(6762 S. K. m. 695) (818 S. K. m. 457, 459, 461) (Yargıtay 11 HD. 1976/3852 E. 1976/3866 K. 23/9/1976)
Dava: Taraflar arasındaki "istirdat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Denizli Asliye 2. Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 9.3.1983 gün ve 1982/618-95 sayılı kararın incelenmesi davalı tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 24.6.1983 gün ve 1983/3125-3302 sayılı ilamı:
(...Keşidecisi dava dışı Kenan Şahin olan (150.000) liralık, çek hamilli davalı Ramazan Emre'ye muhatap davacı bankaca ödenmiş fakat bankadaki çek hesabında karşılığı para bulunmadığı sonradan anlaşıldığından, çek bedelini tahsil etmiş olan davalıdan geri alınması dava edilmiştir. Ancak; çek niteliği itibariyle borç ikrarının havi bir belge değil, sadece (havale)den ibaret bir ödeme şeklidir. (Y.H.G.K. 9.7.1963 T. 388/28 ve Y.11.D. 23.9.1976-3852-3866 S.K. ve diğer emsal kararlar) TTK.nun 695/5. maddesine göre karşılıksız çek mümkün olup, bunun ödenip ödenmemesi bankanın seçeneği içinde olmakla beraber, muhatap banka, müşterisi keşideci ile yapmış olduğu çek anlaşması nedeniyle onun kredisini ve itibarını düşünerek karşılıksız bir çeki dahi çek hamiline ödeyerek sonra kendi müşterisi olan keşideciye rücu edebilir. Borçlar Kanununun 457. ve 459. maddelerindeki (havale) hükümlerince de olgu bu yolda değerlendirilmelidir. Borçlar Kanunun 461. maddesinin 2. fıkrasına göre de banka havaleyi kabul ettikten sonra keşideci artık havaleden rücu edemeyeceğinden ödemeyi yapan bankayı sorumlu tutamayacağı gibi, ödenen miktar kadar bankaya karşı sorumlu olur. (Y. Tic. D. 30.12.1969 Tar. 5781-6140 Prof. Ali Sait Yüksel Bankacılık hukuku Sh. 94).
Şu hale göre davacı banka davalıya yaptığı ödeme nedeniyle kendisiyle çek sözleşmesi yapmış ve havale hükmünde olarak çek keşide etmiş olan kendi müşterisi keşideciye rücu edecek iken, ödeme yaptığı çek hamiline karşı açtığı bu davanın reddi gerekirken, mahkemece kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirir..) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi Usul ve Yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, 14.02.1986 bozmada oybirliği nedeninde oyçokluğuyla karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy