(2510 S. K. m. 23)
14.08.1940 gün ve 2/14177 sayılı kararname ile yürürlüğe konulan Arazi Tevzi Talimatnamesi ile bu talimatnamede değişiklik yapan 14.04.1941 gün ve 2/15585 sayılı kararnameye bağlı toprak tevzi talimatnamesinin 2510 sayılı İskan Kanununun uygulanmasını gerektiren İskan mevzuatından sayılıp sayılmayacağı ve bu talimatnamelere göre toprak dağıtımından doğan uyuşmazlıklarda 5613 saydı Kanunun 6. maddesi aracılığıyla 3667 sayılı Kanunun 3. maddesi ile 2510 sayılı İskan Kanununun 23. maddesine eklenen fıkra uyarınca bir yıllık hak düşürücü sürenin uygulanıp uygulanmayacağı konusunda, Hukuk Genel Kurulunun 05.05.1954 gün ve 21/20; 20.02.1971 gün 446/94 sayılı; 7. Hukuk Dairesinin 03.04.1969 gün 1570/2745, 02.05.1960 gün 1368/3559, 19.06.1969 gün 3254/4960 sayılı ve 14. Hukuk Dairesinin 25.11.1974 gün 3428/3314 sayılı, 115.1976 gün 1917/2688 sayılı kararları arasında aykırılık bulunduğu ve bu aykırılığın içtihadı birleştirme yoluyla giderilmesi Adana Barosu Avukatlarından İsmail Ak tarafından istenilmesi üzerine Kanununun 20. maddesi hükmünce konuyu inceleyen Yargıtay Başkanlık Divanı tarafından sözü geçen kararlar arasında içtihat aykırılığı bulunduğu ve bu aykırılığın içtihadı birleştirme yoluyla giderilmesi gerektiği 15.07.1977 gününde kararlaştırılmış olduğundan, 20.02.1978 gününde toplanan içtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunda raportör üyenin açıklamaları dinlendikten sonra sözü edilen kararlar arasında içtihat aykırılığı bulunduğu oybirliğiyle kabul edilerek konunun esasının görüşülmesine geçilmiştir.
Toprak ve İskan işleri Genel Müdürlüklerinin birleştirilmesi hakkındaki 5613 sayılı Kanunun 6. maddesi İskan mevzuatının uygulanmasından doğan davalara 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanununun 27. maddesinde yazılı usule göre bakılacağı ve bu gibi davalarda da 3667 sayılı Kanunun 3. maddesinin uygulanacağı hükmü getirilmiştir.
Sözü edilen 3667 sayılı Kanunun 3. maddesi ile 2510 sayılı İskan Kanununun 23. maddesine 1. fıkra eklenmiştir. Eklenen bu fıkra hükmü ile dağıtılan taşınmaz üzerinde ayni hak iddia eden kişilerin temlik tarihinden itibaren bir yıl içinde bu halklarını kullanmadıkları takdirde sadece vaz-ı yed günündeki bedeli hazineden isteyebilecekleri kabul edilmiştir.
14.08.1940 gün ve 2/14177 saydı kararname ile yürürlüğe konulur Arazi Tevzi Talimatnamesinin ve bu talimatnamede değişiklik yapan 2/15585 sayılı kararnameye bağlı Toprak Tevzi Talimatnamesinin İskan mevzuatından sayılması halinde kuşkusuz, 3667 sayılı Kanunun 3. maddesiyle 2510 sayılı İskan Kanunun 23. maddesine eklenen fıkra hükmünde yer alan bir yıllık hak düşürücü süre bu talimatnamelere göre toprak dağıtımından çıkan uyuşmazlıklarda da uygulanacaktır. O halde yerli çiftçilere toprak dağıtılmasıyla ilgili olan söz konusu talimatnamelerin İskan mevzu atından sayılıp sayılmayacağı yönünün saptanması, soruna çözüm getirecektir.
Dışardan gelen göçmenlerin, mültecilerin yurdumuza yerleştirilmelerinin bir İskan işi olduğu kuşkusuzdur. Ancak; yurt içindeki göçebelerin, naklolunanların yerleştirilmeleri de bir iç İskan işi olduğu gibi; yerli muhtaç çiftçilere yeter oranda toprak verilmesi yoluyla onların aynı zamanda köylerine bağlanmasının da bir iç İskan işi olduğunun kabulü zorunludur. Köyde yaşayan çiftçiye toprak verilmekle çiftçinin o yerde yerleşmesinin sağlanması mümkündür.
İskan, sadece bir yerleştirme ve oturtma işi değildir. Anayasanın 18/2, 37. ve 52. maddeleri, halkın gereği gibi beslenmesini, tarımsal üretimi toplum yararına uygun olarak artırılmasını tarımla uğraşanların emeğinin değerlendirilmesini sağlama amacıyla gerektiğinde tarımla uğraşanların dilediği yerde yerleşme özgürlüğünü kısıtlayıcı yasal hükümler getirilebileceğini öngörmüş; diğer bir deyimle çiftçinin köyünü ve toprağın bırakıp başka, yerlere göç etmesine engel olunabileceğini öngören hükümler getirmiştir. Aynı zamanda bu hükümlerle belirtilen amaca ulaşabilmek, için topraksız ya da yeteri kadar toprağı olmayan çiftçilere toprak dağıtılabileceği kabul edilmiştir.
Çiftçilere toprak dağıtımının da bir İskan işi olduğunu kanun koyucu 2510 sayılı İskan Kanununun 17 ve 39. maddelerinde açıklamış ve sözü edilen madde hükümleriyle çiftçilere yeteri derecede toprak verilmesini öngörmüştür. O halde İskan kavramının sadece dışardan gelen göçmenlerin, mültecilerin yerleştirilmeleri doğrultusunda dar anlamda kabulü olanaksızdır. Yukarıda açıklanan yasa hükümleri karşısında topraksız çiftçiye belirli koşullar altında toprak verilmesi işinin de İskan kavramına giren bir nitelik taşıdığını kabul etmek zorunludur.
Sorunu çözüme bağlayacak konulardan biri de (mevzuatın) anlam ve kapsamının belirtilmesidir. Mevzuat; mevzu hukukun çerçevesine giren hükümler olarak tanımlanabilir. Kanun, kararname, tüzük, yönetmelik (talimatname) ve hatta gücünü kanundan alan genel tebliğ hükümleri de mevzuattan sayılır. O halde konuyla ilgili olan 14.08.1940 gün ve 2/14177 sayılı kararname ile yürürlüğe konulan Arazi Tevzi Talimatnamesinin ve bu talimatnamede değişiklik yapan 2/15585 sayılı kararnameye bağlı Toprak Tevzi Talimatnamesinin mevzuattan sayılacağında kuşku etmemek gerekir. İskan mevzuatı denilince sözü edilen talimatnameleri de içeren tüm hükümlerin anlaşılmasında zorunluluk vardır.
Şu açıklamalar karşısında sözü edilen talimatnameler gereğince toprak dağıtımından doğan uyuşmazlıklarda, 3667 sayılı Kanunun 3. maddesi ile 2510 sayılı İskan Kanununun 23. maddesine eklenen fıkra hükmünün uygulanması gerekmektedir.
Gerek içtihadı birleştirmeye konu olan Yargıtay kararlarında yer alan ve gerekse görüşmeler sırasında ileri sürülen aksi doğrultudaki görüşlere gelince: Yerli çiftçilere toprak dağıtımının borçlandırma yoluyla yapılmış olması ya da 2490 sayılı Kanunun uygulanma yolunun bulunması, sözü edilen talimatnamelerin İskan mevzuatından sayılmasını engelleyici bir nitelik taşımamaktadır. Her şeyden önce talimatnameler kime, hangi koşullar altında toprak verileceğini düzenleyici hükümler getirmiştir ve bu talimatnameler devletin İskan politikası çerçevesinde yürürlüğe konulmuş ve ancak toprağa muhtaç olan çiftçiye toprak verilmesini amaç gütmüştür. Bu işlemin borçlandırma yoluyla ya da 2490 sayılı Kanunun uygulanması suretiyle yapılması sonuca etkin bulunmamaktadır. Çünkü, yukarıda açıklandığı üzere 2510 sayılı İskan Kanununun 17. maddesi çiftçilere yeteri derecede toprak verilmesini; 39. maddesi ise. (değişik hükmü gereğince) 716 sayılı Borçlandırma Kanunu hükümleri uygulanmak suretiyle çiftçilere toprak verileceğini öngörmüştür. Görülüyor ki, bizzat İskan Kanunu borçlandırma yoluna kabul etmiştir. O halde toprak dağıtımının borçlandırma yolu ile yapılması sonuca etkin bulunmamaktadır.
2/14177 sayılı Arazi Tevzi Talimatnamesinin 1. maddesinin son fıkrasında, borçlandırılarak sözcüğü yer aldığından ve yerli çiftçilere toprak dağıtımında 716 sayılı Borçlandırma Kanunu hükümleri uygulanması gerektiğinden 2/15585 sayılı kararname ile 1 nci maddenin son fıkrası değiştirilmiştir. Değişik bu son fıkra ile (2490 saydı Kanunun 56. maddesi gereğince 2510 Sayılı İskan Kanunundaki hadler dahilinde 716 sayılı Kanuna tevfikan borçlandırılarak ziraat erbabına tevzi olunur) hükmü getirilmiştir. Bu değişiklikte 2510 sayılı Kanunun 23. maddesinden söz edilmemiş bulunması tevzi biçiminin artık belirlenmiş olmasından ileri gelmektedir. Ve aslında da sözü edilen hükümde 2510 sayılı Kanunun 23. maddesine atıf yapılmasını gerektiren bir zorunluluk da bulunmamaktadır. O halde gerek borçlandırma ve gerekse 2490 sayılı Kanunun bir ölçüde uygulanmasının sözü edilen tevzi talimatnamelerinin İskan mevzuatından sayılmadığını kabul ettirecek bir nitelik taşımamaktadır.
Talimatnameler gereğince dağıtımı kapsayan defterler talimatnamede yazılı olduğu. üzere onandıktan sonra bir tezkereye bağlanarak Tapu Sicil Muhafızlığına gönderilir. 2/14177 sayılı Talimatnamenin 65. ve 66. maddeleri hükümlerine göre Tapu idaresinin bu durumda yapacağı, iş bu belgeler gereğince tescil işlemini yapıp düzenleyeceği tapu kayıt örneklerini yeni maliklere göndermekten ibarettir. Ayrıca defterdar ya da mal müdürünün tapu memuru önünde ferağ vermesine gerek yoktur. Tapu idaresinin talimatnameler gereğince yukarıda açıklandığı biçimde işlem yapmış olmasının, talimatnamelerin İskan mevzuatından sayılmadığına bir delil olarak kabul edilmesi olanaksızıdır. Bu nedenlerle içtihadı birleştirme konusu olan kararlar ile görüşmeler sırasında beliren karşı görüşte yer alan gerekçeler kurul çoğunluğu tarafından kabul edilmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle 14.08.1940 gün ve 2/14177 sayılı kararname ile yürürlüğe konulan Arazi Tevzi Talimatnamesi ile bu talimatnamede değişik yapan 14.04.1941 gün ve 2/15585 sayılı kararnameye bağlı Toprak Tevzi Talimatnamesinin İskan mevzuatından sayıldığına ve bu talimatnameler gereğince toprak dağıtımından doğan uyuşmazlıklarda. Toprak ve İskan işleri Genel Müdürlüklerinin birleştirilmesi hakkındaki 5613 sayılı Kanunun 6. maddesi gereğince; 3667 sayılı Kanunun 3. maddesi ile 2510 saydı İskan Kanunun 23. maddesine eklenen fıkra hükmü uyarınca bir yıllık hak düşürücü sürenin uygulanacağına, 20.02.1978 gününde Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kuruluna katılan üyelerin üçte ikiyi aşan çoğunluğunun oylarıyla karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy