliğiyle karar verildikten sonra işin esası görüşüldü.
Türk Ceza Kanununun 17 nci maddesinde yazılı bulunan şartla salıverilme kararının geri alınabilmesi için ikinci cürmün, birinci cürüme ait ceza müddeti (hükümde yazılı müddet) dolmadan işlenmesi yeter olup, ikinci cürme ait cezanın bu süre içinde kesinleşmiş olması şart değildir. Aksi düşünülecek olursa uzun süreli olmayan hürriyeti bağlayıcı Cezalarda asıl ceza müddeti dolmadan ikinci cürme ait cezanın kesinleşmesi çok defa mümkün olamayacağından 17 nci maddenin uygulanma alanı sadece uzun süreyi kapsayan hürriyeti bağlayıcı cezaların şartla salıverilen hükümlülerine hasredilmiş olacaktır, örneğin; bir ay hapis cezasına hüküm giyen bir kişi bu cezasının üçte ikisi olan 20 günü iyi hal ile geçirdiğinde şartla salıverileceğinden geriye kalan 10 gün içinde ikinci cürmü işlediği takdirde; bu 10 gün zarfında soruşturma ve yargılamasının yapılıp bitirilmesi, ceza hükmünün verilmesi ve kesinleşmesi mümkün bulunmamaktadır. Aynı maddede şartlara riayetsizlik halinde bile meşruten tahliye kararının geri alınacağı açıklanmasına göre, kanun koyucunun deneme müddeti içinde hükmün verilmesini ve kesinleşmesini uygulamada bir unsur olarak düşünmediğini kabul etmek zorunludur; çünkü, şartlara riayetsizlikte meşruten tahliye kararının geri alınmasını öngören kanun koyucunun, deneme müddeti içinde ikinci cürüm işlendiğinde bu cürme ait cezanın yine bu müddet içerisinde verilmemiş olmasını veya verilip de kesinleşmemesini, şartla salıverilme kararını geri almamağa sebep sayacağı düşünülemez.
Bu bakımlardan Türk Ceza Kanununun 17 nci maddesinin 1 inci fıkrasında yazılı (mahkum olur) sözünün, (cürüm işler) anlamında kullanıldığını kabul etmek gerekir. Burada (mahkumiyet) terimi deneme müddetinde işlenen cürümün hukuki tevsik ve tescili manasında maddede yer almıştır. Kaldı ki hükmün kesinleşmesinin mahkumun ahlaki durumu ile hiçbir ilişkisi olmayıp 17 nci maddenin aradığı unsur; ilk cürümden dolayı hükümlünün, meşruten tahliye tarihi ile bihakkın tahliye edilmesi gereken tarih arasında şahsi hürriyeti bağlayıcı kasıtlı bir cürüm işlemiş olması keyfiyetidir.
Bir kanun maddesinin ne suretle uygulanması gerektiğini tespit edebilmek için o hükmün hangi amaçla sevk edildiğini bilmekte yarar vardır. Adı geçen 17 nci madde 765 sayılı Türk Ceza Kanununda yer aldıktan sonra 3038, 6123 ve 6988 sayılı kanunlarla değişiklikler görmüştür. 17 nci maddenin konumuzla ilgili bölümü 765. sayılı Türk Ceza Kanununda (meşruten tahliyeden sonra eğer mahkum şahsi hürriyeti tahdit eden mücazatı müstelzim bir cürüm işler veya mecbur olduğu şeraiti ifa etmezse, meşruten tahliye kararı geri alınır......);
3038 sayılı kanunla değiştirilen metinde;
(Meşruten tahliyeden sonra eğer mahkum şahsi hürriyeti bağlayan bir cezayı müstelzim bir cürüm işler veya mecbur olduğu şartları ifa etmezse meşruten tahliye kararı geri alınır....).
6123 sayılı kanunla değiştirilen metinde:
(Meşruten tahliyeden sonra eğer mahkum bir cürümden dolayı şahsi hürriyeti bağlayıcı bir cezaya mahkum olur veya mecbur olduğu şartları ifa etmezse, meşruten tahliye kararı geri alınır...);
6988 sayılı Kanunla değiştirilen son metinde;
(Mahkum, meşruten tahliye müddeti içerisinde kasdi bir cürümden dolayı şahsi hürriyeti bağlayıcı bir cezaya mahkum olur veya mecbur olduğu şartları ifa etmezse meşruten tahliye kararı geri alınır...); denilmektedir.
6123 sayılı Kanunla 17 nci maddede yapılan değişiklik hakkındaki Adalet Komisyonu raporunda:
Aynen: (Bu madde meşruten tahliyeden sonra mahkumun yeniden bir suç işleyerek işlediği cürümden dolayı şahsi hürriyeti bağlayıcı bir cezaya mahkum olduğu halde meşruten tahliye hükümlerinin ne şekil ve şeraitte geri alınacağını ve bu hususta yapılacak muameleyi göstermektedir. Bu takdirde meşruten tahliye hükmü geri alınmakla beraber mahkumun meşruten tahliye halinde geçirdiği müddet yeniden infaz edilir ve bir daha mahkum meşruten tahliye hükümlerinden istifade edemez) denilmiş bulunmaktadır.
6988 sayılı Kanunla yapılan değişiklik maddenin bugün yürürlükte olan şeklidir. Bu değişme Türk Ceza Kanununun 13, 16 ve 17 nci maddelerini kapsayan tadil teklifi sonucu meydana gelmiştir.
Yapılan 7.5.1957 tarihli kanun teklifinin (Türkiye Büyük Millet Meclisi zabıt ceridesi cilt 19) 17 nci maddeyi ilgilendiren bölümünde (17 nci maddede yapılan tadilat, meşruten tahliye kararının geri alınması halinde gerek iki, gerek üçüncü devrelerde fazla saymalardan istifadenin ortadan kalkmasından ibarettir. Bundan başka meşruten tahliye kararının geri alınabilmesi için herhangi bir cürmün değil, fakat kasdi bir cürmün işlenmesi şart koşularak taksirli cürmün ikaı halinde şartla salıverilme kararının geri alınmaması yolu tercih edilmiştir.) denilmekte ve kanun teklifinde de madde metni; (meşruten tahliyeden sonra eğer mahkum kasdi bir cürümde dolayı şahsi hürriyeti bağlayıcı bir cezaya mahkum olur veya mecbur olduğu şartları ifa etmezse meşruten tahliye kararı geri alınır....) şeklinde yazılı bulunmaktadır.
Görülüyor ki, yapılan kanun teklifinde taksirli cürümleri hariç bırakarak kasıtlı cürümlerin işlenmesi şart koşulmuş ve maddenin konumuzla ilgisi olmayan devrelere ilişkin kısmında değişiklik yapılmak istenmiştir. Deneme müddeti içinde cezanın verilmesi veya kesinleşmesi hakkında herhangi bir mütalaa ileri sürülmemiştir. Teklif edilen kanun hakkındaki Adalet Komisyonu raporunda da bu cihet yer almadığı gibi kanunun görüşülmesi sırasında da bu konuya değinilmemiştir. Teklif edilen kanun metninde, Adalet Komisyonu raporunda ve kanunun görüşülmesi sırasında hiç temas edilmemiş olan bir hususu kanun koyucunun iradesi olarak kabul etmeğe imkan olmadığı açıktır.
Yukarıda işaret olunduğu gibi burada mahkumiyet sözcüğünü; işlenen bir fiilin suç olduğu ancak mahkumiyet hükmü ile belli olabileceğinden deneme müddeti içinde işlenen suçun hukuki tevsiki manasında anlamak ve mahkumiyetin deneme müddeti içinde tahakkuku şartını aramamak gerekir.
Sonuç: Şartla salıverilen hükümlülerin meşruten tahliye tarihi ile bihakkın tahliye edilmeleri icap eden tarih arasında şahsı hürriyeti bağlayıcı cezayı müstelzim kasıtlı bir cürüm işlemeleri halinde TCK. nun 17 nci maddesi gereğince meşruten tahliye kararının geri alınması gerektiğine, ikinci cürmün, birinci cürme ait ceza müddeti (hükümde yazılı müddet) dolmadan işlenmiş olması yeter olup, cezanın verilip kesinleşmesinin bu süre içinde gerçekleşmiş olmasının şart bulunmadığına, birinci görüşme ve oylamada mevcudun üçte iki çoğunluğuyla 08.06.1970 gününde karar verildi.
AYKIRI GÖRÜŞLER
A. Ünver (1. C.D. Bşk.):
K. Akdoğan (6. C.D. Bşk):
S. Yörük (4. C.D. Bşk.):
Türk Ceza Kanununun içtihadı birleştirmeye konu olan 17 nci maddesi 3038, 6123 ve 6988 sayılı kanunlarla üç defa değiştirilmiştir.
Gerek 765 sayılı kanundaki ilk metninde ve gerek 3038 sayılı kanunla yapılan değişiklikte, şartla salıverme kararının geri alınabilmesi için ikinci cürmün, bihakkın tahliye tarihi dolmadan işlenmiş olması yeter sayılmış olduğu halde 6123 ve 6988 sayılı kanunlarla yapılmış olan değişikliklerde şartla salıverme kararının geri alınabilmesi, ikinci cürüm, bihakkın, tahliye tarihi dolmadan evvel işlenmiş olmakla beraber yine bu süre içinde mahkumiyet hükmünün verilmiş olması da şart koşulmuş ve madde buna göre madde (mahkum meşruten tahliye müddeti içerisinde kasti bir cürümden dolayı şahsi hürriyeti bağlayıcı bir cezaya mahkum olursa ...) şeklinde tedvin olunmuştur.
Ceza hukukunda (Mahkum olmak) ile (Suç işlemek) terimleri izaha lüzum görülmiyecek kadar yekdiğerinden farklı anlamlar ifade ettiğine göre kanun metnindeki (Mahkum olur) ibaresini (Suç işler) anlamına yorumlamak mümkün değildir. Maddenin bu günkü metni tatbikatta aksaklıklara sebebiyet veriyorsa bunun en uygun şeklinin, maddede gerekli değişikliğin yapılmasına tevessül etmekten ibaret olmak lazım gelir.
Arz ettiğimiz sebeplerle 1 inci ve 6 ncı Ceza Daireleri içtihatlarının hukuka ve kanuna daha uygun olduğu düşüncesindeyiz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy