(818 S. K. m. 118) (2004 S. K. m. 72) (1086 S. K. m. 45) (11. HD. 24.11.1975 T. 1975/5197 E. 1975/6702 K.) (HGK. 24.06.1992 T. 1992/1-347 E. 1992/394 K.)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davalı Saruhanlı Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited şirketi tarafından sekiz adet fatura dayanak alınarak toplam 22.021.646.765 TL. asıl alacak ve 2.347.213.235 TL. işlemiş temerrüt faizinin ödetilmesi istemiyle ve adi takip yoluyla davacı icra takip borçlusu Eke Tekstil Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi hakkında Denizli Dördüncü İcra Müdürlüğünün 2002/255 takip sayılı dosyası üzerinden başlatılmış olan icra takibi itirazsız kesinleşmiştir. Takibin kesinleşmesi sonucu, takip konusu alacağın tamamı borçlu tarafından takip alacaklısı olan davalıya değişik tarihlerde ve kısım kısım ödenmiştir.
İcra takip borçlusu davacı şirket, 22.1.2002 tarihinde, icra takip alacaklısı hakkında Denizli İkinci asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/72 esas sayısında kayıtlı davasını açarak, varlığını ileri sürdüğü (12.001.477.344) TL. alacağının ödetilmesini istemiştir.
24.1.2002 tarihinde anılan davacı tarafından, takip alacaklısı davalı şirket hakkında açılan Denizli 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/72 esas sayısında kayıtlı davada ise, sözü edilen icra takibi sonucu davalıya ödenen (2.347.213.335) TL. takip konusu işlemiş temerrüt faizinin istirdadını talep etmiştir. 9.12.2002 tarihinde de, bu defa davacı şirket, Denizli 4.icra Müdürlüğünün 2002/255 takip sayılı dosyası üzerinden takip konusu yapılan ve davalıya ödenen asıl alacağın (12.001.477.344) TL. tutarındaki kısmı için davalı takip alacaklısı şirkete borçlu olmadığının tesbiti istemiyle Denizli 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/1042 esas sayısında kayıtlı davasını açmıştır.
Davalar, HUMK. nun 45. maddesi hükmü gereğince birleştirilmiş ve Denizli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/72 esas sayısında kayıtlı davada yargılama sürdürülmüş ve bu mahkemece; birleşen ve Denizli 3. Asliye Hukuk Mahkemesine açılan 2002/72 esas sayılı davanın kabulüne ve (2.347.213.235) TL. alacağın davalıdan tahsiline; 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/72 esas sayısında açılan alacak davasının kısmen kabulüne ve (9.966.914.255) TL. alacağın davalıdan alınarak davacıya verilmesine ve ayrıca 4. Asliye Hukuk Mahkemesine açılan 2002/1042 esas sayılı davanın kısmen kabulüne ve Denizli 4. İcra Müdürlüğünün 2002/255 esas sayılı dosyası üzerinden yapılan takip konusu asıl alacağın ( 9.966.914.205) TL. tutarındaki kısmı için davacının davalıya borçlu olmadığının tesbitine karar verilmiştir.
Borçlar Yasasının 118. maddesi hükmü gereğince, iki kişi, bir miktar parayı veya nitelikleri özdeş olan başka malları, karşılıklı olarak, birbirine borçlu olup da, her iki borç istenebilir ise, o kişilerden her biri borcunu alacağı ile ödeşebilir. Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile, takas ileri sürülebilir. Buna göre, ödeşmenin (takasın) söz konusu olabilmesi için, iki kişi arasında iki veya daha çok alacağın var olması ve bu kişilerden her birinin ötekine karşı aynı zamanda hem alacaklı, hem borçlu durumda bulunması gerekir. Kural olarak, takas def'inin sonuç doğrulabilmesi için ayrı bir dava açılmasına veya karşılık bir dava ile ileri sürülmesine gerek yoktur. Takas bildirimi, alacaklıya ulaşmasıyla hukuksal sonuç doğurur.
Takas, borcu ortadan kaldıran sebeplerden olduğundan, koşulları oluştuğunda İİK. nun 72. maddesi gereğince açılacak menfi tesbit davasında da, davacı kendi alacağının, alacaklısının alacağı ile takısını isteyerek borçlu olmadığının tesbiti isteminde bulunabilir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 24.11.1975, tarih E:75/5197 ve K:75/6702) . Ancak, davacı ya da davacıların dava haklarına sahip olmaları yeterli değildir. Bundan başka, davanın açılmasında hukuki bir yararın bulunması da gerekir. Buna hukuki korunma (himaye) ihtiyacı da denir. Mahkemelerden hukuki himaye istenmesinde, korunmaya değer bir yarar olmalıdır (YHGK. nun 24.6.1992 tarih, E:1992/1-347, K:1992/394) . Hukuksal yarar, dava şartıdır ve mahkemece yargılamanın her aşamasında doğrudan gözetilir.
Somut olayda ise; davacının davalıdan (9.966.914.255) TL. tutarında istenebilir alacağının olduğu mahkemece saptanmış ve alacak davası bu miktar üzerinden kabul edilerek temerrüt faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Bu dava ile davacı hukuki himaye istemiş ve mahkemece verilen hüküm sonucunda hakkına kavuşmuştur. O halde, menfi tesbit davası ile davacının korunmaya değer hukuksal yararının bulunduğundan söz edilemez. Buna göre dava hakkı varsa da hukuksal yararı bulunmadığından ve bu sebeple de, dava şartı gerçekleşmediğinden menfi tesbit davasının mahkemece reddi gerekirken, kabulüne karar verilmesi doğru olmamış ve hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1.) bentte belirtilen nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, (2.) bentte açıklanan sebeplerle davalının temyiz itirazlarının kabulüne ve hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 05.07.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy