(743 S. K. m. 611, 911, 932, 933) (YİBK. 26.11.1980 T. 1980/5 E. 1980/3 K.)
Taraflar arasındaki davadan dolayı Kuşadası Asliye hukuk Mahkemesince verilen 22.1.1998 tarih ve 681-11 sayılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, tarafların muris M. Ş. Tamer'in mirasçıları olduğunu, murisin ölmeden önce SS P. Konut Yapı kooperatifi üyeliğinden 30 adet arsanın maliki olduğunu ancak bunların henüz adına kayıt etmeden öldüğünü, diğer mirasçıların kendi aralarında anlaşıp kooperatife müracaat ederek hisseli olarak devir işlemini yaptırdıklarını, müvekkiline kendi aldıkları hisseden daha az hisse bıraktıklarını, verasette iştirak olarak devir işleminin yapılması gerektiğini, müvekkilinin miras hakkının zedelendiğini kararların iptali için dava açtıklarını ileri sürerek usul ve yasaya aykırı düzenlemenin iptaline, gayrimenkullerin tapu kayıtlarının iptaline ve muris adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının veraset ilamına göre hakkının tüm tapularda aynı olduğunu, müvekkillerinin bazı parselin içerisindeki hisselerini iç ilişki olarak birbirlerine devir ettiğini kooperatife bu şekilde başvuru olduğunu, kooperatifinde kabul ettiğini, henüz tapuların alınmadığını, davacının veraset ilamındaki hissesine tecavüz olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından veraset ilamına göre davacının 3/16 hissesi olduğu, tüm taşınmazlara da 3/16 olarak hissesinin yazıldığı, diğer mirasçıların kendi aralarında yaptığı devrin davacının onayına bağlı olmadığı, müşterek halinde tapuya intikalin davacının da lehine olduğunu, hak kaybı olmadığı, davacının hukuki yararı olmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Davalılar dava dışı kooperatif verdikleri 28.6.1995 tarihli ve kendi imzalarını içeren yazılarında kooperatif ortağı bulunan murislerin M. Ş. Tamer'in 28.11.1994 tarihinde ölümü ile kooperatifte bulunan murislerine ait taşınmazları mirasçılardan C. E. Tamer hariç aralarında bölüştüklerini bu nedenle taşınmazların gösterilen hisselerle mirasçılar adına müstakil olarak tapuya tescilini istemişler, yönetim kurulunda 15.12.1994 ve 26.12.1994 ve 28.6.1995 günlü kararı ile hisse taksit sözleşmesi gibi kooperatifte bulunan murise ait taşınmazların veraset belgesinde yazılı hisseleri oranında tapuya tescillerine karar verilmiş ve kooperatifin tapuya yazdığı yazı doğrultusunda mirasçılar adına müstakil tapu kayıtları oluşturulmuştur.
Davacı kooperatif başkanlığına gönderdiği 28.7.1995 tarihli dilekçe ile miras taksim sözleşmesinde imzasının bulunmadığını, kooperatif yönetim kurulunca alınan 28.6.1995 günlü kararın yasaya aykırı bulunduğunu ileri sürerek bu kararın kaldırılmasını istemiştir.
Burada çözümlenmesi gereken husus dava dışı kooperatifçe paylaştırmaya esas alınan 28.6.1995 tarihli belgenin miras taksim sözleşmesi olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Taksime konu taşınmazların tapulu oldukları hususu tartışmasızdır. MK. 611/2.maddesi uyarınca miras taksim sözleşmesi, mirasçılık sıfatına sahip olup bu niteliklerini, red mahrumiyet, ıskat gibi nedenlerden biriyle kaybetmemiş külli halef olan mirasçıların birbirleriyle yaptıkları bir sözleşmedir. MK.611/2, 26.11.1980 tarih 5/3 sayılı İçtihadı Birleştirme kararında açıklandığı gibi, yazılı taksim sözleşmesinin geçerli olabilmesi için bütün mirasçıların, taksim (paylaştırma)niyetiyle bu sözleşmeyi yapmış olmaları şarttır. Sözleşmenin geçerli olması için yazılı olması yanında mirasçıların tümünün katılması zorunludur. Bu şartlar miras taksim sözleşmesinin geçerlilik şartıdır. Diğer taraftan tarafların bir araya gelip oybirliği ile terekeye elden taksim ettikleri de iddia ve ispat edilmemiştir. Yazılı taksim sözleşmesi tapuda mülkiyetin intikali işleminin hukuki nedenini oluşturur. Taksim sözleşmesi geçerli değilse oluşturulan kaydın hukuki değeri olamaz. MK. 931-933 maddeleri göre tescilin sebebe bağlılık ilkesi benimsenmiştir. Hukuki bir sebebe dayanmayan veya dayandığı sebep muteber olmayın bir tescil MK.932 vd. maddeleri anlamında lüzum ifade etmeyen yolsuz bir tescildir. Yolsuz bir tescil ile hakları haleldar olan herkes, bunun ortadan kaldırılmasını isteyebilir. Mahkemece davacının hukuki yararının bulunmadığı görüşü bu nedenle benimsenemez.
Mahkemece bu ilkeler doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hükmün tesisi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.11.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy