(1512 S. K. m. 1, 40, 208)
3456 sayılı Noter Kanununun yürürlükte bulunduğu devrede, noterlik dairesi olarak kullanılan yerlere ait kira sözleşmeleri çeşitli şekillerde düzenlenmekte idi.
Bunlardan mecurun noterlik dairesi olarak kullanılmak üzere kiralandığı ve kiracının noter sıfatını taşıdığı zikredilmeden, yalnız şahsi, akit gösterilmek suretiyle kira sözleşmesinin düzenlendiği hallerde, kiracı akit durumunda bulunan noterin -herhangi bir şekilde- görevden ayrılmasından sonra sözleşmeden doğan hakların, özellikle mecurdan yararlanmak yetkisinin akit olan eski noter veya mirasçılarına mı, yoksa aynı yerde vazifeye devam eden halef notere mi intikal edeceği bakımından tereddütlere yol açan değişik uygulamalar yapılmış bulunmakta idi.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ile Birinci ve Altıncı Hukuk Dairelerinin uygulamalarında, kiralanan taşınmaz malda kamu hizmeti görülmekte olması nedeniyle yukarıda sözü edilen şekilde düzenlenen kira sözleşmelerinden doğan hakların yeni notere intikal edeceği esası kabul edilmiş, Sekizinci Hukuk Dairesi ise; mecurun kullanma ve tahsis tarzına rağmen- sözleşmeden doğan hakların akit (selef) noterin uhdesinde kalacağı ve ölmüş ise mirasçılarına geçeceği görüşüne yer verilmiş idi.
Uygulamalardaki aykırılık giderilmek ve bu konuda görüş birliğine varılmak üzere mesele, 3456 sayılı Kanunun yürürlükte bulunduğu dönemde, içtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun gündemine alınmış olmasına rağmen zamanın elverişsizliği ve araya giren diğer bazı sebeplerle konunun kurulda müzakeresi ancak 19.6.1972 gününde yapılabilmiştir.
19.6.1972 gününde toplanan İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunda, aralarında içtihat aykırılığı bulunduğu iddia olunan Hukuk Genel Kurulu ve özel daire kararları ile eski ve yeni kanunların konu ile ilgili hükümleri okunup enine boyuna, uzun boylu konuşulup tartışıldıktan sonra oylaşıldı, aşağıdaki neticeye varıldı:
Konunun gündeme alındığı ve müzakeresine başlandığı tarihler arasında geçen süre içinde kanun değişikliği vukua gelmiş, 3456 sayılı Noter Kanunu yerine 1512 sayılı Noterlik Kanunu tedvin edilerek 5.5.1972 gününde yürürlüğe konulmuştur.
Yeni kanun eski kanundaki boşlukları doldurmuş, konumuzu aydınlatmaya yarayan açık hükümler getirmiştir. Ezcümle; 1512 sayılı yeni Kanunun birinci maddesinde Noterliğin bir kamu hizmeti olduğu, kırkıncı maddesinde Noterlik Dairesinin Resmi daire sayıldığı, kira sözleşmesinin daire adına noter tarafından yapılması gerekli bulunduğu öngörülmüştür.
Yeni kanunun konumuza doğrudan doğruya değinen ve yoruma ihtiyaç bırakmayan açık hükümleri karşısında, hukuk hayatı sona eren 3456 sayılı kanunun yürürlükte bulunduğu döneme ilişkin uygulamalar arasındaki aykırılıkların giderilmesi için içtihadın birleştirilmesine lüzum ve mahal olmadığına, 19.06.1972 gününde oyların üçte ikisini geçen çoğunlukla karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy